İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10126 E. 2013/9344 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ sorumluluktan kurtulma↗ peşin karar harcı↗ karine↗ ibra↗ maddi hata↗ şirket zararı↗ hisse devri↗ tazminat davası↗ ispat yükü↗ anonim şirket↗ iflas↗ ıslah↗ kusur↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2012/10126 E. , 2013/9344 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2012 tarih ve 2010/364-2012/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalıların müvekkil şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, hiçbir mal varlığı olmayan, müflis durumdaki dava dışı ... Tur. Ltd. Firmasının % 50 payını 200.000 TL ödeyerek devir aldıklarını, şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan talebini ıslah ederek artırmıştır. Davalı ... Sürek vekili, yönetim kurulunda kısa süre yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinin ibra edildiğini, görevlerini yerine getirdiklerini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca açılmış tazminat davası olup, mahkemece yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ibra hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir. Ancak, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olayda ise mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının, davaya konu işlemlerin açıkça görüşülerek, tartışılarak alınıp alınmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.
Somut olayda, üç mali müşavirden alınan bilirkişi raporunda davalıların hisse devrini almaya karar verdikleri şirketin hukuken iflas durumunda bulunduğu, davacı şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğradığı belirlenmiş ise de, alınan rapor somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yetersizdir. Bu itibarla, mahkemece oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden dava dışı şirketin hisselerinin satın alınması işleminin davacı şirket açısından zararlandırıcı bir işlem olup olmadığının değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak, şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı belirlenerek, aksini ispat yükünün davalılarda olduğu nazara alınarak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ibranın da borçtan kurtarıcı bir işlem niteliğinde olup olmadığı tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5063 E. 2012/11693 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma · karine · ibra · şirket zararı · anonim şirket · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaAyrıca, «anonim şirketlerde» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin «görevleri» sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır.
TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Firmasının % 50 payını 200.000 TL ödeyerek devir aldıklarını, «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan talebini «ıslah» ederek artırmıştır.
Benzer bu kararda… raporu doğrultusunda, iddiaya konu Dekaş Denizcilik Klavuzluk A.Ş. ile Med Marine Klavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi A.Ş. arasındaki 20.03.1996 tarihli «protokol» gereği iş ortaklığının 01.08.2003 tarihi itibari sona erdiği, 23.03.2004 tarihli genel kurulda «ibra» kararının oy birliği ile alındığı toplantıya davacıların katılıp olumlu oy verdiği, buna göre olumlu oy veren pay sahiplerinin dava açma hakkı bulunmadığı, şirketin 2004 yılında kârlılık durumunda azalma olduğu, ancak «şirketin zarar» etmediği, sırf şirketin önceki yıla göre az kâr etmiş olmasının «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» doğurmayacağı, şirketin az kâr etmiş olma nedenlerine ve davaya konu iddialara dosyada mübrez 07.01.2009 tarihli SPK'da da değinildiği ve kurul tarafından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının 22.03.2004, 31.03.2005 ve 31.03.2006 tarihli genel kurullarda bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği, satış bedelleri üzerinde şirket tarafından tasarrufta bulunulduğu dolayısıyla 2004 yılı faaliyetleri hususunda da «kusur karinesinin» aksinin ispat edilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».Somut olayda da davacılar vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Mahkemece, davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda «ibraya» karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacıların «sorumluluk davası» ikame etme hakkının bulunmadığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği ayrıca 2004 yılı faaliyetleri hususunda da «kusur karinesinin» aksinin ispat edildiği de belirtilerek hem ibra kararının bağlayıcılığına dayalı olarak hem de davalıların kusurlarının bulunmayışı nedenleriyle davanın reddine ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · sorumluluk davası · protokol · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… raporu doğrultusunda, iddiaya konu Dekaş Denizcilik Klavuzluk A.Ş. ile Med Marine Klavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi A.Ş. arasındaki 20.03.1996 tarihli «protokol» gereği iş ortaklığının 01.08.2003 tarihi itibari sona erdiği, 23.03.2004 tarihli genel kurulda «ibra» kararının oy birliği ile alındığı toplantıya davacıların katılıp olumlu oy verdiği, buna göre olumlu oy veren pay sahiplerinin dava açma hakkı bulunmadığı, şirketin 2004 yılında kârlılık durumunda azalma olduğu, ancak «şirketin zarar» etmediği, sırf şirketin önceki yıla göre az kâr etmiş olmasının «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» doğurmayacağı, şirketin az kâr etmiş olma nedenlerine ve davaya konu iddialara dosyada mübrez 07.01.2009 tarihli SPK'da da değinildiği ve kurul tarafından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının 22.03.2004, 31.03.2005 ve 31.03.2006 tarihli genel kurullarda bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği, satış bedelleri üzerinde şirket tarafından tasarrufta bulunulduğu dolayısıyla 2004 yılı faaliyetleri hususunda da «kusur karinesinin» aksinin ispat edilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda «ibraya» karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacıların «sorumluluk davası» ikame etme hakkının bulunmadığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği ayrıca 2004 yılı faaliyetleri hususunda da «kusur karinesinin» aksinin ispat edildiği de belirtilerek hem ibra kararının bağlayıcılığına dayalı olarak hem de davalıların kusurlarının bulunmayışı nedenleriyle davanın reddine ka …
Davacılar «yönetim kurulu» üyeleri olan davalıların kötü yönetim sonucu «şirketi zarara» uğrattıklarını belirterek iş bu davayı açmışlardır.
Bu durum karşısında, davacılar vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, zarar nedeni olarak ileri sürülen hususlar tek tek incelenmek suretiyle tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12814 E. 2010/4510 K.
Ortak:ibra · kusur
İncelediğiniz karardaSürek vekili, yönetim kurulunda kısa süre yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinin «ibra» edildiğini, görevlerini yerine getirdiklerini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca açılmış «tazminat davası» olup, mahkemece yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «ibra» hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır.
İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek «ibraya» konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir.
Benzer bu karardaMahkemece benimsenen bilirkişi raporlarında davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda «ibraya» karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacı şirketin «sorumluluk davası» ikame etme hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.
İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek «ibraya» konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir.
Ancak «ibranın» borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · objektif iyiniyet · ticari teamül · uygun illiyet bağı · finansal kiralama sözleşmesi · denetime elverişli rapor · zilyetlik · iyiniyet kuralı
Benzer bu karardaO halde mahkemece, gerek davacı şirketin kendi uygulamaları gerekse «finansal kiralama» işlemlerine ilişkin yasal mevzuat, bu alandaki «ticari teamül» ve somut olayın tüm özellikleri nazara alınarak davaya konu işlemle ilgili olarak alınan «teminatın» usul ve yasaya, davacının kendi uygulamalarına, ticari teamüle, «objektif iyiniyet kurallarına» ve somut olaya uygun olup olmadığının, ortaya çıkan zararla teminatın yetersizliği arasında «uygun illiyet bağının» bulunup bulunmadığının ve teminat yönünden kusurlu bir eylemin varlığının saptanması halinde bu zarardan hangi davalıların sorumlu olduğu hususlarının yasal dayanakları ile ortaya konulması için yeni bir bilirkişi kurulundan gerekçeli ve «denetime elverişli rapor» alınarak sonucuna göre davalıların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, bu hususta hiçbir inceleme yaptırılmadan, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Bu durumda alınan «ibra» kararları sorumluluktan kurtarıcı nitelikte olmadığından mahkemece davaya konu işlemle ilgili olarak davalıların sorumluluğunun devam ettiğinin kabulü ile işin esasına girilerek davaya konu işlemden dolayı davacının uğradığı bir zararın olup olmadığı, bu zararla davalıların eylemleri arasında «uygun illiyet bağının» bulunup bulunmadığı ile davalıların görevlerini kanun, anasözleşme, «objektif iyiniyet» esasları ve işin gerektirdiği «özen borcu» içinde yerine getirip getirmediklerinin incelenmesi gerekmektedir.
… tte genel müdür, genel müdür yardımcısı, kredi araştırma müdürü, pazarlama müdürü olarak görev yapan davalıların kredi komitesi olarak dava dışı şirketle yaptıkları «finansal kiralama sözleşmesinde» yeterli «teminatları» aldığı, dava dışı şirketin ortaklarından şahsi «kefalet» aldıkları, kiralama konusu mallara yönelik çekleri şirkete mal ettikleri, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacı şirketin bunları yasal yönden takip etmesi gerektiği, kiralama konusu malların sahibi davacı olup dava dışı finansal kiralama sözleşmesinin tarafı şirketin bu mallara «zilyet» olduğu, kira borcunun ödenmemesi üzerine zilyetliğe «son» verilmesinin yasa gereği olduğu, davacı şirketin karşılıksız çıkan çeklerin bir kısmından ödeme aldığı, alınan teminatların yeterli olduğu, birbirini sorumluluk aç …
Mahkemece, davalıların dava dışı şirketin ortaklarından şahsi «kefalet» aldıkları, kiralama konusu mallara yönelik çekleri şirkete mal ettikleri, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacı şirketin bunları yasal yönden takip etmesi gerektiği, kiralama konusu malların maliki davacı olup dava dışı «finansal kiralama sözleşmesinin» tarafı şirketin bu mallara «zilyet» olduğu, davacı şirketin karşılıksız çıkan çeklerin bir kısmından ödeme aldığı, alınan «teminatların» yeterli olduğu, birbirini sorumluluk açısından doğrulayan bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3003 E. 2010/9113 K.
Ortak:ibra · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaSürek vekili, yönetim kurulunda kısa süre yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinin «ibra» edildiğini, görevlerini yerine getirdiklerini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca açılmış «tazminat davası» olup, mahkemece yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «ibra» hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır.
İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek «ibraya» konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir.
Benzer bu karardaBu durumda davalının kooperatife karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğine ilişkin olarak verilen sözkonusu belgenin davalıyı borçtan kurtaran, «ibra» niteliğinde bir belge olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaSomut olayda, bu belgenin dayanağını oluşturan ödemeler geçerli ödeme belgeleri ve kayıtlar ile ispatlanamadığı gibi sözkonusu belgenin kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkili olan iki kişi tarafından düzenlenmeyip, imza «yetkisine» sahip olanlardan biri tarafından düzenlenmiş olduğu da nazara alındığında davalıyı borçtan kurtarıcı, geçerli bir belge olarak kabulü mümkün değildir.Bu durumda ip …
1 benzer karar daha
-
Meblağın temerrüt faizi ile tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5442 E. 2010/11677 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması
Benzer bu karardaMahkemece, «davanın konusuz kalması» nedeni ile reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce, “davalının dava açılmasından sonra dava dışı SSK İl Müdürlüğü’ne davacının ödediği meblağı tekrar ödemesi, diğer bir deyişle kötü ödemesi nedeni ile davalıyı borçtan kurtarmayacağı” gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10126 E. , 2013/9344 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2012 tarih ve 2010/364-2012/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalıların müvekkil şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, hiçbir mal varlığı olmayan, müflis durumdaki dava dışı ... Tur. Ltd. Firmasının % 50 payını 200.000 TL ödeyerek devir aldıklarını, şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan talebini ıslah ederek artırmıştır.
Davalı ... Sürek vekili, yönetim kurulunda kısa süre yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinin ibra edildiğini, görevlerini yerine getirdiklerini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca açılmış tazminat davası olup, mahkemece yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, ibra hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir. Ancak, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olayda ise mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının, davaya konu işlemlerin açıkça görüşülerek, tartışılarak alınıp alınmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır.
Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.
Somut olayda, üç mali müşavirden alınan bilirkişi raporunda davalıların hisse devrini almaya karar verdikleri şirketin hukuken iflas durumunda bulunduğu, davacı şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğradığı belirlenmiş ise de, alınan rapor somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yetersizdir. Bu itibarla, mahkemece oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden dava dışı şirketin hisselerinin satın alınması işleminin davacı şirket açısından zararlandırıcı bir işlem olup olmadığının değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak, şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı belirlenerek, aksini ispat yükünün davalılarda olduğu nazara alınarak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ibranın da borçtan kurtarıcı bir işlem niteliğinde olup olmadığı tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/463132100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz