Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3577 E. 2013/3187 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükümsüzlüğün tespiti↗ takipsizlik kararı↗ delil tespiti↗ gerçek zarar↗ tescilsiz tasarım↗ infaz↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2012/3577 E. , 2013/3187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....2009 tarih ve 2003/1097-2009/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri abiye bayan elbiseleri üretimi ve ticareti ile uğraştığını, müvekkili adına ... nezdinde tescilli olan ....08.2002 tarih ve 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve ... numaralı özgün tasarımların davalı tarafından taklit edilerek piyasa sürüldüğünü, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususun delil tespiti dosyasıyla mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 554 sayılı KHK çerçevesinde davalının müvekkiline ait 2202/02167 sayılı tasarımlarından ... haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ini, taklit ürünlerin ve tanıtım vasıtalarının imhasını, haksız rekabete ilişkin sonuçların ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın ....08.2002 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle tahsilini, davalının haksız rekabete konu işlemlerden elde etmiş olduğu kazancın işlem tarihlerinden itibaren ticari faiziyle müvekkiline devrini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, davalının tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2002/02167 ve 2002/00717 sayılı 18, ... ve 41 numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, müvekkilinin firmasında tespiti yapılan ürünlerin müvekkilince başka bir firmadan Polin etiketi altında satın alındığını ileri sürerek, hükümsüzlüklerinin tespitini ve iptalini talep ve dava etmiş, ancak daha sonra davasını takipsiz bırakmıştır.
Mahkemece; iddia, savunma, 2003/233 D.iş Esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacının 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve .... numaralı tasarımlarını aynen taklit ederek piyasaya sunduğu, 554 sayılı KHK'ya göre, başkasının tasarımını izinsiz taklit etmenin, hak sahibinin tasarım tescilinden ... haklarına tecavüz oluşturacağı, davalının ürünü başkasından satın almış olmasının, sorumluluğunu kaldırmayacağı, tazminat hesabına yönelik alınan bilirkişi raporunda sadece yed-i emine teslim edilen ürün sayısına göre tazminat hesabı yapıldığından davacının gerçek zararını
yansıtmadığı, bu nedenle BK'nın 42. maddesi de dikkate alınarak 1.000.00 TL maddi ve ....000.00 TL manevi tazminatın takdirinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının tescilli tasarımlarına tecavüzü ile haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesine, anılan tasarımların kullanılmasının önlenmesine, 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 18.09.2003 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ....04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağına içtihat edilmiştir. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, ayrıca gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluktur.
Somut olayda mahkemenin gerekçesinde, davacı lehine "....000.00 TL" manevi tazminatın takdir edildiği belirtilmişse de, hüküm kısmında "5.000.00 TL" manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilerek, kısa kararda yer verilmeyen tazminat miktarına gerekçeli kararda yer verilmek suretiyle iki karar arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7949 E. 2013/12781 K.
Ortak:hükümsüzlüğün tespiti · takipsizlik kararı · delil tespiti · tescilsiz tasarım · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz kararda… tescilli olan ....08.2002 tarih ve 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve ... numaralı özgün tasarımların davalı tarafından taklit edilerek piyasa sürüldüğünü, bu durumun «haksız rekabet» oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususun «delil tespiti» dosyasıyla mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 554 sayılı KHK çerçevesinde davalının müvekkiline ait 2202/02167 sayılı tasarımlarından ... haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ini, taklit ürünlerin ve tanıtım vasıtalarının imhasını, haksız rekabete ilişkin sonuçların ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın ....08.2002 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle tahsilini, davalının haksız rekabete konu işlemlerden elde etmiş olduğu kazancın işlem tarihlerinden itibaren ticari faiziyle müvekkiline devrini ve hüküm özetinin «ilanını» talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, davalının tasarımlarının yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2002/02167 ve 2002/00717 sayılı 18, ... ve 41 numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, müvekkilinin firmasında tespiti yapılan ürünlerin müvekkilince başka bir firmadan Polin etiketi altında satın alındığını ileri sürerek, «hükümsüzlüklerinin tespitini» ve iptalini talep ve dava etmiş, ancak daha sonra davasını «takipsiz» bırakmıştır.
… uşturacağı, davalının ürünü başkasından satın almış olmasının, sorumluluğunu kaldırmayacağı, tazminat hesabına yönelik alınan bilirkişi raporunda sadece yed-i emine «teslim» edilen ürün sayısına göre tazminat hesabı yapıldığından davacının «gerçek zararını» yansıtmadığı, bu nedenle BK'nın 42. maddesi de dikkate alınarak 1.000.00 TL maddi ve ....000.00 TL manevi tazminatın takdirinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «tescilli tasarımlarına» tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespiti ve önlenmesine, anılan tasarımların kullanılmasının önlenmesine, 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 18.09.2003 tarihinden itibaren en yükse …
Benzer bu kararda… de tescilli olan 19.08.2002 tarih ve 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve 25 numaralı özgün tasarımların davalı tarafından taklit edilerek piyasa sürüldüğünü, bu durumun «haksız rekabet» oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususun «delil tespiti» dosyasıyla mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 554 sayılı KHK çerçevesinde davalının müvekkiline ait 2002/02167 sayılı tasarımlarından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ini, taklit ürünlerin ve tanıtım vasıtalarının imhasını, haksız rekabete ilişkin sonuçların ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 19.08.2002 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle tahsilini, davalının haksız rekabete konu işlemlerden elde etmiş olduğu kazancın işlem tarihlerinden itibaren ticari faiziyle müvekkiline devrini ve hüküm özetinin «ilanını» talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, davalının tasarımlarının yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2002/02167 ve 2002/00717 sayılı 18, 25 ve 41 numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, müvekkilinin firmasında tespiti yapılan ürünlerin müvekkilince başka bir firmadan Polin etiketi altında satın alındığını ileri sürerek, «hükümsüzlüklerinin tespitini» ve iptalini talep ve dava etmiş, ancak daha sonra davasını «takipsiz» bırakmıştır.
Dava, «tescilli tasarım» hakkına tecavüz iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tesbit ve men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaDairemizin bozma ilamında kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş ise de, bu «maddi hata» olup, mahkemece, anılan yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davac …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5234 E. 2013/8353 K.
Ortak:infaz · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · hisse senedi · ticari faiz · garantörlük · yönetim kurulu kararı · avans faizi
Benzer bu kararda… en sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen yüksek faiz ve yatırılan paraların her an geri çekilebileceği «garantisi» üzerine, müvekkilinden ....07.1999 ile 01.01.2001 tarihleri arasında toplam 33.500.00 DM tahsil edilerek karşılığında davalı holding adına düzenlenmiş «tahsilat makbuzlarının» verildiğini ancak geri ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin zararından paranın tahsil edildiği tarihte «yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...’in sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarca «hisse senedi» devri yapılamayacağının tespitini, yasalara aykırı şekilde kurulan taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü ve ....500,00 DM (....128,27 €)= 32.982,...
TL’nin en yüksek «ticari faizi» ile birlikte müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mobella Holding A.Ş. vekili, müvekkilinin banka gibi çalışan, faiz vermek amacıyla para toplayan bir kurum olmadığını, davacı vekilince sunulan «tahsilat makbuzlarının» üçüncü kişilerce her zaman düzenlenebileceğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ortak olduğunun ispat edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin en büyük hissedarı olup bir dönem bu şirketin «yönetim kurulu» başkanlığı yaptığını, müvekkilinin davalı şirketin hak ve borçlarından şahsi olarak sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davacının davalı şirkete hissedar olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17722 E. 2014/19402 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya «haksız fiilde» bulunması nedeniyle davacının manevi tazminat isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, yapılan eylem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz ön …
30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 02/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine '' şeklinde hüküm kurulmuştur.
5 benzer karar daha
-
Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1659 E. 2013/3138 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/288 E. 2013/912 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, mahkemece 02.11.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine; davacının birleşen dosyadaki davasının reddine dair hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 74.224,24 TL «maddi tazminatın» ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13413 E. 2012/4129 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık,anlaşılır,şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde,yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıy …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mücbir sebep · davanın konusuz kalması · hukuki yarar · geçersizlik · dava sebebi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının faydalı model belgesinin, yıllık ücretlerinin ödenmemesi «sebebi» ile «geçersizlik» sürecine girdiğini, davalının «mücbir sebep» başvurusunun TPE tarafından reddedildiği, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK’nin 134. maddesi hükmü uyarınca, mücbir sebep başvurusu reddedilen belge sahibinin, belgeyi tekrar geçerli hale getiremeyeceği, davalının bu yolda bir yasal olanağının kalmadığı ve faydalı modelden doğan haklarının sona erdiği, dava açıldığı sırada askıda geçersizliği söz konusu olan belgenin, dava devam ederken yıllık ücretlerin «son» ödendiği tarihten bu yana geçersiz kaldığı, hükümsüzlük kararına konu edilebilecek bir belge bulunmadığı, «hukuki yararın» ve davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemenin gerekçesinde davanın «hukuki yarar» yokluğundan ve konusu kalmadığından reddi gerektiği belirtilmiş iken, hüküm kısmında davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmekle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiştir.
Davalı adına tescilli faydalı model belgesinin yargılama sırasında hükümsüz kaldığı anlaşıldığından «davanın konusuz kalması» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde çelişkili verilen kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10718 E. 2010/1705 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6092 E. 2012/13282 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, «maddi tazminata» ilişkin davanın kabulüne, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, mahkemece 23.02.2011 tarihli oturumda verilen kısa kararda «maddi tazminata» ilişkin olarak davanın kabulüne, 3.300,00 TL'nın davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda davanın 3.244,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3577 E. , 2013/3187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....2009 tarih ve 2003/1097-2009/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri abiye bayan elbiseleri üretimi ve ticareti ile uğraştığını, müvekkili adına ... nezdinde tescilli olan ....08.2002 tarih ve 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve ... numaralı özgün tasarımların davalı tarafından taklit edilerek piyasa sürüldüğünü, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususun delil tespiti dosyasıyla mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 554 sayılı KHK çerçevesinde davalının müvekkiline ait 2202/02167 sayılı tasarımlarından ... haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ini, taklit ürünlerin ve tanıtım vasıtalarının imhasını, haksız rekabete ilişkin sonuçların ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın ....08.2002 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle tahsilini, davalının haksız rekabete konu işlemlerden elde etmiş olduğu kazancın işlem tarihlerinden itibaren ticari faiziyle müvekkiline devrini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, davalının tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2002/02167 ve 2002/00717 sayılı 18, ... ve 41 numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, müvekkilinin firmasında tespiti yapılan ürünlerin müvekkilince başka bir firmadan Polin etiketi altında satın alındığını ileri sürerek, hükümsüzlüklerinin tespitini ve iptalini talep ve dava etmiş, ancak daha sonra davasını takipsiz bırakmıştır.
Mahkemece; iddia, savunma, 2003/233 D.iş Esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacının 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve .... numaralı tasarımlarını aynen taklit ederek piyasaya sunduğu, 554 sayılı KHK'ya göre, başkasının tasarımını izinsiz taklit etmenin, hak sahibinin tasarım tescilinden ... haklarına tecavüz oluşturacağı, davalının ürünü başkasından satın almış olmasının, sorumluluğunu kaldırmayacağı, tazminat hesabına yönelik alınan bilirkişi raporunda sadece yed-i emine teslim edilen ürün sayısına göre tazminat hesabı yapıldığından davacının gerçek zararını
yansıtmadığı, bu nedenle BK'nın 42. maddesi de dikkate alınarak 1.000.00 TL maddi ve ....000.00 TL manevi tazminatın takdirinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının tescilli tasarımlarına tecavüzü ile haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesine, anılan tasarımların kullanılmasının önlenmesine, 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 18.09.2003 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ....04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağına içtihat edilmiştir. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, ayrıca gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluktur.
Somut olayda mahkemenin gerekçesinde, davacı lehine "....000.00 TL" manevi tazminatın takdir edildiği belirtilmişse de, hüküm kısmında "5.000.00 TL" manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilerek, kısa kararda yer verilmeyen tazminat miktarına gerekçeli kararda yer verilmek suretiyle iki karar arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487464100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz