Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12662 E. 2013/4035 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pert total↗ sorumluluk sınırlaması↗ kazanç kaybı↗ ağır kusur↗ sınırlı sorumluluk↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ gerçek zarar↗ taşıma sözleşmesi↗ olumsuz oy↗ husumet yokluğu↗ kâr kaybı↗ taşıyıcı↗ temerrüt faizi↗ ıslah↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı taşıyıcının davacıya ait silindir iş makinesini taşıması sırasında tırın yanması sonucu iş makinesinde meydana gelen 26.000,00 TL hasar bedelinden ve aracın tamiri süresi içinde kullanılamaması nedeniyle oluşan 17.890,60 TL kazanç kaybı zararından sorumlu olduğu, davalı ... şirketinin ise sadece iş makinesi hasarından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 17.890,60 TL kazanç kaybı zararının temerrüt faizi ile birlikte davalı taşıyıcıdan, 26.000,00 TL araç hasar bedelinin temerrüt faizi ile birlikte davalı taşıyıcı ve sigorta şirketinden tahsiline, diğer davalı hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Ltd.Şti. vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ... Konvansiyonu’na tabi taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taşımayı üstlenen davalı şirketin davacıya ait emtiada meydana gelen hasar nedeniyle sorumluluğu anılan Konvansiyon hükümlerine göre yani taşıyıcının sınırlı veya sınırsız sorumluluk hallerinin somut olay bakımından gerçekleşip gerçekleşmemesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Konvansiyonun 29. maddesinde belirtilen hallerde taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamı bakımından sözkonusudur. Bu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda taşıyıcının sorumluluğunun sınırsız sorumluluğa tabi olmadığının anlaşılması halinde, aynı Konvansiyonun malın eksik taşınması haline ilişkin 23., malın hasarlanması haline ilişkin ise 25. madde hükmünde yazılı üst sınırın tespiti gerekecektir. Somut olayda, davacı tarafından emtiadaki hasarın davalı taşıyıcının sınırsız sorumluluğunu gerektiren kasdi fena hareketinden veya buna denk ağır kusurundan meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk esaslarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, taşıma konusu emtianın değerini ve uluslararası karayolu ile eşya taşımacılığını bilen birer uzmanın içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak, davaya konu iş makinesinin 20.01.2004 tarihli faturaya göre satın alındığı değer göz önüne alındığında tamirinin ekonomik olup olmadığı yani iş makinesine pert-total işleminin uygulanıp uygulanmayacağı da belirlenerek mümeyyiz davalıların sorumluluk miktarının yukarıda yazılı ilkelere göre tesbit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davanın ıslah edilen miktarı yönünden davalı ... şirketi tarafından zamanaşımı definde bulunulduğu halde mahkemece bu defi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Bununla birlikte davacı tarafça, davalı taşıyıcının hasarın meydana gelmesinde kastı veya ağır kusuru olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davacının uğramış olduğu kazanç kaybına ilişkin zarar nedeniyle davalı taşıyıcının sorumluluğuna hükmedilmemesi gerekirken, anılan zararın da davalı taşıyıcıdan tazminine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7937 E. 2011/3888 K.
Ortak:sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · taşıyıcı · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı tarafından emtiadaki «hasarın» davalı «taşıyıcının» sınırsız sorumluluğunu gerektiren kasdi fena hareketinden veya buna denk ağır kusurundan meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı «taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk» esaslarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
4- Bununla birlikte davacı tarafça, davalı «taşıyıcının» «hasarın» meydana gelmesinde kastı veya «ağır kusuru» olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davacının uğramış olduğu «kazanç kaybına» ilişkin zarar nedeniyle davalı «taşıyıcının sorumluluğuna» hükmedilmemesi gerekirken, anılan zararın da davalı taşıyıcıdan tazminine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Konvansiyonun 29. maddesinde belirtilen hallerde «taşıyıcının sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamı bakımından sözkonusudur.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · takip talebi · mücerretlik · karine · itirazın iptali davası · hile · ziya
Benzer bu kararda3- Kabul şekline göre de, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Oysa İİK.’nun 67. maddesine dayalı «itirazın iptali davası» ile alacağın tahsili davaları, nitelikleri ve sonuçları itibarı ile birbirinden farklı dava türleridir.
Zira, ilk dava türü tamamen icra takibine dayalı olarak, takip edilen alacağın İİK.’nun 67. maddesi hükmü çerçevesinde ve «takip talebine» bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya «kötüniyet tazminatı» ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucunu doğururken, tahsil davası sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına ulaşmaması nedeniyle «ziya» halinin varlığı kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşy …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1374 E. 2011/11194 K.
