6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/11873 E. 2012/15330 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart reeskont faizi taşıma sözleşmesi dava sebebi dahili dava temerrüt kesin hüküm i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuşsa da, davalı vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizce kısmen kabul edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, ilam doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 116.921,75 TL cezai şarttan kaynaklanan alacağının 22.01.2003 temerrüt tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile cezai şart ve ücret artış farkının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece alınan ve Dairemizin bozma ilamında da işaret edilen, bilirkişiler ..., ... ve ...tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacı yararına hükmedilecek cezai şartın hesabında, son aya ait ücretin 56.861,75 YTL’nın esas alınması suretiyle, davacı tarafından talep edilebilecek ceza miktarının KDV dahil toplam 170.585.250.000 TL, iki aylık ücret alacağının ise KDV dahil 134.193.730.000 TL olduğu rapor edilmiş olmasına rağmen mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve varılan sonuca nasıl ulaşıldığı açıklanmadan toplam 116.921.75 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.

Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece hükmedilen miktar bakımından herhangi bir gerekçe içermeyen yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak ileri sürdüğü temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8228 E. 2013/9038 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak | Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16349 E. 2013/13022 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12254 E. 2011/4972 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/11873 E.  ,  2012/15330 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2011/50-2011/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin haklı bir nedene dayanmaksızın, davalı tarafından sözleşmenin bitimine iki ay kala, haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iki aylık fatura tutarı 60.060.00 TL + KDV ile 8. maddede kararlaştırılan cayma cezası 90.090.00 TL+KDV ve 5. maddede kararlaştırılan, faturalara yansıtılmayan ücret artışları nedeniyle 1.000.00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra ıslah yoluyla dava değerini arttırmıştır.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuşsa da, davalı vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizce kısmen kabul edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, ilam doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 116.921,75 TL cezai şarttan kaynaklanan alacağının 22.01.2003 temerrüt tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile cezai şart ve ücret artış farkının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece alınan ve Dairemizin bozma ilamında da işaret edilen, bilirkişiler ..., ... ve ...tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacı yararına hükmedilecek cezai şartın hesabında, son aya ait ücretin 56.861,75 YTL’nın esas alınması suretiyle, davacı tarafından talep edilebilecek ceza miktarının KDV dahil toplam 170.585.250.000 TL, iki aylık ücret alacağının ise KDV dahil 134.193.730.000 TL olduğu rapor edilmiş olmasına rağmen mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve varılan sonuca nasıl ulaşıldığı açıklanmadan toplam 116.921.75 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.

Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece hükmedilen miktar bakımından herhangi bir gerekçe içermeyen yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak ileri sürdüğü temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik olarak ileri sürdüğü temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063867000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.