6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12814 E. 2010/4510 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen borcu objektif iyiniyet ticari teamül uygun illiyet bağı finansal kiralama sözleşmesi denetime elverişli rapor zilyetlik iyiniyet kuralı finansal kiralama teamül sorumluluk davası müşterek borçlu müteselsil kefil illiyet bağı ibra iyiniyet maddi hata müteselsil kefil ciro denetime elverişlilik kefalet keşideci kefil bilirkişi incelemesi çek kusur eksik inceleme teminat i̇i̇k 72/son

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette genel müdür, genel müdür yardımcısı, kredi araştırma müdürü, pazarlama müdürü olarak görev yapan davalıların kredi komitesi olarak dava dışı şirketle yaptıkları finansal kiralama sözleşmesinde yeterli teminatları aldığı, dava dışı şirketin ortaklarından şahsi kefalet aldıkları, kiralama konusu mallara yönelik çekleri şirkete mal ettikleri, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacı şirketin bunları yasal yönden takip etmesi gerektiği, kiralama konusu malların sahibi davacı olup dava dışı finansal kiralama sözleşmesinin tarafı şirketin bu mallara zilyet olduğu, kira borcunun ödenmemesi üzerine zilyetliğe son verilmesinin yasa gereği olduğu, davacı şirketin karşılıksız çıkan çeklerin bir kısmından ödeme aldığı, alınan teminatların yeterli olduğu, birbirini sorumluluk açısından doğrulayan bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalıların kusurlu davranışları nedeniyle davacı ... zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalıların dava dışı şirketin ortaklarından şahsi kefalet aldıkları, kiralama konusu mallara yönelik çekleri şirkete mal ettikleri, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacı şirketin bunları yasal yönden takip etmesi gerektiği, kiralama konusu malların maliki davacı olup dava dışı finansal kiralama sözleşmesinin tarafı şirketin bu mallara zilyet olduğu, davacı şirketin karşılıksız çıkan çeklerin bir kısmından ödeme aldığı, alınan teminatların yeterli olduğu, birbirini sorumluluk açısından doğrulayan bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarında davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda ibraya karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacı şirketin sorumluluk davası ikame etme hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.

İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir. Ancak ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olaya gelindiğinde mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararları davaya konu işlem açıkça görüşülerek, tartışılarak, davacının bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zarar ortaya konulup, genel kurul bu konuda bilgilendirilerek alınmış bir ibra kararı olmayıp, hiçbir konu üzerinde durulmadan, tartışılmadan alınmış, soyut nitelikteki ibra kararları olduğundan bu şekildeki bir ibranın sorumluları borçtan kurtarması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin genel kurullarda alınmış soyut ibra kararlarına dayalı olarak davacının sorumluluk davası ikame etme hakkının olmadığı yönündeki bilirkişi raporlarını benimseyerek hüküm kurması isabetli bulunmamaktadır. Bu durumda alınan ibra kararları sorumluluktan kurtarıcı nitelikte olmadığından mahkemece davaya konu işlemle ilgili olarak davalıların sorumluluğunun devam ettiğinin kabulü ile işin esasına girilerek davaya konu işlemden dolayı davacının uğradığı bir zararın olup olmadığı, bu zararla davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ile davalıların görevlerini kanun, anasözleşme, objektif iyiniyet esasları ve işin gerektirdiği özen borcu içinde yerine getirip getirmediklerinin incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece esasa ilişkin olarak, davalıların kusurlarının bulunmadığı sonucuna varılmışsa da bu konuda yaptırılan incelemeler davacı iddialarını ve sorumluluk davasının dayanaklarının tümünü karşılar nitelikte değildir. Davaya konu işlemle ilgili olarak düzenlenen teftiş raporunda mali bünyesi riskli bir yapı arzeden firmanın isteminin sadece şirket ortaklarından iki kişinin şahsi kefaleti ve İpet ... Petrol Ltd.Şti’nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefaletinin alınması, ...’nin ciro etmesi kaydıyla İpet ... Petrol Ltd.Şti. keşideli kira toplamı tutarında çek alınması suretiyle karşılanmış olmasının hatalı olduğu bu şekilde teminatın yetersiz ve zayıf kalınmasına neden olunduğu belirtilmiştir. Davacı tarafından borçlular ve kefiller hakkında yapılan icra takiplerinin sonuçsuz kaldığı bildirilmiş olup, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde bu yön üzerinde durulmamıştır.

O halde mahkemece, gerek davacı şirketin kendi uygulamaları gerekse finansal kiralama işlemlerine ilişkin yasal mevzuat, bu alandaki ticari teamül ve somut olayın tüm özellikleri nazara alınarak davaya konu işlemle ilgili olarak alınan teminatın usul ve yasaya, davacının kendi uygulamalarına, ticari teamüle, objektif iyiniyet kurallarına ve somut olaya uygun olup olmadığının, ortaya çıkan zararla teminatın yetersizliği arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının ve teminat yönünden kusurlu bir eylemin varlığının saptanması halinde bu zarardan hangi davalıların sorumlu olduğu hususlarının yasal dayanakları ile ortaya konulması için yeni bir bilirkişi kurulundan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre davalıların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, bu hususta hiçbir inceleme yaptırılmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10126 E. 2013/9344 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/12814 E.  ,  2010/4510 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/07/2008 tarih ve 2005/311-2008/416 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların yönetici olarak görev yaptığı dönemde kredi komitesi olarak 29.08.2000 tarih ve 392 sayılı kararları uyarınca müvekkili şirket ile dava dışı ... Kimya San.Ltd.Şti. arasında imzalanan 01.09.2000 tarihli finansal kiralama sözleşmesi uyarınca anılan şirkete depolama tankı, reaktör ve ekipmanlarının kiralandığını, ancak söz konusu şirketin sözleşmeden doğan borcunu yerine getiremediğini, müvekkilinin halen kira alacağının bulunduğunu, müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olan finansal kiralama işlemini gerçekleştiren davalı yönetim kurulu üyelerinin mali yapısının bozuk olduğunu bildikleri bir şirkete dava konusu malı kiralamaları, sadece şirket ortaklarından... ve ...’nin yanı sıra İpet ...

Petrol Ltd.Şti’nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefaletinin alınması ve ...’nin ciro etmesi kaydıyla İpet ... Petrol Ltd.Şti. keşideli kira toplamı tutarında çek alınması, gerekli ek teminatların alınmaması nedeniyle kusurlu davrandıklarını, davalıların şirketin uğradığı zararı tazmin etmeleri gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 247.977 USD kira bedeli ile dava tarihine kadar 187.023 USD kira temerrüt borcu olmak üzere toplam 434.779 USD ( 588.256 YTL)’nin ana paranın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davaya konu finansal kiralama işleminden dolayı uğranıldığı iddia edilen zararla ilgili olarak tazminat isteme hakkının zamanaşımına uğradığını, gerekli teminatların alındığını, davaya konu işleme ilişkin olarak genel kurul tarafından açık ve kapsamlı ibra kararlarının alınmış olduğunu, bu nedenle davacının dava hakkının ve zararının bulunmadığını, dava konusu makinelerin mülkiyetinin davacıda olduğunu, bu malların kira alacağı bakımından teminat fonksiyonu gördüğünü, olayda kusurlarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette genel müdür, genel müdür yardımcısı, kredi araştırma müdürü, pazarlama müdürü olarak görev yapan davalıların kredi komitesi olarak dava dışı şirketle yaptıkları finansal kiralama sözleşmesinde yeterli teminatları aldığı, dava dışı şirketin ortaklarından şahsi kefalet aldıkları, kiralama konusu mallara yönelik çekleri şirkete mal ettikleri, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacı şirketin bunları yasal yönden takip etmesi gerektiği, kiralama konusu malların sahibi davacı olup dava dışı finansal kiralama sözleşmesinin tarafı şirketin bu mallara zilyet olduğu, kira borcunun ödenmemesi üzerine zilyetliğe son verilmesinin yasa gereği olduğu, davacı şirketin karşılıksız çıkan çeklerin bir kısmından ödeme aldığı, alınan teminatların yeterli olduğu, birbirini sorumluluk açısından doğrulayan bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalıların kusurlu davranışları nedeniyle davacı ... zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalıların dava dışı şirketin ortaklarından şahsi kefalet aldıkları, kiralama konusu mallara yönelik çekleri şirkete mal ettikleri, çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacı şirketin bunları yasal yönden takip etmesi gerektiği, kiralama konusu malların maliki davacı olup dava dışı finansal kiralama sözleşmesinin tarafı şirketin bu mallara zilyet olduğu, davacı şirketin karşılıksız çıkan çeklerin bir kısmından ödeme aldığı, alınan teminatların yeterli olduğu, birbirini sorumluluk açısından doğrulayan bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarında davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda ibraya karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacı şirketin sorumluluk davası ikame etme hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.

İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir. Ancak ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olaya gelindiğinde mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararları davaya konu işlem açıkça görüşülerek, tartışılarak, davacının bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zarar ortaya konulup, genel kurul bu konuda bilgilendirilerek alınmış bir ibra kararı olmayıp, hiçbir konu üzerinde durulmadan, tartışılmadan alınmış, soyut nitelikteki ibra kararları olduğundan bu şekildeki bir ibranın sorumluları borçtan kurtarması mümkün değildir.

Bu nedenle mahkemenin genel kurullarda alınmış soyut ibra kararlarına dayalı olarak davacının sorumluluk davası ikame etme hakkının olmadığı yönündeki bilirkişi raporlarını benimseyerek hüküm kurması isabetli bulunmamaktadır. Bu durumda alınan ibra kararları sorumluluktan kurtarıcı nitelikte olmadığından mahkemece davaya konu işlemle ilgili olarak davalıların sorumluluğunun devam ettiğinin kabulü ile işin esasına girilerek davaya konu işlemden dolayı davacının uğradığı bir zararın olup olmadığı, bu zararla davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ile davalıların görevlerini kanun, anasözleşme, objektif iyiniyet esasları ve işin gerektirdiği özen borcu içinde yerine getirip getirmediklerinin incelenmesi gerekmektedir.

Mahkemece esasa ilişkin olarak, davalıların kusurlarının bulunmadığı sonucuna varılmışsa da bu konuda yaptırılan incelemeler davacı iddialarını ve sorumluluk davasının dayanaklarının tümünü karşılar nitelikte değildir. Davaya konu işlemle ilgili olarak düzenlenen teftiş raporunda mali bünyesi riskli bir yapı arzeden firmanın isteminin sadece şirket ortaklarından iki kişinin şahsi kefaleti ve İpet ... Petrol Ltd.Şti’nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefaletinin alınması, ...’nin ciro etmesi kaydıyla İpet ... Petrol Ltd.Şti. keşideli kira toplamı tutarında çek alınması suretiyle karşılanmış olmasının hatalı olduğu bu şekilde teminatın yetersiz ve zayıf kalınmasına neden olunduğu belirtilmiştir.

Davacı tarafından borçlular ve kefiller hakkında yapılan icra takiplerinin sonuçsuz kaldığı bildirilmiş olup, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde bu yön üzerinde durulmamıştır.

O halde mahkemece, gerek davacı şirketin kendi uygulamaları gerekse finansal kiralama işlemlerine ilişkin yasal mevzuat, bu alandaki ticari teamül ve somut olayın tüm özellikleri nazara alınarak davaya konu işlemle ilgili olarak alınan teminatın usul ve yasaya, davacının kendi uygulamalarına, ticari teamüle, objektif iyiniyet kurallarına ve somut olaya uygun olup olmadığının, ortaya çıkan zararla teminatın yetersizliği arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının ve teminat yönünden kusurlu bir eylemin varlığının saptanması halinde bu zarardan hangi davalıların sorumlu olduğu hususlarının yasal dayanakları ile ortaya konulması için yeni bir bilirkişi kurulundan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre davalıların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, bu hususta hiçbir inceleme yaptırılmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016764800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.