Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5384 E. 2023/843 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
olağan fesih↗ önemli menfaat↗ sigorta acentelik sözleşmesi↗ acentelik ilişkisi↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ sigorta acenteliği↗ müspet zarar↗ haksız fesih↗ kazanç kaybı↗ haklı sebep↗ acentelik sözleşmesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ acente↗ sözleşmenin feshi↗ vekâlet ücreti↗ sözleşmeye aykırılık↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ yenileme↗ fesih↗ bono↗ vade↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ istirdat↗ ihbar↗ ıslah↗ taahhütname↗ çek↗ sigorta poliçesi↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak olağan fesih yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya müspet zararının yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile menfi tespit talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; acentelik sözleşmesinin 3 ay önceden kanunda ve sözleşmede belirlenen süre ve şekile uygun olarak feshedildiğini, dava dışı yanlara ait sigorta poliçesi prim ödemelerinin kendisi tarafından karşılanacağının bizzat davacı yanca beyan edildiğini, ekran kapama süreleri içinde davacının başka sigorta şirketleri ile çalışabilmesinin mümkün olduğunu bu sebeple her hangi bir zararının oluşmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesinin gerektiği taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden sonra bu koşulun gerçekleştiğine dair davacı yanca delil sunulmadığı aynı zamanda davacının diğer sigorta şirketlerinin acentesi olduğu hususu da değerlendirildiğinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği, dava dışı sigortalıya ait ödemelerin davacı yanca yapıldığının sabit bulunduğu ve fakat İlk Derece Mahkemesince bu ödemelerin ticari ilişkinin devamı baskısı ile yapıldığı gerekçesi ile istirdadına karar verilmesinin doğru olmadığı, çek bedellerinin davacının kendi isteği ile ödendiği, bu kalem yönünden de davacı talebinin reddi gerektiği, davacının 3 ay boyunca ekranlarının kapatıldığından bahisle tazminat talebine ilişkin iddia olunan tarihlerin bir önceki yılında da poliçe üretiminin olmadığı, bir zararın doğmadığı, davacının başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığı, bu kalem yönünden zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, menfi tespit talebinin kabulüne tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin hiç bir sebep olmadan feshedildiğini, feshin haksız olduğunu, müvekkilinin portföy oluşturmak için özel çaba içinde bulunduğunu, denkleştirme tazminatına hak kazandığını, başlanan işleri tamamlayamamaktan kaynaklanan zararın oluştuğunu, dava dışı sigortalının primlerini ticari ilişkinin biteceği endişesi ile ödediğini, ekranların haksız şekilde kapatıldığını ve zarar doğduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık nedeniyle tazminat talebi, sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin istirdatı, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 121 inci ve 122 nci maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının denkleştirme tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi denkleştirme tazminatına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup buna göre müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Esasen Bölge Adliye Mahkemesince de bu ilke isabetli olarak tespit edilmiştir. Ancak sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin bulduğu müşteriler sayesinde davalının önemli menfaatler elde ettiğinin davacı yanca ispatlanamadığı gerekçesi ile bu kalem bakımından tazminat talebi reddedilmiştir. Oysa ki 15.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda da işaret edildiği gibi sözleşmenin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelerin olup olmadığının araştırılması gerekmekte olup Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Davacı ve davalı defterlerinde yapılacak inceleme sonucunda davacının bulduğu müşterilerin sözleşme sona erdikten sonra da davalı şirket ile yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı tespit edilerek varsa elde edilen menfaatin kanunda belirlenen hesaplama yöntemleri uyarınca hesaplanarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3. Davacının ekranlarının haksız olarak kapatılmasından dolayı zarara uğradığı iddiasına ilişkin olarak ise iddia olunan tarihlerde yapılan ekran kapatmalarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup olmadığı değerlendirilmeksizin bu kalem bakımından da talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, her bir sigorta çeşidi yönünden ekranların hangi tarihler arasında kapatıldığının tam olarak tespit edilmesi ile bu ekran kapamalarının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, varsa zararın tespiti şayet zarar tam olarak tespit edilemiyorsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acentelik sözleşmesi · sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık» nedeniyle tazminat talebi, «sözleşmenin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin «istirdatı», «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
… inde, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi denkleştirme tazminatına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup buna göre müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa «acente», sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa «taahhütlü» bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak «olağan fesih» yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya «müspet zararının» yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:portföy tazminatı · ticari defter ibrazı · uyuşmazlık konusu · ticari defter · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, mevcut delillere göre tazminat talep edebilme koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı «defterlerini» «ibraz» edememiş, davalının defterlerinde inceleme yapılmasını talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7089 E. 2018/1278 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik sözleşmesi · acente · sözleşmenin feshi · acentelik · ek prim · fesih · ihbar
İncelediğiniz kararda… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa «taahhütlü» bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak «olağan fesih» yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya «müspet zararının» yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «acentelik sözleşmesinin» 3 ay önceden kanunda ve sözleşmede belirlenen süre ve şekile uygun olarak feshedildiğini, dava dışı yanlara ait «sigorta poliçesi» «prim» ödemelerinin kendisi tarafından karşılanacağının bizzat davacı yanca beyan edildiğini, ekran kapama süreleri içinde davacının başka sigorta şirketleri ile çalışabi …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık» nedeniyle tazminat talebi, «sözleşmenin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin «istirdatı», «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu 25. maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
… ce, her nekadar taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalı yanın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi bulunduğuna ve 25. maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde «acentenin» sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; 6102 sayılı TTK 121. maddesinin 1. fıkra hükmüne göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir.
6102 sayılı TTK denkleştirme istemi başlıklı 122. maddesine göre de, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat yetkisi · komisyon alacağı · komisyon bedeli · isticvap · ba formu · teminat mektubu · sözleşmeden doğan dava · tüzel kişilik
Benzer bu karardaDavacı vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafça «acentelik sözleşmesinin» hiçbir gerekçe gösterilmeden ve uyarı ve «ihtar» gönderilmeden haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde devam eden poliçelerin dönüşüm «komisyon bedellerinin», 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları uyarınca tazminatın ve «teminat mektubunun» haksız yere nakde çevrilerek irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın ödenmesi yönünde 3 ayrı talepte bulunmuştur.
O halde, mahkemece, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» süresi, koşulları ve içeriği değerlendirilerek sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeplerle feshedilip edilmediğinin tespiti ile sonrasında davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin ayrı ayrı inceleme konusu yapılarak, 5684 sayılı Kanunun 23. maddesinin 15.-16. fıkraları ve TTK 122/a. bendi kapsamındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gibi «teminat mektubunun» da hangi gerekçeyle nakde çevrildiği ve davacının bu durumda ne gibi bir zararının doğduğu hususunun da davacı taraf yetkilisine «isticvap» suretiyle açıklattırılması gerekir.
Ayrıca, davacının aracılık ettiği poliçelerle ilgili «prim» «tahsilat yetkisi» bulunup bulunmadığı, hangi şartlarda «komisyon alacağına» hak kazanağı ve komisyon alacağını nasıl tahsil ettiği hususunun da «acentelik sözleşmesi» hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 19/07/1999 tarihli «acentelik sözleşmesi» bulunduğu ve davacının bu kapsamda Hayat, Sağlık ve Ferdi Kaza Sigorta branşlarında aracılık yapmaya, sigorta tekliflerine, bilgi «formlarını» şirkete göndermeye, Sağlık ve Ferdi Kaza branşlarında şirket adına «prim» tahsil etmeye, şirket alındı belgesi ve makbuz vermeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, davalı yanın sözleşmenin 24. maddesinden kaynaklanan gerekçelerle tek taraflı olarak sözleşmeyi «fesih» «yetkisine» sahip olduğu 25. maddesinde «sözleşmenin feshi» halinde acentenin sigorta şirketinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 27. maddesinde ise davalının «defter» ve kayıtlarının delil olacağının belirlendiği, davalı yanın usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil teşkil eden «ticari defter» ve dayanak kayıtlarının incelenmesi neticesi düzenlenen raporlarda davacı acentenin davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · hakkaniyet · fesih · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık» nedeniyle tazminat talebi, «sözleşmenin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin «istirdatı», «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa «taahhütlü» bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak «olağan fesih» yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya «müspet zararının» yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «acentelik sözleşmesinin» 3 ay önceden kanunda ve sözleşmede belirlenen süre ve şekile uygun olarak feshedildiğini, dava dışı yanlara ait «sigorta poliçesi» «prim» ödemelerinin kendisi tarafından karşılanacağının bizzat davacı yanca beyan edildiğini, ekran kapama süreleri içinde davacının başka sigorta şirketleri ile çalışabi …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · haksız şart · portföy tazminatı · ticari faiz · sigorta sözleşmesi · komisyon
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/104 E. 2023/6972 K.
Ortak:önemli menfaat · acentelik ilişkisi · sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acentelik ilişkisinin» sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesinin gerektiği taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden sonra bu koşulun gerçekleştiğine dair davacı yanca delil sunulmadığı aynı zamanda davacının diğer sigorta şirketlerinin acentesi olduğu hususu da değerlendirildiğinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği, dava dışı sigortalıya ait ödemelerin davacı yanca yapıldığının sabit bulunduğu ve fakat İlk Derece Mahkemesince bu ödemelerin ticari ilişkinin devamı baskısı ile yapıldığı gerekçesi ile «istirdadına» karar verilmesinin doğru olmadığı, «çek» bedellerinin davacının kendi isteği ile ödendiği, bu kalem yönünden de davacı talebinin reddi gerektiği, davacının 3 ay boyunca ekranlarının kapatıldığından bahisle tazminat talebine ilişkin iddia olunan tarihlerin bir önceki yılında da poliçe üretiminin olmadığı, bir zararın doğmadığı, davacının başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığı, bu kalem yönünden zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… inde, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi denkleştirme tazminatına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup buna göre müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa «acente», sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan «acentelik sözleşmesini», taraflardan her biri üç ay önceden «ihbarda» bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa «taahhütlü» bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak «olağan fesih» yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. ” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya «müspet zararının» yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile «menfi tespit» talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
Davacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tazminat için gerekli «acentenin» faaliyeti sebebiyle sözleşmenin feshinden sonra portföy sayesinde «önemli menfaat» elde edilmesi ve «hakkaniyetin» gerektirmesi koşullarını sağlayamadığını, bu hususları ispatlayamadığını, dava dışı sigorta şirketi ile çalışmaya başladığını, bu sebeple müvekkilinin zaten menfaat elde edemeyeceğini, davacının müşterileri dava dışı sigorta şirketine geçirmeye başlaması ve bu firma ile çalışmak istemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, Kanunda «son» beş yıllık faaliyete göre hesaplanması gerektiği belirtilmesine rağmen iki yıllık tahmini olarak yapılan hesaplamayı kabul eden Mahkemenin «eksik inceleme» yaptığını, Mahkeme tarafından acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık «komisyon» ve diğer ödemeleri belirlemek için bankalara müzekkere yazılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · komisyon bedeli · şirket merkezi mahkemesi · ticari faiz · yargılama giderleri · kesin süre · komisyon · ihtar
Benzer bu kararda… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
… ada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında tamamen müvekkiline ait kayıtlar üzerinden hesaplama yapıldığını, Mahkemece davalıya defalarca, «ticari defter» ve kayıtlarını sunması, sunmadığı takdirde ticari defter ve dayanağı kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edileceği «ihtar» edildiği halde davalının ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmadığını, kayıtların incelenmesi için bilirkişilere fırsat vermediğini, «kesin süre» verilerek, sonuçlarına hatırlatılmasına rağmen defter ve kayıtların sunulmaması durumunda «ibrazı» talep eden tarafın iddiası ispat edilmiş sayılacağını, sadece kendilerince sunulan kayıtlarla ortalama bir tazminatın belirlenmesinin hukuka ve «hakkaniyete» aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece 06.10.2020 tarih, 2015/519 E., 2020/551 K. sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık» nedeniyle tazminat talebi, «sözleşmenin feshi» nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin «istirdatı», «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5384 E. , 2023/843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davalının istinaf talebinin kabulüne
Taraflar arasındaki tazminat ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince menfi tespit talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle menfi tespit talebinin kabulüne tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 24.04.2010 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin işbu sözleşme uyarınca davalı ... tarafından Antalya ve havalisi sigorta acentesi olarak yetkilendirildiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin haksız bir fesih olduğunu, denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiğini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 121 inci maddesinin dördüncü fıkrası dikkate alınarak belirlenecek uygun bir tazminatın da ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 30.11.2012 vade ve 27.07.2012 tanzim tarihli 14.933,71 TL bedelli senet karşılığının müvekkili şirketçe davalıya ödenmiş olmasına rağmen müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 10.12.2014 tarihinde sunduğu talep arttırım dilekçesi ile denkleştirme tazminatı alacağını 60.965,78 TL'ye çıkarmış, 12.07.2018 tarihinde sunduğu talep arttırım ve ıslah dilekçesi ile denkleştirme tazminatı alacağını 75.038,54 TL'ye ıslah etmiş, iş kaybı tazminatı alacağını ise 18.759,63 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından tek taraflı olarak usule ve kanuna uygun olarak sona erdirildiğini, acentelik sözleşmesinin feshinin acentenin herhangi bir kazanç kaybına yol açmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir." düzenlemesinin yer aldığı, yine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 24 üncü maddesinde de “Taraflardan her biri diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabilir." düzenlemesinin yapıldığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin üç aylık süreye riayet etmek suretiyle hukuka uygun olarak olağan fesih yöntemiyle feshedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.
” düzenlemesine yer verilmiş olmakla davacı tarafın bu kalem yönünden menfi veya müspet zararının yerinde olmadığı, dava dışı firmanın sigorta primleri karşılığı düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalının davacının hak edişlerinden 49.623,89 TL kestiği, davacının bu kesintilere ticari ilişkinin devam etmesinin baskısı altında onay verdiği bu sebeple yapılan kesintinin haksız kesinti olduğu ve iadesinin gerektiği, davacının ekranlarının davalı tarafça üç ay süreyle kapatıldığı ve zarara uğradığı iddiası açısından yapılan incelemede davacının bu zarar kalemi olarak 12.193,76 TL talep edebileceği, dava konusu edilen denkleştirme tazminatı talebi yönünden ise davacının oluşturduğu portföyden davalı tarafın gelecekte üretim yapacağı ve gelir elde edeceği muhtemel olmakla bu zarar talebinin yerinde olduğu, zararın 60.965,78 TL olarak kabul edildiği gerekçesi ile menfi tespit talebinin kabulüne tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; acentelik sözleşmesinin 3 ay önceden kanunda ve sözleşmede belirlenen süre ve şekile uygun olarak feshedildiğini, dava dışı yanlara ait sigorta poliçesi prim ödemelerinin kendisi tarafından karşılanacağının bizzat davacı yanca beyan edildiğini, ekran kapama süreleri içinde davacının başka sigorta şirketleri ile çalışabilmesinin mümkün olduğunu bu sebeple her hangi bir zararının oluşmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesinin gerektiği taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden sonra bu koşulun gerçekleştiğine dair davacı yanca delil sunulmadığı aynı zamanda davacının diğer sigorta şirketlerinin acentesi olduğu hususu da değerlendirildiğinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği, dava dışı sigortalıya ait ödemelerin davacı yanca yapıldığının sabit bulunduğu ve fakat İlk Derece Mahkemesince bu ödemelerin ticari ilişkinin devamı baskısı ile yapıldığı gerekçesi ile istirdadına karar verilmesinin doğru olmadığı, çek bedellerinin davacının kendi isteği ile ödendiği, bu kalem yönünden de davacı talebinin reddi gerektiği, davacının 3 ay boyunca ekranlarının kapatıldığından bahisle tazminat talebine ilişkin iddia olunan tarihlerin bir önceki yılında da poliçe üretiminin olmadığı, bir zararın doğmadığı, davacının başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yaptığı, bu kalem yönünden zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, menfi tespit talebinin kabulüne tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin hiç bir sebep olmadan feshedildiğini, feshin haksız olduğunu, müvekkilinin portföy oluşturmak için özel çaba içinde bulunduğunu, denkleştirme tazminatına hak kazandığını, başlanan işleri tamamlayamamaktan kaynaklanan zararın oluştuğunu, dava dışı sigortalının primlerini ticari ilişkinin biteceği endişesi ile ödediğini, ekranların haksız şekilde kapatıldığını ve zarar doğduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta acenteliği sözleşmesine aykırılık nedeniyle tazminat talebi, sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi, haksız tahsil edilen bedelin istirdatı, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 121 inci ve 122 nci maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının denkleştirme tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ve 5684 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi denkleştirme tazminatına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup buna göre müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
Esasen Bölge Adliye Mahkemesince de bu ilke isabetli olarak tespit edilmiştir. Ancak sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin bulduğu müşteriler sayesinde davalının önemli menfaatler elde ettiğinin davacı yanca ispatlanamadığı gerekçesi ile bu kalem bakımından tazminat talebi reddedilmiştir. Oysa ki 15.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda da işaret edildiği gibi sözleşmenin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelerin olup olmadığının araştırılması gerekmekte olup Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Davacı ve davalı defterlerinde yapılacak inceleme sonucunda davacının bulduğu müşterilerin sözleşme sona erdikten sonra da davalı şirket ile yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı tespit edilerek varsa elde edilen menfaatin kanunda belirlenen hesaplama yöntemleri uyarınca hesaplanarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3. Davacının ekranlarının haksız olarak kapatılmasından dolayı zarara uğradığı iddiasına ilişkin olarak ise iddia olunan tarihlerde yapılan ekran kapatmalarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup olmadığı değerlendirilmeksizin bu kalem bakımından da talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, her bir sigorta çeşidi yönünden ekranların hangi tarihler arasında kapatıldığının tam olarak tespit edilmesi ile bu ekran kapamalarının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, varsa zararın tespiti şayet zarar tam olarak tespit edilemiyorsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/893452500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz