Istirdat davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/318 E. 2013/1645 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ kâr payı dağıtımı↗ zamanaşımı defi↗ ba formu↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ komisyon↗ vade↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ kâr payı↗ yetki↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını ibraz etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, anonim şirkete ortak olanların ancak tasfiye anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar pay defterinde hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar dağıtımı hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; ... Ağır Ceza Mahkemesi ve ...Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir.Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından ... Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alman bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya ibraz edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır. Davacının ibraz ettiği "ortaklık hisse senedi takip formu" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek, ibraz edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı definin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Istirdat davası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDavacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... 'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nun 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu kararda… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Davacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Benzer bu karardaTarım ve Sanayi A.Ş’de de ortaklar «pay defterinde» 44122 no’lu üye olarak toplam 100 hissesi bulunduğu, beher hisse tutarı 6,00 TL’den toplam 600 TL nominal değerle kayıtlı olduğu ,bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ...
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · taşıyan
Benzer bu kararda… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, ortaklık durum belgesi adını «taşıyan» altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davacının devir yoluyla ortak olduğu, davalı «defter» kayıtlarının incelenmesine göre de davacının şirket ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ....329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin dinlenmesini …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/325 E. 2013/1700 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · ba formu · hisse senedi · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDavacının «ibraz» ettiği "ortaklık «hisse senedi» takip «formu»" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını «ibraz» etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, «anonim şirkete» ortak olanların ancak «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı, ayrıca davacıların hisse senetlerinin bir kısmının nama ve bir kısmının «hamiline» yazılı hisse senetleri olduğu üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların dosyada fotokopisi sunulan ancak aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiklerini kanıtlayamadıkları, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacıların bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadıkları, dosya kapsamına göre davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunun çekişmesiz bulunduğu, davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının olmadığı, bu nedenle primli pay senedi ihracı sonucu ortak olup olmadığı, ortaklık şekli primli pay senedi ihracı sonrası ortak olunması halinde beher pay için değer olarak biçilen «primi» oluşturan kısma ilişkin alınmış genel kurul kararı olup olmadığı, genel kurul kararı var ise, bu miktarın şirketin yasal yedek akçesine eklenip eklenmediği hususunun önem kazanmadığı, çünkü davacıların hissesini satın aldığı kişi ile davacıların serbest iradeleri ile hisselerin bedellerini belirleyebilecekleri, ayrıca TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtisas mahkemesi · şirket zararı · ek prim · zamanaşımı def'i · def'i · hamil
Benzer bu karardaDosyaya mübrez bilirkişi raporundan davacıların ... ile ...'nin ortakları olduğu, davalı Şirketlerin «pay defterlerinde» ortak olarak kayıtlı oldukları, hisselerin devren «ihtisap» yolu ile elde edilen «hamiline» yazılı hisse senetlerinden olduğu, şirketlerin bilanço ve gelir gider tablolarına göre kâr «dağıtılmadığı», «şirketlerin zarar» ettiği, kâr dağıtımı konusunda karar bulunmadığı bildirilmiş, mahkemecede bu rapor benimsenerek, davacıların ...'ye ortaklarığının hamiline ve nama yazılı hisse se …
… yılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekm …
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların dosyada fotokopisi sunulan ancak aslı «ibraz» edilemeyen ortaklık durum belgesi ile doğrudan davalı şirketlere para verdiklerini kanıtlayamadıkları, ortaklık durum belgesi incelendiğinde parayı alanın kim olduğu ve davalı şirketler ile şahıslar arasında ne gibi bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacıların bunu ortaya koyacak delilleri de sunmadıkları, dosya kapsamına göre davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunun çekişmesiz bulunduğu, davalı şirketlerden doğrudan bir hisse alımının olmadığı, bu nedenle primli pay senedi ihracı sonucu ortak olup olmadığı, ortaklık şekli primli pay senedi ihracı sonrası ortak olunması halinde beher pay için değer olarak biçilen «primi» oluşturan kısma ilişkin alınmış genel kurul kararı olup olmadığı, genel kurul kararı var ise, bu miktarın şirketin yasal yedek akçesine eklenip eklenmediği hususunun önem kazanmadığı, çünkü davacıların hissesini satın aldığı kişi ile davacıların serbest iradeleri ile hisselerin bedellerini belirleyebilecekleri, ayrıca TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirketlere» ortak olanların şirketten hisselerini geri almalarını talep edemeyecekleri, ancak şirket «tasfiye» anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabileceklerinin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının «ibraz» ettiği “ortaklık «hisse senedi» takip «formu»” belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini «taahhüt» edenlerden olup olmadığı, ayrıca davacıların hisse senetlerinin bir kısmının nama ve bir kısmının «hamiline» yazılı hisse senetleri olduğu üzerinde durulmamıştır.
5 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14101 E. 2013/13213 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hisse senedi · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Benzer bu karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının kasıtlı olarak ve hukuka aykırı «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile, bedeli ödemesinin borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerinin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi ve ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğu, bu nedenle de davacının şirket ortağı sıfatı kazandığı, «hisse senedi» çıkarılma izni alınmamasının da nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · def'i · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaKarşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve davalının hukuki durumunun ve «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4959 E. 2014/10815 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · pay defteri · dolandırıcılık · vade · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… zetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek ve davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da dikkate alınmak, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir «vadede» iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda, şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık % 18, %18 ve % 20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
Ayrıca, mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bilirkişi kurulu 1997, 1998, 1999 yılları «defterlerinde» sermaye hesabında kayıtlı kurucu ortakların belli sayıda bulunduğunu bildirmişler, mahkemece dava 2008 yılında açılmasına ve ortak olmadığının tesbiti talebini içermesine rağmen dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin sermayasınde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · hile · oy yasağı · fesih · hak düşürücü süre · ortaklık ilişkisi · geçersizlik · husumet
Benzer bu kararda… ndeki tarihin 06.04.2000 olduğu, bu tarihten daha önce para yatırıldığının davacı tarafça iddia edildiği, mülga 818 sayılı BK'nın 31. maddesinde düzenlenen 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde davacının bu iddiasını ileri sürmesi gerektiği, dava tarihi dikkate alındığında yaklaşık 8 sene sonra «hile» iddiasına dayanılamayacağı, yine izinsiz halka arz faaliyetinde bulunulduğu belirtilerek sözleşmenin «geçersiz» olduğu hususuna dayanılmış ise de akdin kurulmasından asgari 8 yıl sonra «fesih» hakkının kullanılmasının «çelişkili davranış yasağına» aykırılık oluşturacağı ve MK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet kuralına aykırı sayılacağı, 6762 sayılı TTK'nın 329. maddesi uyarınca şirketin kendi hisselerini …
B.. hakkındaki davanın «husumetten», davalı şirketler hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18163 E. 2014/5007 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hisse senedi · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, tüm bu hususların yanında davacının daval …
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K...
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · tasdik kararı · hile · zamanaşımı def'i · def'i · hamil · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… nal değerli 2400 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 263.250 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, tüm bu hususların yanında davacının daval …
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 6 TL nominal değeri olan 1720 adet hissenin, yine K.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10947 E. 2014/5006 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · hisse senedi · pay defteri · dolandırıcılık · vade · anonim şirket · kâr dağıtımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar «pay defterinde» hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar «dağıtımı» hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, öte yandan davacının ortaklık tesis edili …
Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · karine · tasdik kararı · hile · zamanaşımı def'i · def'i · hamil · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… minal değerli 220 adet hissenin sahibi bulunduğu, davacı tarafça sunulan belgeden ise davacının 26.605 DM ödediğinin anlaşıldığı, bu belgeye itibar edilmesi halinde «ortaklık ilişkisinin» kurulmuş sayılabileceği, davacının alacak iddiasını bu belgeye istinaden ispatlayamayacağı, bu belgenin ancak ortaklık ilişkisinin varlığına «karine» teşkil edeceği ve paranın ortaklık dışında bir amaçla verildiği kanıtlanmadığından TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceği, davacı iddiasının «irade fesadı» olan «hile» olarak değerlendirildiğinde ise BK'nın 31. maddesindeki bir yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, öte yandan davacının ortaklık tesis edili …
A.Ş.'nin açılış «tasdiki» bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar «pay defterine» göre davacının toplam 6 TL TL nominal değeri olan 120 adet hissenin, yine K..
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6566 E. 2014/12947 K.
Ortak:istirdat davası · kâr payı dağıtımı · dolandırıcılık · kâr dağıtımı · istirdat · kâr payı · yetki · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, ... ... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr pay …
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının «pay defterine» kaydedilen «payının» yer alıp almadığı belirlenmek, «ibraz» edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının «kesin» bir şekilde saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde «payı» bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce «dağıtılmasına» karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya «ibraz» edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Benzer bu karardaBu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal «defter» ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr «payı dağıtımlarının» şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği, ancak böyle bir «yetki» belgesinin olmadığı, K..
İddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davanın, davalının organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir «istirdat davası» niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vak …
Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve «dolandırıcılık» suçlarından yargılanmışlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/318 E. , 2013/1645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/04/2011 tarih ve 2010/484-2011/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi mümeyyiz davalılar vekili ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ...'da yaşadığı dönemde istediği zaman parasını geri çekebileceği ve kâr payı vaadi ile birikimini mühürsüz, imzasız makbuz, kupon ve hisse durum belgeleri karşılığında davalı şirkete verdiğini, bir süre sonra defalarca istemesine rağmen parasını alamadığını, müvekkili ile birlikte binlerce vatandaşın iradeleri fesada uğratılarak ve kandırılarak mağdur edildiklerini, müvekkili ile davalılar arasında sözleşme ya da ortaklığa ilişkin bir anlaşma yapılmadığını ileri sürerek, 16.400 Euro değerinde 400 hisse alacağının dava tarihi itibariyle TL karşılığının davalının temerrüde düştüğü 24.02.2000 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kanuni faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacı ile davalılar arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davadaki talebe TTK'nın 329 ve 405. maddelerinin engel oluşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aslını ibraz etmediği ortaklık durum belgesi ile davalı şirketlere para verdiğini kanıtlayamadığı, davacının davalılardan ... ...'nin ortağı olduğunun çekişmesiz olduğu, ortaklığı şirketten doğrudan hisse alarak değil devren iktisap yoluyla sağladığı, davacının hisse satın aldığı kişi ile hisse bedelini serbest iradeleri ile belirleyebilecekleri, TTK'nın 329. maddesine göre şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, 405. maddesine göre ise pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, anonim şirkete ortak olanların ancak tasfiye anında hisseleri mukabilince alacaklarını alabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporundan davacının ... ...'ne ortak olduğu, ortaklar pay defterinde hissesi bulunduğu, bu hisselerin devren iktisap yoluyla elde edildiği, şirketin bilanço ve gelir-gider tablolarına göre kâr dağıtmadığı, zarar ettiği, kâr-zarar dağıtımı hakkında bir karar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu bildirilmiş, mahkemece de rapor benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; ... Ağır Ceza Mahkemesi ve ...Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine Alman Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ...
... ve ... 'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kân olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir.Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından ... Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alman bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilemediği gibi dosyaya ibraz edilen hisse senetlerinin gerçekten hissedarlık bağını kanıtlar sahih ve geçerli senetler olup olmadığı da araştırılmamıştır. Davacının ibraz ettiği "ortaklık hisse senedi takip formu" belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğindeolduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek, ibraz edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir.
Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı definin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı ve mümeyyiz davalılılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254421400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz