İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5733 E. 2017/7361 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 125↗ yeniden tescil↗ mükerrerlik↗ temlik↗ kötü niyet↗ kötüniyet↗ dava sebebi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2016/5733 E. , 2017/7361 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/68-2015/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının 2000/21708 tescil numaralı ''BAHÇEDEN+Şekil'' markasının bulunmasına rağmen bu marka ile birebir aynı logoyu içeren ve yine 29 ve 30. sınıfları kapsar şekilde 2010/75634 sayılı markası ile mükerrer bir başvuruda bulunduğunu ve bu markanın 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi gereğince mutlak ret sebebine aykırı olarak tescil edildiğini ve davalının müvekkili şirketin ''PEYMAN BAHÇEDEN+Şekil'' markasından haberdar olduğu, markayı kullanma yükümlülüğünü dolanmak kastı ile kötüniyetli tescille sonuçlanan başvuruda bulunduğunu ileri sürerek davalının 2010/75634 sayılı markasının 29. ve 30. sınıflar bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 2010/75634 numaralı marka ile 2000/21708 numaralı markanın bire bir aynı sınıflarda olmayıp, 29 ve 30. sınıfların da farklı alt sınıflarına dair olduğundan kötü niyetli bir marka tescilinin söz konusu olmadığını, dava konusu tescilde mutlak ret sebebi değil, nispi ret sebebi bulunduğunu, davacının açtığı hükümsüzlük davasının ve iptal talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu marka başvurusunu eski tarihli markasının tescilinden yaklaşık on yıl sonra yapıldığı, bu nedenle beş yıllık sürenin uzun süre önce geçtiği, beş yıllık sürenin dolmasından sonra yapılan tescilin bu süreyi kesintisiz ve birbiri ardınca uzatma etkisinden söz edilemeyeceği, ilk beş yılın geçmesi ile de sona erme nedeninin doğmuş olacağı, bu nedenle ilk tescil sahibine burada yeniden tescil yolunun açık olduğu, taraf markalarının 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi uyarınca "Aynı veya Ayırt edilemeyecek" derecede benzerlik arz etmediği buna karşılık taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik arz ettiği ancak dava konusu markanın bu nedenle hükümsüz kılınmasını talep etmediği, KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluştuğu sonucuna varılan mal ve hizmetlerde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, dava konusu davalı şirketin markasının tescilinin 556 sayılı KHK 35. maddesi uyarınca kötü niyet içerdiğine ilişkin gerekli ve yeterli kanıtın sunulmadığı, kötü niyetin varlığı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; dosya kapsamından yargılama sırasında davalının dava konusu 2010/75634 sayılı ''BAHÇEDEN+ŞEKİL'' ibareli markasını dava dışı Bah Eğitim Turizm Gıda Sanayi Ticaret A.Ş'ye devrettiği anlaşılmaktadır. HUMK 186. maddesi (HMK 125. madde) hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri dava konusunu 3. kişiye devrederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir. Mahkemece HMK'nin 125. maddesi (HUMK 186.md) hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7413 E. 2022/184 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaDava, tarafların takip etmemeleri üzerine birinin başvurmasına kadar «işlemden kaldırılmış» ve üç ay içinde «yenilenmediği» için «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; «işlemden kaldırıldığı» (başvuruya bırakıldığı) tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde «yenilenmediğinden», H.M.K.
150/5. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1343 E. 2024/4488 K.
Ortak:dava sebebi · iltibas
İncelediğiniz kararda… lı ''BAHÇEDEN+Şekil'' markasının bulunmasına rağmen bu marka ile birebir aynı logoyu içeren ve yine 29 ve 30. sınıfları kapsar şekilde 2010/75634 sayılı markası ile «mükerrer» bir başvuruda bulunduğunu ve bu markanın 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi gereğince mutlak ret «sebebine» aykırı olarak tescil edildiğini ve davalının müvekkili şirketin ''PEYMAN BAHÇEDEN+Şekil'' markasından haberdar olduğu, markayı kullanma yükümlülüğünü dolanmak kastı ile «kötüniyetli» tescille sonuçlanan başvuruda bulunduğunu ileri sürerek davalının 2010/75634 sayılı markasının 29. ve 30. sınıflar bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi …
… rda olmayıp, 29 ve 30. sınıfların da farklı alt sınıflarına dair olduğundan kötü niyetli bir marka tescilinin söz konusu olmadığını, dava konusu tescilde mutlak ret «sebebi» değil, nispi ret sebebi bulunduğunu, davacının açtığı hükümsüzlük davasının ve iptal talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar ve …
… tisiz ve birbiri ardınca uzatma etkisinden söz edilemeyeceği, ilk beş yılın geçmesi ile de sona erme nedeninin doğmuş olacağı, bu nedenle ilk tescil sahibine burada «yeniden tescil» yolunun açık olduğu, taraf markalarının 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi uyarınca "Aynı veya Ayırt edilemeyecek" derecede benzerlik arz etmediği buna karşılık taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik arz ettiği ancak dava konusu markanın bu nedenle hükümsüz kılınmasını talep etmediği, KHK 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluştuğu sonucuna varılan mal ve hizmetlerde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, dava konusu davalı şirketin markasının tescilinin 556 sayılı KHK 35. maddesi uyarınca «kötü niyet» içerdiğine ilişkin gerekli ve yeterli kanıtın sunulmadığı, kötü niyetin varlığı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… bir bütün olarak karşılaştırıldığında, dava konusu markanın "PEYMAN BAHÇEDEN ENERGY+Şekil" ibaresinden oluştuğu, "PEYMAN" ibaresinin aynı zamanda davacı markasının «ticaret unvanının» eki olduğu, bu nedenle markasal «ayırt edicilik» bakımından tali nitelikte bulunduğu, markada "BAHÇEDEN" ibaresinin diğer ibarelere nazaran daha büyük punto ile yazıldığı ve markasal mizanpajın ortasında yer aldığı, dava konusu markayı oluşturan esas unsurun "BAHÇEDEN" ibaresi olduğu, redde mesnet markaların, "BAHÇEDEN, BAHÇEDEN HOŞAF, BAHÇEDEN, Bahçeden+Şekil, Bahçeden+Şekil, BAHÇEDENX+Şekil" ibarelerinden oluştuğu, söz konusu markaların esas unsurunu "BAHÇEDEN" ibaresi oluşturduğu, karşılaştırılan markalar arasında "BAHÇEDEN" ibaresinin müşterek varlığından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, bu ibarenin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı ve somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı markası haricindeki marka işlem dosyasında numaralarını bildirdiği diğer markaların tescil tarihleri ile dava konusu marka başvurusu arasında beş yıldan daha az süre bulunduğundan, söz konusu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları, bu nedenle «müktesep hak» iddiasına mesnet olamayacakları, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı "Peyman Bahçeden+Şekil" ibareli markasının kapsamınaki 31 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin aynı zamanda dava konusu marka başvurusuna konu edilen ve başvurudan çıkartılarak eldeki davaya konu olan mal ve hizmetlerden bir kısmını kapsadığı, önceki tarihli markanın esas unsurunun da "Bahçeden" ibaresi olduğu, önceki tarihli markanın asli unsurunun korunarak eldeki davaya konu marka başvurusunun oluşturulduğu, davaya konu marka başvurusunda yer alan "ENERGY" ibaresinin tali konumda olması nedeniyle markanın asli unsuru olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yöndeki bilirkişi heyetinin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği, ancak davacı şirketin önceki tarihli 2009/32968 sayılı "Peyman Bahçeden+Şekil" ibareli markasını 31 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından fiilen kullandığına ilişkin marka işlem dosyasına delil «ibraz» etmediği, fiilen kullanıldığı ispatlanamayan bu marka dolayısıyla da müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/114 E. sayılı kullanmama «sebebi» ile «iptal davası» neticesinde iptaline hükmedildiğini, kararların çeliştiğini, kaldı ki, bir markanın birkaç faturada, «son» derece düşük adette üründe kullanılmasının yasa ile aranılan "ciddi kullanım" kriterini karşılamayacağını, bununla birlikte İlk Derece Mahkemesi nezdinde davalı fi …
… "BAHÇEDEN" ibaresinden oluşması nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında "BAHÇEDEN" ibaresinin müşterek varlığından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, "BAHÇEDEN" kelimesinin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, davacı şirketin önceki tarihli 2009/32968 sayılı markası haricindeki diğer markalarının tescil tarihleri ile dava konusu marka başvurusu arasında beş yıldan daha az süre bulunduğundan söz konusu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları, bu nedenle «müktesep hak» iddiasına mesnet olamayacakları, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı "Peyman Bahçeden+Şekil" ibareli markasını kapsamındaki 31 ve 35. sınıftaki mal ve hizme …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ticaret unvanı · iptal davası · ayırt edicilik · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… bir bütün olarak karşılaştırıldığında, dava konusu markanın "PEYMAN BAHÇEDEN ENERGY+Şekil" ibaresinden oluştuğu, "PEYMAN" ibaresinin aynı zamanda davacı markasının «ticaret unvanının» eki olduğu, bu nedenle markasal «ayırt edicilik» bakımından tali nitelikte bulunduğu, markada "BAHÇEDEN" ibaresinin diğer ibarelere nazaran daha büyük punto ile yazıldığı ve markasal mizanpajın ortasında yer aldığı, dava konusu markayı oluşturan esas unsurun "BAHÇEDEN" ibaresi olduğu, redde mesnet markaların, "BAHÇEDEN, BAHÇEDEN HOŞAF, BAHÇEDEN, Bahçeden+Şekil, Bahçeden+Şekil, BAHÇEDENX+Şekil" ibarelerinden oluştuğu, söz konusu markaların esas unsurunu "BAHÇEDEN" ibaresi oluşturduğu, karşılaştırılan markalar arasında "BAHÇEDEN" ibaresinin müşterek varlığından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, bu ibarenin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı ve somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı markası haricindeki marka işlem dosyasında numaralarını bildirdiği diğer markaların tescil tarihleri ile dava konusu marka başvurusu arasında beş yıldan daha az süre bulunduğundan, söz konusu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları, bu nedenle «müktesep hak» iddiasına mesnet olamayacakları, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı "Peyman Bahçeden+Şekil" ibareli markasının kapsamınaki 31 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin aynı zamanda dava konusu marka başvurusuna konu edilen ve başvurudan çıkartılarak eldeki davaya konu olan mal ve hizmetlerden bir kısmını kapsadığı, önceki tarihli markanın esas unsurunun da "Bahçeden" ibaresi olduğu, önceki tarihli markanın asli unsurunun korunarak eldeki davaya konu marka başvurusunun oluşturulduğu, davaya konu marka başvurusunda yer alan "ENERGY" ibaresinin tali konumda olması nedeniyle markanın asli unsuru olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yöndeki bilirkişi heyetinin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği, ancak davacı şirketin önceki tarihli 2009/32968 sayılı "Peyman Bahçeden+Şekil" ibareli markasını 31 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından fiilen kullandığına ilişkin marka işlem dosyasına delil «ibraz» etmediği, fiilen kullanıldığı ispatlanamayan bu marka dolayısıyla da müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… a markaları ile karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermediğini, müvekkili şirketin müktesep hakkı bulunduğunu, müktesep haklar yönünden benimsenen değerlendirmelerin «son» derece hatalı olduğunu, "bahçeden" ibaresini içerecek şekilde tescilli birçok marka bulunduğunu, "bahçeden" ibaresinin belirli bir firmaya özgülenebilecek nitelikte bir marka olmadığını, kullanım ispatı değerlendirmesinde davalı firma adına tescilli markaların yalnızca reçel ürünleri bakımından kullanıldığı tespit edilmiş ise de, müvekkili şirket marka başvurusunun reçel ürünü haricindeki sınıf ve alt sınıflar bakımından da reddinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davalı firmanın 2001/22219 numaralı markayı kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediğinin «iptal davası» neticesinde sabit hale geldiğini, Bursa 3.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/114 E. sayılı kullanmama «sebebi» ile «iptal davası» neticesinde iptaline hükmedildiğini, kararların çeliştiğini, kaldı ki, bir markanın birkaç faturada, «son» derece düşük adette üründe kullanılmasının yasa ile aranılan "ciddi kullanım" kriterini karşılamayacağını, bununla birlikte İlk Derece Mahkemesi nezdinde davalı fi …
… "BAHÇEDEN" ibaresinden oluşması nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında "BAHÇEDEN" ibaresinin müşterek varlığından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, "BAHÇEDEN" kelimesinin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, davacı şirketin önceki tarihli 2009/32968 sayılı markası haricindeki diğer markalarının tescil tarihleri ile dava konusu marka başvurusu arasında beş yıldan daha az süre bulunduğundan söz konusu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları, bu nedenle «müktesep hak» iddiasına mesnet olamayacakları, davacının önceki tarihli 2009/32968 sayılı "Peyman Bahçeden+Şekil" ibareli markasını kapsamındaki 31 ve 35. sınıftaki mal ve hizme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14923 E. 2016/3479 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz karardaDilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaDilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip,dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi,dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · borçlu olunmadığının tespiti · sözleşmeden doğan dava · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · asıl alacak · husumet
Benzer bu kararda1- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 7418249 nolu «kredi sözleşmesi» nedeniyle davacının, davalı bankaya 41.900 TL borçlu olduğu, davalının bu kredi sözleşmesine istinaden icraya koyduğu «asıl alacak» miktarının ise 72.753,94 TL olduğu, buna göre davacının, davalı bankaya 34.215,53 TL borçlu olmadığı, bilirkişi raporunda, davacının, davalıya bankaya 7418249/2 no …
Ancak; dosya kapsamından yargılama sırasında davalının dava konusu «kredi sözleşmesinden doğan» alacağını dava dışı....'ye devrettiği anlaşılmaktadır.
Dava konusunun davalı banka tarafından dava dışı şirkete devredilmesi ve «husumet itirazının» yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek olması karşısında mahkemece HMK'nın 125. maddesi (HUMK 186.md) hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11751 E. 2014/16948 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz karardaDilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaHMK.'nın 125. (HUMK’nun 186.) maddesi hükmü gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. bir kişiye «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddebihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını «müddeabihi» 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih
Benzer bu karardaHMK.'nın 125. (HUMK’nun 186.) maddesi hükmü gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. bir kişiye «temlik» ederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, müddebihi temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını «müddeabihi» 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/269 E. 2013/1825 K.
Ortak:temlik · iltibas
İncelediğiniz kararda… tisiz ve birbiri ardınca uzatma etkisinden söz edilemeyeceği, ilk beş yılın geçmesi ile de sona erme nedeninin doğmuş olacağı, bu nedenle ilk tescil sahibine burada «yeniden tescil» yolunun açık olduğu, taraf markalarının 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi uyarınca "Aynı veya Ayırt edilemeyecek" derecede benzerlik arz etmediği buna karşılık taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik arz ettiği ancak dava konusu markanın bu nedenle hükümsüz kılınmasını talep etmediği, KHK 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluştuğu sonucuna varılan mal ve hizmetlerde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, dava konusu davalı şirketin markasının tescilinin 556 sayılı KHK 35. maddesi uyarınca «kötü niyet» içerdiğine ilişkin gerekli ve yeterli kanıtın sunulmadığı, kötü niyetin varlığı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının «ayırt edicilik» sağlamadığı ve «iltibası» önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, «haksız rekabet» konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Yargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik hak · müddeabih · husumet itirazı · havale · ayırt edicilik · ilan · haksız rekabet · dahili dava
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta dava konusu markanın davalı şirket tarafından devredildiği «husumet itirazı» olarak ileri sürülmüş olup, davacı şirket vekilince dosyaya «ibraz» edilen 02.02.2009 «havale» tarihli dilekçede, söz konusu «seçimlik hak» uyarınca davaya markayı devralan şirkete karşı devam edileceği belirtilmiş ve bu şirketin davaya «dahil» edilmesi talep edilmiş olması karşısında mahkemece, HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince işlem yapıldıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun göze …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasındaki tek harf farkının «ayırt edicilik» sağlamadığı ve «iltibası» önlemediği, markaların tescil edildikleri sınıfların aynı olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin haklı olduğu, hükümsüzlüğüne karar verilinceye kadar kullanımının tecavüz oluşturmayacağı, "AKRAY" ibaresinin davalının ticaret unvanında kullanımı da iltibas yarattığından ibarenin ticaret sicilinden terkininin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların 06. ve 07. sınıflarda yer alan hizmet ve ürünlerde "AKRAY" markasını kullanmalarının yasaklanmalarına, «haksız rekabet» konusundaki talebin reddine, davalının ticaret unvanındaki "AKRAY" sözcüğünün terkinine, karar kesinleştiğinde hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Yargılama sırasında yürürlükte bulunan HUMK'nın 186. maddesi hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri «müddeabihi» 3. kişiye «temlik» ederse, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır.
Dilerse «temlik» eden taraf ile olan davasından vazgeçip, «müddeabihi» temlik alan kimseye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse davasını müddeabihi 3. kişiye temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5733 E. , 2017/7361 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/68-2015/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının 2000/21708 tescil numaralı ''BAHÇEDEN+Şekil'' markasının bulunmasına rağmen bu marka ile birebir aynı logoyu içeren ve yine 29 ve 30. sınıfları kapsar şekilde 2010/75634 sayılı markası ile mükerrer bir başvuruda bulunduğunu ve bu markanın 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi gereğince mutlak ret sebebine aykırı olarak tescil edildiğini ve davalının müvekkili şirketin ''PEYMAN BAHÇEDEN+Şekil'' markasından haberdar olduğu, markayı kullanma yükümlülüğünü dolanmak kastı ile kötüniyetli tescille sonuçlanan başvuruda bulunduğunu ileri sürerek davalının 2010/75634 sayılı markasının 29. ve 30. sınıflar bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 2010/75634 numaralı marka ile 2000/21708 numaralı markanın bire bir aynı sınıflarda olmayıp, 29 ve 30. sınıfların da farklı alt sınıflarına dair olduğundan kötü niyetli bir marka tescilinin söz konusu olmadığını, dava konusu tescilde mutlak ret sebebi değil, nispi ret sebebi bulunduğunu, davacının açtığı hükümsüzlük davasının ve iptal talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu marka başvurusunu eski tarihli markasının tescilinden yaklaşık on yıl sonra yapıldığı, bu nedenle beş yıllık sürenin uzun süre önce geçtiği, beş yıllık sürenin dolmasından sonra yapılan tescilin bu süreyi kesintisiz ve birbiri ardınca uzatma etkisinden söz edilemeyeceği, ilk beş yılın geçmesi ile de sona erme nedeninin doğmuş olacağı, bu nedenle ilk tescil sahibine burada yeniden tescil yolunun açık olduğu, taraf markalarının 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi uyarınca "Aynı veya Ayırt edilemeyecek" derecede benzerlik arz etmediği buna karşılık taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik arz ettiği ancak dava konusu markanın bu nedenle hükümsüz kılınmasını talep etmediği, KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluştuğu sonucuna varılan mal ve hizmetlerde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, dava konusu davalı şirketin markasının tescilinin 556 sayılı KHK 35.
maddesi uyarınca kötü niyet içerdiğine ilişkin gerekli ve yeterli kanıtın sunulmadığı, kötü niyetin varlığı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; dosya kapsamından yargılama sırasında davalının dava konusu 2010/75634 sayılı ''BAHÇEDEN+ŞEKİL'' ibareli markasını dava dışı Bah Eğitim Turizm Gıda Sanayi Ticaret A.Ş'ye devrettiği anlaşılmaktadır. HUMK 186. maddesi (HMK 125. madde) hükmü gereğince dava açıldıktan sonra iki taraftan biri dava konusunu 3. kişiye devrederse diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir. Mahkemece HMK'nin 125. maddesi (HUMK 186.md) hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/389574500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz