Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12216 E. 2018/2871 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ zorunlu dava arkadaşlığı↗ tereke↗ tanık beyanı↗ aktif dava ehliyeti↗ mirasçılık↗ bono↗ taraf ehliyeti↗ kâr payı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının elindeki bono ve tanık beyanı ile davasını ispat ettiği ve davalının dava konusu 7.500 TL'yi ödediğine dair ispata yeterli delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tarafların ortak murisi ile davalı arasında düzenlenen bonoya istinaden davacının kendi payına tekabül eden 7.500 TL'nin tahsili talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre tereke iştirak halinde mirasçılara geçer ve tek mülkiyet söz konusudur. Bir başka söyleyişle, mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. İştirak halinde mülkiyetin bu özelliği nedeniyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. 4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir payı yoktur ve bu nedenle mirasçıların tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir. Medeni Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerekir. Bu durumda davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11526 E. 2018/4926 K.
Ortak:tereke · mirasçılık · taraf ehliyeti · kâr payı
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre «tereke» iştirak halinde «mirasçılara» geçer ve tek mülkiyet söz konusudur.
4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir «payı» yoktur ve bu nedenle «mirasçıların» tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir.
Medeni Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerekir.
Benzer bu karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre «tereke» iştirak halinde «mirasçılara» geçer.
4721 sayılı Yasa'nın 701/2. maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, terekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde ortakların belli bir «payı» yoktur ve bu nedenle «mirasçıların» tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · dava açma ehliyeti · müzayaka · hisse devri sözleşmesi · rayiç değer · genel kurul kararının iptali · bedelsizlik · hisse devri
Benzer bu karardaA.Ş genel kurulunun almış olduğu bedelli ve «bedelsiz» sermaye arttırımı kararları nedeniyle, davacının muris eşinin «müzayaka» halinde kalarak «hisse devri» yaptığı iddiasına dayalı olarak hisse değerinin tespiti ve davacının miras «payının» tahsilinin talep edildiği, dolayısıyla istemin «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» ve anonim şirket «hisse devri sözleşmesinin» «geçersizliğine» ilişkin iddialara dayalı olduğu, davanın şirkete karşı açılması gerektiği, davacının alacaklı olduğu belirlendiğinde ve şirketten alacağın tahsili imkanı olmadığı takdirde davanın ilgililer aleyhine açılması gerektiği, bu aşamada davalılar aleyhine davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmiştir.
A.Ş'deki paylarının davalıların haksız eylemleri nedeniyle alınan sermaye arttırım kararları ve «limited şirket» hisse devirleri sonrasında sıfırlandığı ileri sürülerek, davacının muris eşi ...’den gelen miras hakkının gerçek ve güncel «rayiç değerinin» dava tarihi itibariyle tespiti ile davacıya isabet eden miras «payının» tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Bir başka söyleyişle, «elbirliği mülkiyeti» hallerinden birisi de miras şirketi olup miras şirketinden bahsedilebilmesi için murisin terekesi üzerinde «mirasçı» sıfatını haiz birden fazla kişinin bulunması gereklidir.
Bu itibarla, davacının tek başına dava «açma ehliyeti» bulunmadığından mahkemece, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · taraf ehliyeti · kâr payı · Alacak
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre «tereke» iştirak halinde «mirasçılara» geçer ve tek mülkiyet söz konusudur.
4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir «payı» yoktur ve bu nedenle «mirasçıların» tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir.
Medeni Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerekir.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · veraset ilamı · aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · muvafakat · ihbar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6267 E. 2018/434 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, Dairemiz bozma ilamı öncesi verilen karar davalı Kooperatif vekilinin temyizi üzerine anılan davalı yararına «vekalet ücreti» yönünden bozulmuştur.
Bu durumda mahkemece üç ayrı dava için ayrı ayrı belirlenen «vekalet ücretinin» önceki kararı temyiz etmeyen davalı ...’ı da kapsayacak şekilde davalıların tümüne verilmesine dair hüküm tesisi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekir …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11691 E. 2010/2569 K.
Ortak:tereke · mirasçılık · taraf ehliyeti · Alacak
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre «tereke» iştirak halinde «mirasçılara» geçer ve tek mülkiyet söz konusudur.
4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir «payı» yoktur ve bu nedenle «mirasçıların» tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir.
Medeni Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerekir.
Benzer bu karardaTMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Bu durumda, davacının dışında iki «mirasçısının» daha bulunduğu veraset ilamından anlaşılan murise ait paraya ilişkin talebin tüm mirasçılar tarafından birlikte ileri sürülmesi gerektiğinden mahkemece, davacının aktif dava «ehliyeti» yönünden değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, mahkemenin kabul şekline göre de, tüm «mirasçıların» birlikte hak sahibi oldukları «tereke» hesabında oluştuğu ileri sürülen tazminatın tamamının mirasçılardan sadece birisi olan davacıya ödenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · dahili dava · temsil
Benzer bu karardaTMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Mirasçılar terekeye el birliğiyle sahip olurlar ve sözleşme ve kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” hükmü yer almıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9709 E. 2013/23385 K.
Ortak:tereke · mirasçılık · taraf ehliyeti · kâr payı
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre «tereke» iştirak halinde «mirasçılara» geçer ve tek mülkiyet söz konusudur.
4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir «payı» yoktur ve bu nedenle «mirasçıların» tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir.
Medeni Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerekir.
Benzer bu karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Miras şirketinden bahsedilebilmesi için murisin terekesi üzerinde «mirasçı» sıfatına haiz birden fazla kişinin bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · tüzel kişilik · yetkisizlik kararı · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, muris tarafından davalı ...'a verilen vekaletin mevduat hesabından para çekme işlemini kapsamadığı, davalı ...'ın vekaletteki «yetkisini» aşarak işlem yaptığı, bankanın basiretli şekilde hareket etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 4.199,91 TL, davacı ... için 12.599,74 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İştirak halinde mülkiyette paydaşlar, haklarını ve özellikle ortak mal üzerindeki «tasarruf yetkilerini» oy birliği ile verecekleri karara göre kullanabilirler.
Miras şirketinin «tüzel kişiliği» yoktur.
Terekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12216 E. , 2018/2871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../03/2016 tarih ve 2015/148-2016/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların ortak murisi ...nin ölümü ile murise ait kasadan bir miktar para ve borçlusunun davalı ... alacaklısının muris ...olan 30.000,00 TL miktarlı bir bono çıktığını, bu bonoya istinaden davalı-borçlu ...'nin tüm kardeşlere 7.500'er TL pay vereceğini kabul ve taahhüt ettiğini ancak davalının bu parayı müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin bonoyu icraya koydurmak istemesi üzerine bonoda tediye tarihi bulunmadığından müvekkilinin murisin ölüm tarihini yazarak bononun tediye tarihini doldurduğunu ve icra takibi başlattığını, davalının haksız ve mesnetsiz bir şekilde bu durumu koz olarak kullandığını ve evrakta sahtecilik suçlaması ile şikayette bulunduğunu ileri sürerek 7.500,00 TL'nin murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eski hale iade talebinde bulunmuş, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının elindeki bono ve tanık beyanı ile davasını ispat ettiği ve davalının dava konusu 7.500 TL'yi ödediğine dair ispata yeterli delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tarafların ortak murisi ile davalı arasında düzenlenen bonoya istinaden davacının kendi payına tekabül eden 7.500 TL'nin tahsili talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre tereke iştirak halinde mirasçılara geçer ve tek mülkiyet söz konusudur. Bir başka söyleyişle, mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. İştirak halinde mülkiyetin bu özelliği nedeniyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. 4721 sayılı Yasa'nın 701/.... maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, mal üzerinde ortakların belli bir payı yoktur ve bu nedenle mirasçıların tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir. Medeni Kanun'un 640.
maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerekir. Bu durumda davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420895200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz