Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17122 E. 2015/2152 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 493↗ alım (iştira) hakkı↗ esas sözleşme değişikliği↗ haklı sebep↗ esas sözleşme↗ pay sahipliği↗ genel kurul kararının iptali↗ hisse devri↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ anonim şirket↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile hisse devrinin yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, anonim şirketlerde hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin esas sözleşmede kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının esas sözleşme değişikliğine ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilerek, şirket hisse devrinin yapılmasının zorlaştırıldığı, hisse sahibinin hissesini serbestçe devredebilme olanağının kaldırıldığı, bu kararın 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesine aykırı olduğu, aynı Yasa'nın 492. maddesinde nama yazılı payların ancak şirket onayı ile devredebileceğinin ana sözleşme ile kararlaştırabileceğinin hüküm altına alındığı ancak dava konusu kararla anılan maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirildiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir. Bu maddeyle anonim şirkete, devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete haklı sebepler yanında sağlanmış, uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağıdır. Bu suretle şirketin yabancılaşması veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Şirketin bu olanağı kullanabilmesi için ana sözleşmede hüküm bulunmasına gerek yoktur.
Bu itibarla mahkemece, iptali istenen ve ana sözleşmeyi değiştiren genel kurul kararının 6102 sayılı TTK'nın 493. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken anılan Yasa hükmü değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5729 E. 2018/3041 K.
Ortak:esas sözleşme değişikliği · haklı sebep · esas sözleşme · pay sahipliği · genel kurul kararının iptali · hisse devri · üçüncü kişi · dürüstlük kuralı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… kemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile «hisse devrinin» yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, «anonim şirketlerde» hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin «esas sözleşmede» kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Ancak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir.
Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilerek, şirket «hisse devrinin» yapılmasının zorlaştırıldığı, hisse sahibinin hissesini serbestçe devredebilme olanağının kaldırıldığı, bu kararın 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesine aykırı olduğu …
Benzer bu kararda… apılan yargılamaya göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, bu maddeye göre şirket «hisse devrinin» yapılmasının zorlaştırıldığı, ancak 6102 sayılı ...'nın 493/1 maddesine göre, şirketin «esas sözleşmede» ön görülmüş önemli bir «sebebi» ile sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeri ile kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da .... kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddebileceğinin düzenlendiği, bu madde ile «anonim şirkete» devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağı doğduğu, bu suretle şirketin yabancılaşması veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesinin amaçla …
… ı olduğunu, davacılar ile diğer ortaklar arasında sorunlar yaşanmaya başlandığını, davacıların bunun üzerine hisselerini satarak şirketten ayrılmak istediğini ancak «hakim ortak» olan diğer ortakların davacıların hisselerini düşük bedellerle almaya çalıştıklarını ve bunun için .../08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmesinin 8. maddesinin değiştirildiğini alınan kararla davacıların hisselerinin .... kişilere satışının engellenmeye çalışıldığını, alınan kararın ...'nın 414,447,453,490. maddelerindeki «emredici» hükümlere ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» oluşturduğunu ileri sürerek anılan «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
493/1 uyarınca, şirketin devredene başvuru anındaki gerçek değeriyle kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına hisseyi almayı önererek, onay istemini red imkanı tanınmasına rağmen, hisse satıcısına öncelikle diğer pay sahiplerine başvurmayı zorunlu kılarak, yine ... m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · hakim ortak · dürüstlük kuralına aykırılık · emredici hüküm · kötüniyet
Benzer bu kararda… ı olduğunu, davacılar ile diğer ortaklar arasında sorunlar yaşanmaya başlandığını, davacıların bunun üzerine hisselerini satarak şirketten ayrılmak istediğini ancak «hakim ortak» olan diğer ortakların davacıların hisselerini düşük bedellerle almaya çalıştıklarını ve bunun için .../08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmesinin 8. maddesinin değiştirildiğini alınan kararla davacıların hisselerinin .... kişilere satışının engellenmeye çalışıldığını, alınan kararın ...'nın 414,447,453,490. maddelerindeki «emredici» hükümlere ve «dürüstlük kurallarına aykırılık» oluşturduğunu ileri sürerek anılan «genel kurul kararının iptaline» karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu «ana sözleşme değişikliğinin», şirket hisselerinin «kötüniyetli» .... kişilerin eline geçmesini önlemek amacıyla yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
340 da düzenlenen «emredici» hükümler ilkesine de aykırılık oluşturduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/338 E. 2021/5306 K.
Ortak:esas sözleşme · anonim şirket · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… kemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile «hisse devrinin» yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, «anonim şirketlerde» hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin «esas sözleşmede» kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Ancak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir.
Bu maddeyle «anonim şirkete», devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış, uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağıdır.
Benzer bu kararda1- Davacının, davalı «anonim şirkette» bulunan bir miktar nama yazılı ortaklık payını 18.05.2018 tarihli devir sözleşmesi ile şirkette ortaklık vasfı bulunmayan üç ayrı kişiye ve beheri 6.- TL bedelle toplam 3.600.- TL karşılığı devrettiği, devrin onaylanması için davacı devreden ve devralanların ayrı ayrı davalı şirkete vaki başvurularının ise davalı şirket tarafından, yasal süresi içerisinde ve «esas sözleşmeye» dayalı olarak davacı devredene devir konusu payların beheri 1.- TL bedelle şirket ortağı adına alım teklifinde bulunulmak suretiyle onay verilmekten kaçınıldığı, k …
Anılan maddenin 1. fıkrasında, iradi devir hallerine mahsus olmak üzere, «esas sözleşmede» öngörülen önemli bir «sebebin» varlığının ileri sürülmesi hususu yanında, eldeki davaya konu somut olayımızda olduğu gibi, şirketin, devredene, uygulamada “kaçınma/kaçış klozu” olarak adlandırılmakta olan devre konusu payları gerçek değeri üzerinden satın alma önerisinde bulunmak suretiyle de «pay devrine» onay vermekten kaçınabileceği öngörülmüştür.
Dava, davacının, davalı «anonim şirkette» sahibi olduğu nama yazılı ortaklık paylarının bir kısmının üçüncü kişilere devrine, hisseleri almayı önermek suretiyle onay vermeyen davalı şirketin, hisseler için önerdiği değerin mahkeme marifetiyle tespiti istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı TTK’nın 493/1. maddesidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek değer tespiti · sıfat yokluğu · rayiç değer · pay devri · aktif husumet ehliyeti · kamu düzenine aykırılık · hakkın kötüye kullanılması · aktif husumet
Benzer bu kararda… 3.600.- TL bedel karşılığında sattığı, davacının yaptığı hisse satışının hukuken geçerli olduğu, TTK'nın 493/6 maddesi gereğince davacının satmış olduğu hisselerin «rayiç değerinin» belirlenmesi amacıyla, ancak şirket hisselerini devralan 3.kişilerin dava açabileceği gerekçesiyle, «aktif husumet ehliyeti» eksikliğinden davanın reddine karar verilmiştir.
… e korunmaya değer bir hukuksal yararının var olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı yoruma dayalı olarak davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına vaki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddedilmesi doğru olmamış, t …
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararında yasa ve usule, «kamu düzenine aykırılık» bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Davanın açıldığı ilk derece mahkemesince, söz konusu yasa maddesinde, önerilen değerin tespitini isteme hakkının ancak payları satın alanlara tanınmış bir hak olduğundan bahisle «sıfat yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvuruları ise esastan reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6481 E. 2025/1865 K.
Ortak:haklı sebep · esas sözleşme · pay sahipliği · hisse devri · dürüstlük kuralı · anonim şirket · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… kemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile «hisse devrinin» yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, «anonim şirketlerde» hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin «esas sözleşmede» kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Ancak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir.
Bu maddeyle «anonim şirkete», devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete «haklı sebepler» yanında sağlanmış, uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağıdır.
Benzer bu karardaBirinci fıkra, maddenin izleyen diğer fıkraları ile birlikte değerlendirildiğinde, «anonim şirketlerin», her türlü görülecek «sebebi» "«haklı sebep»" olarak «esas sözleşmeye» koyamayacakları açıkça anlaşılacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, Dairemizin 04.03.2024 tarih ve 2022/5082 E., 2024/1708 K. sayılı ilamı ile, tek kişiden oluşan «yönetim kurulu» tarafından alınan kararın yokluğunun tespitine ve davacı tarafından devralınan davalı şirket hisselerinin devrine TTK'nın 494/3 hükmü gereğince zımnen onay verilmiş sayılmasına yönelik gerekçenin hatalı olduğu, bu itibarla davalı şirket yönetim kurulunun «hisse devrinin» «pay defterine kaydı» talebinin reddine dair gösterdiği sebeplerin, şirket «esas sözleşmesine» ve Kanun'a uygun olup olmadığının tek tek irdelenmesi sureti ile karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş olup, Mahkemece bozma ilamına uyularak, söz konusu hisse devrinin, şirketin esas sözleşmesinde belirlenen amacını yerine getirebilmesi ve ekonomik bağımsızlığını devam ettirebilmesi yönünden risk teşkil etmesinden dolayı gösterilen haklı «sebebin» esas sözleşmeye uygun olduğu ve davalı şirket tarafından TTK'nın 493/4,5 hükümleri uyarınca devralınan hisselerin gerçek değerinin Mahkeme kanalıyla tespit ettirilmesi halinde payların devralınacağı önerisinin usulüne uygun şekilde yerine getirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, şirket ortaklarından dava dışı ...'ın kendisine ait şirket hisselerinin bir kısmını, yine kuruluşundan itibaren şirketin ortağı olup aynı zamanda oğlu olan davacıya aralarındaki «pay devir sözleşmesine» istinaden «ciro» yoluyla ve senetlerin «zilyetliğini» de geçirmek sureti ile devrettiği, bu itibarla devralan davacının, davaya konu hisse devri öncesinde de davalı şirkette pay sahibi olduğu, ana sözleşmede pay sahiplerine «pay devrini» yasaklayan bir hükmün bulunmadığı, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinde, şirketin kuruluşundan itibaren iki yıl geçmedikçe hisse senetlerinin başkalarına devredilemeyeceğine ilişkin bağlam hükmü dışında bir sınırlamanın olmadığı, bu hüküm ile hisse senetlerinin ortaklara değil, üçüncü kişilere devrinin yasaklandığı, kaldı ki 6103 sayılı Kanun gereğince, şirket ana sözleşmesinin, 6102 sayılı Kanun'a uygun hale getirilmediği gibi kuruluştan itibaren iki yıllık sürenin de geçtiği, dosya kapsamından devreden Meliha'ya payların devralınmak istenildiğine dair şirketçe yapılan bir bildirimin de bulunmadığının görüldüğü, dolayısıyla üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek kaçınma/kaçış klozunun eldeki davada uygulanma imkanının olmadığı, ana sözleşmede, şirketin ekonomik bağımsızlığının tehlikeye girmesi halinde pay devrinin reddedilebileceğine veya şirket birleşimine ilişkin herhangi bir hükmün de bulunmadığı, bu itibarla TTK'nın 493. maddesi gereğince esas sözleşmede bulunmayan haklı sebebin ret sebebi olarak gösterilmesinin de «geçersiz» olduğu, yine TTK'nın 491. maddesinde hüküm altına alınan kanuni sınırlamanın eldeki davada gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak, davacının, davalı şirkete yönelik eylemlerinin TTK'nın 493/2 hükmü uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen amacın yerine getirebilmesi ve ekonomik bağımsızlığının devamı yönünden risk teşkil etmesinin davalı şirket açısından «haklı sebep» oluşturduğu, yine davalı şirketçe ön alım önerisinin usulüne uygun şekilde yerine getirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli sebep · nama yazılı senet · nama yazılı pay · pay devir sözleşmesi · pay defterine kayıt · ortaklık sıfatı · zilyetlik · anonim şirket yönetim kurulu
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 499/4 hükmü uyarınca da devrin ortaklığa karşı ancak «pay defterine kayıt» ile geçerli olacağı ve «ortaklık sıfatının» pay defterine göre belirleneceği düzenlenmiş olup, ortaklık, devir keyfiyetini «esas sözleşmede» gösterilen sebeplerle pay defterine kaydetmekten kaçınabilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, Dairemizin 04.03.2024 tarih ve 2022/5082 E., 2024/1708 K. sayılı ilamı ile, tek kişiden oluşan «yönetim kurulu» tarafından alınan kararın yokluğunun tespitine ve davacı tarafından devralınan davalı şirket hisselerinin devrine TTK'nın 494/3 hükmü gereğince zımnen onay verilmiş sayılmasına yönelik gerekçenin hatalı olduğu, bu itibarla davalı şirket yönetim kurulunun «hisse devrinin» «pay defterine kaydı» talebinin reddine dair gösterdiği sebeplerin, şirket «esas sözleşmesine» ve Kanun'a uygun olup olmadığının tek tek irdelenmesi sureti ile karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş olup, Mahkemece bozma ilamına uyularak, söz konusu hisse devrinin, şirketin esas sözleşmesinde belirlenen amacını yerine getirebilmesi ve ekonomik bağımsızlığını devam ettirebilmesi yönünden risk teşkil etmesinden dolayı gösterilen haklı «sebebin» esas sözleşmeye uygun olduğu ve davalı şirket tarafından TTK'nın 493/4,5 hükümleri uyarınca devralınan hisselerin gerçek değerinin Mahkeme kanalıyla tespit ettirilmesi halinde payların devralınacağı önerisinin usulüne uygun şekilde yerine getirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, şirket ortaklarından dava dışı ...'ın kendisine ait şirket hisselerinin bir kısmını, yine kuruluşundan itibaren şirketin ortağı olup aynı zamanda oğlu olan davacıya aralarındaki «pay devir sözleşmesine» istinaden «ciro» yoluyla ve senetlerin «zilyetliğini» de geçirmek sureti ile devrettiği, bu itibarla devralan davacının, davaya konu hisse devri öncesinde de davalı şirkette pay sahibi olduğu, ana sözleşmede pay sahiplerine «pay devrini» yasaklayan bir hükmün bulunmadığı, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinde, şirketin kuruluşundan itibaren iki yıl geçmedikçe hisse senetlerinin başkalarına devredilemeyeceğine ilişkin bağlam hükmü dışında bir sınırlamanın olmadığı, bu hüküm ile hisse senetlerinin ortaklara değil, üçüncü kişilere devrinin yasaklandığı, kaldı ki 6103 sayılı Kanun gereğince, şirket ana sözleşmesinin, 6102 sayılı Kanun'a uygun hale getirilmediği gibi kuruluştan itibaren iki yıllık sürenin de geçtiği, dosya kapsamından devreden Meliha'ya payların devralınmak istenildiğine dair şirketçe yapılan bir bildirimin de bulunmadığının görüldüğü, dolayısıyla üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek kaçınma/kaçış klozunun eldeki davada uygulanma imkanının olmadığı, ana sözleşmede, şirketin ekonomik bağımsızlığının tehlikeye girmesi halinde pay devrinin reddedilebileceğine veya şirket birleşimine ilişkin herhangi bir hükmün de bulunmadığı, bu itibarla TTK'nın 493. maddesi gereğince esas sözleşmede bulunmayan haklı sebebin ret sebebi olarak gösterilmesinin de «geçersiz» olduğu, yine TTK'nın 491. maddesinde hüküm altına alınan kanuni sınırlamanın eldeki davada gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» kararının yokluğunun tespiti ile «pay devrinin» şirket «pay defterine kaydı» istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere «nama yazılı senetler», Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm olmadıkça serbestçe devredilebilirler (TTK m.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12044 E. 2017/234 K.
Ortak:esas sözleşme · pay sahipliği · hisse devri · üçüncü kişi · anonim şirket · dava sebebi
İncelediğiniz karardaAncak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir.
… kemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile «hisse devrinin» yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, «anonim şirketlerde» hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin «esas sözleşmede» kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilerek, şirket «hisse devrinin» yapılmasının zorlaştırıldığı, hisse sahibinin hissesini serbestçe devredebilme olanağının kaldırıldığı, bu kararın 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesine aykırı olduğu …
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın 493. maddesinde ise şirketin «esas sözleşmede» öngörülmüş önemli bir «sebebi» ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer «pay sahipleri» ya da «üçüncü kişiler» hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği belirtilmiştir.
Dava, devralınan «anonim şirket» hissesinin şirket «defterine» kaydedilmemesi nedeniyle açılan ortaklığın tespiti ve hissenin «pay defterine kaydı» istemine ilişkindir.
Anılan yasal düzenleme uyarınca, «anonim şirketlerde» «pay devri» olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini «kısıtlayan» veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı «nama yazılı senet» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nama yazılı senet · pay defteri kaydı · pay devri · kısıtlılık · pay defteri · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDava, devralınan «anonim şirket» hissesinin şirket «defterine» kaydedilmemesi nedeniyle açılan ortaklığın tespiti ve hissenin «pay defterine kaydı» istemine ilişkindir.
Anılan yasal düzenleme uyarınca, «anonim şirketlerde» «pay devri» olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini «kısıtlayan» veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı «nama yazılı senet» denir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 28/7 maddesi uyarınca, 6762 sayılı TTK döneminde hazırlanan ana sözleşmelerdeki «pay devrine» ilişkin sınırlandırmalardan 6102 sayılı TTK'ya uyum sağlamayan hükümlerin geçis süresinin ardından «geçersiz» hale geleceği öngörülmüştür.
… hiçbir hissedarın yönetim kurulunun onayı olmaksızın hisselerini satmayacağının, devretmeyeceğinin, başka suretle elden çıkarmayacağının düzenlendiği, bu yönde bir «yönetim kurulu» kararının bulunmadığı, davalının şirkete yeni bir paydaş almak istememesi ve davacıyı ortaklığa kabul etmemesinin keyfi ve kötü niyetli hareket olarak değerlendiri …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17122 E. , 2015/2152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/04/2014 tarih ve 2013/358-2014/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların davalı şirketin ortağı olduğunu, davacılar ile diğer ortaklar arasında sorunlar yaşanmaya başlandığını, davacıların bunun üzerine hisselerini satarak şirketten ayrılmak istediğini ancak hakim ortak olan diğer ortakların davacıların hisselerini düşük bedellerle almaya çalıştıklarını ve bunun için 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmesinin 8.maddesinin değiştirildiğini alınan kararla davacıların hisselerinin 3.kişilere satışının engellenmeye çalışıldığını, alınan kararın TTK'nın 414,447,453,490.maddelerindeki emredici hükümlere ve dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek anılan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu ana sözleşme değişikliğinin , şirket hisselerinin kötüniyetli 3. kişilerin eline geçmesini önlemek amacıyla yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8.maddenin değiştirilmesine karar verildiği ve bu madde ile hisse devrinin yapılması zorlaştırılarak, diğer hissedarlara ön alım hakkı getirildiği, bu şekilde hisse sahibinin serbestçe hissesini devretmesinin önü kapatıldığı, anonim şirketlerde hissenin kolayca devredilmesinin, şirkete giriş çıkışın diğer hissedarların onayına bağlı olmamasının esas olduğu, yapılan bu değişiklik ile bu şekilde hisse devri yapılmasının imkansız hale getirildiği, bu durumun dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, ayrıca dava konusu kararın TTK'nın 490. maddesine de aykırı olduğunu, TTK'nın 492.maddesinde nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceğinin esas sözleşmede kararlaştırabileceği hüküm altına alınmış olmasına karşın dava konusu kararla bu maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirilerek, adeta hisse bedelinin belirlenmesinin şirketin insiyatifine bırakıldığı, hisse sahibinin alıcısını bulması halinde daha yüksek bir bedele satma hakkının elinden alındığı, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının gereği olan tasarruf hakkına da müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şikretin 15/08/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının esas sözleşme değişikliğine ilişkin 8.maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısında ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilerek, şirket hisse devrinin yapılmasının zorlaştırıldığı, hisse sahibinin hissesini serbestçe devredebilme olanağının kaldırıldığı, bu kararın 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesine aykırı olduğu, aynı Yasa'nın 492. maddesinde nama yazılı payların ancak şirket onayı ile devredebileceğinin ana sözleşme ile kararlaştırabileceğinin hüküm altına alındığı ancak dava konusu kararla anılan maddede belirtilen onaydan çok daha ileri bir sınırlama getirildiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak 6102 sayılı TTK'nın “borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar” başlıklı 493/1. maddesinde şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği düzenlenmiştir. Bu maddeyle anonim şirkete, devre konu olan pay senetlerini gerçek değer üzerinden devralma önerisinde bulunabilme olanağı tanınması, şirkete haklı sebepler yanında sağlanmış, uygun görmediği devirlerden kurtulabilme olanağıdır. Bu suretle şirketin yabancılaşması veya niteliklerini kaybetmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Şirketin bu olanağı kullanabilmesi için ana sözleşmede hüküm bulunmasına gerek yoktur.
Bu itibarla mahkemece, iptali istenen ve ana sözleşmeyi değiştiren genel kurul kararının 6102 sayılı TTK'nın 493. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken anılan Yasa hükmü değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170816900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz