Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14160 E. 2013/21006 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar ihbarı↗ eksper raporu↗ sigorta tazminatı↗ sorumluluk davası↗ sigorta teminatı↗ 3095 sayılı kanun↗ mevduat hesabı↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ mahsup↗ ihbar↗ yargılama gideri↗ asıl alacak↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, sigorta teminat süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından hasar meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve temerrüdünün bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, hasarın ihbarı üzerine 29.07.2009 tarihinde eksper raporu düzenlendiği, davacı Botaş tarafından sigorta tazminatının 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden
itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl alacak miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10984 E. 2014/17424 K.
Ortak:hasar ihbarı · eksper raporu · sigorta tazminatı · sigorta teminatı · sigorta sözleşmesi · ek prim · mahsup · ihbar
İncelediğiniz karardaMahkemece, «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli «sigorta poliçesinin» 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatının» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan «sigorta sözleşmesi» hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı …
Benzer bu karardaMahkemece,bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 17.01.2008 tarihinde düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı sigorta şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeler düzenlenmiş olup, buna göre, "Hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu sürenin Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı sigorta şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği halde bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı sigorta şirketi, 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makine kırılması sigortası · reeskont faizi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece,bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 17.01.2008 tarihinde düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı sigorta şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeler düzenlenmiş olup, buna göre, "Hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu sürenin Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı sigorta şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği halde bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı sigorta şirketi, 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» karar tarihinde yürürlükte bulunan 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde 2012 yılı tarifesine göre hesaplanan vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14801 E. 2013/12413 K.
Ortak:hasar ihbarı · eksper raporu · sigorta tazminatı · sigorta teminatı · mevduat hesabı · sigorta sözleşmesi · ek prim · mahsup
İncelediğiniz karardaMahkemece, «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli «sigorta poliçesinin» 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatının» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan «sigorta sözleşmesi» hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı …
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı ... ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı... tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı ... tarafından sigorta teminatının «broker» aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre «dağıtılmış» olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işleml …
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen «sigorta poliçesinin» «hasarlar» için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan "Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmü ile Kanun'da öngörülen faiz oranından daha yüksek bir fa …
Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:brokerlik · makine kırılması sigortası · gecikme faizi · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı ... ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen «sigorta sözleşmesine» istinaden yangın all risk ve «makine kırılma sigorta poliçeleri» ile «teminat» altına alınmış olduğu ve «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı... tarafından «sigorta tazminatı» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı ... tarafından sigorta teminatının «broker» aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre «dağıtılmış» olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işleml …
Oysa ki, 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya «gecikme faizi» kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4667 E. 2015/13541 K.
Ortak:asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaMahkemece, «sigorta teminat» süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından «hasar» meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve «temerrüdünün» bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli «sigorta poliçesinin» 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği «prim» tutarından hasarı «mahsup» eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, «hasarın ihbarı» üzerine 29.07.2009 tarihinde «eksper raporu» düzenlendiği, davacı Botaş tarafından «sigorta tazminatının» 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan «sigorta sözleşmesi» hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı …
Benzer bu karardaMahkemece, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi
Benzer bu karardaMahkemece, «asıl alacak» miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar en yüksek «reeskont faiz» oranına göre faiz işletilmesine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13348 E. 2012/18221 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14160 E. , 2013/21006 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.01.2012 gün ve 2011/125-2012/7 sayılı kararı bozan Daire’nin 13.06.2013 gün ve 2012/14801-2013/12413 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait boru hatları ve tesislerin davalı ... tarafından düzenlenen Yangın All Risk ve Makine Kırılması Sigorta Poliçeleri ile teminat altına alındığını, müvekkili şirkete ait ITP lrak-Türkiye 40" ham petrol boru hattının 373.750 km.'sinde elektriksel nedenle acil kapanma alarmı sonucunda dört vananın kapanarak basıncın artması neticesinde patlama meydana geldiğini, ekspertiz incelemesi sonucunda zarar miktarının muafiyet hariç toplam 3.909.491,03 USD olduğunun belirlendiğini, sigorta sözleşmesinin 5/c maddesi uyarınca bedelin 15 gün içerisinde ödenmesi gerektiği halde davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 3.909.491,03 USD'nin hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa verilen sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğunu, bu hususun davacı şirketin bilgisi dahilinde bulunduğunu, bu nedenle gecikmeler yaşandığını, davacı şirkete 14.10.2010 tarihinde ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, sigorta teminat süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından hasar meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve temerrüdünün bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, hasarın ihbarı üzerine 29.07.2009 tarihinde eksper raporu düzenlendiği, davacı Botaş tarafından sigorta tazminatının 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ...
şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden
itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl alacak miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045596200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz