Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11679 E. 2014/19705 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
marka hakkına tecavüz↗ ayırt edicilik↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde tescil ve gerekse kullanımı nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafın fiilen kullandığı "..." ibaresinin karşılaştırmalı yapılan incelemesinde davacı tarafa ait markaya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullanılmak suretiyle iltibasa sebebiyet verdiği, davalının 556 sayılı KHK 9/1-b bendine aykırı olarak marka hakkına tecavüz ettiği kullanımının bu suretle TTK hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davaya konu " ..." ibaresini davacı taraf tescilli markalarının bulunduğu 5, 16, 35, 38, 41. sınıflar kapsamında mal ve hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlarla birlikte kullanması suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5174 E. 2012/1785 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · acente · acentelik · ek prim · komisyon · ibraz · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, 01.01.2003 tarihli sözleşmede tali «acente» davalı ...’nın davacı şirkete «komisyon» vereceği hususunun kararlaştırıldığı, «tahsilat makbuzlarında» her iki davalının tahsilat yaptığının anlaşıldığı, davalıların hak etmiş oldukları komisyon düşüldükten sonra kalan «prim» tutarının bir kısmını ödediği, 51.139,00 TL’nin ödenmediği gerekçesiyle bu miktarın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmi …
2) Davacı vekili, sigorta yetkili «acentesi» olduklarını ve davalılara tali acentelik verildiği halde davalıların tahsil ettikleri paraları müvekkiline ödemediklerini iddia ederek dava açmış, mahkemece her iki davalının «prim» tutarından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dosyaya delil olarak «ibraz» edilen 01.01.2003 tarihli sözleşmede davacı davalılardan ...’ya tali «acentelik» vermiş olup, bu sözleşmede diğer davalı ...’ın imzası bulunmamaktadır.
Davacı, bu davalının da sorumlu tutulması gerektiğine dair başkaca delil «ibraz» edemediğinden davalı ... yönünden davanın «husumetten» reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı ... yönünden bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9088 E. 2010/661 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme taahhüdü · adi ortaklık · borcun üstlenilmesi · taraf ehliyeti · görevsizlik kararı · geçersizlik · taahhütname · görevli mahkeme
Benzer bu karardaSözleşme marka hakkına dayalı olup, davacının marka hakkı sahibi olup olmadığı, aktif dava «ehliyeti» bulunup bulunmadığı, davalının sözleşmeden dolayı borcu olup olmadığı hususlarının tartışıp değerlendirmesini yapmak görevinin,dava tarihinden önce kurulup faaliyete geçmiş olan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğunun kabulü ile mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, özel mahkemenin «görevli» olduğu gözden kaçırılarak, genel görevli mahkeme olarak davaya bakılması doğru olmamıştır.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirket ile davalının ortağı olduğu «adi ortaklık» arasında tali lisans sözleşmesi imzalandığı, davalının da şirketin tazminat borcunu imza koyarak üstlendiği, sözleşmede davalının françhise alan olarak da yer aldığı, davalının marka kullanım bedelinden doğan «borcu üstlendiği» gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Davacı, "Re/max" markasının Türkiye'deki sahibi olduğunu, tali lisans sözleşmesi ile marka kullanım hakkını devretmediğini, marka kullanım bedeli alacağının ödenmediğini ileri sürerek, itirazın iptali isteminde bulunmuş olup, davalı yan davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığını ve ayrıca sözleşmenin «geçersiz» olduğunu savunmuştur.
Dosyada mevcut tali lisans sözleşmesi fotokopisinde davalının imzası bulunmakta olup, davacı borcu «ödeme taahhüdünde» bulunmuştur.
-
TPE YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15971 E. 2013/14089 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kullanım ile «ayırt edicilik» kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde tescil ve gerekse kullanımı nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafın fiilen kullandığı "..." ibaresinin karşılaştırmalı yapılan incelemesinde davacı tarafa ait markaya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullanılmak suretiyle «iltibasa» sebebiyet verdiği, davalının 556 sayılı KHK 9/1-b bendine aykırı olarak «marka hakkına tecavüz» ettiği kullanımının bu suretle TTK hükümleri kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davaya konu " ..." ibaresini davacı taraf tescilli markalarının bulunduğu 5, 16, 35, 38, 41. sınıflar kapsa …
Benzer bu kararda… ve dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davacı markası aynı tür malları kapsamasına rağmen taraf markaları arasında 556 Sayılı KHK'nun 8/1-b bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, taraf markalarının emtia listesindeki mallar "aynı tür" olduğundan KHK'nun 8/4 hükmüne göre yapılacak değerlendirmenin sonuca etkili olmayac …
… rkanın tali unsuru niteliğinde bulunduğu, bu nedenle de karşılaştırılan markaların asli unsurları oluşturan diğer işaretler bakımından ise herhangi bir benzerlik ve «iltibas» bulunmadığı gerekçesiyle, dava reddedilmiş de, anılan raporda dava konusu "Centenario" kelimesinin 33. sınıf içkiler bakımından 556 sayılı KHK'nun 7. maddesi itiba …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11679 E. , 2014/19705 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2014 tarih ve 2012/231-2014/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin tanınmış ve tescilli “...” ayırt edici unsurlu markaları ile iltibas yaratacak derecede benzerlik arz eden “...” markası altında davacının markasını taklit ederek ürün satışı yaptığını ve söz konusu taklit markayı aynı hizmet üzerinde kullandığını, davalının söz konusu fiillerinin davacının tescilli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden davalı eylemlerinin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, 2005 yılından bu yana faaliyet gösterdiklerini, ... ilinde davacı taraftan daha fazla tanındıklarını ve iş alanlarının farklı olduğu gibi tarafların hitap ettikleri müşteri kitlelerinin de farklı olduğunu, 31/01/2011 tarihinde marka tescili için TPE'ye başvurulduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde tescil ve gerekse kullanımı nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafın fiilen kullandığı "..." ibaresinin karşılaştırmalı yapılan incelemesinde davacı tarafa ait markaya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullanılmak suretiyle iltibasa sebebiyet verdiği, davalının 556 sayılı KHK 9/1-b bendine aykırı olarak marka hakkına tecavüz ettiği kullanımının bu suretle TTK hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davaya konu " ..." ibaresini davacı taraf tescilli markalarının bulunduğu 5, 16, 35, 38, 41.
sınıflar kapsamında mal ve hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlarla birlikte kullanması suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacı adına tescilli “...” unsurlu markaya vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespit ve men'ine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü, davalı yanın yöresel işletme adı olarak kullandığı dava konusu “...+” ibarelerinin davacı adına 35. sınıfta tescilli “...” ibareli marka ile iltibas yaratıp yaratmadığının belirlenmesi ile mümkündür.
Davacının markasındaki “...” ibaresinin, pek çok mal ve hizmet grubu bakımından davacı ve üçüncü kişiler adına tescilli olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Söz konusu ibarenin özellikle her alanda yaygın kullanımı olan, iyelik belirten bir terim olmakla ayırt ediciliğinin zayıf olduğu rahatlıkla söylenebilir. Keza davalı yanın kullanımına konu olan “...” ibaresinin ise, yöresel kültürümüz bakımından önemli bulduğum bir figürü ifade etmek için kullanılan, bu kullanım suretiyle de kendisini oluşturan “...” ve “...” ibarelerinden soyutlanarak başka bir anlam kazanmış, dilbilimsel açıdan belirtisiz isim tamlaması olarak tanımlanabilecek bir ibare olduğu düşüncesindeyim. Bu nedenle davacı adına tescilli marka ile davalı yanın kullanımındaki ibare arasında iltibas bulunup bulunmadığı hususunda yapılacak değerlendirmenin, az yukarda açıklanan olgular gözden kaçırılmak suretiyle yapılması, karşılaştırmanın görünüş itibariyle aynı olan terimler üzerinden gerçekleştirilmesi yerinde olmayacaktır.
Gerçekten de, kanımca, ayırt ediciliği zayıf olan “...” ibaresi ile anlam kayması suretiyle oluşmuş “...” ibaresi arasında, bu ibarenin bütüncül olarak ele alınması halinde, iltibasa yol açacak denli bir benzerlik bulunmamaktadır. Üstelik, belli bir dayanışma içerisinde yer aldıkları anlaşılan davalı yanın, dava konusu ibareyi, kendi aralarındaki sıralamaya ilişkin olduğu anlaşılan sayılarla ve ticaret unvanlarıyla birlikte kullandığı ve bu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 12. maddesi çerçevesinde iyiniyetli bir kullanım olarak değerlendirilecek olması gözetildiğinde davacı adına tescilli markaya bir tecavüz ve haksız rekabet eyleminden söz edilemeyecektir. Tüm bu nedenlerle, eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu düşündüğüm yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun onama düşüncesine katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/355424600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz