Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9709 E. 2013/23385 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ tasarruf yetkisi↗ mecburi dava arkadaşlığı↗ tereke↗ mirasçılık↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ kâr payı↗ yetkisizlik kararı↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, muris tarafından davalı ...'a verilen vekaletin mevduat hesabından para çekme işlemini kapsamadığı, davalı ...'ın vekaletteki yetkisini aşarak işlem yaptığı, bankanın basiretli şekilde hareket etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 4.199,91 TL, davacı ... için 12.599,74 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın mirasçısı olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat hesabından para çektiğini, bankanın da gerekli özeni göstermediğini ileri sürerek, davacıların miras payları oranında tahsil talebinde bulunmuş, mahkemece de dava kabul edilerek davacıların miras payları oranındaki miktarların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Oysa, birden fazla kişilerin birlikte dava açması veya dava edilmesinin zorunlu olduğu hallerde, mecburi dava arkadaşlığından söz edilir. Bu husus, davada mecburi dava arkadaşlarının birlikte hareketini gerektirir. Kural olarak, mecburi dava arkadaşlığında mahkemece verilecek kararın tek ve aynı doğrultuda olması mecburiyeti de vardır.
İştirak halinde mülkiyette, mülkiyet hakkının tümü aynı anda birden fazla kişiye aittir. İştirak halinde mülkiyette paydaşlar, haklarını ve özellikle ortak mal üzerindeki tasarruf yetkilerini oy birliği ile verecekleri karara göre kullanabilirler. Dava açılması da bu anlamda önemli bir hukuki tasarruf niteliğinde olacağından, paydaşların hep birlikte hareketini zorunlu kılmaktadır. İştirak halinde mülkiyette konusu paradan başka şey olan eda, tespit ve inşai davaların birlikte açılması zorunluluğu vardır.
İştirak halinde mülkiyet hallerinden birisi de miras şirketidir. Miras şirketinden bahsedilebilmesi için murisin terekesi üzerinde mirasçı sıfatına haiz birden fazla kişinin bulunması gereklidir. Miras şirketinin tüzel kişiliği yoktur. Terekeye dahil mal veya haklar üzerinde tüm mirasçılar iştirak halinde maliktir. Bu durum mirasın taksimine kadar devam eder.
Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi payı oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir mirasçının iştirak halindeki tereke üzerinde tasarruf ehliyeti yoktur.
Bu itibarla, mahkemece davacıların hukuki durumunun yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9544 E. 2018/2482 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · tereke · mirasçılık · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Terekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Benzer bu karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Terekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
1- Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin, ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname yetkisi · tereke temsilcisi · tacir · yasal faiz · temsil
Benzer bu kararda… 005 tarihinde noterlikten vekaletname verildiği, vekaletnamede para çekme yetkisi olmadığı halde davalı ...'ın diğer davalı bankadan para .../... çektiği, davalının «vekaletnamesindeki yetkiyi» aşarak 50.399,00 TL para çektiği, basiretli bir «tacir» gibi hareket etmeyerek vekaletnameyi yeterli derecede incelemeyen davalı bankanında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl davada 12.599,74 TL'nin davacı ...'a, 4.199,91'er TL'nin davacılar ..., Fatma Iltar, ... ve ...'a 05/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ödenmesine, birleşen davanın kabulü ile 4.199,91'er TL'nin ... ve ...'a dava tarihi olan 02/04/201 …
Bu itibarla, mahkemece davacıların hukuki durumunun yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken terekeye sonradan «temsilci» atanıp, «tereke temsilcisi» tarafından davanın takip edilerek davacıların miras payları oranındaki miktarların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, temyiz incelemesinde Dairemiz 2013/9709 Esas, 2013/23385 Karar sayılı bozma kararına uyulmuş olup, terekeye «temsilci» atanıp davaya devam edilerek asıl ve birleşen davalar yönünden davacıların miras payları oranındaki miktarların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11526 E. 2018/4926 K.
Ortak:tereke · mirasçılık · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Terekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Benzer bu karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
4721 sayılı Yasa'nın 701/2. maddesi çerçevesinde bu mülkiyet ortaklığa ait olduğundan, terekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde ortakların belli bir «payı» yoktur ve bu nedenle «mirasçıların» tümünün birlikte hareket etmesi gerektiğinden söz edilmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre «tereke» iştirak halinde «mirasçılara» geçer.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · dava açma ehliyeti · müzayaka · hisse devri sözleşmesi · rayiç değer · genel kurul kararının iptali · bedelsizlik · hisse devri
Benzer bu karardaA.Ş genel kurulunun almış olduğu bedelli ve «bedelsiz» sermaye arttırımı kararları nedeniyle, davacının muris eşinin «müzayaka» halinde kalarak «hisse devri» yaptığı iddiasına dayalı olarak hisse değerinin tespiti ve davacının miras «payının» tahsilinin talep edildiği, dolayısıyla istemin «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» ve anonim şirket «hisse devri sözleşmesinin» «geçersizliğine» ilişkin iddialara dayalı olduğu, davanın şirkete karşı açılması gerektiği, davacının alacaklı olduğu belirlendiğinde ve şirketten alacağın tahsili imkanı olmadığı takdirde davanın ilgililer aleyhine açılması gerektiği, bu aşamada davalılar aleyhine davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmiştir.
A.Ş'deki paylarının davalıların haksız eylemleri nedeniyle alınan sermaye arttırım kararları ve «limited şirket» hisse devirleri sonrasında sıfırlandığı ileri sürülerek, davacının muris eşi ...’den gelen miras hakkının gerçek ve güncel «rayiç değerinin» dava tarihi itibariyle tespiti ile davacıya isabet eden miras «payının» tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Bir başka söyleyişle, «elbirliği mülkiyeti» hallerinden birisi de miras şirketi olup miras şirketinden bahsedilebilmesi için murisin terekesi üzerinde «mirasçı» sıfatını haiz birden fazla kişinin bulunması gereklidir.
Bu itibarla, davacının tek başına dava «açma ehliyeti» bulunmadığından mahkemece, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10618 E. 2016/4689 K.
Ortak:tasarruf yetkisi · mirasçılık · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaTerekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Benzer bu karardaTerekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Mirasçılardan birisinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halinde terekenin şayi cüzünde tasarruf etmesi mümkün değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların «mirasçısının» bankanın .............
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · e-defter
Benzer bu karardaŞubesi'nde hesap açtığı, çalışanların yönlendirmesi ile off shore hesabına «havale» edildiği, paraların banka bünyesinde bırakıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararı fer'i müdahil ......... vekili temyiz etmiş ise de, verilen dilekçe temyiz «defterine» kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434'üncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12065 E. 2014/14334 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · mirasçılık · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaTerekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Benzer bu karardaB.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer «mirasçılar» E.
B.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:veraset ilamı · asli müdahale · hakim ortak · borcun üstlenilmesi · mevduat hesabı · uyuşmazlık konusu · harç · yasal faiz
Benzer bu karardaBank A.Ş'nin «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi verilmesi şeklinde aktarılmış olduğu, durumun ceza dosyası ile sabit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 USD'nin 15.11.1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte 1/3'er miras payları oranında davalı adına «borcu üstlenen» TMSF'den alınıp davacı S..
B.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
B.ın da davaya asli müdahil olarak katıldığı, «uyuşmazlık konusu» paranın 17.12.1999 vadeli döviz tevdiat hesabı açılarak yatırıldığı, aynı tarihte çekilerek davacı adına "off shore tahsil edilen" açıklaması ile hesap bakiyesinin sıfırlandığı ve bu paranın bankanın merkez şubesindeki ..USD-1 numaralı E.
B.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/9709 E. , 2013/23385 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2010/455-2012/547 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ve davalı ...'ın ...'ın mirasçısı olduklarını, murisin 14.02.2008 tarihinde vefat ettiğini, 01.07.2005 tarihinde davalı ...'a banka kredi işlemleri ile ilgili vekaletname verdiğini, vekaletin mevduaat hesabından para çekme işlemini kapsamadığı halde 60.349 TL murisin hesabından çekildiğini, bankanın gerekli özen ve dikkati göstermediğini ileri sürerek, davacı ..., ..., ..., ... için 5.029 TL ayrı ayrı, davacı ... için 15.870 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, terekenin iştirak halinde mülkiyete tabi olduğunu, davacıların miras payları oranında talepte bulunamayacağını, murisin yapılan işlemlere icazet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, muris tarafından davalı ...'a verilen vekaletin mevduat hesabından para çekme işlemini kapsamadığı, davalı ...'ın vekaletteki yetkisini aşarak işlem yaptığı, bankanın basiretli şekilde hareket etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 4.199,91 TL, davacı ... için 12.599,74 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın mirasçısı olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat hesabından para çektiğini, bankanın da gerekli özeni göstermediğini ileri sürerek, davacıların miras payları oranında tahsil talebinde bulunmuş, mahkemece de dava kabul edilerek davacıların miras payları oranındaki miktarların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Oysa, birden fazla kişilerin birlikte dava açması veya dava edilmesinin zorunlu olduğu hallerde, mecburi dava arkadaşlığından söz edilir. Bu husus, davada mecburi dava arkadaşlarının birlikte hareketini gerektirir.
Kural olarak, mecburi dava arkadaşlığında mahkemece verilecek kararın tek ve aynı doğrultuda olması mecburiyeti de vardır.
İştirak halinde mülkiyette, mülkiyet hakkının tümü aynı anda birden fazla kişiye aittir. İştirak halinde mülkiyette paydaşlar, haklarını ve özellikle ortak mal üzerindeki tasarruf yetkilerini oy birliği ile verecekleri karara göre kullanabilirler. Dava açılması da bu anlamda önemli bir hukuki tasarruf niteliğinde olacağından, paydaşların hep birlikte hareketini zorunlu kılmaktadır. İştirak halinde mülkiyette konusu paradan başka şey olan eda, tespit ve inşai davaların birlikte açılması zorunluluğu vardır.
İştirak halinde mülkiyet hallerinden birisi de miras şirketidir. Miras şirketinden bahsedilebilmesi için murisin terekesi üzerinde mirasçı sıfatına haiz birden fazla kişinin bulunması gereklidir. Miras şirketinin tüzel kişiliği yoktur. Terekeye dahil mal veya haklar üzerinde tüm mirasçılar iştirak halinde maliktir. Bu durum mirasın taksimine kadar devam eder.
Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi payı oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir mirasçının iştirak halindeki tereke üzerinde tasarruf ehliyeti yoktur.
Bu itibarla, mahkemece davacıların hukuki durumunun yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numarılı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmemesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/572720600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz