İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14670 E. 2018/6196 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet↗ protokol↗ istirdat↗ çek↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmede (protokolde) taraf sıfatı bulunmayan davalı şirketin sözleşme hükümlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, nitekim Protokol başlıklı sözleşmede ...'in kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına temsilen imza atmış olmasına rağmen dava dışı ...'nun sadece kendi adına imza atmış olmasının da davalı şirket adına hareket etmediğini göstermekte olduğu, sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı iddiasının ise sözleşmede taraf sıfatı bulunan dava dışı ...'ya teşmil ettirilmesi gerektiği gerekçesiyle sözleşmede taraf sıfatı bulunmayan davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, istirdat istemine ilişkin olup mahkemece davalı şirkete pasif husumet düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı iki adet çek nedeniyle icra dosyasında davalıya ödeme yapmak zorunda kaldığını oysa müvekkili şirket ile davalı şirketin ortağı olan ... arasında yapılan 12.3.2012 tarihli protokol gereğince bu çeklerin ... tarafından müvekkili şirkete iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini ve bu nedenle yapılan tahsilatın haksız olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Davacının istirdat talebinde bulunduğu icra dosyası incelendiğinde dava konusu iki çek nedeniyle takip başlatanın davalı şirket olduğu anlaşılmaktadır. Davacı iddiasına göre, söz konusu iki çekin iade edilmesi gerekirken ...' nun ortağı ve yetkilisi olduğu davalı şirket tarafından takibe konulmuştur. Bu durumda, protokolün tarafı olan ...' nun davalı şirketin yetkilisi olduğu ve çeklerin davalı şirket tarafından takibe konulduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın pasif husumetten reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Protokol 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/270 E. 2020/3013 K.
Ortak:protokol · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmede («protokolde») taraf sıfatı bulunmayan davalı şirketin sözleşme hükümlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, nitekim Protokol başlıklı sözleşmede ...'in kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına «temsilen» imza atmış olmasına rağmen dava dışı ...'nun sadece kendi adına imza atmış olmasının da davalı şirket adına hareket etmediğini göstermekte olduğu, sözleşme hükümle …
Ancak, davacı iki adet «çek» nedeniyle icra dosyasında davalıya ödeme yapmak zorunda kaldığını oysa müvekkili şirket ile davalı şirketin ortağı olan ... arasında yapılan 12.3.2012 tarihli «protokol» gereğince bu çeklerin ... tarafından müvekkili şirkete iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini ve bu nedenle yapılan tahsilatın haksız olduğunu iddia ederek dava açmıştır.
Bu durumda, «protokolün» tarafı olan ...' nun davalı şirketin yetkilisi olduğu ve çeklerin davalı şirket tarafından takibe konulduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın «pasif husumetten» reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede («protokolde») taraf sıfatı bulunmayan davalı şirketin sözleşme hükümlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, nitekim Protokol başlıklı sözleşmede ...'in kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına «temsilen» imza atmış olmasına rağmen dava dışı ...'nun sadece kendi adına imza atmış olmasının da davalı şirket adına hareket etmediğini göstermekte olduğu, sözleşme hükümle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16521 E. 2014/191 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11469 E. 2014/1490 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak vasfı · keşide tarihi · kıymetli evrak · zayi · hamil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «keşide tarihi», talep ve davaya konu belgenin «kıymetli evrak vasfını» taşıması ile, yasal düzenlemede ki hüküm ve kıymeti nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «zayi» nedeni ile iptal kararı verilmesi talebine ilişkin olup, davacı «hamili» olduğunu iddia ettiği çeki zayi ettiğini bildirerek dava açmıştır.
Mahkemece karar gerekçesinde dava konusu çekin «kıymetli evrak» niteliği taşıdığının kabul edilmiş olmasına rağmen istemin içeriği anlaşılamayan gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görülerek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2542 E. 2019/1415 K.
Ortak:protokol · istirdat · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmede («protokolde») taraf sıfatı bulunmayan davalı şirketin sözleşme hükümlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, nitekim Protokol başlıklı sözleşmede ...'in kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına «temsilen» imza atmış olmasına rağmen dava dışı ...'nun sadece kendi adına imza atmış olmasının da davalı şirket adına hareket etmediğini göstermekte olduğu, sözleşme hükümle …
1-Dava, «istirdat» istemine ilişkin olup mahkemece davalı şirkete «pasif husumet» düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı iki adet «çek» nedeniyle icra dosyasında davalıya ödeme yapmak zorunda kaldığını oysa müvekkili şirket ile davalı şirketin ortağı olan ... arasında yapılan 12.3.2012 tarihli «protokol» gereğince bu çeklerin ... tarafından müvekkili şirkete iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini ve bu nedenle yapılan tahsilatın haksız olduğunu iddia ederek dava açmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «istirdat» talebini .../03/2012 tarihli şirket «hisse devir sözleşmesinin» .... maddesine dayandırdığı, «protokolde» taraf olarak kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına «temsilen» ...’in ve dava dışı ...’nun yer aldığı, sözleşmede dava dışı ...’nun temsilen davalı şirketin ad ve hesabına işlem yaptığına ilişkin herhangi bir «kaydın» bulunmadığı, davalı şirketin ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu, şirket nam ve hesabına işlem yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmuyorsa işlemi gerçekleştiren kişinin kendi nam ve hesabına işlem tesis ettiğinin kabulü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi · denetime elverişlilik · tüzel kişilik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının «istirdat» talebini .../03/2012 tarihli şirket «hisse devir sözleşmesinin» .... maddesine dayandırdığı, «protokolde» taraf olarak kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına «temsilen» ...’in ve dava dışı ...’nun yer aldığı, sözleşmede dava dışı ...’nun temsilen davalı şirketin ad ve hesabına işlem yaptığına ilişkin herhangi bir «kaydın» bulunmadığı, davalı şirketin ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu, şirket nam ve hesabına işlem yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmuyorsa işlemi gerçekleştiren kişinin kendi nam ve hesabına işlem tesis ettiğinin kabulü …
… e yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan gere …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14670 E. , 2018/6196 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...(...) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2016 tarih ve 2015/532-2016/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...'nun davalı şirketin ve müvekkili şirketin ortağı iken hissesini diğer ortak olan ...'e satarak 15/03/2012 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, ...'nun ortaklıktan ayrılmadan önce 28/02/2012 tarihinde ...
1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/648 E. sayılı dosyasından 2 adet çek ile müvekkili hakkında icra takibi yaptığının sonradan anlaşıldığını, bu takipteki borcun tamamının müvekkili tarafından en son 06/11/2014 tarihli makbuz ile ödenerek kapatıldığını, müvekkilinin icra tehdidi altında ödeme yaptığını, ...'nun 12/03/2012 tarihli harici şirket hisse devir sözleşmesi ile şahıslar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığından onların temsil ettiği şirketlerin kastedildiğini, yine bu hükme istinaden davalı şirket temsilcisi ...'nun 12/04/2012 tarihinde ekinde bulunan 9 adet çeki de davalı şirket temsilcisi ...'e teslim ettiğini, ...
1. İcra Müdürlüğünün 2012/648 dosyasındaki iki adet çekin ödemesi yapılan çeklerin incelendiğinde bu çeklerin herhangi bir alışveriş sonrası verilmediğinin ortaya çıkacağını ileri sürerek haksız ve yersiz olarak müvekkilinden tahsil edilen İİK'nın 72. maddesi uyarınca toplam 255,789,90 TL'nin ödeme tarihlerine göre işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra dava açtığını, bu nedenle öncelikle davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle süre yönünden reddine karar verilmesini ve ...'nun bu şirketteki hisselerini 12/03/2012 tarihli porotokol gereğince ...
1. Noterliğinin 15/03/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile davacı şirketin ortağı ve yetkilisi ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hisselerin devredilmesine rağmen davacı ve dava dışı ...'in 12/03/2012 tarihli protokole ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediklerini bu
nedenle kendilerine karşı ... ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/267 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, anılan protokolün davalı müvekkil şirket ile ilgisi bulunmadığını, şirketin taraf olmadığını bu nedenle de işbu protokolün davalı müvekkil şirketin kayıtlarında yer almasının mümkün olmadığını, davacının iddiasını HMK 201 gereğince ancak yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmede (protokolde) taraf sıfatı bulunmayan davalı şirketin sözleşme hükümlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, nitekim Protokol başlıklı sözleşmede ...'in kendi adına asaleten ve ABS şirketi adına temsilen imza atmış olmasına rağmen dava dışı ...'nun sadece kendi adına imza atmış olmasının da davalı şirket adına hareket etmediğini göstermekte olduğu, sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı iddiasının ise sözleşmede taraf sıfatı bulunan dava dışı ...'ya teşmil ettirilmesi gerektiği gerekçesiyle sözleşmede taraf sıfatı bulunmayan davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, istirdat istemine ilişkin olup mahkemece davalı şirkete pasif husumet düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı iki adet çek nedeniyle icra dosyasında davalıya ödeme yapmak zorunda kaldığını oysa müvekkili şirket ile davalı şirketin ortağı olan ... arasında yapılan 12.3.2012 tarihli protokol gereğince bu çeklerin ... tarafından müvekkili şirkete iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini ve bu nedenle yapılan tahsilatın haksız olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Davacının istirdat talebinde bulunduğu icra dosyası incelendiğinde dava konusu iki çek nedeniyle takip başlatanın davalı şirket olduğu anlaşılmaktadır. Davacı iddiasına göre, söz konusu iki çekin iade edilmesi gerekirken ...' nun ortağı ve yetkilisi olduğu davalı şirket tarafından takibe konulmuştur.
Bu durumda, protokolün tarafı olan ...' nun davalı şirketin yetkilisi olduğu ve çeklerin davalı şirket tarafından takibe konulduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın pasif husumetten reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451964300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz