İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1374 E. 2011/11194 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cmr sözleşmesi↗ tam ziya↗ özel çekme hakkı (sdr)↗ taşıyıcının sınırlı sorumluluğu↗ sorumluluk sınırlaması↗ cmr konvansiyonu↗ mücerretlik↗ ağır kusur↗ sınırlı sorumluluk↗ karine↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ gerçek zarar↗ sorumluluk sigortası↗ muafiyet↗ cmr↗ hile↗ ziya↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ taşıyıcı↗ fatura↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı nakliye şirketlerinin üstlenmiş oldukları taşıma nedeniyle davacıya sigortalı emtianın alıcısına hasarlı teslim edildiği, davalıların oluşan hasardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Balnak Nakliyat AŞ. ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı ... şirketince sigortalısına ödenen CMR Sözleşmesine tabi taşımadan kaynaklanan tazminatın TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca rücuan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda, zarar miktarına ilişkin bir hesaplama tarzı ortaya konmadan davacı tarafın yaptığı hesaplama esas alınarak her hangi bir teknik görüş bildirilmeden sonuca gidilmiştir.
Oysa, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde tam ziya halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına hasarlı teslim edilmiş olduğunun kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşyanın herkes için geçerli olan objektif değerine göre yapılır. Hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, eşyanın değerinin tespitinde mücerret (soyut) hesaplama yöntemi belirlenmiş olup, eşyanın gönderen/gönderilen için ifade ettiği değerin tazminatın belirlenmesinde her hangi bir önemi yoktur. Eşyanın gönderen ile gönderilen arasında belirlenmiş, örneğin faturaya geçirilmiş değeri, eşyanın piyasa değerinin belirlenmesinde önemli bir emare teşkil eder. Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında kesin bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın fatura değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır. Bu durumda mahkemece, aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmü göz önüne alınarak mal değerinin belirlenmesi yönünden bilirkişiden denetime elverişli bir görüş alınmalıdır. Öte yandan, sorumluluk miktarının tespiti için, CMR Konvansiyonu’nun buna ilişkin sınırlı ve sınırsız sorumluluk hallerinin somut olay bakımından tartışılması da gerekmektedir. CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Bu kusur ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir. Konvansiyonun 29. madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının sorumluluğu sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamından sorumluluğu söz konusudur. Bu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda sigortalının sınırsız sorumluluğa tabi olmadığının anlaşılması halinde, aynı Konvansiyonun ziya ve hasar halinde taşıyıcının ödeyeceği tazminat miktarının üst sınırının kilogram başına 8,33 hesap birimini (özel çekme hakkı) aşamayacağına dair 23/3. madde hükmünde yazılı üst sınırın tespiti gerekecektir.
Bilirkişi tarafından doğru olarak davalı taşıyıcıların oluşan hasardan CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesine göre sınırlı sorumlu oldukları kabul edilmiş, ancak hasarlı emtianın brüt ağırlığının belirlenemediği gerekçesiyle özel çekme hakkı hesabı yapılmamıştır. Oysa, 25 kg’lik paketler halinde 32 torba densit emtisası ile yine 8 bidon içinde toplam 200 litre densit sıvısının hasara uğradığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, hasarlı emtianın değerinin ve mümeyyiz davalıların sorumluluk miktarının buna göre belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ..., taşımayı fiilen gerçekleştiren davalı Şenay Nakliyat Ltd.Şti.’nin taşıma sorumluluk sigortacısı olup, dosya içinde mevcut sigorta poliçesinde her bir rizikoda 250 EURO muafiyet uygulanacağı düzenlenmiş olduğu halde, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu tazminatın belirlenmesinde bu hususun dikkate alınmamış olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7937 E. 2011/3888 K.
Ortak:tam ziya · taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sorumluluk sınırlaması · mücerretlik · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · karine · taşıyıcının sorumluluğu · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takip talebi · itirazın iptali davası · kötüniyet tazminatı · sigorta sözleşmesi · rücuen tazminat · iptal davası · alacak davası · işlemiş faiz
Benzer bu kararda2- Dava, taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış ise de, davacı vekili 28.10.2008 tarihli duruşmada davaya «alacak davası» olarak devam edilmesini talep ettiği halde mahkemece dava itirazın iptali biçiminde sona erdirilmiştir.
Oysa İİK.’nun 67. maddesine dayalı «itirazın iptali davası» ile alacağın tahsili davaları, nitelikleri ve sonuçları itibarı ile birbirinden farklı dava türleridir.
Zira, ilk dava türü tamamen icra takibine dayalı olarak, takip edilen alacağın İİK.’nun 67. maddesi hükmü çerçevesinde ve «takip talebine» bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya «kötüniyet tazminatı» ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucunu doğururken, tahsil davası sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür.
Ayrıca, takip talebinde «asıl alacak» ve «işlemiş faizin» toplamı üzerinden alacağın faiziyle birlikte tahsili istendiği halde yargılama sonunda belirlenen asıl alacak miktarı üzerinden faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerekirken, toplam alacak yönüyle takibin devamına karar verilmekle takip talebinde faize faiz yürütülmesi isteği de kabul edilmiş olmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14639 E. 2012/806 K.
Ortak:tam ziya · mücerretlik · ziya · denetime elverişlilik · taşıyıcı · fatura · teslim · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaOysa, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına hasarlı «teslim» edilmiş olduğunun kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında «kesin» bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın «fatura» değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «üst taşıyıcı» olduğu, davacının sigortalısının satıcı konumunda olduğu, her ne kadar «kapalı fatura» kesilmiş ise de, satış faturası üzerinde ödemenin "mal mukabili" yapılacağının kararlaştırıldığı, mal bedelinin ödenmesi malların «teslimi» koşuluna bağlandığına göre artık kapalı faturanın «ödeme karinesi» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, diğer yandan satıma konu malların taşıma sırasında tamamen «zayi» olduğu ve alıcısına hiç teslim edilmediği, davacıın sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 108.502,10 TL’nın dava tari …
Oysa, taşıma CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde «tam ziya» halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer yandan, mahkemece malın alıcısına hiç «teslim» edilmediği kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, «ziya» halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın «taşıyıcı» tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme karinesi · kapalı fatura · üst taşıyıcı · rücuen tahsil · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «üst taşıyıcı» olduğu, davacının sigortalısının satıcı konumunda olduğu, her ne kadar «kapalı fatura» kesilmiş ise de, satış faturası üzerinde ödemenin "mal mukabili" yapılacağının kararlaştırıldığı, mal bedelinin ödenmesi malların «teslimi» koşuluna bağlandığına göre artık kapalı faturanın «ödeme karinesi» oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, diğer yandan satıma konu malların taşıma sırasında tamamen «zayi» olduğu ve alıcısına hiç teslim edilmediği, davacıın sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 108.502,10 TL’nın dava tari …
2- Dava, davacı ... şirketi tarafından sigortalısına ödenen CMR Sözleşmesine tabi taşımadan kaynaklanan tazminatın TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13875 E. 2011/7408 K.
Ortak:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · denetime elverişlilik · taşıyıcı · hasar
İncelediğiniz karardaCMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu «kusur» ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen «ağır kusur» ve «hile» kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile «taşıyıcının» bu hallerde «sınırlı sorumluluktan» yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır.
Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin «karine» olarak «sorumluluğunu sınırlama» hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının «gerçek zararını» karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Benzer bu karardaCMR Konvansiyonu’nun 29 ncu maddesinde «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasti fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen «hasar» halinde, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan» veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
… iyatları baz alınarak yapılan hesaplamada emtia değerinin 5.423,76 Euro bulunduğu, nakliye ücreti 3.000,00 Euro ve sorumluk poliçesi limiti 500,00 Euro düşüldüğünde «taşıyıcının sorumlu» olduğu bakiye miktarın 1,923,76 Euro olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı sigorta şirketi ile birlikte 500,00 Euro’nun davalılardan ve diğer davalıd …
Konvansiyonun 29 ncu madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının «sorumluluğu sınırlı» olmayıp, «gerçek zararın» tamamından sorumluluğu söz konusudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · dosya masrafı
Benzer bu karardaBu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda davacının «kar mahrumiyetine» ilişkin talep hakkının bulunup bulunmadığının da mahkemece tartışılması gerekmektedir.
Somut olayda ise bilirkişilerce nedeni açıklanmasızın Alaşehir Ticaret Odasının bildirdiği kiraz fiyatından farklı bir rakam esas alınarak hesaplama yapılması doğru olmadığı gibi, bu fiyata afakî bir yorumla “kanaat” belirterek % 20 oranında «masraf» tutarı eklenmesi de denetime imkan veren bir dayanak taşımadığından yerinde olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1374 E. , 2011/11194 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/05/2009 tarih ve 2007/1280-2009/795 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Balnak ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın Danimarka’dan Türkiye’ye taşınması işinin davalı şirketler tarafından yapıldığını, davalı ... şirketinin ise taşıyıcının CMR sorumluluk sigortacısı olduğunu, emtianın alıcısına hasarlı olarak teslim edildiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, hasar bedelinin tahsili için başlatılan takibe davalıların itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Balnak Nakliyat AŞ. ve sigorta şirketi vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı nakliye şirketlerinin üstlenmiş oldukları taşıma nedeniyle davacıya sigortalı emtianın alıcısına hasarlı teslim edildiği, davalıların oluşan hasardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Balnak Nakliyat AŞ. ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı ... şirketince sigortalısına ödenen CMR Sözleşmesine tabi taşımadan kaynaklanan tazminatın TTK.’nun 1301. maddesi uyarınca rücuan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda, zarar miktarına ilişkin bir hesaplama tarzı ortaya konmadan davacı tarafın yaptığı hesaplama esas alınarak her hangi bir teknik görüş bildirilmeden sonuca gidilmiştir.
Oysa, taşıma, CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, anılan Konvansiyonun 23/1. maddesinde tam ziya halinde taşımacının sorumlu olduğu tazminat miktarının eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Diğer yandan, mahkemece, malın alıcısına hasarlı teslim edilmiş olduğunun kabul edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, ziya halinde ödenecek tazminatın belirlenmesinde aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmünün dikkate alınması gerekmekte olup, anılan hükme göre, eşyanın değerinin tespiti, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki borsa fiyatına göre, böyle bir fiyatın bulunmadığı durumlarda piyasa fiyatına göre ve her iki fiyatın da mevcut olmadığı hallerde ise eşyanın herkes için geçerli olan objektif değerine göre yapılır.
Hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, eşyanın değerinin tespitinde mücerret (soyut) hesaplama yöntemi belirlenmiş olup, eşyanın gönderen/gönderilen için ifade ettiği değerin tazminatın belirlenmesinde her hangi bir önemi yoktur. Eşyanın gönderen ile gönderilen arasında belirlenmiş, örneğin faturaya geçirilmiş değeri, eşyanın piyasa değerinin belirlenmesinde önemli bir emare teşkil eder. Ancak, gönderen ve gönderilenin belirlemiş oldukları söz konusu değer, eşyanın değeri hakkında kesin bir kanıt niteliği taşımadığından ve CMR’nin 23/2. maddesinde tazminatın hesabında eşyanın fatura değeri değil, piyasa değeri ölçüt kabul edildiğinden, faturada yer alan değerin gerçek değeri yansıttığı ölçüde tazminat hesabının belirlenmesinde göz önüne alınabileceği açıktır.
Bu durumda mahkemece, aynı Konvansiyonu’nun 23/2. maddesi hükmü göz önüne alınarak mal değerinin belirlenmesi yönünden bilirkişiden denetime elverişli bir görüş alınmalıdır. Öte yandan, sorumluluk miktarının tespiti için, CMR Konvansiyonu’nun buna ilişkin sınırlı ve sınırsız sorumluluk hallerinin somut olay bakımından tartışılması da gerekmektedir. CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu kusur ve kastını, TTK.nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir. Konvansiyonun 29. madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının sorumluluğu sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamından sorumluluğu söz konusudur. Bu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda sigortalının sınırsız sorumluluğa tabi olmadığının anlaşılması halinde, aynı Konvansiyonun ziya ve hasar halinde taşıyıcının ödeyeceği tazminat miktarının üst sınırının kilogram başına 8,33 hesap birimini (özel çekme hakkı) aşamayacağına dair 23/3.
madde hükmünde yazılı üst sınırın tespiti gerekecektir.
Bilirkişi tarafından doğru olarak davalı taşıyıcıların oluşan hasardan CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesine göre sınırlı sorumlu oldukları kabul edilmiş, ancak hasarlı emtianın brüt ağırlığının belirlenemediği gerekçesiyle özel çekme hakkı hesabı yapılmamıştır. Oysa, 25 kg’lik paketler halinde 32 torba densit emtisası ile yine 8 bidon içinde toplam 200 litre densit sıvısının hasara uğradığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, hasarlı emtianın değerinin ve mümeyyiz davalıların sorumluluk miktarının buna göre belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ..., taşımayı fiilen gerçekleştiren davalı Şenay Nakliyat Ltd.Şti.’nin taşıma sorumluluk sigortacısı olup, dosya içinde mevcut sigorta poliçesinde her bir rizikoda 250 EURO muafiyet uygulanacağı düzenlenmiş olduğu halde, davalı ... şirketinin sorumlu olduğu tazminatın belirlenmesinde bu hususun dikkate alınmamış olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 29/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030956400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz