Kayıtlı sermaye sistemi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8960 E. 2018/2472 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayıtlı sermaye sistemi↗ ttk 493↗ önemli sebep↗ yönetim kurulu kararının iptali↗ cebri icra↗ pay defteri kaydı↗ esas sözleşme↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ pay defteri↗ üçüncü kişi↗ muvafakat↗ ifa↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu olayda şirket ile davacı ortak arasında pay devir işleminden kaynaklanan uyuşmazlık söz konusu olup, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğundan davanın süresinde açıldığı, davacı ...'a ait %4 payın davacı ... adına tesciline yönelik talebin reddine dair 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının iptali ile söz konusu pay devir işleminin pay devir tarihi olan 03/03/2014 tarihi itibariyle pay defterine kaydedilmesi talebinin ya da %4 payın kurucu ortaklar arasında %1'er pay olarak paylaştırılmasına yönelik davalı şirketin önerisinin şirket ortakları arasında pay ve paydaşlık durumları yönünden dengeleri bozacağı, bazı ortakları diğer ortaklara göre daha güçlü konuma getireceği, bu durumun da davalı şirketin menfaatine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6102 sayılı TTK'nin 460/5 maddesinde düzenlenen bir aylık dava açma süresinin kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan sermaye artış kararlarının iptaline ilişkin olup dava konusu uyuşmazlıkta ilgili hükmün uygulanamayacak olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacılardan ...’ın davalı ...de sahip olduğu ve diğer davacı ...’a devredilen %4 payın devralan adına pay defterine kaydedilmesi talebinin davalı şirket yönetim kurulunca reddi nedeniyle söz konusu pay devir işleminin pay defterine kaydedilmesi istemine ilişkin olup davalı şirket aleyhine açılan ifa davasıdır.
6102 sayılı TTK'nin 493. maddesinde “Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.” hükmü düzenlenmiş olup, anonim şirketlerin nama yazılı payların devrini reddedebileceği haller gösterilmiştir. Buna göre nama yazılı payların devri, esas sözleşmede öngörülen önemli sebeplere dayanılması, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması, devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça belirtmemesi hallerinde reddedilebilecektir. Davalı şirket ana sözleşmesinde önemli bir sebep gösterilmediği gibi devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını belirtmemesi durumu da söz konusu olmamakla madde hükmündeki “şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması” açısından red kararı değerlendirilmelidir.
Anonim şirket tarafından satın alma önerisinin yapılabilmesi için esas sözleşmede nama yazılı payların devrinin anonim şirketin onayına bağlı olduğuna dair bir hüküm bulunmalıdır. Bununla birlikte anonim şirket satın alma önerisi yaparken paya/paylara ödeyeceği bedeli açıklamalıdır. Yoksa sadece payları alacağını bildirmesi yeterli değildir. TTK'nin 493. maddesinin 5 ve 6 fıkralarında belirtilen tüm mekanizma ancak anonim şirket bedeli önermişse işleyebilir. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, S.146)
Somut olayda, davalı anonim şirket ana sözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin yönetim kurulunun muvafakatine bağlı olduğu yönünde hükmün yer aldığı, ortaklardan ...’ın %4’lük payının diğer ortak ...’a devri işleminin şirket pay defterine kaydedilmesi için yönetim kuruluna başvurduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 28/04/2014 tarihli kararıyla oy çokluğu ile pay devir işlemini reddettiği, yönetim kurulunun daha sonra 06/05/2014 tarihinde aynı konuyu görüşmek üzere toplandığı ve devir konusu payın %1’lik oranlar halinde olmak üzere ..., ....,.... ve...'e devredilmesi halinde devre muvafakat verileceğine oy çokluğu ile karar verildiği, bu kararların devredene bildirildiği, davacıların devre onay taleplerini yineledikleri, talebin bir kez daha reddedildiği anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu kararlarında satın alma önerisi yapılırken devredilen paylara ödenecek bedel gösterilmediği gibi, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde de bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla TTK'nin 493. maddesi uyarınca davacı şirketçe yapılmış geçerli bir önerinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5729 E. 2018/3041 K.
Ortak:esas sözleşme · pay sahipliği · üçüncü kişi · anonim şirket · dava sebebi
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK'nin 493. maddesinde “Şirket, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.
Buna göre nama yazılı payların devri, «esas sözleşmede» öngörülen önemli sebeplere dayanılması, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına satın alma teklifinde bulunması, devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça belirtmemesi hallerinde reddedilebilecektir.
Davalı şirket ana sözleşmesinde önemli bir sebep gösterilmediği gibi devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını belirtmemesi durumu da söz konusu olmamakla madde hükmündeki “şirketin devir konusu payları kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına satın alma teklifinde bulunması” açısından red kararı değerlendirilmelidir.
Benzer bu kararda… apılan yargılamaya göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, bu maddeye göre şirket «hisse devrinin» yapılmasının zorlaştırıldığı, ancak 6102 sayılı ...'nın 493/1 maddesine göre, şirketin «esas sözleşmede» ön görülmüş önemli bir «sebebi» ile sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeri ile kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da .... kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddebileceğinin düzenlendiği, bu madde ile «anonim şirkete» devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağı doğduğu, bu suretle şirketin yabancılaşması veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesinin amaçla …
493/1 uyarınca, şirketin devredene başvuru anındaki gerçek değeriyle kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına hisseyi almayı önererek, onay istemini red imkanı tanınmasına rağmen, hisse satıcısına öncelikle diğer pay sahiplerine başvurmayı zorunlu kılarak, yine ... m.
… şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılacağı hükmündeki bir aylık sürenin 30 güne indirilmesine ilişkin genel kurul kararı bir bütün olarak ele alındığında bu «esas sözleşme değişikliği» ile devredilebilirlik şartlarının ... m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · ana sözleşme değişikliği · hakim ortak · dürüstlük kuralına aykırılık · haklı sebep · emredici hüküm · genel kurul kararının iptali · hisse devri
Benzer bu kararda… ı olduğunu, davacılar ile diğer ortaklar arasında sorunlar yaşanmaya başlandığını, davacıların bunun üzerine hisselerini satarak şirketten ayrılmak istediğini ancak «hakim ortak» olan diğer ortakların davacıların hisselerini düşük bedellerle almaya çalıştıklarını ve bunun için .../08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmesinin 8. maddesinin değiştirildiğini alınan kararla davacıların hisselerinin .... kişilere satışının engellenmeye çalışıldığını, alınan kararın ...'nın 414,447,453,490. maddelerindeki «emredici» hükümlere ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» oluşturduğunu ileri sürerek anılan «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
… apılan yargılamaya göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, bu maddeye göre şirket «hisse devrinin» yapılmasının zorlaştırıldığı, ancak 6102 sayılı ...'nın 493/1 maddesine göre, şirketin «esas sözleşmede» ön görülmüş önemli bir «sebebi» ile sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeri ile kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da .... kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddebileceğinin düzenlendiği, bu madde ile «anonim şirkete» devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağı doğduğu, bu suretle şirketin yabancılaşması veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesinin amaçla …
Davalı vekili; dava konusu «ana sözleşme değişikliğinin», şirket hisselerinin «kötüniyetli» .... kişilerin eline geçmesini önlemek amacıyla yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava, «genel kurul kararının iptaline» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/338 E. 2021/5306 K.
Ortak:esas sözleşme · anonim şirket · dava sebebi · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK'nin 493. maddesinde “Şirket, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.
Anonim şirket tarafından satın alma önerisinin yapılabilmesi için «esas sözleşmede» nama yazılı payların devrinin «anonim şirketin» onayına bağlı olduğuna dair bir hüküm bulunmalıdır.
Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin «esas sözleşme» hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, «önemli sebep» oluşturur.
Benzer bu kararda1- Davacının, davalı «anonim şirkette» bulunan bir miktar nama yazılı ortaklık payını 18.05.2018 tarihli devir sözleşmesi ile şirkette ortaklık vasfı bulunmayan üç ayrı kişiye ve beheri 6.- TL bedelle toplam 3.600.- TL karşılığı devrettiği, devrin onaylanması için davacı devreden ve devralanların ayrı ayrı davalı şirkete vaki başvurularının ise davalı şirket tarafından, yasal süresi içerisinde ve «esas sözleşmeye» dayalı olarak davacı devredene devir konusu payların beheri 1.- TL bedelle şirket ortağı adına alım teklifinde bulunulmak suretiyle onay verilmekten kaçınıldığı, k …
Anılan maddenin 1. fıkrasında, iradi devir hallerine mahsus olmak üzere, «esas sözleşmede» öngörülen önemli bir «sebebin» varlığının ileri sürülmesi hususu yanında, eldeki davaya konu somut olayımızda olduğu gibi, şirketin, devredene, uygulamada “kaçınma/kaçış klozu” olarak adlandırılmakta olan devre konusu payları gerçek değeri üzerinden satın alma önerisinde bulunmak suretiyle de «pay devrine» onay vermekten kaçınabileceği öngörülmüştür.
Dava, davacının, davalı «anonim şirkette» sahibi olduğu nama yazılı ortaklık paylarının bir kısmının üçüncü kişilere devrine, hisseleri almayı önermek suretiyle onay vermeyen davalı şirketin, hisseler için önerdiği değerin mahkeme marifetiyle tespiti istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı TTK’nın 493/1. maddesidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek değer tespiti · sıfat yokluğu · rayiç değer · pay devri · aktif husumet ehliyeti · kamu düzenine aykırılık · hakkın kötüye kullanılması · aktif husumet
Benzer bu kararda… 3.600.- TL bedel karşılığında sattığı, davacının yaptığı hisse satışının hukuken geçerli olduğu, TTK'nın 493/6 maddesi gereğince davacının satmış olduğu hisselerin «rayiç değerinin» belirlenmesi amacıyla, ancak şirket hisselerini devralan 3.kişilerin dava açabileceği gerekçesiyle, «aktif husumet ehliyeti» eksikliğinden davanın reddine karar verilmiştir.
… e korunmaya değer bir hukuksal yararının var olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı yoruma dayalı olarak davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına vaki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddedilmesi doğru olmamış, t …
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararında yasa ve usule, «kamu düzenine aykırılık» bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Davanın açıldığı ilk derece mahkemesince, söz konusu yasa maddesinde, önerilen değerin tespitini isteme hakkının ancak payları satın alanlara tanınmış bir hak olduğundan bahisle «sıfat yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvuruları ise esastan reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17122 E. 2015/2152 K.
Ortak:esas sözleşme · pay sahipliği · üçüncü kişi · anonim şirket · dava sebebi
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK'nin 493. maddesinde “Şirket, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.
Buna göre nama yazılı payların devri, «esas sözleşmede» öngörülen önemli sebeplere dayanılması, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına satın alma teklifinde bulunması, devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça belirtmemesi hallerinde reddedilebilecektir.
Davalı şirket ana sözleşmesinde önemli bir sebep gösterilmediği gibi devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını belirtmemesi durumu da söz konusu olmamakla madde hükmündeki “şirketin devir konusu payları kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına satın alma teklifinde bulunması” açısından red kararı değerlendirilmelidir.
Benzer bu karardaAncak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir.
… kemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile «hisse devrinin» yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, «anonim şirketlerde» hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin «esas sözleşmede» kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Bu maddeyle «anonim şirkete», devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış, uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · haklı sebep · genel kurul kararının iptali · hisse devri · dürüstlük kuralı
Benzer bu kararda… kemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile «hisse devrinin» yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, «anonim şirketlerde» hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin «esas sözleşmede» kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilerek, şirket «hisse devrinin» yapılmasının zorlaştırıldığı, hisse sahibinin hissesini serbestçe devredebilme olanağının kaldırıldığı, bu kararın 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesine aykırı olduğu …
Bu maddeyle «anonim şirkete», devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış, uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8960 E. , 2018/2472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2016 tarih ve 2015/338-2016/244 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı ...'ın davalı şirketteki %4 oranındaki payını 03/03/2014 tarihinde diğer davacı ...'a sattığını, pay devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmesi için davalı şirket yönetim kuruluna başvuruda bulunduğunu, yönetim kurulunun 28/04/2014 tarihli ve 1 nolu kararıyla söz konusu pay devir işleminin tescilinin reddedildiğini, yönetim kurulunun 06/05/2014 tarihinde 28/04/2014 tarihli ve 1 nolu kararın görüşülmesi için toplandığını, toplantıda davacı ...'ın %4 oranındaki payının şirket ortaklarından ...'a %1.... ...r'e %1 ...'ya %1 ve...'e %1 oranında devredilmesi halinde muvafakat verileceğine oyçokluğu ile karar verildiğini, davacı ...'ın şirket ortaklık yapısı dengesinin korunması ve şirket içinde belirli bir grubun ağırlık kazanmaması amacıyla ...'a ait %4 payın %2'nin diğer ortaklardan akrabalık bağı olmayan...'ya devredilebileceği konusunda bir öneri getirdiğini, ancak yönetim kurulunun müvekkili ...'ın iyi niyetle yapmış olduğu söz konusu öneriyi reddettiğini, daha önce şirketin eski ortağı ....'ın %4 payının devrine onay verildiğini, bu nedenle eşit işlem ilkelerine de aykırı davranıldığını ileri sürerek davacılardan ...'ın davalı şirkette sahip olduğu %4 payının pay defterine diğer davacı ...
adına işlenmesi talebinin reddine dair 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini, söz konusu pay devir işleminin pay devir tarihi olan 03/03/2014 tarihi itibariyle pay defterine kaydedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, şirketin almış olduğu kararlarda hakkın kötüye kullanılmasından söz edilemeyeceğini, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının haksız ve hukuka aykırı olmayıp ortaklar arasındaki eşitlik nedeni ile ahenkli ve uyumlu çalışmanın bozulması sonucunun doğmamasına çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu olayda şirket ile davacı ortak arasında pay devir işleminden kaynaklanan uyuşmazlık söz konusu olup, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğundan davanın süresinde açıldığı, davacı ...'a ait %4 payın davacı ... adına tesciline yönelik talebin reddine dair 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının iptali ile söz konusu pay devir işleminin pay devir tarihi olan 03/03/2014 tarihi itibariyle pay defterine kaydedilmesi talebinin ya da %4 payın kurucu ortaklar arasında %1'er pay olarak paylaştırılmasına yönelik davalı şirketin önerisinin şirket ortakları arasında pay ve paydaşlık durumları yönünden dengeleri bozacağı, bazı ortakları diğer ortaklara göre daha güçlü konuma getireceği, bu durumun da davalı şirketin menfaatine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6102 sayılı TTK'nin 460/5 maddesinde düzenlenen bir aylık dava açma süresinin kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan sermaye artış kararlarının iptaline ilişkin olup dava konusu uyuşmazlıkta ilgili hükmün uygulanamayacak olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacılardan ...’ın davalı ...de sahip olduğu ve diğer davacı ...’a devredilen %4 payın devralan adına pay defterine kaydedilmesi talebinin davalı şirket yönetim kurulunca reddi nedeniyle söz konusu pay devir işleminin pay defterine kaydedilmesi istemine ilişkin olup davalı şirket aleyhine açılan ifa davasıdır.
6102 sayılı TTK'nin 493. maddesinde “Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir.
Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.” hükmü düzenlenmiş olup, anonim şirketlerin nama yazılı payların devrini reddedebileceği haller gösterilmiştir. Buna göre nama yazılı payların devri, esas sözleşmede öngörülen önemli sebeplere dayanılması, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması, devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça belirtmemesi hallerinde reddedilebilecektir.
Davalı şirket ana sözleşmesinde önemli bir sebep gösterilmediği gibi devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını belirtmemesi durumu da söz konusu olmamakla madde hükmündeki “şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması” açısından red kararı değerlendirilmelidir.
Anonim şirket tarafından satın alma önerisinin yapılabilmesi için esas sözleşmede nama yazılı payların devrinin anonim şirketin onayına bağlı olduğuna dair bir hüküm bulunmalıdır. Bununla birlikte anonim şirket satın alma önerisi yaparken paya/paylara ödeyeceği bedeli açıklamalıdır. Yoksa sadece payları alacağını bildirmesi yeterli değildir. TTK'nin 493. maddesinin 5 ve 6 fıkralarında belirtilen tüm mekanizma ancak anonim şirket bedeli önermişse işleyebilir. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, S.146)
Somut olayda, davalı anonim şirket ana sözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin yönetim kurulunun muvafakatine bağlı olduğu yönünde hükmün yer aldığı, ortaklardan ...’ın %4’lük payının diğer ortak ...’a devri işleminin şirket pay defterine kaydedilmesi için yönetim kuruluna başvurduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 28/04/2014 tarihli kararıyla oy çokluğu ile pay devir işlemini reddettiği, yönetim kurulunun daha sonra 06/05/2014 tarihinde aynı konuyu görüşmek üzere toplandığı ve devir konusu payın %1’lik oranlar halinde olmak üzere ..., ....,.... ve...'e devredilmesi halinde devre muvafakat verileceğine oy çokluğu ile karar verildiği, bu kararların devredene bildirildiği, davacıların devre onay taleplerini yineledikleri, talebin bir kez daha reddedildiği anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu kararlarında satın alma önerisi yapılırken devredilen paylara ödenecek bedel gösterilmediği gibi, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde de bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla TTK'nin 493. maddesi uyarınca davacı şirketçe yapılmış geçerli bir önerinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420497600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz