İhtiyati Haciz Talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8228 E. 2013/9038 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin karar harcı↗ bsmv↗ genel kredi sözleşmesi↗ istirdat↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı bankaca davacılardan yapılan fazla tahsilatın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 26.04.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, istirdadı istenilen ödemelerin BSMV ile faiz ve masraf kalemlerinden oluştuğu saptanmış ancak, gerekçesi açıklanmadan, bu ödemelere ilişkin tahsil talebinin uygun olduğu bildirilmiş; belirtilen rapora karşı davalı bankaca, yapılan kesintinin sözleşme ve yasa gereği yapıldığı ve fazla tahsilatın bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuşsa da bu itiraz karar gerekçesinde tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11873 E. 2012/15330 K.
Ortak:dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesi» ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, «eksik inceleme» ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu karardaÖte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · reeskont faizi · taşıma sözleşmesi · dahili dava · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… işaret edilen, bilirkişiler ..., ... ve ...tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacı yararına hükmedilecek «cezai şartın» hesabında, «son» aya ait ücretin 56.861,75 YTL’nın esas alınması suretiyle, davacı tarafından talep edilebilecek ceza miktarının KDV «dahil» toplam 170.585.250.000 TL, iki aylık ücret alacağının ise KDV dahil 134.193.730.000 TL olduğu rapor edilmiş olmasına rağmen mahkemece herhangi bir gerekçe gösteril …
… kısmen kabul edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, ilam doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 116.921,75 TL cezai şarttan kaynaklanan alacağının 22.01.2003 «temerrüt» tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile «cezai şart» ve ücret artış farkının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16349 E. 2013/13022 K.
Ortak:dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesi» ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, «eksik inceleme» ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu karardaÖte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açık hesap · iskonto · keşide tarihi · hamil · işlemiş faiz · fatura · çek · kusur
Benzer bu karardaMahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamına göre alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile müşterisi dava dışı firmanın «açık hesap» şeklinde çalıştıkları ve bire bir ödemeye ilişkin bir «kaydın» mevcut olmadığı, ancak davacının bu firmadan mal aldığı, «fatura» bedeli sanki bu firmaya ödeme yapılmış gibi hesaba alacak kaydının yapıldığı, ayrıca davacının çekin «keşide tarihi» itibariyle «çek» bedeli olan 124.571,74 TL’yi ödeyecek mali güce sahip olmadığı, müşterisine davacının 198.074,73 TL borçlu olduğu, davacı tarafından çek bedelinin tahsil edildiği, …
2- Dava, davacının «hamili» olduğu çekin, davalı bankaca kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı «iskonto» bedelinin, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının «kusuru» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan «iskonto» iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «işlemiş faiz» bakımından davanın reddinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12254 E. 2011/4972 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · sözleşmenin feshi · fesih · maddi tazminat · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporuna göre davacı şirketin sözleşmenin feshedildiği 22/12/2005 tarihine kadar yaptığı taşıma hizmeti karşılığı «hakediş» miktarının 4.936,96 TL olduğu, bunun 2.615,00 TL'nın davalı tarafından ödendiği, davacı şirketin bu hakedişten 2.231,96 TL alacağının kaldığı, davacının sözleşmenin «fesih» tarihinden sözleşmenin normal bitim tarihine kadar olan zararı olan 19.959,53 TL ile hakedişten kalan 2.321,96 TL alacağı toplamının 22.281,49 TL olup bu miktardan cezalar toplamı olan 5.605,00 TL tenzil edildiğinde sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davacının uğradığı net zararın 16.676,49 TL olduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL'nın tahsiline, «teminat» mektuplarının konusu kalmadığı için davacıya iadesine karar verilmiştir.
Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL «maddi tazminatın» tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, gerekçe kısmında «sözleşmenin feshinin» haksız olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, ne şekilde bu sonuca ulaşıldığı gerekçeden anlaşılamadığı gibi Makina Mühendisi bilirkişiden alınan raporun da mahkeme kararının gerekçesini açıklayabilecek mahiyette olmadığı belirlenmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2616 E. 2025/1059 K.
Ortak:dava sebebi
İncelediğiniz karardaZira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesi» ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, «eksik inceleme» ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu kararda2.Bozma «sebebine» göre davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · istinaf başvurusunun reddi · davanın konusu · iyiniyet · infaz · ortalama tüketici · iltibas
Benzer bu karardaBu durumda Mahkemece, yapılan yargılama sonunda YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin davada, «dava konusu» marka başvurusunun hangi sınıfta ve bu sınıflarda tescilli olduğu hangi emtialar yönünden iptal hükmü kurulmak istenmişse bunun açıkça, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde yazılması gerekmesine rağmen, karar gerekçesinde Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “PAKTAT” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden davanın kabulünün belirtilmesinden sonra anlam karmaşası ve dolayısıyla «infazda tereddüt» oluşturacak ve gerekçeyle de çelişecek biçimde hüküm kısmında dava konusu markadan çıkarılan mal ve hizmetlerin açıkça ve tek tek sayılmadan karar verilmesi doğru …
… 62022 sayı ile işleme alınan ibareli marka başvurusua müvekkiline ait markaları ile benzerliğine dayalı itirazların Markalar Dairesi Başkanlığınca markalar arasında «iltibas» ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara itirazlar sonucunda da markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığını, oysa ibareli marka başvurusunun müvekkilleri adına tescilli ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını, davacının “PAK” ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, başvuru sahibinin, müvekkiline ait tescilli ve tanınmış “PAK” ibaresini tesadüfen seçtiğinin düşünülemeyeceğini, başvurunun «iyiniyetle» yapılmadığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun (YİDK) 2017-M-8677 sayılı kararının iptaline, 2016/62022 sayılı ibareli marka başvurusunun …
CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «dava konusu» markanın bir bütün olarak “paktat” ibaresinden oluştuğunu, genel izlenim bakımından davacı markalarından farklılaştığını, «ortalama tüketicilerin» markaları karıştırmayacağını, başvuru markası ile davacı markaları arasında işaret anlamında benzerlik bulunmadığı için somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8/4 hükmünde değinilen koşulların da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ak” esas ibareli markalar ile davalının “paktat”' ibareli markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı açısından görsel, sesçil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin doğduğu, davacının maya sektöründeki tanınmışlığının gıda sektörü yönünde …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1158 E. 2010/3387 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve karşı davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren karşı davacının dava açmakta «hukuki yararı» olmasına ve 556 sayılı KHK'nin 14.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/8228 E. , 2013/9038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/10/2011 tarih ve 2011/213-2011/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesini, diğer müvekkili ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkillerince kredi borcuna karşılık değişik tarihlerde ödemeler yapılarak 05.02.2009 tarihinde davalı bankadan hesap dökümünün talep edilmesi üzerine, davalı bankaca kredi hesabı kat edilerek toplam 41.881.24 TL borcun ödenmesinin müvekkillerine ihtar edildiğini, temerrüde düşmemek için müvekkillerince anılan miktardaki para istirdat hakları saklı tutularak 09.02.2009 tarihinde yatırılarak hesaba itiraz edildiğini, müvekkillerinden temerrüde düşürülmedikleri halde % 50 faiz tahakkuku ve diğer kalem eklemeleri ile birlikte toplam 7.361,95 TL fazla tahsilat yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.361,95 TL alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacılar tarafından yapılan fazla ödeme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen ek bilirkişi raporuna göre, son tahsilat tarihi itibariyle davacının alacak tutarının 7.752,52 TL olduğu, davacılar vekilince 7.361,95 TL alacağın istirdadının talep edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile;
7. 361,95 TL alacağın tahsilat tarihi olan 09.02.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince değişen ve değişecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir.Dava, Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı bankaca davacılardan yapılan fazla tahsilatın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 26.04.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, istirdadı istenilen ödemelerin BSMV ile faiz ve masraf kalemlerinden oluştuğu saptanmış ancak, gerekçesi açıklanmadan, bu ödemelere ilişkin tahsil talebinin uygun olduğu bildirilmiş; belirtilen rapora karşı davalı bankaca, yapılan kesintinin sözleşme ve yasa gereği yapıldığı ve fazla tahsilatın bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuşsa da bu itiraz karar gerekçesinde tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar;
kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297.
maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451147300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz