Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/269 E. 2013/1825 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik hak↗ müddeabih↗ husumet itirazı↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ havale↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ ibraz↗ iltibas↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının ayırt edicilik sağlamadığı ve iltibası önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, haksız rekabet konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl davaya konu marka dava açıldıktan sonra 14.08.2008 tarihinde davalı ... . ve Tic. A.Ş. tarafından birleşen davanın davalısı ... . Ltd. Şti'ye devredilmiş, devir işlemi ... tarafından tescil edilmiştir.
Yargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri müddeabihi 3. kişiye temlik ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddeabihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir. Somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği husumet itirazı olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya ibraz edilen 02.02.2009 havale tarihli dilekçede, söz konusu seçimlik hak uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya dahil edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi ve asıl dava bakımından davalının markayı devrenden ... . Tic. A.Ş. olarak kabulü ile bu davalı aleyhinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3- Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11751 E. 2014/16948 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz karardaYargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaHMK.'nın 125. (HUMK’nun 186.) maddesi hükmü gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. bir kişiye «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddebihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını «müddeabihi» 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9441 E. 2012/1722 K.
Ortak:müddeabih · temlik · dahili dava
İncelediğiniz karardaYargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği «husumet itirazı» olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya «ibraz» edilen 02.02.2009 «havale» tarihli dilekçede, söz konusu «seçimlik hak» uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya «dahil» edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun göze …
Benzer bu karardaBu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · cy/cy şerhi · tazminat davası · üçüncü kişi · ıslah
Benzer bu kararda… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markaların «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Dava, 20.06.2008 tarihinde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 06.02.2009 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi ile davalı tarafından davaya konu markaların dava dışı şirkete devredildiği ve Türk Patent Enstitüsü tarafından «şerh» işleminin gerçekleştirildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14923 E. 2016/3479 K.
Ortak:husumet itirazı · temlik · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği «husumet itirazı» olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya «ibraz» edilen 02.02.2009 «havale» tarihli dilekçede, söz konusu «seçimlik hak» uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya «dahil» edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun göze …
Yargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaDava konusunun davalı banka tarafından dava dışı şirkete devredilmesi ve «husumet itirazının» yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek olması karşısında mahkemece HMK'nın 125. maddesi (HUMK 186.md) hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip,dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi,dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlu olunmadığının tespiti · sözleşmeden doğan dava · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · asıl alacak
Benzer bu kararda1- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 7418249 nolu «kredi sözleşmesi» nedeniyle davacının, davalı bankaya 41.900 TL borçlu olduğu, davalının bu kredi sözleşmesine istinaden icraya koyduğu «asıl alacak» miktarının ise 72.753,94 TL olduğu, buna göre davacının, davalı bankaya 34.215,53 TL borçlu olmadığı, bilirkişi raporunda, davacının, davalıya bankaya 7418249/2 no …
Ancak; dosya kapsamından yargılama sırasında davalının dava konusu «kredi sözleşmesinden doğan» alacağını dava dışı....'ye devrettiği anlaşılmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden terkini | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11478 E. 2011/3783 K.
Ortak:müddeabih · temlik · ilan · ibraz · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının «ayırt edicilik» sağlamadığı ve «iltibası» önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, «haksız rekabet» konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Yargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu kararda… ndaki ve 35/03, 04, 06 ve 08 alt gruplardaki ürünler yönünden orta düzeyde bilince sahip tüketici nezdinde 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine göre davacı markasıyla «iltibasa» sebep olacak şekilde benzer olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı adına tescilli markanın anılan alt sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, kullanımının önlenmesine ve hükmün «ilanına», fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda .......nun 186.maddesine göre «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi
Benzer bu karardaBuna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2386 E. 2010/2825 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz karardaYargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:itiraz süresi · genel kurul kararının iptali · taraf ehliyeti · ihbar · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu para cezası hakkında Bozdoğan Sulh Ceza Mahkemesi' ne ve Aydın 1.İdare Mahkemesi' ne yapılan «itirazların süre» yönünden reddedildiği, 24.04.2003 tarihli «genel kurul kararlarının iptali» için açılan davanın da reddedilip kesinleştiği, davalının toplam 5 ortaklık payını 20.07.2007 ve 23.11.2007 tarihlerinde 3.kişilere devrederek ortaklığının sona erdiği, 3194 sayılı İmar Kanunu' nun 32.maddesi uyarınca davacı inşaatında tespit edilen imara aykırılğın sadece yıkım yoluyla giderilebiceği, ancak salt imara aykırılık iddiasının idari yargı yerini ilgilendireceği ve bu iddiayla açılan davanın görev yönünden reddinin gerektiği, para cezasının uygulandığı tarihte davalının «yönetim kurulu» başkanı olduğu ve bu cezaya karşı gerekli yasal yollara başvuru süresini kaçırarak kooperatifi zarara uğrattığı, dolayısıyla Kooperatifler Kanunu' nun 62 ve anasözleşmenin 48.maddesi uyarınca kendi kusuruyla neden olduğu zarardan sorumlu bulunduğu, anılan cezanın davacı kooperatif tarafından 17.11.2003 tarihinde belediyeye ödendiği gerekçesiyle davacının yıkım talebi yönünden davanın idari yargı «görev alanına» girdiğinden mahkemenin «görevsizliğine», tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile (5.000) YTL.'nın 17.11.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin ortağı bulunan davalı tarafından yapılan inşaatın yıkılması ve kooperatifçe ödenen idari para cezasının, bu cezanın sorumlusu olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yıkım istemi yönünden davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği kabul edilerek «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Nitekim mahkemece de bu yönde işlemlere girişilip davanın devralan 3. kişilere «ihbarı» yoluna gidilmişse de davacının anılan yasa hükmüne uygun şekilde beyanı alınmamıştır.
O halde mahkemece, “kal istemi yönünden” davacının anılan maddede açıklanan şekilde beyanının alınması ve böylece re’sen pasif dava «ehliyeti» açıklığa kavuşturulduktan sonra, işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/269 E. , 2013/1825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ)
Taraflar arasında görülen davada ... ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 31/05/2011 tarih ve 2008/89-2011/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada asansör rayı üretimi ve satışı konusunda faaliyet gösteren müvekkilinin 06, 07, 09 ve 37. sınıf mal ve hizmetler yönüden tescilli "ASRAY" ve "ASRAY +Şekil" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "AKRAY" markasını 06 ve 07. sınıflarda tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkili markasıyla karışıklık yarattığını ileri sürerek, davalı adına tescili markasının hükümsüzlüğünü; birleşen davada ise müvekkilinin markadan doğan haklarına yönelik tecavüzün ref'i ve men'ini, "AKRAY" ibaresi altında satışı sunulan mallar, bu ibareyi taşıyan iş evrakı, reklam ve tanıtım malzemelerinin imhasını, davalı unvanındaki "AKRAY" ibaresinin ticaret sicilinden terkinini ve kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, dava konusu markanın ... . Ltd. Şti.'ye devredildiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, anılan sektörün alıcı kitlesinin malı almaya uzun zaman ayırdığını savunarak, husumet yönünden ve esastan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının ayırt edicilik sağlamadığı ve iltibası önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, haksız rekabet konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl davaya konu marka dava açıldıktan sonra 14.08.2008 tarihinde davalı ... . ve Tic. A.Ş. tarafından birleşen davanın davalısı ... . Ltd. Şti'ye devredilmiş, devir işlemi ... tarafından tescil edilmiştir.
Yargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri müddeabihi 3. kişiye temlik ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddeabihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir. Somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği husumet itirazı olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya ibraz edilen 02.02.2009 havale tarihli dilekçede, söz konusu seçimlik hak uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya dahil edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186.
maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi ve asıl dava bakımından davalının markayı devrenden ... . Tic. A.Ş. olarak kabulü ile bu davalı aleyhinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3- Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden kararın mümeyyiz ... . Tic. A.Ş. yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... . Tic. A.Ş. vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan birleşen davaya ilişkin hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/447204300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz