Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14801 E. 2013/12413 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
brokerlik↗ hasar ihbarı↗ makine kırılması sigortası↗ eksper raporu↗ gecikme faizi↗ sigorta tazminatı↗ sorumluluk davası↗ sigorta teminatı↗ 3095 sayılı kanun↗ mevduat hesabı↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ mahsup↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ yargılama gideri↗ asıl alacak↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı ... ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen sigorta sözleşmesine istinaden yangın all risk ve makine kırılma sigorta poliçeleri ile teminat altına alınmış olduğu ve sigorta teminat süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından hasar meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve temerrüdünün bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, hasarın ihbarı üzerine 29.07.2009 tarihinde eksper raporu düzenlendiği, davacı... tarafından sigorta tazminatı 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı ... tarafından sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işlemlerin uzamasının davacının bilgisi dahilinde olduğu hususuna yönelik olarak ispat aracı sunulmamış olduğu gibi, sigorta sözleşmesinin 5/h maddesinde bu konuda da düzenleme yapılmış olup, buna göre, sigortacı, reasürörlerden hasar bedelini tahsil ettiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde Botaş'a ödeme yapmak zorunda olup, bu tarihin Botaş'ın hasar talep tarihinden itibaren 3 aylık süreyi geçemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre, davalı ... her halükarda Botaş'ın talep yazısından itibaren 3 ay içerisinde ödeme yapmak zorunda olup, bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı ..., 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl alacak miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca ... Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl alacak miktarının yargılama aşamasında davalı tarafça ödendiğinden bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ve asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyannca ... Bankaları’nın USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir. Oysa ki, 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde ... Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." denilmekte ve sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde uygulanacak faiz oranı düzenlenmektedir. Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin hasarlar için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan "Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmü ile Kanun'da öngörülen faiz oranından daha yüksek bir faiz oranı kararlaştırılmış olduğu hususu gözden kaçırılarak, yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14160 E. 2013/21006 K.
Ortak:hasar ihbarı · eksper raporu · sigorta tazminatı · sigorta teminatı · mevduat hesabı · sigorta sözleşmesi · ek prim · mahsup
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı ... ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı... tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı ... tarafından sigorta teminatının «broker» aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre «dağıtılmış» olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işleml …
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «sigorta poliçesinin» «hasarlar» için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan "Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmü ile Kanun'da öngörülen faiz oranından daha yüksek bir fa …
Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli «sigorta poliçesinin» 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatının» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan «sigorta sözleşmesi» hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10984 E. 2014/17424 K.
Ortak:hasar ihbarı · makine kırılması sigortası · eksper raporu · sigorta tazminatı · sigorta teminatı · sigorta sözleşmesi · ek prim · mahsup
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı ... ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı... tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı ... tarafından sigorta teminatının «broker» aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre «dağıtılmış» olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işleml …
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «sigorta poliçesinin» «hasarlar» için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan "Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmü ile Kanun'da öngörülen faiz oranından daha yüksek bir fa …
Benzer bu karardaMahkemece,bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 17.01.2008 tarihinde düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı sigorta şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeler düzenlenmiş olup, buna göre, "Hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu sürenin Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı sigorta şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği halde bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı sigorta şirketi, 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece,bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 17.01.2008 tarihinde düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı sigorta şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeler düzenlenmiş olup, buna göre, "Hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu sürenin Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı sigorta şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği halde bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı sigorta şirketi, 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» karar tarihinde yürürlükte bulunan 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde 2012 yılı tarifesine göre hesaplanan vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4667 E. 2015/13541 K.
Ortak:asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… yapmak zorunda olup, bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı ..., 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde «temerrüde» düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca ...
Mahkemece, «asıl alacak» miktarının yargılama aşamasında davalı tarafça ödendiğinden bahisle bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına» ve asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyannca ...
Benzer bu karardaMahkemece, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi
Benzer bu karardaMahkemece, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13348 E. 2012/18221 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12253 E. 2014/18689 K.
Ortak:yargılama gideri · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… yapmak zorunda olup, bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı ..., 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde «temerrüde» düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca ...
Mahkemece, «asıl alacak» miktarının yargılama aşamasında davalı tarafça ödendiğinden bahisle bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına» ve asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyannca ...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, taraflar arasındaki «sulh protokolü» ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların sulh olmalarının davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğu gerekçesiyle davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması gerekçesiyle de, donatana izafeten M..
A.. hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, gemiye verilen refakat hizmeti sebebiyle düzenlenen faturaların ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı Botaş Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilerek, M..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · borca itiraz · izafeten dava · donatan · acente · acentelik · protokol · sulh
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, taraflar arasındaki «sulh protokolü» ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların sulh olmalarının davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğu gerekçesiyle davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», «donatana» «izafeten» «acente» hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması ve usul yasasında «dahili» dava müessesesi olmaması gerekçesiyle de, donatana izafeten M..
Acenteliği A.Ş'ye karşı yapılmış, tarafların takibe itirazı üzerine icra takibi durmuş, işbu dava yalnız «borca itiraz» eden Botaş Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş'ye karşı kendisine asaleten, «donatana» «izafeten» açılmıştır.
Botaş Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş'nin «donatanın» «acentesi» olmadığını savunması üzerine davacı vekilinin talebi ile dava dilekçesi donatana «izafeten» M..
Ancak, davaya dayanak olan icra takibi, «donatana» «izafeten» kendisine asaleten Botaş Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş'ye ve ayrıca M..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14801 E. , 2013/12413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/01/2012 tarih ve 2011/125-2012/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait boru hatları ve tesislerin davalı ... tarafından düzenlenen ... Sigorta Poliçeleri ile teminat altına alındığını, müvekkili şirkete ait... " ham petrol boru hattının 373.750 km.'sinde elektriksel nedenle acil kapanma alarmı sonucunda dört vananın kapanarak basıncın artması neticesinde patlama meydana geldiğini, olayın davalı ... şirketine bildirilmesi üzerine hasar dosyası açılarak ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, hasarın müvekkili şirket tarafından onarıldığını, ekspertiz incelemesi sonucunda zarar miktarının muafiyet hariç toplam 3.909.491,03 USD olduğunun belirlendiğini, sigorta sözleşmesinin 5/c maddesi uyarınca bedelin 15 gün içerisinde ödenmesi gerektiği halde davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 3.909.491,03 USD'nin hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa verilen sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğunu, bu hususun davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, bu nedenle gecikmeler yaşandığını, davacı şirkete 14.10.2010 tarihinde ödeme yapıldığını, temerrüt bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı ... ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen sigorta sözleşmesine istinaden yangın all risk ve makine kırılma sigorta poliçeleri ile teminat altına alınmış olduğu ve sigorta teminat süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından hasar meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve temerrüdünün bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, hasarın ihbarı üzerine 29.07.2009 tarihinde eksper raporu düzenlendiği, davacı...
tarafından sigorta tazminatı 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı ... tarafından sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işlemlerin uzamasının davacının bilgisi dahilinde olduğu hususuna yönelik olarak ispat aracı sunulmamış olduğu gibi, sigorta sözleşmesinin 5/h maddesinde bu konuda da düzenleme yapılmış olup, buna göre, sigortacı, reasürörlerden hasar bedelini tahsil ettiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde Botaş'a ödeme yapmak zorunda olup, bu tarihin Botaş'ın hasar talep tarihinden itibaren 3 aylık süreyi geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Buna göre, davalı ... her halükarda Botaş'ın talep yazısından itibaren 3 ay içerisinde ödeme yapmak zorunda olup, bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı ..., 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl alacak miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca ...
Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl alacak miktarının yargılama aşamasında davalı tarafça ödendiğinden bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ve asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyannca ... Bankaları’nın USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir. Oysa ki, 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde ... Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." denilmekte ve sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde uygulanacak faiz oranı düzenlenmektedir.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin hasarlar için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan "Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmü ile Kanun'da öngörülen faiz oranından daha yüksek bir faiz oranı kararlaştırılmış olduğu hususu gözden kaçırılarak, yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı'ya iadesine, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/466713800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz