6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi Tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2616 E. 2025/1059 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi hmk 297 infazda tereddüt istinaf başvurusunun reddi davanın konusu iyiniyet infaz içtihadı birleştirme kararı ortalama tüketici dava sebebi fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi iltibas

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 298

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/465 E., 2020/285 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2016/62022 sayı ile işleme alınan ibareli marka başvurusua müvekkiline ait markaları ile benzerliğine dayalı itirazların Markalar Dairesi Başkanlığınca markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara itirazlar sonucunda da markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığını, oysa ibareli marka başvurusunun müvekkilleri adına tescilli ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını, davacının “PAK” ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, başvuru sahibinin, müvekkiline ait tescilli ve tanınmış “PAK” ibaresini tesadüfen seçtiğinin düşünülemeyeceğini, başvurunun iyiniyetle yapılmadığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun (YİDK) 2017-M-8677 sayılı kararının iptaline, 2016/62022 sayılı ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın bir bütün olarak “paktat” ibaresinden oluştuğunu, genel izlenim bakımından davacı markalarından farklılaştığını, ortalama tüketicilerin markaları karıştırmayacağını, başvuru markası ile davacı markaları arasında işaret anlamında benzerlik bulunmadığı için somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8/4 hükmünde değinilen koşulların da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli “pak” esas ibareli markalar ile davalının “paktat”' ibareli markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı açısından görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin doğduğu, davacının maya sektöründeki tanınmışlığının gıda sektörü yönünden iltibas tehlikesini artıracağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2017-M-8677 sayılı kararının Markalar Dairesi Başkanlığının 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “Paktat” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, davalı ...'ın 2016/62022 sayılı “PAKTAT” ibareli marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüyle davaya konu markanın Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “PAKTAT” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden davanın kabulüne, 2017-M-8677 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Bu husus, HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında da “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiş olup gerekçe-hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık dahi bozma sebebidir.

Bu durumda Mahkemece, yapılan yargılama sonunda YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin davada, dava konusu marka başvurusunun hangi sınıfta ve bu sınıflarda tescilli olduğu hangi emtialar yönünden iptal hükmü kurulmak istenmişse bunun açıkça, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde yazılması gerekmesine rağmen, karar gerekçesinde Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “PAKTAT” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden davanın kabulünün belirtilmesinden sonra anlam karmaşası ve dolayısıyla infazda tereddüt oluşturacak ve gerekçeyle de çelişecek biçimde hüküm kısmında dava konusu markadan çıkarılan mal ve hizmetlerin açıkça ve tek tek sayılmadan karar verilmesi doğru olmamış ve re'sen bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/631 E. 2025/3365 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kooperatif

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6335 E. 2010/5551 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2616 E.  ,  2025/1059 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1914 Esas, 2024/111Karar

vekili Avukat ...

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/465 E., 2020/285 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2016/62022 sayı ile işleme alınan ibareli marka başvurusua müvekkiline ait markaları ile benzerliğine dayalı itirazların Markalar Dairesi Başkanlığınca markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara itirazlar sonucunda da markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığını, oysa ibareli marka başvurusunun müvekkilleri adına tescilli ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını, davacının “PAK” ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, başvuru sahibinin, müvekkiline ait tescilli ve tanınmış “PAK” ibaresini tesadüfen seçtiğinin düşünülemeyeceğini, başvurunun iyiniyetle yapılmadığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun (YİDK) 2017-M-8677 sayılı kararının iptaline, 2016/62022 sayılı ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın bir bütün olarak “paktat” ibaresinden oluştuğunu, genel izlenim bakımından davacı markalarından farklılaştığını, ortalama tüketicilerin markaları karıştırmayacağını, başvuru markası ile davacı markaları arasında işaret anlamında benzerlik bulunmadığı için somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8/4 hükmünde değinilen koşulların da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli “pak” esas ibareli markalar ile davalının “paktat”' ibareli markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı açısından görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin doğduğu, davacının maya sektöründeki tanınmışlığının gıda sektörü yönünden iltibas tehlikesini artıracağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2017-M-8677 sayılı kararının Markalar Dairesi Başkanlığının 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “Paktat” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, davalı ...'ın 2016/62022 sayılı “PAKTAT” ibareli marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüyle davaya konu markanın Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “PAKTAT” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden davanın kabulüne, 2017-M-8677 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Bu husus, HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında da “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiş olup gerekçe-hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık dahi bozma sebebidir.

Bu durumda Mahkemece, yapılan yargılama sonunda YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin davada, dava konusu marka başvurusunun hangi sınıfta ve bu sınıflarda tescilli olduğu hangi emtialar yönünden iptal hükmü kurulmak istenmişse bunun açıkça, şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde yazılması gerekmesine rağmen, karar gerekçesinde Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 07.02.2017 tarihli davalının 2016/62022 numaralı “PAKTAT” ibareli markasından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına yönelik kararında geçen tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden davanın kabulünün belirtilmesinden sonra anlam karmaşası ve dolayısıyla infazda tereddüt oluşturacak ve gerekçeyle de çelişecek biçimde hüküm kısmında dava konusu markadan çıkarılan mal ve hizmetlerin açıkça ve tek tek sayılmadan karar verilmesi doğru olmamış ve re'sen bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

II. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1131762100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.