Ortak:sorumluluk sınırlaması · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · taşıyıcı · kusur · hasar
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı tarafından emtiadaki «hasarın» davalı «taşıyıcının» sınırsız sorumluluğunu gerektiren kasdi fena hareketinden veya buna denk ağır kusurundan meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı «taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk» esaslarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
4- Bununla birlikte davacı tarafça, davalı «taşıyıcının» «hasarın» meydana gelmesinde kastı veya «ağır kusuru» olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davacının uğramış olduğu «kazanç kaybına» ilişkin zarar nedeniyle davalı «taşıyıcının sorumluluğuna» hükmedilmemesi gerekirken, anılan zararın da davalı taşıyıcıdan tazminine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Konvansiyonun 29. maddesinde belirtilen hallerde «taşıyıcının sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamı bakımından sözkonusudur.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · mücerretlik · karine · sorumluluk sigortası · muafiyet · hile · ziya
Benzer bu karardaOysa, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
2- Davalı ..., taşımayı fiilen gerçekleştiren davalı Şenay Nakliyat Ltd.Şti.’nin taşıma «sorumluluk sigortacısı» olup, dosya içinde mevcut «sigorta poliçesinde» her bir «rizikoda» 250 EURO «muafiyet» uygulanacağı düzenlenmiş olduğu halde, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu tazminatın belirlenmesinde bu hususun dikkate alınmamış olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına hasarlı «teslim» edilmiş olduğunun kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, eşyanın değerinin tespitinde «mücerret» (soyut) hesaplama yöntemi belirlenmiş olup, eşyanın gönderen/gönderilen için ifade ettiği değerin tazminatın belirlenmesinde her hangi bir önemi yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/97 E. 2016/5908 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetkili mahkeme · yerleşim yeri · dava şartı yokluğu · usulden reddi · yetkisizlik kararı · teslim · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK 6. maddesi uyarınca «genel yetkili» ve «görevli» davalı borçlu «yerleşim yeri» ....
İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle, itirazın iptaline konu geçerli bir takip bulunmadığından dava «şartı yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece davalının «yerleşim yeri» mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
İİK 50 maddesi uyarınca icra dairelerinin yetkileri konusunda da aynı kural uygulanacağından icra dairelerinin «yetkisiz» olduğundan bahisle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5381 E. 2023/6112 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihya davası · taleple bağlılık · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · ihya · usulden reddi · hukuki yarar · ek tasfiye
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece daha önce «ihyası» istenen şirketin herhangi bir dava dosyası ile sınırlı olmaksızın ek «tasfiye» amacı ile ihyasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının işbu davayı açmasında herhangi bir «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; daha önce «ihya» kararı verilen davada, dava dilekçesindeki talebe aykırı olarak sınırsız bir şekilde ek tasfiyesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, işbu kararın istinaf edilmemesi sebebiyle kesinleşmesi üzerine, aynı mahkemenin başka bir dosyada işbu kararı dayanak göstererek «taleple bağlılık» ilkesine aykırı bir şekilde hüküm tesis etmesinin kararı hukuka aykırı hale getirdiğini, nitekim müvekkiline dava açılması yönünde süre verildiği için «ihya davası» açıldığının belirtilmesine rağmen hatalı olarak işbu dosyada verilen şirketin sınırsız bir şekilde ek «tasfiye» kararı verilmesinin işbu kararın dayanağı olamayacağını belirterek açıklanan kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince daha önce verilen «ihya» kararının sınırsız şekilde verilerek kararın kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyle ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle «ticaret sicilinden terkin» edilmemiş olduğuna göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13875 E. 2011/7408 K.
Ortak:sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · taşıyıcı · hasar
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı tarafından emtiadaki «hasarın» davalı «taşıyıcının» sınırsız sorumluluğunu gerektiren kasdi fena hareketinden veya buna denk ağır kusurundan meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı «taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk» esaslarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Konvansiyonun 29. maddesinde belirtilen hallerde «taşıyıcının sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamı bakımından sözkonusudur.
4- Bununla birlikte davacı tarafça, davalı «taşıyıcının» «hasarın» meydana gelmesinde kastı veya «ağır kusuru» olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davacının uğramış olduğu «kazanç kaybına» ilişkin zarar nedeniyle davalı «taşıyıcının sorumluluğuna» hükmedilmemesi gerekirken, anılan zararın da davalı taşıyıcıdan tazminine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29 ncu maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasti fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
… iyatları baz alınarak yapılan hesaplamada emtia değerinin 5.423,76 Euro bulunduğu, nakliye ücreti 3.000,00 Euro ve sorumluk poliçesi limiti 500,00 Euro düşüldüğünde «taşıyıcının sorumlu» olduğu bakiye miktarın 1,923,76 Euro olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı sigorta şirketi ile birlikte 500,00 Euro’nun davalılardan ve diğer davalıd …
Konvansiyonun 29 ncu madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının «sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamından sorumluluğu söz konusudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · denetime elverişlilik · dosya masrafı · teslim
Benzer bu karardaBu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda davacının «kar mahrumiyetine» ilişkin talep hakkının bulunup bulunmadığının da mahkemece tartışılması gerekmektedir.
Davaya konu taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/2.maddesi hükmü uyarınca, eşyanın değerinin tespiti eşyanın «taşıyıcı» tarafından «teslim» alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşyanın herkes için geçerli olan objektif değerine göre yapılır.
Somut olayda ise bilirkişilerce nedeni açıklanmasızın Alaşehir Ticaret Odasının bildirdiği kiraz fiyatından farklı bir rakam esas alınarak hesaplama yapılması doğru olmadığı gibi, bu fiyata afakî bir yorumla “kanaat” belirterek % 20 oranında «masraf» tutarı eklenmesi de denetime imkan veren bir dayanak taşımadığından yerinde olmamıştır.
CMR Konvansiyonu’nun 29 ncu maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasti fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/12662 E. , 2013/4035 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2010 tarih ve 2007/253-2010/134 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ...Tic. Ltd. Şti. ile ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/03/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait iş makinesinin davalı ... Ltd.Şti. tarafından ...’a taşınması sırasında tırın yanması sonucu üzerinde bulunan iş makinesinin de yanarak hasarlandığını, hasar bedeli ve aracın tamiri süresi için çalışamaması nedeniyle müvekkilinin kazanç kaybı zararına uğradığını, davalı taşıyıcının ve ... sorumluluk sigortacısının zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak toplam 58.890,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı taşıyıcının davacıya ait silindir iş makinesini taşıması sırasında tırın yanması sonucu iş makinesinde meydana gelen 26.000,00 TL hasar bedelinden ve aracın tamiri süresi içinde kullanılamaması nedeniyle oluşan 17.890,60 TL kazanç kaybı zararından sorumlu olduğu, davalı ... şirketinin ise sadece iş makinesi hasarından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 17.890,60 TL kazanç kaybı zararının temerrüt faizi ile birlikte davalı taşıyıcıdan, 26.000,00 TL araç hasar bedelinin temerrüt faizi ile birlikte davalı taşıyıcı ve sigorta şirketinden tahsiline, diğer davalı hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Ltd.Şti. vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ... Konvansiyonu’na tabi taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taşımayı üstlenen davalı şirketin davacıya ait emtiada meydana gelen hasar nedeniyle sorumluluğu anılan Konvansiyon hükümlerine göre yani taşıyıcının sınırlı veya sınırsız sorumluluk hallerinin somut olay bakımından gerçekleşip gerçekleşmemesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Konvansiyonun 29. maddesinde belirtilen hallerde taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamı bakımından sözkonusudur. Bu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda taşıyıcının sorumluluğunun sınırsız sorumluluğa tabi olmadığının anlaşılması halinde, aynı Konvansiyonun malın eksik taşınması haline ilişkin 23., malın hasarlanması haline ilişkin ise 25.
madde hükmünde yazılı üst sınırın tespiti gerekecektir. Somut olayda, davacı tarafından emtiadaki hasarın davalı taşıyıcının sınırsız sorumluluğunu gerektiren kasdi fena hareketinden veya buna denk ağır kusurundan meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk esaslarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, taşıma konusu emtianın değerini ve uluslararası karayolu ile eşya taşımacılığını bilen birer uzmanın içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak, davaya konu iş makinesinin 20.01.2004 tarihli faturaya göre satın alındığı değer göz önüne alındığında tamirinin ekonomik olup olmadığı yani iş makinesine pert-total işleminin uygulanıp uygulanmayacağı da belirlenerek mümeyyiz davalıların sorumluluk miktarının yukarıda yazılı ilkelere göre tesbit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davanın ıslah edilen miktarı yönünden davalı ... şirketi tarafından zamanaşımı definde bulunulduğu halde mahkemece bu defi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Bununla birlikte davacı tarafça, davalı taşıyıcının hasarın meydana gelmesinde kastı veya ağır kusuru olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davacının uğramış olduğu kazanç kaybına ilişkin zarar nedeniyle davalı taşıyıcının sorumluluğuna hükmedilmemesi gerekirken, anılan zararın da davalı taşıyıcıdan tazminine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... şirketi vekilinin, 2 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı taşıyıcı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448608200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz