Önemli menfaat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7089 E. 2018/1278 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
önemli menfaat↗ ttk 122↗ tahsilat yetkisi↗ komisyon alacağı↗ komisyon bedeli↗ isticvap↗ haklı sebep↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ ba formu↗ teminat mektubu↗ sözleşmeden doğan dava↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ ek prim↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ komisyon↗ ihbar↗ ihtar↗ ticari defter↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli acentelik sözleşmesi bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi formlarını şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına prim tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip olduğu 25. maddesinde sözleşmenin feshi halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının defter ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden ticari defter ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 24. 25. ve 27. maddeleri gereğince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafça acentelik sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden ve uyarı ve ihtar gönderilmeden haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde devam eden poliçelerin dönüşüm komisyon bedellerinin, 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları uyarınca tazminatın ve teminat mektubunun haksız yere nakde çevrilerek irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın ödenmesi yönünde 3 ayrı talepte bulunmuştur.
Mahkemece, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca sözleşmenin feshi halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Yine aynı Yasa maddesinin 4. fıkra hükmüne göre de, haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. 6102 sayılı TTK denkleştirme istemi başlıklı 122. maddesine göre de, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
O halde, mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi, koşulları ve içeriği değerlendirilerek sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeplerle feshedilip edilmediğinin tespiti ile sonrasında davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin ayrı ayrı inceleme konusu yapılarak, 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları ve TTK 122/a. bendi kapsamındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gibi teminat mektubunun da hangi gerekçeyle nakde çevrildiği ve davacının bu durumda ne gibi bir zararının doğduğu hususunun da davacı taraf yetkilisine isticvap suretiyle açıklattırılması gerekir. Ayrıca, davacının aracılık ettiği poliçelerle ilgili prim tahsilat yetkisi bulunup bulunmadığı, hangi şartlarda komisyon alacağına hak kazanağı ve komisyon alacağını nasıl tahsil ettiği hususunun da acentelik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Bununla birlikte, davacı ile davadışı ..... arasında da başka bir acentelik sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmenin de feshedilmiş olduğu davalı tarafça ifade edilmiş ve bilirkişi raporlarında da davalı tarafla birlikte davadışı ..in de alacaklarına ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, ..e davalı ... Sigortası A.Ş'nin ayrı tüzel kişiliklere sahip olup hak ve borçlarının ayrı olduğu, işbu davada yalnızca davacı ile davalı ... Sigortası A.Ş. arasındaki acentelik sözleşmesinin içeriği, feshi ve tarafların hak ve alacaklarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2791 E. 2023/2269 K.
Ortak:tahsilat yetkisi · komisyon alacağı · komisyon bedeli · isticvap · acentelik sözleşmesi · acente · ba formu · teminat mektubu
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafça «acentelik sözleşmesinin» hiçbir gerekçe gösterilmeden ve uyarı ve «ihtar» gönderilmeden haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde devam eden poliçelerin dönüşüm «komisyon bedellerinin», 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları uyarınca tazminatın ve «teminat mektubunun» haksız yere nakde çevrilerek irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın ödenmesi yönünde 3 ayrı talepte bulunmuştur.
O halde, mahkemece, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» süresi, koşulları ve içeriği değerlendirilerek sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeplerle feshedilip edilmediğinin tespiti ile sonrasında davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin ayrı ayrı inceleme konusu yapılarak, 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları ve TTK 122/a. bendi kapsamındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gibi «teminat mektubunun» da hangi gerekçeyle nakde çevrildiği ve davacının bu durumda ne gibi bir zararının doğduğu hususunun da davacı taraf yetkilisine «isticvap» suretiyle açıklattırılması gerekir.
Ayrıca, davacının aracılık ettiği poliçelerle ilgili «prim» «tahsilat yetkisi» bulunup bulunmadığı, hangi şartlarda «komisyon alacağına» hak kazanağı ve komisyon alacağını nasıl tahsil ettiği hususunun da «acentelik sözleşmesi» hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 21.02.2018 tarih, 2016/7089 E. ve 2018/1278 K. sayılı kararıyla mahkemece, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» süresi, koşulları ve içeriği değerlendirilerek sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeplerle feshedilip edilmediğinin tespiti ile sonrasında davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin ayrı ayrı inceleme konusu yapılarak, 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin 15 ve 16 ncı fıkraları ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesinin (a) bendi kapsamındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği, «teminat mektubunun» da hangi gerekçeyle nakde çevrildiği ve davacının bu durumda ne gibi bir zararının doğduğu hususunun da davacı taraf yetkilisine «isticvap» suretiyle açıklattırılması gerektiği, davacının aracılık ettiği poliçelerle ilgili «prim» «tahsilat yetkisi» bulunup bulunmadığı, hangi şartlarda «komisyon alacağına» hak kazanacağı ve komisyon alacağını nasıl tahsil ettiği hususunun da acentelik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davacı ile davadışı Axa Oyak Sigorta A.Ş. arasında da başka bir acentelik sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmenin de feshedilmiş olduğunun davalı tarafça ifade edilmiş ve bilirkişi raporlarında da davalı tarafla birlikte davadışı Axa Oyak Sigorta A.Ş'.nin de alacaklarına ilişkin inceleme ve değerlendirme yapıldığı ancak Axa Oyak Sigorta A.Ş. ile davalı Axa Oyak Hayat Sigortası A.Ş.'nin ayrı «tüzel kişiliklere» sahip olup hak ve borçlarının ayrı olduğu, işbu davada yalnızca davacı ile davalı Axa Oyak Hayat Sigortası A.Ş. arasındaki acentelik sözleşmesinin içeriği, feshi ve tarafların hak ve alacaklarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
… ilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile dava dışı Axa Oyak Sigorta A.Ş.'nin bozma ilamında da belirtildiği üzere ayrı «tüzel kişilikleri» olduğu hak ve borçlarının ayrı olduğu, belirtilen sebeplerle davalı sözleşmenin «haklı sebeplerle fesih» edildiğini kanıtlayamadığı, «acentelik» vekaletnamesinin incelenmesinde acentenin hayat, sağlık ve ferdi kaza sigorta branşlarında aracılık yapmaya sigorta tekliflerini bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, sağlık ve ferdi kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye şirket alındı belgesi vermeye ve makbuz imzalamaya yetkili kılındığı, acentelik vekaletnamesinde «hayat sigortalarında acentenin» prim tahsil etme yetkisi bulunmadığı, taraflar arasında yapılan «acentelik sözleşmesi», «protokol» hükümleri ödeme belgeleri bir arada değerlendirilmesinde ise dava konusu İbrahim Karahan ile ilgili düzenlenen yarınlarım poliçesi ile ilgili davalı sigorta şirketinin protokol ile düzenlenen hükümler gereğince ilk 2 yıl için ödenen primin %15'i 3 üncü yıl için ödenen primin %20'si oranında «komisyon» ödeme alacağı olduğu, bunun 2005 yılı için 30.600,00 TL, 2006 yılı için 33.660,00 TL, 2007 yılı için 24.684,00 TL olacağı tespit edildiği, komisyon ödemelerinin «muaccel» olacağı zamanın düzenlendiği, komisyon alacakları için «zamanaşımı» süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 5 yıl olduğu, davalının dava dilekçesinden sonra zamanaşımı itirazının olmadığı, ancak «ıslah» dilekçesinden sonra süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, ilk iş «komisyon alacağı» ve 2 dönüşüm komisyon alacağı dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığı, davadan sonra bu yönde bir zamanaşımı savunması olmadığı, ıslah tarihinden sonra zamanaşımı itirazı yapıldığından, ilk iş komisyonu ve 2. dönüşüm komisyonu açısından dava konusu edilen 3000,00 TL'lik kısmı açısından davanın kabulüne, ıslahtan sonra arttırılan kısım için zamanaşımına uğradığından talebin reddine, 3 dönüşüm alacağının dava ve ıslah tarihi itibari ile zaman aşımına uğramadığından, dava konusu poliçe açısından 24,684,00 TL (3 dönüşüm komisyonu) + 3000,00 (ilk iş ve 2 dönüşüm «komisyonu bedelinin» zaman aşımına uğramamış kısmı ) = 27.684,00 TL açısından davanın kabulüne, «teminat mektubunun nakde çevrilmesine» ilişkin bir belge sunulmadığı, teminat mektubu ve ilgili belgeleri sunması için süre verildiği ve verilen sürede «masrafı» ikmal etmediğinden dosya kapsamı itibari ile teminat mektubunun haksız nakde çevrildiğini ve bu husustaki zararını da ispat edemediğinden bu talebin reddine, davacının diğer poliçeler ile ilgili alacağından «feragat» ettiğinden bu kısım bakımından da davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 08.03.2016 tarih, 2011/243 E. ve 2016/138 K sayılı kararı ile taraflar arasında 19.07.1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24 üncü maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu, 25 inci maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27 nci maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:takas ve mahsup hakkı · haklı sebeple fesih · teminat mektubunun nakde çevrilmesi · sigorta acenteliği · takas-mahsup · faiz başlangıç tarihi · hayat sigortası · takas
Benzer bu kararda… ilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile dava dışı Axa Oyak Sigorta A.Ş.'nin bozma ilamında da belirtildiği üzere ayrı «tüzel kişilikleri» olduğu hak ve borçlarının ayrı olduğu, belirtilen sebeplerle davalı sözleşmenin «haklı sebeplerle fesih» edildiğini kanıtlayamadığı, «acentelik» vekaletnamesinin incelenmesinde acentenin hayat, sağlık ve ferdi kaza sigorta branşlarında aracılık yapmaya sigorta tekliflerini bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, sağlık ve ferdi kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye şirket alındı belgesi vermeye ve makbuz imzalamaya yetkili kılındığı, acentelik vekaletnamesinde «hayat sigortalarında acentenin» prim tahsil etme yetkisi bulunmadığı, taraflar arasında yapılan «acentelik sözleşmesi», «protokol» hükümleri ödeme belgeleri bir arada değerlendirilmesinde ise dava konusu İbrahim Karahan ile ilgili düzenlenen yarınlarım poliçesi ile ilgili davalı sigorta şirketinin protokol ile düzenlenen hükümler gereğince ilk 2 yıl için ödenen primin %15'i 3 üncü yıl için ödenen primin %20'si oranında «komisyon» ödeme alacağı olduğu, bunun 2005 yılı için 30.600,00 TL, 2006 yılı için 33.660,00 TL, 2007 yılı için 24.684,00 TL olacağı tespit edildiği, komisyon ödemelerinin «muaccel» olacağı zamanın düzenlendiği, komisyon alacakları için «zamanaşımı» süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 5 yıl olduğu, davalının dava dilekçesinden sonra zamanaşımı itirazının olmadığı, ancak «ıslah» dilekçesinden sonra süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, ilk iş «komisyon alacağı» ve 2 dönüşüm komisyon alacağı dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığı, davadan sonra bu yönde bir zamanaşımı savunması olmadığı, ıslah tarihinden sonra zamanaşımı itirazı yapıldığından, ilk iş komisyonu ve 2. dönüşüm komisyonu açısından dava konusu edilen 3000,00 TL'lik kısmı açısından davanın kabulüne, ıslahtan sonra arttırılan kısım için zamanaşımına uğradığından talebin reddine, 3 dönüşüm alacağının dava ve ıslah tarihi itibari ile zaman aşımına uğramadığından, dava konusu poliçe açısından 24,684,00 TL (3 dönüşüm komisyonu) + 3000,00 (ilk iş ve 2 dönüşüm «komisyonu bedelinin» zaman aşımına uğramamış kısmı ) = 27.684,00 TL açısından davanın kabulüne, «teminat mektubunun nakde çevrilmesine» ilişkin bir belge sunulmadığı, teminat mektubu ve ilgili belgeleri sunması için süre verildiği ve verilen sürede «masrafı» ikmal etmediğinden dosya kapsamı itibari ile teminat mektubunun haksız nakde çevrildiğini ve bu husustaki zararını da ispat edemediğinden bu talebin reddine, davacının diğer poliçeler ile ilgili alacağından «feragat» ettiğinden bu kısım bakımından da davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın dönüşüm «komisyon» («prim») alacaklar davacı tarafça «feragat» edilen kısım ve yerel Mahkemece kısmen reddedilen kısım, 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin 15 ve 16 ncı fıkrası uyarınca kaynaklanan alacak haklarına istinaden talep edilen ve davacı tarafça feragat edilen kısım ve «teminat mektubunun» haksız ve dayanıksız bir şekilde davalı şirket tarafından nakde çevrilerek irat kaydedilmesinden kaynaklanan zarar bakımından talep edilen ve yerel mahkemece esastan reddedilen kısım yönünden davalı lehine ayrı ayrı «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, sözleşmenin haklı olarak «fesih» edildiğini, davacının pirima alacağını hak kazanmadığını, bozma ilamına uygun rapor alınmadığını, bozma ilamındaki nedenlere uyulmadığını, raporun «denetime elverişli» olmadığını, «kesin süreye» rağmen gerekli «masraflar» yatırılmadığından davanın reddi gerektiğini, «ıslah» dilekçesinin usulüne uygun olmadığını, ıslah ile artırılan kısmın «zamanaşımına» uğradığını, ıslah dilekçesi ile kuruşlandırma yapılmadığından her bir alacak bakımından eşit miktarda talepte bulunduğunun kabulü gerektiğini, aksi kanaat oluştuysa davacının ıslah ve feragat beyanlarına ilişkin oranlama ile hesap yapılması gerektiğini, davalının kesin mahkeme ilamı nedeniyle alacaklı olduğundan «takas mahsup hakkı» olduğunu, «faiz başlangıç tarihinin» hatalı olduğundan bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · fesih · ihbar · ticari defter · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu 25. maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
… ce, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde «acentenin» sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir.
6102 sayılı TTK denkleştirme istemi başlıklı 122. maddesine göre de, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
Benzer bu kararda6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Ayrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · ticari defter ibrazı · hakkaniyet · uyuşmazlık konusu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, mevcut delillere göre tazminat talep edebilme koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
-
Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5384 E. 2023/843 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik sözleşmesi · acente · sözleşmenin feshi · acentelik · ek prim · fesih · ihbar
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu 25. maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
… ce, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde «acentenin» sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir.
6102 sayılı TTK denkleştirme istemi başlıklı 122. maddesine göre de, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
Benzer bu kararda… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa «taahhütlü» bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak «olağan fesih» yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya «müspet zararının» yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «acentelik sözleşmesinin» 3 ay önceden kanunda ve sözleşmede belirlenen süre ve şekile uygun olarak feshedildiğini, dava dışı yanlara ait «sigorta poliçesi» «prim» ödemelerinin kendisi tarafından karşılanacağının bizzat davacı yanca beyan edildiğini, ekran kapama süreleri içinde davacının başka sigorta şirketleri ile çalışabi …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık» nedeniyle tazminat talebi, «sözleşmenin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin «istirdatı», «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağan fesih · sigorta acentelik sözleşmesi · acentelik ilişkisi · sigorta acenteliği · müspet zarar · borçlu olunmadığının tespiti · sözleşmeye aykırılık · hakkaniyet
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık» nedeniyle tazminat talebi, «sözleşmenin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin «istirdatı», «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa «taahhütlü» bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak «olağan fesih» yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya «müspet zararının» yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acentelik ilişkisinin» sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesinin gerektiği taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden sonra bu koşulun gerçekleştiğine dair davacı yanca delil sunulmadığı aynı zamanda davacının diğer sigorta şirketlerinin acentesi olduğu hususu da değerlendirildiğinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği, dava dışı sigortalıya ait ödemelerin davacı yanca yapıldığının sabit bulunduğu ve fakat İlk Derece Mahkemesince bu ödemelerin ticari ilişkinin devamı baskısı ile yapıldığı gerekçesi ile «istirdadına» karar verilmesinin doğru olmadığı, «çek» bedellerinin davacının kendi isteği ile ödendiği, bu kalem yönünden de davacı talebinin reddi gerektiği, davacının 3 ay boyunca ekranlarının kapatıldığından bahisle tazminat talebine ilişkin iddia olunan tarihlerin bir önceki yılında da poliçe üretiminin olmadığı, bir zararın doğmadığı, davacının başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığı, bu kalem yönünden zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… inde, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi denkleştirme tazminatına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup buna göre müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa «acente», sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Ortak:sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu 25. maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
… ce, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde «acentenin» sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir.
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · fesih · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu 25. maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafça «acentelik sözleşmesinin» hiçbir gerekçe gösterilmeden ve uyarı ve «ihtar» gönderilmeden haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde devam eden poliçelerin dönüşüm «komisyon bedellerinin», 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları uyarınca tazminatın ve «teminat mektubunun» haksız yere nakde çevrilerek irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın ödenmesi yönünde 3 ayrı talepte bulunmuştur.
… ce, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde «acentenin» sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · sigorta acenteliği · haksız şart · portföy tazminatı · ticari faiz · sigorta sözleşmesi · hakkaniyet · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7089 E. , 2018/1278 K.
"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasında görülen davada ....
10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/03/2016 tarih ve 2011/243-2016/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 19/07/1999 tarihinde acentalık sözleşmesi ile hayat, sağlık ve ferdi kaza sigortası branşlarında davalı şirketin acentesi olarak faaliyete başladığını, 19/06/2007 tarihinde sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, fesih tarihinden sonra da devam eden poliçelerin dönüşüm komisyonlarından kaynaklı alacaklarının ödenmediğini ve zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili şirket tarafından yapılan poliçelerin fesih tarihinden sonrasına denk gelen dönemlere ilişkin dönüşüm komisyon (prim) alacakları yönünden 3.000,00 TL, 5684 Sigortacılık Kanununun 23. maddesinin 15-16. fıkrası uyarınca kaynaklanan alacak haklarına istinaden 3.000,00 TL tazminat, teminat mektubunun haksız ve dayanıksız bir şekilde davalı şirket tarafından nakde çevrilerek irat kaydedilmesinden kaynaklanan zarar bakımından 3.000,00 TL olmak üzere toplamda şimdilik 9.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, halen davacı acente tarafından ödenmeyen borçların olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli acentelik sözleşmesi bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi formlarını şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına prim tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih yetkisine sahip olduğu 25. maddesinde sözleşmenin feshi halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27.
maddesinde ise davalının defter ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden ticari defter ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 24.
25. ve 27. maddeleri gereğince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafça acentelik sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden ve uyarı ve ihtar gönderilmeden haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde devam eden poliçelerin dönüşüm komisyon bedellerinin, 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları uyarınca tazminatın ve teminat mektubunun haksız yere nakde çevrilerek irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın ödenmesi yönünde 3 ayrı talepte bulunmuştur.
Mahkemece, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca sözleşmenin feshi halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Yine aynı Yasa maddesinin 4. fıkra hükmüne göre de, haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.
6102 sayılı TTK denkleştirme istemi başlıklı 122. maddesine göre de, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
O halde, mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi, koşulları ve içeriği değerlendirilerek sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeplerle feshedilip edilmediğinin tespiti ile sonrasında davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin ayrı ayrı inceleme konusu yapılarak, 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları ve TTK 122/a. bendi kapsamındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gibi teminat mektubunun da hangi gerekçeyle nakde çevrildiği ve davacının bu durumda ne gibi bir zararının doğduğu hususunun da davacı taraf yetkilisine isticvap suretiyle açıklattırılması gerekir. Ayrıca, davacının aracılık ettiği poliçelerle ilgili prim tahsilat yetkisi bulunup bulunmadığı, hangi şartlarda komisyon alacağına hak kazanağı ve komisyon alacağını nasıl tahsil ettiği hususunun da acentelik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Bununla birlikte, davacı ile davadışı ..... arasında da başka bir acentelik sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmenin de feshedilmiş olduğu davalı tarafça ifade edilmiş ve bilirkişi raporlarında da davalı tarafla birlikte davadışı ..in de alacaklarına ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, ..e davalı ... Sigortası A.Ş'nin ayrı tüzel kişiliklere sahip olup hak ve borçlarının ayrı olduğu, işbu davada yalnızca davacı ile davalı ... Sigortası A.Ş. arasındaki acentelik sözleşmesinin içeriği, feshi ve tarafların hak ve alacaklarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407119200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz