İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/5234 E. 2013/8353 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilat makbuzu↗ şahsi sorumluluk↗ hisse senedi↗ ticari faiz↗ infaz↗ garantörlük↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2012/5234 E. , 2013/8353 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30...2011 tarih ve 2008/240-2011/643 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen yüksek faiz ve yatırılan paraların her an geri çekilebileceği garantisi üzerine, müvekkilinden ....07.1999 ile 01.01.2001 tarihleri arasında toplam 33.500.00 DM tahsil edilerek karşılığında davalı holding adına düzenlenmiş tahsilat makbuzlarının verildiğini ancak geri ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin zararından paranın tahsil edildiği tarihte yönetim kurulu başkanı olan davalı ...’in sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarca hisse senedi devri yapılamayacağının tespitini, yasalara aykırı şekilde kurulan taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü ve ....500,00 DM (....128,27 €)= 32.982,... TL’nin en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mobella Holding A.Ş. vekili, müvekkilinin banka gibi çalışan, faiz vermek amacıyla para toplayan bir kurum olmadığını, davacı vekilince sunulan tahsilat makbuzlarının üçüncü kişilerce her zaman düzenlenebileceğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ortak olduğunun ispat edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin en büyük hissedarı olup bir dönem bu şirketin yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, müvekkilinin davalı şirketin hak ve borçlarından şahsi olarak sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davacının davalı şirkete hissedar olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunmalar, bilirkişi raporu ve tahsilat makbuzu asıllarına göre, davacının davalı şirkete toplam 33.500,00 DM’yi ortak olmak amacıyla yatırdığı, ancak davalı şirket kayıtlarında davacının ortaklığına rastlanmadığı, makbuzlarda imzası bulunan
şahısların davalı şirket adına hareket eden kişiler olduğu, davalılarca alınan bu para karşılığında hisse verildiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle davalı şirketin dava tarihi itibarı ile 35.529,... TL zenginleştiği, davalı ... hakkında açılmış ceza davaları ve mülga ...’nın 336. maddesi hükmü karşısında davalı şirketi iyi yönetmediği ve davacının zarara uğramasında sorumluluğunun bulunduğundan davalılardan 32.982,... TL’nin tahsilinin zorunlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 35.529,... TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
...- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ....04.1992 gün ve 1991/... Esas, 1992/... sayılı Kararı’nda da, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağına içtihat edilmiştir. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, ayrıca gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluktur.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, "32.982.... TL" alacağın kabulüne karar verildiği belirtilmişse de, hüküm kısmında "35.529.... TL" alacağın davalılardan tahsiline karar verilerek, gerekçede yer verilmeyen alacak miktarına hüküm kısmında yer verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3577 E. 2013/3187 K.
Ortak:infaz · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, «kamu düzeni» ve barışı oluşturulamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · takipsizlik kararı · delil tespiti · gerçek zarar · tescilsiz tasarım · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… tescilli olan ....08.2002 tarih ve 2002/02167 tescil sayılı, 18 ve ... numaralı özgün tasarımların davalı tarafından taklit edilerek piyasa sürüldüğünü, bu durumun «haksız rekabet» oluşturduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu hususun «delil tespiti» dosyasıyla mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 554 sayılı KHK çerçevesinde davalının müvekkiline ait 2202/02167 sayılı tasarımlarından ... haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ini, taklit ürünlerin ve tanıtım vasıtalarının imhasını, haksız rekabete ilişkin sonuçların ortadan kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın ....08.2002 tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle tahsilini, davalının haksız rekabete konu işlemlerden elde etmiş olduğu kazancın işlem tarihlerinden itibaren ticari faiziyle müvekkiline devrini ve hüküm özetinin «ilanını» talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, davalının tasarımlarının yenilik ve «ayırt edicilik» özelliklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2002/02167 ve 2002/00717 sayılı 18, ... ve 41 numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, müvekkilinin firmasında tespiti yapılan ürünlerin müvekkilince başka bir firmadan Polin etiketi altında satın alındığını ileri sürerek, «hükümsüzlüklerinin tespitini» ve iptalini talep ve dava etmiş, ancak daha sonra davasını «takipsiz» bırakmıştır.
… uşturacağı, davalının ürünü başkasından satın almış olmasının, sorumluluğunu kaldırmayacağı, tazminat hesabına yönelik alınan bilirkişi raporunda sadece yed-i emine «teslim» edilen ürün sayısına göre tazminat hesabı yapıldığından davacının «gerçek zararını» yansıtmadığı, bu nedenle BK'nın 42. maddesi de dikkate alınarak 1.000.00 TL maddi ve ....000.00 TL manevi tazminatın takdirinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının «tescilli tasarımlarına» tecavüzü ile «haksız rekabetinin» tespiti ve önlenmesine, anılan tasarımların kullanılmasının önlenmesine, 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın 18.09.2003 tarihinden itibaren en yükse …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11803 E. 2018/6510 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın 21.529,09 EURO üzerinden kısmen kabulüne, davacı şirket lehine gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tanınmasına dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce davalılar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. HD 2015/15328/2017/941
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15328 E. 2017/941 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1659 E. 2013/3138 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/5234 E. , 2013/8353 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30...2011 tarih ve 2008/240-2011/643 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen yüksek faiz ve yatırılan paraların her an geri çekilebileceği garantisi üzerine, müvekkilinden ....07.1999 ile 01.01.2001 tarihleri arasında toplam 33.500.00 DM tahsil edilerek karşılığında davalı holding adına düzenlenmiş tahsilat makbuzlarının verildiğini ancak geri ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin zararından paranın tahsil edildiği tarihte yönetim kurulu başkanı olan davalı ...’in sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarca hisse senedi devri yapılamayacağının tespitini, yasalara aykırı şekilde kurulan taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü ve ....500,00 DM (....128,27 €)= 32.982,...
TL’nin en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mobella Holding A.Ş. vekili, müvekkilinin banka gibi çalışan, faiz vermek amacıyla para toplayan bir kurum olmadığını, davacı vekilince sunulan tahsilat makbuzlarının üçüncü kişilerce her zaman düzenlenebileceğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ortak olduğunun ispat edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin en büyük hissedarı olup bir dönem bu şirketin yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, müvekkilinin davalı şirketin hak ve borçlarından şahsi olarak sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davacının davalı şirkete hissedar olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunmalar, bilirkişi raporu ve tahsilat makbuzu asıllarına göre, davacının davalı şirkete toplam 33.500,00 DM’yi ortak olmak amacıyla yatırdığı, ancak davalı şirket kayıtlarında davacının ortaklığına rastlanmadığı, makbuzlarda imzası bulunan
şahısların davalı şirket adına hareket eden kişiler olduğu, davalılarca alınan bu para karşılığında hisse verildiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle davalı şirketin dava tarihi itibarı ile 35.529,... TL zenginleştiği, davalı ... hakkında açılmış ceza davaları ve mülga ...’nın 336. maddesi hükmü karşısında davalı şirketi iyi yönetmediği ve davacının zarara uğramasında sorumluluğunun bulunduğundan davalılardan 32.982,... TL’nin tahsilinin zorunlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 35.529,... TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
...- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Bu kurallar yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta denilebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun ....04.1992 gün ve 1991/... Esas, 1992/... sayılı Kararı’nda da, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağına içtihat edilmiştir. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, ayrıca gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluktur.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, "32.982.... TL" alacağın kabulüne karar verildiği belirtilmişse de, hüküm kısmında "35.529.... TL" alacağın davalılardan tahsiline karar verilerek, gerekçede yer verilmeyen alacak miktarına hüküm kısmında yer verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/510968000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz