Sözleşmenin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12254 E. 2011/4972 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakediş↗ ön inceleme aşaması↗ sözleşmenin feshi↗ fesih↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacı şirketin sözleşmenin feshedildiği 22/12/2005 tarihine kadar yaptığı taşıma hizmeti karşılığı hakediş miktarının 4.936,96 TL olduğu, bunun 2.615,00 TL'nın davalı tarafından ödendiği, davacı şirketin bu hakedişten 2.231,96 TL alacağının kaldığı, davacının sözleşmenin fesih tarihinden sözleşmenin normal bitim tarihine kadar olan zararı olan 19.959,53 TL ile hakedişten kalan 2.321,96 TL alacağı toplamının 22.281,49 TL olup bu miktardan cezalar toplamı olan 5.605,00 TL tenzil edildiğinde sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davacının uğradığı net zararın 16.676,49 TL olduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL'nın tahsiline, teminat mektuplarının konusu kalmadığı için davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma akdinin haksız feshine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. HUMK'nun 388/3. maddesine göre, mahkeme kararında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılarak ret ve üstün tutulma nedenlerinin gösterilmesi gerekmektedir. Öte yandan, Anayasa'nın 141/3. maddesi de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektigini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de, mahkeme kararında gösterilen gerekçenin ışığında yapılabilir.
Somut olayda, gerekçe kısmında sözleşmenin feshinin haksız olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, ne şekilde bu sonuca ulaşıldığı gerekçeden anlaşılamadığı gibi Makina Mühendisi bilirkişiden alınan raporun da mahkeme kararının gerekçesini açıklayabilecek mahiyette olmadığı belirlenmiştir. Bu şekilde mahkemece, HUMK'nun 388/3. maddesine uyulmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8228 E. 2013/9038 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · genel kredi sözleşmesi · istirdat · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu karardaZira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki «sebebe» dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır.Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece, bankacılık uygulaması, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesi» ve yasalar gereğince fazla ödendiği belirtilen kalemlerin, davalı bankaca yasa ve sözleşmeye aykırı olarak fazla tahsil edildiği yönündeki itirazların ile birlikte değerlendirilmesi yapılmadan ve bu konudaki davalı tarafın itirazları tartışılmaksızın, «eksik inceleme» ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece hükme dayanak yapılan 26.04.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, «istirdadı» istenilen ödemelerin BSMV ile faiz ve «masraf» kalemlerinden oluştuğu saptanmış ancak, gerekçesi açıklanmadan, bu ödemelere ilişkin tahsil talebinin uygun olduğu bildirilmiş; belirtilen rapora karşı davalı bank …
Dava, Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı bankaca davacılardan yapılan fazla tahsilatın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Öte yandan, bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
-
Sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11873 E. 2012/15330 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · reeskont faizi · taşıma sözleşmesi · dava sebebi · dahili dava · temerrüt · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… işaret edilen, bilirkişiler ..., ... ve ...tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacı yararına hükmedilecek «cezai şartın» hesabında, «son» aya ait ücretin 56.861,75 YTL’nın esas alınması suretiyle, davacı tarafından talep edilebilecek ceza miktarının KDV «dahil» toplam 170.585.250.000 TL, iki aylık ücret alacağının ise KDV dahil 134.193.730.000 TL olduğu rapor edilmiş olmasına rağmen mahkemece herhangi bir gerekçe gösteril …
… kısmen kabul edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, ilam doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 116.921,75 TL cezai şarttan kaynaklanan alacağının 22.01.2003 «temerrüt» tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile «cezai şart» ve ücret artış farkının tahsili istemine ilişkindir.
Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16349 E. 2013/13022 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açık hesap · iskonto · keşide tarihi · hamil · işlemiş faiz · fatura · çek · kusur
Benzer bu karardaMahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamına göre alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile müşterisi dava dışı firmanın «açık hesap» şeklinde çalıştıkları ve bire bir ödemeye ilişkin bir «kaydın» mevcut olmadığı, ancak davacının bu firmadan mal aldığı, «fatura» bedeli sanki bu firmaya ödeme yapılmış gibi hesaba alacak kaydının yapıldığı, ayrıca davacının çekin «keşide tarihi» itibariyle «çek» bedeli olan 124.571,74 TL’yi ödeyecek mali güce sahip olmadığı, müşterisine davacının 198.074,73 TL borçlu olduğu, davacı tarafından çek bedelinin tahsil edildiği, …
2- Dava, davacının «hamili» olduğu çekin, davalı bankaca kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı «iskonto» bedelinin, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bu genel açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının «kusuru» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan «iskonto» iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «işlemiş faiz» bakımından davanın reddinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12254 E. , 2011/4972 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2009 tarih ve 2006/20 - 2009/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01/12/2005 tarihli sözleşme ile müvekkilinin davalıya ait personelin taşıma işini yapacağını, davalı tarafından 19/12/2005-20/12/2005-21/12/2005 tarihlerinde işin yapıldığı Lüleburgaz da hava sıcaklığının -22 derece olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmesinin 18. maddesinde bu hususun mücbir sebep olarak belirtilmesine rağmen 21/12/2005 tarih ve 1769 sayılı yazısı ile eksik işlerin giderilmesi için ihtarda bulunulduğunu, meydana gelen gecikmenin müvekkilinden değil o tarihte taşıma yapacak olan araçların -22 derecede düzenli olarak çalışamamasından kaynaklandığını, davalı tarafından, sözleşmenin 27. maddesinde müvekkilinin araçları temin edememesi halinde sadece gecikme cezası uygulaması ve 20 gün süreli ve nedenlerini belirten ihtar çekmesi gerekmesine rağmen bunun yapılmayarak sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, feshin hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilinin davalılara 6 araç ile aylık 8.824.00 TL tutarında hizmet verdiğini, müvekkiline ortalama 3.530.00 TL kâr getirdiğini, sözleşmenin ortalama 12 ay süreceği gözönünde bulundurulduğunda müvekkilinin zararının yaklaşık 42.356.00 TL olarak tespit edilebileceğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500 TL.
maddi, 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline, 6.353,40 TL tutarındaki teminat mektupları konusuz kaldığı için müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28/04/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarının artırılarak 16.676,49 TL'nin tahsilini istemiş, manevi taminat talebine ilişkin davayı atiye bıraktığını bildirmiştir.
Davalı vekili, davacının mesaiye riayet etmediğini, personeli soğuk hava şartlarında mağdur ettiğini, yeterli araç bulundurmadığını, mücbir sebep olarak ileri sürülen soğuk hava şartlarında başka firmalar tarafından taşıma işlerinin yapıldığını, sözleşmenin feshinin davacının kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacı şirketin sözleşmenin feshedildiği 22/12/2005 tarihine kadar yaptığı taşıma hizmeti karşılığı hakediş miktarının 4.936,96 TL olduğu, bunun 2.615,00 TL'nın davalı tarafından ödendiği, davacı şirketin bu hakedişten 2.231,96 TL alacağının kaldığı, davacının sözleşmenin fesih tarihinden sözleşmenin normal bitim tarihine kadar olan zararı olan 19.959,53 TL ile hakedişten kalan 2.321,96 TL alacağı toplamının 22.281,49 TL olup bu miktardan cezalar toplamı olan 5.605,00 TL tenzil edildiğinde sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davacının uğradığı net zararın 16.676,49 TL olduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL'nın tahsiline, teminat mektuplarının konusu kalmadığı için davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma akdinin haksız feshine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmenin haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.676,49 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. HUMK'nun 388/3. maddesine göre, mahkeme kararında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılarak ret ve üstün tutulma nedenlerinin gösterilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa'nın 141/3. maddesi de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektigini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de, mahkeme kararında gösterilen gerekçenin ışığında yapılabilir.
Somut olayda, gerekçe kısmında sözleşmenin feshinin haksız olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, ne şekilde bu sonuca ulaşıldığı gerekçeden anlaşılamadığı gibi Makina Mühendisi bilirkişiden alınan raporun da mahkeme kararının gerekçesini açıklayabilecek mahiyette olmadığı belirlenmiştir. Bu şekilde mahkemece, HUMK'nun 388/3. maddesine uyulmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021290700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz