Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9441 E. 2012/1722 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 125↗ müddeabih↗ hükümsüzlüğün tespiti↗ cy/cy şerhi↗ tazminat davası↗ üçüncü kişi↗ temlik↗ ıslah↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davaya konu markaların davalı şirket tarafından birbaşka şirkete devredildiği, HUMK’nun 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmaya davat edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın ıslah yoluyla dahi davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya tazminat davası olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
Dava, 20.06.2008 tarihinde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 06.02.2009 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi ile davalı tarafından davaya konu markaların dava dışı şirkete devredildiği ve Türk Patent Enstitüsü tarafından şerh işleminin gerçekleştirildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Bu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) müddeabihin temliki sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir. Buna göre, davalının dava sırasında müddeabihi bir başkasına temlik etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan üçüncü kişiye karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Somut olayda da davacı taraf, hükümsüzlük davasını markayı devralan yeni şirkete karşı devam ettirmek istediğini 09.04.2010 tarihli duruşmada belirttiği halde mahkemece Yasa'nın açık hükmüne rağmen davalı sıfatının değiştirilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden terkini | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11478 E. 2011/3783 K.
Ortak:müddeabih · üçüncü kişi · temlik
İncelediğiniz karardaBuna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Bu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Benzer bu karardaBuna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Bu durumda .......nun 186.maddesine göre «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Mahkemece, dava açıldıktan sonra «müddeabihin» dava dışı ...’a devredilmesi nedeniyle, HUMK.nun 186.maddesi gereğince davacı tarafa tercih hakkının hatırlatılması gerekirken, açıklanan hususlar dikkate alınmadan yargılamaya devam edilerek, karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · ibraz · iltibas
Benzer bu kararda… ndaki ve 35/03, 04, 06 ve 08 alt gruplardaki ürünler yönünden orta düzeyde bilince sahip tüketici nezdinde 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine göre davacı markasıyla «iltibasa» sebep olacak şekilde benzer olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı adına tescilli markanın anılan alt sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, kullanımının önlenmesine ve hükmün «ilanına», fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, sırasında davaya konu markanın dava dışı ...’a devredildiği ve devrin dava dışı kişi adına gerçekleştirildiği, buna ilişkin Türk Patent Enstitüsü’nün 23.12.2008 tarihli yazısının davalı vekilince dosyaya «ibraz» edildiği, mahkemece davalı vekiline, devir alan kişinin vekaletnamesini ibraz etmesi için süre verildiği ve sonraki oturumda davanın kabulüne karar verildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesi ile anlaşılmıştır.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/269 E. 2013/1825 K.
Ortak:müddeabih · temlik · dahili dava
İncelediğiniz karardaBu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği «husumet itirazı» olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya «ibraz» edilen 02.02.2009 «havale» tarihli dilekçede, söz konusu «seçimlik hak» uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya «dahil» edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun göze …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik hak · husumet itirazı · havale · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet · ibraz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının «ayırt edicilik» sağlamadığı ve «iltibası» önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, «haksız rekabet» konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği «husumet itirazı» olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya «ibraz» edilen 02.02.2009 «havale» tarihli dilekçede, söz konusu «seçimlik hak» uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya «dahil» edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun göze …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11751 E. 2014/16948 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz karardaBu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaHMK.'nın 125. (HUMK’nun 186.) maddesi hükmü gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. bir kişiye «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddebihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını «müddeabihi» 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/9441 E. , 2012/1722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.04.2010 tarih ve 2008/304 - 2010/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2003/20168 nolu “NİKSAR” ibareli markanın, 81678 nolu “Niksar Saf Menba Suyu” ibareli markanın ve 85445 nolu “ Niksar Ayvaz Suyu” ibareli marka tescillerinin icra yoluyla davalı şirkete intikal ettiğini ve dava tarihi itibariyle davalı adına tescilli bulunduğunu, corafi yer isminin markada yer almasının 556 sayılı KHK’nin 7 ve 8. maddelerine aykırı olduğunu ve bu ibare üzerindeki hakların müvekkili Niksar Belediyesi’ne ait bulunduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davaya konu markaların davalı şirket tarafından birbaşka şirkete devredildiği, HUMK’nun 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmaya davat edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın ıslah yoluyla dahi davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya tazminat davası olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
Dava, 20.06.2008 tarihinde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 06.02.2009 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi ile davalı tarafından davaya konu markaların dava dışı şirkete devredildiği ve Türk Patent Enstitüsü tarafından şerh işleminin gerçekleştirildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Bu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) müddeabihin temliki sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir. Buna göre, davalının dava sırasında müddeabihi bir başkasına temlik etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan üçüncü kişiye karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Somut olayda da davacı taraf, hükümsüzlük davasını markayı devralan yeni şirkete karşı devam ettirmek istediğini 09.04.2010 tarihli duruşmada belirttiği halde mahkemece Yasa'nın açık hükmüne rağmen davalı sıfatının değiştirilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047173800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz