6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9380 E. 2013/9191 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası kâr payı dağıtımı peşin karar harcı pay sahipliği pay defteri dolandırıcılık komisyon husumet yokluğu vade kâr dağıtımı istirdat haksız fiil kâr payı yetki yönetim kurulu kararı ibraz husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 53 · SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin pay sahipleri defterine göre 620 adet hisse ile davalı şirketin hissedarı olduğu, TTK.'nın 405. maddesinin 2. fıkrasına göre, pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak koydukları para veya ayın türü şeyleri geri isteyemeyecekleri, TTK.'nın 329. maddesindeki şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi koşulunun da dava konusu olayda mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini kanıtlayan bir belge sunmadığı, davalı şirket yönünden davasını ispatlayamadığı, davalı ...'ın ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu ve davacı ile arasında akdi veya haksız fiil ilişkisinin tespit edilemediği, bu nedenle bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın subüt bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Davacının davalı şirket ve/veya şirketlere ortaklığının sahih olması halinde hiç kuşkusuz anılan yasa maddeleri uyarınca paylarının karşılığını talep etmesi mümkün değil ise de, davacı davada, şirkete ortak olmak amacıyla para vermediğini, paranın istendiği anda iadesinin vaad edildiğini ileri sürmüş olup, Dairemize intikal eden emsal dosyalardan da bilindiği üzere; ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri davacının iddiasına dayalı eylemlerinden ötürü suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine ... Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, .... ve ... İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir.Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının pay defterine kaydedilen payının gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, ibraz edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir. Tüm bu delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Çelişkili davranış yasağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4959 E. 2014/10815 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/311 E. 2013/3080 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/318 E. 2013/1645 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/306 E. 2013/1712 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6248 E. 2013/5576 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/333 E. 2013/1713 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14101 E. 2013/13213 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8061 E. 2014/1560 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/9380 E.  ,  2013/9191 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/03/2011 tarih ve 2010/1026-2011/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin her istediği an çekileceği sözüyle davalı şirkete makbuz karşılığı para yatırdığını, daha sonra makbuzların geri alınarak yerine ortaklık durum belgesi adı altında bir belge verildiğini, verdiği parasını geri istediğinde ödeme yapılmadığını ileri sürerek, yatırılan 50.080 DM karşılığı 45.100 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalı ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğunu ve bu tür davalarda yönetim kuruluna husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ....'de pay sahibi olması nedeniyle TTK.'nın 329. maddesi gereğince davalı şirketler tarafından geri alınması veya TTK. 405. maddesi uyarınca hisse bedellerinin davacı iadesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin pay sahipleri defterine göre 620 adet hisse ile davalı şirketin hissedarı olduğu, TTK.'nın 405. maddesinin 2. fıkrasına göre, pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak koydukları para veya ayın türü şeyleri geri isteyemeyecekleri, TTK.'nın 329. maddesindeki şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi koşulunun da dava konusu olayda mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete ödünç para verdiğini kanıtlayan bir belge sunmadığı, davalı şirket yönünden davasını ispatlayamadığı, davalı ...'ın ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu ve davacı ile arasında akdi veya haksız fiil ilişkisinin tespit edilemediği, bu nedenle bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ...

yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın subüt bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Davacının davalı şirket ve/veya şirketlere ortaklığının sahih olması halinde hiç kuşkusuz anılan yasa maddeleri uyarınca paylarının karşılığını talep etmesi mümkün değil ise de, davacı davada, şirkete ortak olmak amacıyla para vermediğini, paranın istendiği anda iadesinin vaad edildiğini ileri sürmüş olup, Dairemize intikal eden emsal dosyalardan da bilindiği üzere; ...

1. Ağır Ceza Mahkemesi ve ...

3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri davacının iddiasına dayalı eylemlerinden ötürü suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. Bu dosyalarda düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine ... Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu holdingce tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, holdingin aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ....

ve ... İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic.A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verildiği, ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir.Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında, davanın, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip, bu dosyalara sunulmuş deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle davacının pay defterine kaydedilen payının gerçekten de şirket sermayesinde yer alıp almadığı belirlenmek, ibraz edilen hisse senetlerinin geçerli ve sahih olup olmadığı araştırılmak suretiyle davacının iddiasının araştırılması gerekir.

Tüm bu delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462717000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.