Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/40 E. 2018/6189 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem koşulu denetimi↗ belirlilik ilkesi↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ emsal banka uygulaması↗ ticari kredi sözleşmesi↗ genel işlem koşulu↗ ticari kredi↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ dosya masrafı↗ ilan↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı tarafın tacir olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de ticari nitelikte olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın ticari işletmesiyle ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, teminatların değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL masraf kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle ekspertiz masrafı, tahsis ücreti, komisyon adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin ticari kredi olduğu, davalı bankanın tacir olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle masraf alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu edilen kesintilere ilişkin kredi sözleşmelerinin dosya kapsamına alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, mahkemece taraflar aarsındaki kredi sözleşmelerinin tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde komisyon alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir ilan ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli ilan ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla masrafların iadesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/45 E. 2018/6660 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · belirlilik ilkesi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» veya «masraf» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, «kredi sözleşmelerinin» tip sözleşmeler olması nedeniyle davacı aleyhine yazılan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, davacı aleyhine yer alan maddelerin «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, «kredi sözleşmelerinin» tip sözleşmeler olması nedeniyle davacı aleyhine yazılan hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiği, davacı aleyhine yer alan maddelerin «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13440 E. 2018/4855 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · belirlilik ilkesi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca gerek davacı ile imzalanan «kredi sözleşmesi», sözleşme öncesi bilgi «formu», gerekse kredi geri ödeme planların da davacıdan tahsil edilecek «komisyon», dosya «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti v.s gibi masraflara ilişkin masraf türü ve miktarı hususunda herhangi bir bilgi ve açıklama bulunmadığı, her ne kadar bankalar tarafından verilen kredi nedeni ile yapılacak masraflar karşılığı masraf ya da komisyon alınabilir ise de tahsil edilecek masrafların makul, belgeli ve zorunlu olması gerektiği, davalı banka tarafından, kredi kullandırımı sırasında davacıdan dosya masrafı adı altında talep ve tahsil edilen masrafların kredi kullanımı sırasında oluşan makul, zorunlu ve belgelendirilmiş giderlere harcanıldığına dair dosyaya makbuz vs gibi harcama belgesi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ile 3.500,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ekspertiz ücreti · ba formu · ipotek · istirdat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca gerek davacı ile imzalanan «kredi sözleşmesi», sözleşme öncesi bilgi «formu», gerekse kredi geri ödeme planların da davacıdan tahsil edilecek «komisyon», dosya «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti v.s gibi masraflara ilişkin masraf türü ve miktarı hususunda herhangi bir bilgi ve açıklama bulunmadığı, her ne kadar bankalar tarafından verilen kredi nedeni ile yapılacak masraflar karşılığı masraf ya da komisyon alınabilir ise de tahsil edilecek masrafların makul, belgeli ve zorunlu olması gerektiği, davalı banka tarafından, kredi kullandırımı sırasında davacıdan dosya masrafı adı altında talep ve tahsil edilen masrafların kredi kullanımı sırasında oluşan makul, zorunlu ve belgelendirilmiş giderlere harcanıldığına dair dosyaya makbuz vs gibi harcama belgesi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ile 3.500,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle yapılan çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13911 E. 2018/5148 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · belirlilik ilkesi · genel işlem koşulu · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · tacir · dosya masrafı · ilan
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı, davacı tarafın «tacir» olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de «ticari nitelikte» olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın «ticari işletmesiyle» ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, «teminatların» değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL «masraf» kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle «masraf» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Benzer bu karardaBu durumda, 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşme yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ve yazılmamış sayılması sonucuna varılması halinde 09.....2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince gerekli «ilan» ve yayımların yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «tacir» oldukları, «sözleşme serbestisi» gereğince karşılıklı imzaladıkları sözleşme şartlarının geçerli olduğu, sözleşmeye aykırı bir kesinti veya tahsilat bulunmadığı, yine yapılan tahsilat miktarlarının taraflarca önceden imzalanmış sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu, kesinti oran ve tutarlarının davalı tarafça «ilan» edilen ve Merkez Bankasına bildirilen tutar ve oranların daha altında kaldığı, tüm bu nedenlerle davacı tarafça iadesi istenebilecek bir miktar bulunmadığı gerekçe …
… ının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalanan «genel kredi sözleşmelerinden» kaynaklı kesintilere yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «tacir» oldukları, «sözleşme serbestisi» gereğince karşılıklı imzaladıkları sözleşme şartlarının geçerli olduğu, sözleşmeye aykırı bir kesinti veya tahsilat bulunmadığı, yine yapılan tahsilat miktarlarının taraflarca önceden imzalanmış sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu, kesinti oran ve tutarlarının davalı tarafça «ilan» edilen ve Merkez Bankasına bildirilen tutar ve oranların daha altında kaldığı, tüm bu nedenlerle davacı tarafça iadesi istenebilecek bir miktar bulunmadığı gerekçe …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3113 E. 2018/5179 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · genel kredi sözleşmesi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı, davacı tarafın «tacir» olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de «ticari nitelikte» olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın «ticari işletmesiyle» ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, «teminatların» değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL «masraf» kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
… Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf», «komisyon» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede veya geri ödeme planında miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Bu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · ödeme planı · istirdat · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinde» «kredi tahsis ücreti» dosya «masrafı» ve kredi «komisyonu» adı altında ücret alınacağına daîr açık bir hükmün bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ...-...-... maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği, ancak iş bu davaya konu sözleşmelerde de bu hususların açıkça belirlenmediği ve matbu olarak tanzim edîldiği, davalı bankanın kredi kullanımı sırasında gereken zorunlu masrafların neler olduğu, nelerden ibaret olduğu ve masrafların hangi zorunlu nedenler ile alındığı yönünde mahkemeye haklılığını kanıtlayacak «kesin» ve inandırıcı delil sunmadığı, bu nedenle davacıdan alınan ücretlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.780,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin «istirdadı» talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3038 E. 2018/2155 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · ticari kredi · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin «ticari kredi» olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, «genel kredi sözleşmesi» kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle «masraf» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların uygulamalarında aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve istihbarat ücreti adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması; 6098 sayılı TBK döneminde akdedilen sözleşmeler hakkında ise, kredi sözleşmelerinin hükümleri ve banka kayıtları gözetilerek, masraf kalemlerinin bankaca verilen bir hizmetin karşılığı olup olmadığı, davalı bankaca alınabileceği öngörülen masraf ve komisyon ücretlerine ilişkin düzenlemelerin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması, davalı banka tarafından tahsil edilen tutarların emsal uygulamalara uygun olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması, gerektiği takdirde oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp, tüm bu hususlar birlikte tartışılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasında birden fazla «ticari kredi sözleşmesi» imzalandığı, kesintilerin bir kısmının 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde, bir kısmının da 6098 sayılı TBK döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dava, davacının farklı tarihlerde kullanmış olduğu krediler nedeniyle «komisyon», «masraf», «ipotek» tesis ücreti ve «kredi tahsis ücreti» gibi değişik adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · haksız şart · ipotek · ıslah · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu kararda… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı bankadan 2008-2013 yılları arasında kullandığı krediler nedeniyle toplam 4.109,52 TL «masraf» kesintisi yapıldığı, tahsil edilen ücret toplamının «haksız şart» niteliğinde olduğu, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartların tüketici için bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.275,00 TL'nin dava tarihinden, geri kalan ....834,52 TL'nin «ıslah» tarihi olan .../01/2016 tarihinde itibaren işleyecek «avans faizi» birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, davacının farklı tarihlerde kullanmış olduğu krediler nedeniyle «komisyon», «masraf», «ipotek» tesis ücreti ve «kredi tahsis ücreti» gibi değişik adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların uygulamalarında aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve istihbarat ücreti adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması; 6098 sayılı TBK döneminde akdedilen sözleşmeler hakkında ise, kredi sözleşmelerinin hükümleri ve banka kayıtları gözetilerek, masraf kalemlerinin bankaca verilen bir hizmetin karşılığı olup olmadığı, davalı bankaca alınabileceği öngörülen masraf ve komisyon ücretlerine ilişkin düzenlemelerin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması, davalı banka tarafından tahsil edilen tutarların emsal uygulamalara uygun olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması, gerektiği takdirde oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp, tüm bu hususlar birlikte tartışılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3123 E. 2019/5527 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · ilan
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla «masrafların» iadesine karar verilmesi gerekir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen «kredi sözleşmeleri» yönünden, bu kredi sözleşmeleri ve kredi sözleşmelerinin eki olan geri ödeme planlarında «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise belirtilmiş miktar ya da oran üzerinden alınıp alınmadığı, sözleşmede komisyon yada «masraf» alınabileceğine dair hüküm bulunmakla birlikte miktar ya da oran belirtilmemiş ise anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca Bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği ve aynı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde «ilan» edilmesi gerektiği, davalı bankaca dava konusu yapılan kredi türü bakımından anılan tebliğ uyarınca TCMB’ye bildirim ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan yapılmış ise, bankanın bu oran ya da miktarlar üzerinden masraf, komisyon vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli bildirim ve ilan yapılmamış ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlend …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · ödeme planı · cy/cy şerhi · ihtar · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davalı tarafa «kredi sözleşmelerinin» bir örneğinin 2 hafta içinde sunulması, aksi durumda “taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri hükümlerinin «genel işlem koşulu» sayılacağı” «şerhini» içeren «ihtarın tebliğ» edildiği, buna rağmen kredi sözleşmeleri «ibraz» edilmediğinden sözleşme hükümleri genel işlem koşulu sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 13/08/2012 «kredi sözleşmesinin» «komisyon» alınmasına cevaz veren madde hükümlerinin yalnızca kredi kuruluşu olan banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı, ileride kurulacak birden fazla sözleşmenin içeriğini oluşturmak üzere genel ve soyut nitelikli düzenlemeler olmakla 6098 sayılı TBK uyarınca «genel işlem koşulu» olduğu, dosya kapsamına verilen 2 haftalık süreye rağmen davalı tarafça başkaca kredi sözleşmesi «ibraz» edilmediği, bu nedenle yapılan kesintilerin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.413,80 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece çıkartılan «ihtara» değer verilemez.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin ve sözleşmenin eki niteliğinde olan geri «ödeme planı» «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde oluşan boşluğun, yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca gerekli «ilan» ve yayımlar yapılıp yapılmadığının değerlendirilerek, yapılmamış ise emsal bankacılık uygulamaları nazara alınarak kesinti yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli ve …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5829 E. 2017/5252 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen «kredi sözleşmelerinde» «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince yapılması gereken bir «ilan» ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden «masraf» vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna g …
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle ekspertiz «masrafı», tahsis ücreti, «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı, davacı tarafın «tacir» olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de «ticari nitelikte» olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın «ticari işletmesiyle» ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, «teminatların» değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL «masraf» kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların uygulamalarında aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve istihbarat ücreti adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan sözleşmelerin tek taraflı maktu şekilde hazırlanmış olduğu ve «haksız şart» içerdiği, yasal dayanağı olmaksızın yapılan kesintilerin iadesi gerektiği, «erken kapama komisyonu» için davacı tarafça «taahhütname» imzalandığı ve yapılan kesintinin makul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3510 TL toplam alacağın faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilm …
Dava, davacının farklı tarihlerde kullanmış olduğu krediler nedeniyle «komisyon», istihbarat ücreti adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · erken kapama komisyonu · taahhütname · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan sözleşmelerin tek taraflı maktu şekilde hazırlanmış olduğu ve «haksız şart» içerdiği, yasal dayanağı olmaksızın yapılan kesintilerin iadesi gerektiği, «erken kapama komisyonu» için davacı tarafça «taahhütname» imzalandığı ve yapılan kesintinin makul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3510 TL toplam alacağın faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilm …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa «kredi sözleşmelerinin» akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede «komisyon» ve «masraf» alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile diğer bankaların uygulamalarında aynı tür kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon ve istihbarat ücreti adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/40 E. , 2018/6189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2016 tarih ve 2014/1494-2016/412 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankadan kullandığı ticari krediyle ilgili olarak ekspertiz masrafı, tahsis ücreti ve komisyon adı altında kesintiler yapıldığını ileri sürerek 11.100 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kesintilerin yapıldığı ve bankanın hesabına girdiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin kullandığı kredinin ticari kredi olduğunu, tüketici kanunu kapsamında olmadığını, davacı taraftan alınan masrafların yasalara ve hukuka uygun olduğunu, davacı ile müvekkili arasında düzenlenmiş kredi sözleşmelerinde davacının müvekkili banka tarafından belirlenen miktarda masraflar adı altında ödenen tutarların davacının üstlendiği savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu tahsil edilen paraların taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı tarafın tacir olduğu ve davacıya kullandırılan kredinin de ticari nitelikte olduğu, iş bu davada Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, genel kredi sözleşmesinin şartlarının geçerli olduğu, ...'nun 20.maddesi ve bu konudaki yargıtay kararları da dikkate alındığında ticari bir işletme olan davacı bankanın ticari işletmesiyle ilgili olarak bir iş veya hizmet görmesi durumunda ücret isteme hakkının bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.3.maddesinde "...müşteri banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, teminatların değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için taraflarca karşılıklı olarak belirlenecek bir ücret ödemeyi kabul eder..." hükmü olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından muhtelif tarihlerde kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan toplam 12.704,50 TL masraf kesildiği gerekçesiyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle ekspertiz masrafı, tahsis ücreti, komisyon adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin ticari kredi olduğu, davalı bankanın tacir olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle masraf alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu edilen kesintilere ilişkin kredi sözleşmelerinin dosya kapsamına alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, mahkemece taraflar aarsındaki kredi sözleşmelerinin tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1.
maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; taraflar arasında 818 sayılı BK'nu döneminde akdedilen kredi sözleşmelerinde komisyon alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, bununla birlikte 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 6.
maddesi gereğince yapılması gereken bir ilan ve yayım varsa bunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, şayet gerekli ilan ve yayımlar yapılmamış ise yahut sözleşmede miktar ve oran belirtilmemiş ise emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden sonra akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden ise 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı Tebliğ hükümlerine göre gerekli ilan ve yayımlar yapılıp yapılmadığının da değerlendirilerek ortaya çıkan boşluğun da doldurularak varsa davacıdan kesilen fazla masrafların iadesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451949600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz