6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8024 E. 2018/2532 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil niteliği kesin delil oy yasağı tbk 99 kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 440 · TBK — TBK 74

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 15/02/2016 tarihli ilamı birleşen ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/45 esas sayılı dava dosyası yönünden davalı yararına bozulmuştur.

Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir.

2-Asıl ve birleşen davalar, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda, davacıların, davalı banka nezdinde hesaplarında para bulunduğu, bu paranın çekilmesi hususunda davacıların dava dışı ... isimli kişiye vekaletname verdikleri, ancak davalı bankanın davacıların hesabında bulunan parayı dava dışı ... isimli kişiye ödediği anlaşılmaktadır. Dava dışı ... ile ...'ın ortak olduğu ve davacının hesabından çekilen parayı bu kişilerin danışıklı olarak çektikleri iddia edilmiş, bu nedenle de ceza mahkemesinde yargılanmışlardır. Her ne kadar ceza yargılaması sonucunda sanıkların beraati yönünde hüküm kurulmuş ise de, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının, hukuk mahkemesine etkisi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında, esas hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Dairemizin yerleşik içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, ceza mahkemesi kararlarında saptanan maddi olgular, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasını bekletici sorun yapması halinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk davasında kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı 2001, cilt:V, s:5153).

Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yürütülmekte olan cezai yargılamanın hukuki sonuçlarının TBK'nin 74. maddesi çerçevesinde dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.02.2016 gün 2015/13198 Esas – 2016/1418 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, asıl ve birleşen davalara ilişkin hükmün bu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8270 E. 2016/1879 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/443 E. 2013/1627 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3415 E. 2013/3294 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3437 E. 2013/4001 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4277 E. 2013/7922 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1351 E. 2013/18253 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/8024 E.  ,  2018/2532 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/04/2015 gün ve 2011/42-2015/146 sayılı kararı bozan Daire’nin 15/02/2016 gün ve 2015/13198-2016/1418 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Asıl davanın davacı ... vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı bankanın ... Şubesi'nde bulunan hesabından para çekilmesi hususunda sadece. ..'ı vekil tayin ettiğini, buna rağmen davalı banka tarafından müvekkili veya bu hususta yetkilendirdiği ... dışında başka kişilere ödeme yapılmak suretiyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, ileri sürerek 18.12.2009 tarihinde 5.000,00 TL ve 03.11.2010 tarihinde 5.500,00 TL tutarında üçüncü kişilere yapılan ödemeden kaynaklı zarara binaen şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen ...

8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/41 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, davalı bankanın ... Şubesi'nde müvekkiline ait olan hesaptan para çekilmesi hususunda sadece ...'ın vekaletname ile yetkilendirildiğini, davalı banka tarafından 24.08.2010 tarihinde 10.900,00 TL, 03.09.2010 tarihinde 9.000,00 TL, 03.11.2010 tarihinde 5.500,00 TL olmak üzere toplam 25.400,00 TL'nin yetkisiz kişilere ödendiğini ileri sürerek bu nedenle uğranılan zarara binaen fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.12.2014 havale tarihli dilekçesiyle dava değerini ıslahla 25.400,00 TL'ye yükseltmiştir.

Birleşen ...

20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/45 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, davalı bankanın ... Şubesi'nde müvekkiline ait olan hesaptan para çekilmesi hususunda sadece...'ın vekaletname ile yetkilendirildiğini, davalı banka tarafından 15.12.2009 tarihinde 10.800,00 TL, 22.07.2010 tarihinde 5.500,00 TL, 03.09.2010 tarihinde 9.000,00 TL, 03.11.2010 tarihinde 5.500,00 TL, 26.11.2010 tarihinde 7.500,00 TL olmak üzere toplam 38.300,00 TL'nin yetkisiz kişilere ödendiğini ileri sürerek bu nedenle uğranılan zarara binaen fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen ...

22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/42 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, davalı bankanın ... Şubesi'nde müvekkiline ait olan hesaptan para çekilmesi hususunda sadece...'ın vekaletname ile yetkilendirildiğini, davalı banka tarafından 18.12.2009 tarihinde 4.970,00 TL, 23.08.2010 tarihinde 5.500,00 TL, 08.10.2010 tarihinde 9.000,00 TL olmak üzere toplam 19.740,00 TL'nin yetkisiz kişilere ödendiğini ileri sürerek bu nedenle uğranılan zarara binaen fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27.03.2013 havale tarihli dilekçesiyle dava değerini ıslahla 19.740,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 15/02/2016 tarihli ilamı birleşen ...

20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/45 esas sayılı dava dosyası yönünden davalı yararına bozulmuştur.

Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir.

2-Asıl ve birleşen davalar, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda, davacıların, davalı banka nezdinde hesaplarında para bulunduğu, bu paranın çekilmesi hususunda davacıların dava dışı ... isimli kişiye vekaletname verdikleri, ancak davalı bankanın davacıların hesabında bulunan parayı dava dışı ... isimli kişiye ödediği anlaşılmaktadır. Dava dışı ... ile ...'ın ortak olduğu ve davacının hesabından çekilen parayı bu kişilerin danışıklı olarak çektikleri iddia edilmiş, bu nedenle de ceza mahkemesinde yargılanmışlardır. Her ne kadar ceza yargılaması sonucunda sanıkların beraati yönünde hüküm kurulmuş ise de, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının, hukuk mahkemesine etkisi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu'nun 74.

maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında, esas hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Dairemizin yerleşik içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, ceza mahkemesi kararlarında saptanan maddi olgular, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.

Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasını bekletici sorun yapması halinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk davasında kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı 2001, cilt:V, s:5153).

Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yürütülmekte olan cezai yargılamanın hukuki sonuçlarının TBK'nin 74. maddesi çerçevesinde dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.02.2016 gün 2015/13198 Esas – 2016/1418 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, asıl ve birleşen davalara ilişkin hükmün bu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer karar düzeltme isteklerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.02.2016 gün 2015/13198 Esas – 2016/1418 Karar sayılı ilamının 1 numaralı bentte “ ...davalı vekilinin, asıl ve birleşen ...

8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/41 esas, birleşen ...

22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/42 esas sayılı dava dosyalarına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.” cümlesinin "..davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara ilişkin aşağıdaki 2 numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir" şeklinde düzeltilmesine, ilamın 2 ve 3. numaralı bentlerinin kaldırılarak, bu ilamda yazılı gerekçelerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ilamın sonuç bölümünün de kaldırılarak “Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davalara ilişkin hükmün davalı yararına BOZULMASINA,”şeklinde düzeltilmesine, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419499500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.