6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İhtiyati Haciz Talebi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8228 E. 2013/9038 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin karar harcı bsmv genel kredi sözleşmesi istirdat kredi sözleşmesi dosya masrafı dava sebebi eksik inceleme kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Dava, Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı bankaca davacılardan yapılan fazla tahsilatın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 26.04.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, istirdadı istenilen ödemelerin BSMV ile faiz ve masraf kalemlerinden oluştuğu saptanmış ancak, gerekçesi açıklanmadan, bu ödemelere ilişkin tahsil talebinin uygun olduğu bildirilmiş; belirtilen rapora karşı davalı bankaca, yapılan kesintinin sözleşme ve yasa gereği yapıldığı ve fazla tahsilatın bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuşsa da bu itiraz karar gerekçesinde tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11873 E. 2012/15330 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak | Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16349 E. 2013/13022 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12254 E. 2011/4972 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2616 E. 2025/1059 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1158 E. 2010/3387 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/8228 E.  ,  2013/9038 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/10/2011 tarih ve 2011/213-2011/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesini, diğer müvekkili ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkillerince kredi borcuna karşılık değişik tarihlerde ödemeler yapılarak 05.02.2009 tarihinde davalı bankadan hesap dökümünün talep edilmesi üzerine, davalı bankaca kredi hesabı kat edilerek toplam 41.881.24 TL borcun ödenmesinin müvekkillerine ihtar edildiğini, temerrüde düşmemek için müvekkillerince anılan miktardaki para istirdat hakları saklı tutularak 09.02.2009 tarihinde yatırılarak hesaba itiraz edildiğini, müvekkillerinden temerrüde düşürülmedikleri halde % 50 faiz tahakkuku ve diğer kalem eklemeleri ile birlikte toplam 7.361,95 TL fazla tahsilat yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.361,95 TL alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacılar tarafından yapılan fazla ödeme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen ek bilirkişi raporuna göre, son tahsilat tarihi itibariyle davacının alacak tutarının 7.752,52 TL olduğu, davacılar vekilince 7.361,95 TL alacağın istirdadının talep edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile;

7. 361,95 TL alacağın tahsilat tarihi olan 09.02.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince değişen ve değişecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir.Dava, Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı bankaca davacılardan yapılan fazla tahsilatın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 26.04.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, istirdadı istenilen ödemelerin BSMV ile faiz ve masraf kalemlerinden oluştuğu saptanmış ancak, gerekçesi açıklanmadan, bu ödemelere ilişkin tahsil talebinin uygun olduğu bildirilmiş; belirtilen rapora karşı davalı bankaca, yapılan kesintinin sözleşme ve yasa gereği yapıldığı ve fazla tahsilatın bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuşsa da bu itiraz karar gerekçesinde tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar;

kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297.

maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451147300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.