Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2386 E. 2010/2825 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itiraz süresi↗ pasif dava ehliyeti (husumet)↗ kooperatifler kanunu↗ müddeabih↗ genel kurul kararının iptali↗ temlik↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗ iş mahkemesi görev alanı↗ sulh↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu para cezası hakkında Bozdoğan Sulh Ceza Mahkemesi' ne ve Aydın 1.İdare Mahkemesi' ne yapılan itirazların süre yönünden reddedildiği, 24.04.2003 tarihli genel kurul kararlarının iptali için açılan davanın da reddedilip kesinleştiği, davalının toplam 5 ortaklık payını 20.07.2007 ve 23.11.2007 tarihlerinde 3.kişilere devrederek ortaklığının sona erdiği, 3194 sayılı İmar Kanunu' nun 32.maddesi uyarınca davacı inşaatında tespit edilen imara aykırılğın sadece yıkım yoluyla giderilebiceği, ancak salt imara aykırılık iddiasının idari yargı yerini ilgilendireceği ve bu iddiayla açılan davanın görev yönünden reddinin gerektiği, para cezasının uygulandığı tarihte davalının yönetim kurulu başkanı olduğu ve bu cezaya karşı gerekli yasal yollara başvuru süresini kaçırarak kooperatifi zarara uğrattığı, dolayısıyla Kooperatifler Kanunu' nun 62 ve anasözleşmenin 48.maddesi uyarınca kendi kusuruyla neden olduğu zarardan sorumlu bulunduğu, anılan cezanın davacı kooperatif tarafından 17.11.2003 tarihinde belediyeye ödendiği gerekçesiyle davacının yıkım talebi yönünden davanın idari yargı görev alanına girdiğinden mahkemenin görevsizliğine, tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile (5.000) YTL.'nın 17.11.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin ortağı bulunan davalı tarafından yapılan inşaatın yıkılması ve kooperatifçe ödenen idari para cezasının, bu cezanın sorumlusu olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yıkım istemi yönünden davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği kabul edilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Oysa davacı kooperatifçe ortağı bulunan davalıya karşı, kendisine isabet eden arsa üzerinde ortak sıfatıyla yaptığı inşaatın yıkılması istemiyle 1163 sayılı Koop. K.’na ve anasözleşmeye dayanarak dava açılması mümkün olup, kooperatifle ortağı arasındaki işbu davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği tabiidir. Nitekim işbu davanın davalısı tarafından davacı kooperatif aleyhine 24.04.2003 tarihli genel kurulda alınan yıkım kararının iptali istemiyle açılan dava da aynı yer mahkemesince görülüp reddedilmiş ve Dairemiz’ce de onanmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının yıkım (kal) istemi yönünden de işin esasının incelenmesine girişilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu idari para cezasından bizzat davalı ortağın sorumlu bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi müddeabihi 3. kişiyi temlik ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddeabihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Somut uyuşmazlıkta da davalı tarafından davacı kooperatif nezdindeki tüm hisseleri dava sırasında 3. kişilere devredildiğine ve davacı kooperatifçe de bu devir işlemi benimsenip kabul edildiğine göre, mahkemece “kal istemi yönünden” HUMK.’nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılması gereklidir. Nitekim mahkemece de bu yönde işlemlere girişilip davanın devralan 3. kişilere ihbarı yoluna gidilmişse de davacının anılan yasa hükmüne uygun şekilde beyanı alınmamıştır.
O halde mahkemece, “kal istemi yönünden” davacının anılan maddede açıklanan şekilde beyanının alınması ve böylece re’sen pasif dava ehliyeti açıklığa kavuşturulduktan sonra, işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/269 E. 2013/1825 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaYargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik hak · husumet itirazı · havale · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet · dahili dava · ibraz
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği «husumet itirazı» olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya «ibraz» edilen 02.02.2009 «havale» tarihli dilekçede, söz konusu «seçimlik hak» uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya «dahil» edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun göze …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının «ayırt edicilik» sağlamadığı ve «iltibası» önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, «haksız rekabet» konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11751 E. 2014/16948 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaHMK.'nın 125. (HUMK’nun 186.) maddesi hükmü gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. bir kişiye «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddebihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını «müddeabihi» 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9441 E. 2012/1722 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaBu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · cy/cy şerhi · tazminat davası · üçüncü kişi · ıslah · dahili dava
Benzer bu kararda… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markaların «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Dava, 20.06.2008 tarihinde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 06.02.2009 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi ile davalı tarafından davaya konu markaların dava dışı şirkete devredildiği ve Türk Patent Enstitüsü tarafından «şerh» işleminin gerçekleştirildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14923 E. 2016/3479 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaDilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip,dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi,dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · borçlu olunmadığının tespiti · sözleşmeden doğan dava · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · asıl alacak · husumet
Benzer bu kararda1- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 7418249 nolu «kredi sözleşmesi» nedeniyle davacının, davalı bankaya 41.900 TL borçlu olduğu, davalının bu kredi sözleşmesine istinaden icraya koyduğu «asıl alacak» miktarının ise 72.753,94 TL olduğu, buna göre davacının, davalı bankaya 34.215,53 TL borçlu olmadığı, bilirkişi raporunda, davacının, davalıya bankaya 7418249/2 no …
Ancak; dosya kapsamından yargılama sırasında davalının dava konusu «kredi sözleşmesinden doğan» alacağını dava dışı....'ye devrettiği anlaşılmaktadır.
Dava konusunun davalı banka tarafından dava dışı şirkete devredilmesi ve «husumet itirazının» yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek olması karşısında mahkemece HMK'nın 125. maddesi (HUMK 186.md) hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3889 E. 2016/1187 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu kararda… bulunan 6100 sayılı HMK'nın 25. maddesi uyarınca hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup somut olayda davalı tarafça, davaya konu işletmenin kendisine «teslim» edilmediği yönünde bir savunmada bulunulmadığı gibi dosyada mevcut davalının davacıya gönderdiği 01.08.2011 tarihli «ihtarnamede» de açıkça işletmenin davalıya devir ve «temlik» edildiği belirtilmesine rağmen işletmenin devir ve teslim edildiğinin kanıtlanamadığı hususunun davanın reddine gerekçe yapılması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · sözleşmenin ihlali · hile · muacceliyet · kötü niyet · taahhütname · ihtarname · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu «işletmenin devrine» ilişkin sözleşmenin 05.08.2010 tarihinde imzalandığı, restoranın üzerinde bulunduğu taşınmazın malikleri ile davacı kiracı tarafından imzalanarak belediyeye verilen 29.04.2003 tarihli «taahhütnamede», söz konusu parselde muvakkat tadilat projesine aykırı olarak yapılacak yapıların yıkımına itiraz edilmeyeceğinin ve belediyenin izni olmadan yapının 3. şahıslara devredilmeyeceğinin taahhüt edildiği, mahallinde 15.09.2011 tarihinde yapılan tespitte taşınmazın boş olduğunun görüldüğü, yıkım kararının davalıya 24.05.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve 08.06.2011 tarihine kadar yıkımın yapılmasının istenildiği, dolayısıyla bu tarihten sonra taşınmazın kullanımının fiilen mümkün olmadığı, taşınmazın devir olgusunun dahi davacı tarafça kanıtlanamadığı, davacının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ranması halinde işletmenin davacıya iadesinin sözleşmede öngörüldüğünü ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin kuruluş aşamasında davacının, işletmenin ayıplı olduğunu «hile» ile kendisinden gizlediğini, işletmenin bulunduğu binanın imar durumuna, projelerine ve yapı ruhsatına aykırı bir şekilde inşa edildiği için belediye tarafından yıkım kararı alınarak kendisine tebliğ edildiğini savunmuş, mahkemece de davacı ve işletmenin bulunduğu taşınmazın malikleri tarafından ilgili belediyeye verilen «taahhütname» de, belediyenin izni olmadan taşınmazın üçüncü kişilere devredilmeyeceğinin taahhüt edildiği, mahkeme aracılığıyla 15.09.2011 tarihinde yapılan tespitte işletmenin boş olduğunun görüldüğü, yıkım kararının davalıya 24.05.2011 tarihinde tebliğ edilerek 08.06.2011 tarihine kadar yıkımın yapılmasının istenildiği, dolayısıyla işletmenin bu tarihten sonra kullanımının fiilen mümkün bulunmadığı, sözleşme tarihinden sonra işletmenin vergi «kaydının» kim adına olduğunun belli olmaması nedeniyle işletmenin davalıya devredildiğinin de ispatlanamadığı, davacı tarafça yapılan ve sözleşme uyarınca davalıdan tahsili …
Yine, davacı tarafından sözleşme uyarınca davalının yaptığı ödemelerin kendisi tarafından yapıldığı ileri sürülerek bu ödemelerin de tahsili istenilmiş ve mahkemece de bu ödemelerin hangi tarihlerde «muaccel» olduğu dahi araştırılmaksızın sırf yıkım kararının tebliğinden sonra yapılmış olmasının davacının «kötü niyetini» gösterdiğine ilişkin gerekçe de yerinde görülmemiştir.
Dava, işletme hakkı devir «sözleşmesinin ihlal» edildiği iddiasına dayalı olarak müdahalenin önlenmesi ve sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedellerin tahsili istemine ilişkindir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden terkini | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11478 E. 2011/3783 K.
Ortak:müddeabih · temlik
İncelediğiniz kararda3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi «müddeabihi» 3. kişiyi «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaBu durumda .......nun 186.maddesine göre «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Mahkemece, dava açıldıktan sonra «müddeabihin» dava dışı ...’a devredilmesi nedeniyle, HUMK.nun 186.maddesi gereğince davacı tarafa tercih hakkının hatırlatılması gerekirken, açıklanan hususlar dikkate alınmadan yargılamaya devam edilerek, karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · ilan · ibraz · iltibas
Benzer bu kararda… ndaki ve 35/03, 04, 06 ve 08 alt gruplardaki ürünler yönünden orta düzeyde bilince sahip tüketici nezdinde 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine göre davacı markasıyla «iltibasa» sebep olacak şekilde benzer olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı adına tescilli markanın anılan alt sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, kullanımının önlenmesine ve hükmün «ilanına», fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, sırasında davaya konu markanın dava dışı ...’a devredildiği ve devrin dava dışı kişi adına gerçekleştirildiği, buna ilişkin Türk Patent Enstitüsü’nün 23.12.2008 tarihli yazısının davalı vekilince dosyaya «ibraz» edildiği, mahkemece davalı vekiline, devir alan kişinin vekaletnamesini ibraz etmesi için süre verildiği ve sonraki oturumda davanın kabulüne karar verildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesi ile anlaşılmıştır.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2386 E. , 2010/2825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.04.2008 tarih ve 2006/266-2008/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatif ortağı olan davalının, kendisine tahsis edilen arsa üzerine yaptıracağı binanın projesini hazırlatıp belediyeye başvurarak inşaat iznini aldığını, daha sonra belediyece yapılan kontrollerde inşaatın projesine uygun olmadığı gerekçesiyle 08.10.2001 tarihli encümen kararı ile inşaatın durdurulup kooperatifin (5.000) YTL para cezası ödemesine karar verildiğini, müvekkilinin de 24.04.2003 tarihli genel kurul toplantısında davalının inşaatının yıkılmasına ve anılan para cezasının davalı tarafından ödenmesine karar verdiğini ileri sürerek, davalının yaptığı binanın ve istinat duvarının yıkılmasına, (5.000) YTL.'nın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu cezanın sadece müvekkilinden istenmesinin eşitlik ilkesineaykırı olduğunu, yıkım kararının ise ancak belediye encümenince verilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu para cezası hakkında Bozdoğan Sulh Ceza Mahkemesi' ne ve Aydın 1.İdare Mahkemesi' ne yapılan itirazların süre yönünden reddedildiği, 24.04.2003 tarihli genel kurul kararlarının iptali için açılan davanın da reddedilip kesinleştiği, davalının toplam 5 ortaklık payını 20.07.2007 ve 23.11.2007 tarihlerinde 3.kişilere devrederek ortaklığının sona erdiği, 3194 sayılı İmar Kanunu' nun 32.maddesi uyarınca davacı inşaatında tespit edilen imara aykırılğın sadece yıkım yoluyla giderilebiceği, ancak salt imara aykırılık iddiasının idari yargı yerini ilgilendireceği ve bu iddiayla açılan davanın görev yönünden reddinin gerektiği, para cezasının uygulandığı tarihte davalının yönetim kurulu başkanı olduğu ve bu cezaya karşı gerekli yasal yollara başvuru süresini kaçırarak kooperatifi zarara uğrattığı, dolayısıyla Kooperatifler Kanunu' nun 62 ve anasözleşmenin 48.maddesi uyarınca kendi kusuruyla neden olduğu zarardan sorumlu bulunduğu, anılan cezanın davacı kooperatif tarafından 17.11.2003 tarihinde belediyeye ödendiği gerekçesiyle davacının yıkım talebi yönünden davanın idari yargı görev alanına girdiğinden mahkemenin görevsizliğine, tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile (5.000) YTL.'nın 17.11.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin ortağı bulunan davalı tarafından yapılan inşaatın yıkılması ve kooperatifçe ödenen idari para cezasının, bu cezanın sorumlusu olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yıkım istemi yönünden davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği kabul edilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Oysa davacı kooperatifçe ortağı bulunan davalıya karşı, kendisine isabet eden arsa üzerinde ortak sıfatıyla yaptığı inşaatın yıkılması istemiyle 1163 sayılı Koop. K.’na ve anasözleşmeye dayanarak dava açılması mümkün olup, kooperatifle ortağı arasındaki işbu davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği tabiidir. Nitekim işbu davanın davalısı tarafından davacı kooperatif aleyhine 24.04.2003 tarihli genel kurulda alınan yıkım kararının iptali istemiyle açılan dava da aynı yer mahkemesince görülüp reddedilmiş ve Dairemiz’ce de onanmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının yıkım (kal) istemi yönünden de işin esasının incelenmesine girişilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu idari para cezasından bizzat davalı ortağın sorumlu bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Ancak, HUMK.’nun 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan birisi müddeabihi 3. kişiyi temlik ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddeabihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Somut uyuşmazlıkta da davalı tarafından davacı kooperatif nezdindeki tüm hisseleri dava sırasında 3. kişilere devredildiğine ve davacı kooperatifçe de bu devir işlemi benimsenip kabul edildiğine göre, mahkemece “kal istemi yönünden” HUMK.’nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılması gereklidir. Nitekim mahkemece de bu yönde işlemlere girişilip davanın devralan 3. kişilere ihbarı yoluna gidilmişse de davacının anılan yasa hükmüne uygun şekilde beyanı alınmamıştır.
O halde mahkemece, “kal istemi yönünden” davacının anılan maddede açıklanan şekilde beyanının alınması ve böylece re’sen pasif dava ehliyeti açıklığa kavuşturulduktan sonra, işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 15.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013873300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz