İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3113 E. 2018/5179 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulu denetimi↗ kredi tahsis ücreti↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ emsal banka uygulaması↗ ödeme planı↗ genel işlem koşulu↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ istirdat↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ ilan↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde kredi tahsis ücreti dosya masrafı ve kredi komisyonu adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak kesin ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin istirdadı talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda belirtilen ve iadesine karar verilen dava konusu kesintilerin ve bağlı bulundukları sözleşmelerin bir kısmının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlük dönemine ait olduğu de bir kısmının ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlük tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın ..., .... ve .... maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin haksız olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi isabetli değildir. Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen kredi sözleşmeleri yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında komisyon alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09...2006 tarihli Resmi Gazete’de ... Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir ilan ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekmektir. Nitekim dosya kapsamında bulunan 09.11.2007, ....06.2010, 18...2011, 03.08.2011, 06.04.2011, tarihli kredi sözleşmelerinin eki niteliğinde olan geri ödeme planları dosya kapsamında bulunmakta olup bu ödeme planlarında yer alan miktarların tahsil edilip edilmediği, fazlası tahsil edilmiş ise davacıya iadesine karar verilmesi gerekmektedir. Dava konusu olan ....07.2006 tarihli kredi sözleşmesi bakımından ise, geri ödeme planında herhangi bir miktar belirtilmemiş olup, dosya kapsamında kredi sözleşmesinin bir örneğine rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece, bu kredi sözleşmesinin bir örneğinin dosya kapsamına alınması ile yukarıda ifade edildiği üzere 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları uyarınca komisyon alınıp alınmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri ödeme planı genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli ilan ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve bu değerlendirme sonucuna göre varsa fazla tahsilar davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasın karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13440 E. 2018/4855 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · istirdat · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca gerek davacı ile imzalanan «kredi sözleşmesi», sözleşme öncesi bilgi «formu», gerekse kredi geri ödeme planların da davacıdan tahsil edilecek «komisyon», dosya «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti v.s gibi masraflara ilişkin masraf türü ve miktarı hususunda herhangi bir bilgi ve açıklama bulunmadığı, her ne kadar bankalar tarafından verilen kredi nedeni ile yapılacak masraflar karşılığı masraf ya da komisyon alınabilir ise de tahsil edilecek masrafların makul, belgeli ve zorunlu olması gerektiği, davalı banka tarafından, kredi kullandırımı sırasında davacıdan dosya masrafı adı altında talep ve tahsil edilen masrafların kredi kullanımı sırasında oluşan makul, zorunlu ve belgelendirilmiş giderlere harcanıldığına dair dosyaya makbuz vs gibi harcama belgesi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ile 3.500,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · ekspertiz ücreti · ba formu · ipotek · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca gerek davacı ile imzalanan «kredi sözleşmesi», sözleşme öncesi bilgi «formu», gerekse kredi geri ödeme planların da davacıdan tahsil edilecek «komisyon», dosya «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti v.s gibi masraflara ilişkin masraf türü ve miktarı hususunda herhangi bir bilgi ve açıklama bulunmadığı, her ne kadar bankalar tarafından verilen kredi nedeni ile yapılacak masraflar karşılığı masraf ya da komisyon alınabilir ise de tahsil edilecek masrafların makul, belgeli ve zorunlu olması gerektiği, davalı banka tarafından, kredi kullandırımı sırasında davacıdan dosya masrafı adı altında talep ve tahsil edilen masrafların kredi kullanımı sırasında oluşan makul, zorunlu ve belgelendirilmiş giderlere harcanıldığına dair dosyaya makbuz vs gibi harcama belgesi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ile 3.500,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda «belirlenen ilkeler» doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/45 E. 2018/6660 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · istirdat · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» veya «masraf» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, «kredi sözleşmelerinin» tip sözleşmeler olması nedeniyle davacı aleyhine yazılan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, davacı aleyhine yer alan maddelerin «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · genel işlem şartı
Benzer bu karardaMahkemece, «kredi sözleşmelerinin» tip sözleşmeler olması nedeniyle davacı aleyhine yazılan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, davacı aleyhine yer alan maddelerin «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda «belirlenen ilkeler» doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9614 E. 2018/2145 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · komisyon · istirdat · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir …
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 01/08/2007 tarihli 1.200.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden davacıya kullandırılan krediden davalı tarafından «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında 60.550,00 TL'nin tahsil edildiği, yapılan masrafların müşterilerden talep edilebileceği, davacı ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin matbu sözleşme olduğu, sözleşmeler ve sözleşme eki kredi ödeme planlarındaki davacı/banka müşterisi aleyhine konulan "komisyon, istihbarat ücreti, masraf" gibi hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, dolayısıyla yazılmamış sayılan komisyon, dosya masrafı, istihbarat ücreti adı altındaki kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» aykırılık teşkil ettiği, davalı bankaca davalıdan tahsil edilen kesintilere ilişkin belge sunulamadığı, ayrıca bu kesintilerin haklı ve makul kesintiler olduğunun …
Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan 60.550,00 TL tutarındaki kesintinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmünü haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kullandırım komisyonu · genel işlem şartı · ticari kredi
Benzer bu karardaDava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan 60.550,00 TL tutarındaki kesintinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 01/08/2007 tarihli 1.200.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden davacıya kullandırılan krediden davalı tarafından «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında 60.550,00 TL'nin tahsil edildiği, yapılan masrafların müşterilerden talep edilebileceği, davacı ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin matbu sözleşme olduğu, sözleşmeler ve sözleşme eki kredi ödeme planlarındaki davacı/banka müşterisi aleyhine konulan "komisyon, istihbarat ücreti, masraf" gibi hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, dolayısıyla yazılmamış sayılan komisyon, dosya masrafı, istihbarat ücreti adı altındaki kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» aykırılık teşkil ettiği, davalı bankaca davalıdan tahsil edilen kesintilere ilişkin belge sunulamadığı, ayrıca bu kesintilerin haklı ve makul kesintiler olduğunun …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3123 E. 2019/5527 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · ödeme planı · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · cy/cy şerhi · ihtar · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davalı tarafa «kredi sözleşmelerinin» bir örneğinin 2 hafta içinde sunulması, aksi durumda “taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri hükümlerinin «genel işlem koşulu» sayılacağı” «şerhini» içeren «ihtarın tebliğ» edildiği, buna rağmen kredi sözleşmeleri «ibraz» edilmediğinden sözleşme hükümleri genel işlem koşulu sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece çıkartılan «ihtara» değer verilemez.
-
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/40 E. 2018/6189 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · genel kredi sözleşmesi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı, davacı tarafın «tacir» olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de «ticari nitelikte» olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın «ticari işletmesiyle» ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, «teminatların» değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL «masraf» kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ticari işletme · ticari dava niteliği · tacir · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı, davacı tarafın «tacir» olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de «ticari nitelikte» olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın «ticari işletmesiyle» ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, «teminatların» değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL «masraf» kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle «masraf» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda «belirlenen ilkeler» doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13561 E. 2018/4288 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir …
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinin» eki niteliğinde bulunan kredi geri ödeme planında, kullanılan krediden 3.120,00 TL «komisyonun» banka tarafından tahsil edilmesi kararlaştırılmış olup, taraflar bakımından sözleşmenin eki de sözleşme gibi bağlayıcıdır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, 06/05/2008 tarihli «genel kredi sözleşmesi» ne istinaden davacının 78.000 TL tutarında kredi kullandığı, davalı banka tarafın «ibraz» edilen ödeme planında 3.120 TL proje «komisyonu» adı altında ücret tahsil edileceğinin belirlendiği ve bu miktarın tahsil edildiği, sözleşme de kredi borçlusunun isim ve bilgileri el yazısı ile doldurulmuşken anlaşma maddelerinin bilgisayar çıktısı niteliğinde olduğu, bu haliyle sözleşmenin önceden hazırlandığı ilgili maddesinin «genel işlem şartı» niteliğinde olduğu, tahsil edilen bedelin «haksız şart» olduğu gerekçesi ile 3.120,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle proje «komisyonu» adı altında yapılan 3.120,00 TL kesintinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · genel işlem şartı · ticari kredi · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 06/05/2008 tarihli «genel kredi sözleşmesi» ne istinaden davacının 78.000 TL tutarında kredi kullandığı, davalı banka tarafın «ibraz» edilen ödeme planında 3.120 TL proje «komisyonu» adı altında ücret tahsil edileceğinin belirlendiği ve bu miktarın tahsil edildiği, sözleşme de kredi borçlusunun isim ve bilgileri el yazısı ile doldurulmuşken anlaşma maddelerinin bilgisayar çıktısı niteliğinde olduğu, bu haliyle sözleşmenin önceden hazırlandığı ilgili maddesinin «genel işlem şartı» niteliğinde olduğu, tahsil edilen bedelin «haksız şart» olduğu gerekçesi ile 3.120,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle proje «komisyonu» adı altında yapılan 3.120,00 TL kesintinin tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14213 E. 2017/1839 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, miktar ya da oran belirtilmemiş ise; kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin u …
… hususların açıkça belirlenmediği, matbu olarak tanzim edildiği, bu durumun kredi kullanan aleyhine ve MK’nın 2. m. uygun olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin «komisyon» ile ilgili maddelerinin açık, net ve hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 2.350,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, miktar ya da oran belirtilmemiş ise; kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3113 E. , 2018/5179 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.06.2015 tarih ve 2015/101-2015/354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan ....07.2006, 09.11.2007, ....06.2010, 18...2011, 03.08.2011, 06.04.2011, ......2012 tarihlerinde krediler kullandığını, davalı tarafından bu kredilerden kredi tahsis komisyonu adı altında haksız kesintiler yapıldığını, kesintilerin toplam 4.780,00 TL olduğunu ileri sürerek 4.780,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında olan kredi sözleşmelerinde yetki şartı olduğunu, yetki şartına göre ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin tacir olduğunu, davacının da ticari kredi kullandığını, yapılan kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde kredi tahsis ücreti dosya masrafı ve kredi komisyonu adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak kesin ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin istirdadı talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda belirtilen ve iadesine karar verilen dava konusu kesintilerin ve bağlı bulundukları sözleşmelerin bir kısmının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlük dönemine ait olduğu de bir kısmının ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlük tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın ..., .... ve .... maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin haksız olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi isabetli değildir.
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen kredi sözleşmeleri yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında komisyon alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09...2006 tarihli Resmi Gazete’de ... Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir ilan ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf, komisyon vb.
alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekmektir. Nitekim dosya kapsamında bulunan 09.11.2007, ....06.2010, 18...2011, 03.08.2011, 06.04.2011, tarihli kredi sözleşmelerinin eki niteliğinde olan geri ödeme planları dosya kapsamında bulunmakta olup bu ödeme planlarında yer alan miktarların tahsil edilip edilmediği, fazlası tahsil edilmiş ise davacıya iadesine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu olan ....07.2006 tarihli kredi sözleşmesi bakımından ise, geri ödeme planında herhangi bir miktar belirtilmemiş olup, dosya kapsamında kredi sözleşmesinin bir örneğine rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece, bu kredi sözleşmesinin bir örneğinin dosya kapsamına alınması ile yukarıda ifade edildiği üzere 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları uyarınca komisyon alınıp alınmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri ödeme planı genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli ilan ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve bu değerlendirme sonucuna göre varsa fazla tahsilar davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasın karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450682200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz