Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5063 E. 2012/11693 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ sorumluluktan kurtulma↗ sorumluluk davası↗ karine↗ ibra↗ maddi hata↗ şirket zararı↗ anonim şirket↗ protokol↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, iddiaya konu Dekaş Denizcilik Klavuzluk A.Ş. ile Med Marine Klavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi A.Ş. arasındaki 20.03.1996 tarihli protokol gereği iş ortaklığının 01.08.2003 tarihi itibari sona erdiği, 23.03.2004 tarihli genel kurulda ibra kararının oy birliği ile alındığı toplantıya davacıların katılıp olumlu oy verdiği, buna göre olumlu oy veren pay sahiplerinin dava açma hakkı bulunmadığı, şirketin 2004 yılında kârlılık durumunda azalma olduğu, ancak şirketin zarar etmediği, sırf şirketin önceki yıla göre az kâr etmiş olmasının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğurmayacağı, şirketin az kâr etmiş olma nedenlerine ve davaya konu iddialara dosyada mübrez 07.01.2009 tarihli SPK'da da değinildiği ve kurul tarafından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının 22.03.2004, 31.03.2005 ve 31.03.2006 tarihli genel kurullarda bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği, satış bedelleri üzerinde şirket tarafından tasarrufta bulunulduğu dolayısıyla 2004 yılı faaliyetleri hususunda da kusur karinesinin aksinin ispat edilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK'nun 309'uncu maddesi uyarınca açılmış tazminat davasıdır. Davacılar yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kötü yönetim sonucu şirketi zarara uğrattıklarını belirterek iş bu davayı açmışlardır. Mahkemece, davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda ibraya karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacıların sorumluluk davası ikame etme hakkının bulunmadığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği ayrıca 2004 yılı faaliyetleri hususunda da kusur karinesinin aksinin ispat edildiği de belirtilerek hem ibra kararının bağlayıcılığına dayalı olarak hem de davalıların kusurlarının bulunmayışı nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır.İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir.Ancak ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır.Somut olaya gelindiğinde mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının, davaya konu işlemlerin açıkça görüşülerek, tartışılarak alınıp alınmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.Somut olayda da davacılar vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Bu durum karşısında, davacılar vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, zarar nedeni olarak ileri sürülen hususlar tek tek incelenmek suretiyle tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10126 E. 2013/9344 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma · karine · ibra · şirket zararı · anonim şirket · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… raporu doğrultusunda, iddiaya konu Dekaş Denizcilik Klavuzluk A.Ş. ile Med Marine Klavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi A.Ş. arasındaki 20.03.1996 tarihli «protokol» gereği iş ortaklığının 01.08.2003 tarihi itibari sona erdiği, 23.03.2004 tarihli genel kurulda «ibra» kararının oy birliği ile alındığı toplantıya davacıların katılıp olumlu oy verdiği, buna göre olumlu oy veren pay sahiplerinin dava açma hakkı bulunmadığı, şirketin 2004 yılında kârlılık durumunda azalma olduğu, ancak «şirketin zarar» etmediği, sırf şirketin önceki yıla göre az kâr etmiş olmasının «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» doğurmayacağı, şirketin az kâr etmiş olma nedenlerine ve davaya konu iddialara dosyada mübrez 07.01.2009 tarihli SPK'da da değinildiği ve kurul tarafından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının 22.03.2004, 31.03.2005 ve 31.03.2006 tarihli genel kurullarda bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği, satış bedelleri üzerinde şirket tarafından tasarrufta bulunulduğu dolayısıyla 2004 yılı faaliyetleri hususunda da «kusur karinesinin» aksinin ispat edilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».Somut olayda da davacılar vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Mahkemece, davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda «ibraya» karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacıların «sorumluluk davası» ikame etme hakkının bulunmadığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği ayrıca 2004 yılı faaliyetleri hususunda da «kusur karinesinin» aksinin ispat edildiği de belirtilerek hem ibra kararının bağlayıcılığına dayalı olarak hem de davalıların kusurlarının bulunmayışı nedenleriyle davanın reddine ka …
Benzer bu karardaAyrıca, «anonim şirketlerde» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin «görevleri» sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır.
TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Firmasının % 50 payını 200.000 TL ödeyerek devir aldıklarını, «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan talebini «ıslah» ederek artırmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · hisse devri · tazminat davası · ispat yükü · iflas · ıslah
Benzer bu kararda… şirketin hisselerinin satın alınması işleminin davacı şirket açısından zararlandırıcı bir işlem olup olmadığının değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak, şirketin «hisse devri» nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı belirlenerek, aksini «ispat yükünün» davalılarda olduğu nazara alınarak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda «ibranın» da borçtan kurtarıcı bir işlem niteliğinde olup olmadığı tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Somut olayda, üç mali müşavirden alınan bilirkişi raporunda davalıların «hisse devrini» almaya karar verdikleri şirketin hukuken «iflas» durumunda bulunduğu, davacı şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğradığı belirlenmiş ise de, alınan rapor somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yetersizdir.
Firmasının % 50 payını 200.000 TL ödeyerek devir aldıklarını, «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan talebini «ıslah» ederek artırmıştır.
Sürek vekili, yönetim kurulunda kısa süre yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinin «ibra» edildiğini, görevlerini yerine getirdiklerini, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca açılmış «tazminat davası» olup, mahkemece yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10818 E. 2014/937 K.
Ortak:karine
İncelediğiniz karardaZararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu «karine» olarak kabul edilir.
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda özetlendiği gibi davaya konu alacağın davalı tarafından keşide edilen çeklerle ödendiği yolunda «yasal karine» bulunduğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal karine · ticari defter incelemesi · ticari defter · çek · teslim · e-defter
Benzer bu karardaBu durumda tarafların «ticari defterlerinde inceleme» yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… dosya kapsamına göre; icra dosyasındaki takibe konu senette yazılı olan çeklerin, dava konusu çeklerin, davalı tarafından keşide olunduğu, ancak bu çeklerin bankaya «teslim» edilerek iptal olunduğu ve ödenmiş sayılacağı, davacı tarafından «çek» bedellerinin ödenmediği ispatlanamadığı gibi, bedeli ödenmeyen çeklerin de bankaya teslim edilerek iptali söz konusu olamayacağı, çeklerin bankaya teslim edilerek …
Alacaklı davacı bu konuda delil olarak tarafların «ticari defterlerine» dayanmıştır.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davaya konu alacağın davalı tarafından keşide edilen çeklerle ödendiği yolunda «yasal karine» bulunduğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5063 E. , 2012/11693 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2005/387-2010/1056 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı Dekaş Deniz Klavuzluk A.Ş.'de ortak olduklarını, şirketin klavuzluk hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, Med Marine Klavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat ve Sanayi A.Ş. ile birlikte İskenderun körfezinde çalıştıklarını, bu ortaklığın davalıların yönetiminde bulunduğu 01.08.2003 tarihinde sona erdirildiğini, Med-Marine’nin buna karşı dava açtığını, bu davadaki tedbir kararı nedeniyle şirketin zor duruma düştüğünü, Dekaş’ın römorkör hizmeti almak için Marin Römorkör ve Klavuzluk A.Ş ile anlaştığını, bunun sonucunda şirket karlarının azaldığını, diğer yandan Med-Marine de klavuzluk hizmeti vermeye başladığından iş kaybına uğradıklarını, şirkete ait römorkörlerin Marin şirketine yok pahasına satıldığını, 2004 yılında yöneticilere başarı primi adı ile ödemeler yapıldığını, meydana getirdikleri zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek şirketin 2003-2004 yıllarındaki zararının davalılardan müteselsilen tahsiline, tazminatın şirkete gelir kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda ibra edildiğini, müvekkilinin yönetim kurulunda 01.11.2003-22.03.2004 tarihleri arasında görev yaptığını, iddia konusu olayların bu zaman içinde gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 31.03.2003 tarihli genel kurulda yönetici olarak seçildiğini, 03.11.2003’te ise istifa ettiğini, bu dönemdeki faaliyetlerin 22.04.2004 tarihli genel kurulda oy birliğiyle ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 31.03.2003 tarihinde yönetim kurulu üyeliği görevinin bittiğini ve yeniden aday olmadığını, dava konusu iddiaların görevli olmadığı tarihlere ilişkin olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, 2003 ve 2004 yılı genel kurullarında ibra olunduklarını, ibra oylamasında olumlu oy verenlerin sonradan sorumluluk davası açmalarının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, şirketin uğradığı bir zararın bulunmadığını, zararın ispat edilmesi gerektiğini, müvekkillerinin kusurlu eylemlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, iddiaya konu Dekaş Denizcilik Klavuzluk A.Ş. ile Med Marine Klavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi A.Ş. arasındaki 20.03.1996 tarihli protokol gereği iş ortaklığının 01.08.2003 tarihi itibari sona erdiği, 23.03.2004 tarihli genel kurulda ibra kararının oy birliği ile alındığı toplantıya davacıların katılıp olumlu oy verdiği, buna göre olumlu oy veren pay sahiplerinin dava açma hakkı bulunmadığı, şirketin 2004 yılında kârlılık durumunda azalma olduğu, ancak şirketin zarar etmediği, sırf şirketin önceki yıla göre az kâr etmiş olmasının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğurmayacağı, şirketin az kâr etmiş olma nedenlerine ve davaya konu iddialara dosyada mübrez 07.01.2009 tarihli SPK'da da değinildiği ve kurul tarafından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının 22.03.2004, 31.03.2005 ve 31.03.2006 tarihli genel kurullarda bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği, satış bedelleri üzerinde şirket tarafından tasarrufta bulunulduğu dolayısıyla 2004 yılı faaliyetleri hususunda da kusur karinesinin aksinin ispat edilmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK'nun 309'uncu maddesi uyarınca açılmış tazminat davasıdır. Davacılar yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kötü yönetim sonucu şirketi zarara uğrattıklarını belirterek iş bu davayı açmışlardır. Mahkemece, davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda ibraya karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacıların sorumluluk davası ikame etme hakkının bulunmadığı, dava konusu iddialar hususunda şirket ortaklarının bilgilendirildiği ve davalıların oy çokluğu ile ibra edildiği ayrıca 2004 yılı faaliyetleri hususunda da kusur karinesinin aksinin ispat edildiği de belirtilerek hem ibra kararının bağlayıcılığına dayalı olarak hem de davalıların kusurlarının bulunmayışı nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır.İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir.Ancak ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır.Somut olaya gelindiğinde mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının, davaya konu işlemlerin açıkça görüşülerek, tartışılarak alınıp alınmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. TTK 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.Somut olayda da davacılar vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Bu durum karşısında, davacılar vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, zarar nedeni olarak ileri sürülen hususlar tek tek incelenmek suretiyle tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 02/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061879400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz