Alacak | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16349 E. 2013/13022 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açık hesap↗ iskonto↗ keşide tarihi↗ hamil↗ işlemiş faiz↗ fatura↗ çek↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamına göre alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile müşterisi dava dışı firmanın açık hesap şeklinde çalıştıkları ve bire bir ödemeye ilişkin bir kaydın mevcut olmadığı, ancak davacının bu firmadan mal aldığı, fatura bedeli sanki bu firmaya ödeme yapılmış gibi hesaba alacak kaydının yapıldığı, ayrıca davacının çekin keşide tarihi itibariyle çek bedeli olan 124.571,74 TL’yi ödeyecek mali güce sahip olmadığı, müşterisine davacının 198.074,73 TL borçlu olduğu, davacı tarafından çek bedelinin tahsil edildiği, tahsil sırasında faiz hakkının mahfuz tutulmadığı ve BK’nın 113/1 ve 2 maddeleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işlemiş faiz bakımından davanın reddinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının hamili olduğu çekin, davalı bankaca kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı iskonto bedelinin, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının talep ettiği iskonto iptal faturasındaki bedelin davalı bankadan tahsiline yönelik olan talebe ilişkin ve varılan sonuca nasıl ulaşıldığı konusunda gerekçede herhangi bir açıklama yapılmamıştır.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının kusuru nedeniyle ödenmek zorunda kalınan iskonto iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8228 E. 2013/9038 K.
Ortak:dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Benzer bu karardaÖte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesi» ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, «eksik inceleme» ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · genel kredi sözleşmesi · istirdat · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaZira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesi» ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, «eksik inceleme» ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece hükme dayanak yapılan 26.04.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, «istirdadı» istenilen ödemelerin BSMV ile faiz ve «masraf» kalemlerinden oluştuğu saptanmış ancak, gerekçesi açıklanmadan, bu ödemelere ilişkin tahsil talebinin uygun olduğu bildirilmiş; belirtilen rapora karşı davalı bank …
Dava, Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı bankaca davacılardan yapılan fazla tahsilatın «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11873 E. 2012/15330 K.
Ortak:dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Benzer bu karardaÖte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · reeskont faizi · taşıma sözleşmesi · dahili dava · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… işaret edilen, bilirkişiler ..., ... ve ...tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacı yararına hükmedilecek «cezai şartın» hesabında, «son» aya ait ücretin 56.861,75 YTL’nın esas alınması suretiyle, davacı tarafından talep edilebilecek ceza miktarının KDV «dahil» toplam 170.585.250.000 TL, iki aylık ücret alacağının ise KDV dahil 134.193.730.000 TL olduğu rapor edilmiş olmasına rağmen mahkemece herhangi bir gerekçe gösteril …
… kısmen kabul edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, ilam doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 116.921,75 TL cezai şarttan kaynaklanan alacağının 22.01.2003 «temerrüt» tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile «cezai şart» ve ücret artış farkının tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1158 E. 2010/3387 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve karşı davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren karşı davacının dava açmakta «hukuki yararı» olmasına ve 556 sayılı KHK'nin 14.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16349 E. , 2013/13022 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2012 tarih ve 2011/290-2012/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin hamili, dava dışı Dinamik Radyo Televizyon A.Ş.'nin keşidecisi ve Vakıfbank ... Şubesi'nin muhatabı olduğu 10.08.2007 tarih, 98.320,24 USD tutarlı çekin tahsili için davalı bankaya tevdi edildiğini, ancak davalının çeki kaybederek tahsil edemediğini, müvekkilinin çek bedelini geç tahsil etmesi nedeniyle faiz kaybı olduğu gibi sözleşmeyle yüklendiği edimi yerine getirememesi nedeniyle 15.033,20 TL iskonto iptal bedeli ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, keşide tarihi ile 17.01.2008 ödeme tarihi arasındaki 3.277.00 USD faiz kaybı ile davalının kusuru nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 15.033,20 TL iskonto iptal bedelinin temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın Perpa Şubesi'ne tahsil için verilen çekin süresinde muhatap banka şubesine kurye ile gönderildiğini, kargonun muhataba teslim edildiğini, ancak kargodan çek aslının çıkmadığı beyanı üzerine müvekkilince çek iptali kararı alınarak alacağın tahsilinin sağlandığını ve müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamına göre alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile müşterisi dava dışı firmanın açık hesap şeklinde çalıştıkları ve bire bir ödemeye ilişkin bir kaydın mevcut olmadığı, ancak davacının bu firmadan mal aldığı, fatura bedeli sanki bu firmaya ödeme yapılmış gibi hesaba alacak kaydının yapıldığı, ayrıca davacının çekin keşide tarihi itibariyle çek bedeli olan 124.571,74 TL’yi ödeyecek mali güce sahip olmadığı, müşterisine davacının 198.074,73 TL borçlu olduğu, davacı tarafından çek bedelinin tahsil edildiği, tahsil sırasında faiz hakkının mahfuz tutulmadığı ve BK’nın 113/1 ve 2 maddeleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işlemiş faiz bakımından davanın reddinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının hamili olduğu çekin, davalı bankaca kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı iskonto bedelinin, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının talep ettiği iskonto iptal faturasındaki bedelin davalı bankadan tahsiline yönelik olan talebe ilişkin ve varılan sonuca nasıl ulaşıldığı konusunda gerekçede herhangi bir açıklama yapılmamıştır.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.
Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının kusuru nedeniyle ödenmek zorunda kalınan iskonto iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041751000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz