Saklama yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5013 E. 2017/6929 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
saklama yükümlülüğü↗ ispat külfeti↗ mevduat hesabı↗ ispat yükü↗ tmsf↗ ticari defter↗ tebligat↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge saklama yükümlülüğünün 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki son işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem kaydının cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde buunan mevduat hesabına yatırdığı paranın tahsiline ilişkindir. Mahkemece, davacının mevduat hesabındaki paranın davalı nezdinde bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu paranın davalı banka nezdinde bulunan hesaba yatırıldığı tarafların kabulünde olup, davalı banka söz konusu hesabın son bakiyesinin 33,72 Euro olup bu mitarında TMSF'ye devredildiğini savunmuştur. Bu durumda, ispat yükü davalı bankadadır. Hesabın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi ve paranın TMSF'ye devredildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması bankaca yapılacak tebligat koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz. Benzer uygulama dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde de yer almaktadır. Öte yandan ticari defter ve dayanaklarının 10 yıl süre ile saklanması gerektiği savunulmuş ise de bu husus elinde banka cüzdanı bulunan davacının bu hakkını ileri sürmesine engel bulunmamaktadır. Somut olayda, davalı bankanın istenilmesine rağmen mevzuata uygun şekilde davacıya tebligat yaptığına ilişkin hiçbir belge de ibraz etmediği ve ispat külfetinin davalıda olduğu gözönüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11154 E. 2018/3279 K.
Ortak:ispat yükü · ticari defter · tebligat · zamanaşımı · e-defter · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge «saklama yükümlülüğünün» 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık «zamanaşımının» dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nede …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Öte yandan «ticari defter» ve dayanaklarının 10 yıl süre ile saklanması gerektiği savunulmuş ise de bu husus elinde banka cüzdanı bulunan davacının bu hakkını ileri sürmesine engel bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Somut olayda açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14915 E. 2014/4070 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplanan belgelerden, davacınıın zararının karşılanması açısından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.500,00 TL'nin 02.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %83 faiz ile ve bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline ve davalının harçtan muaf olduğuna karar verilmiştir.
Karar davalı ve «feri müdahil» vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2- Ancak taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların hesaba yatırıldığı tarihten itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, bankaya el konulduğu tarih olan 22/02/1999 tarihine kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uy …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5736 E. 2017/7454 K.
Ortak:mevduat hesabı · tebligat · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge «saklama yükümlülüğünün» 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık «zamanaşımının» dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nede …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Dava, davacının davalı banka nezdinde buunan «mevduat hesabına» yatırdığı paranın tahsiline ilişkindir.
Benzer bu kararda… .. ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine «usulüne uygun tebligat» yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece nihai hesap tutarının içinde işlemiş vadeli «mevduat hesabı» da bulunduğu halde, faizli toplam miktara yeniden hesabın açıldığı tarihten başlamak üzere faiz yürütülmesi 6098 sayılı BK 121/«son» maddesine aykırı olduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davacı «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına karar verilmiş ise de, hesap cüzdanında hesabın açıldığı tarihten sonra vadeli mevduat faizi işletilerek nihai hesap tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · temerrüt faizi · ilan · temerrüt
Benzer bu kararda… .. ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine «usulüne uygun tebligat» yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına karar verilmiş ise de, hesap cüzdanında hesabın açıldığı tarihten sonra vadeli mevduat faizi işletilerek nihai hesap tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14262 E. 2014/2397 K.
Ortak:saklama yükümlülüğü · ispat külfeti · ticari defter · tebligat · zamanaşımı · e-defter · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge «saklama yükümlülüğünün» 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık «zamanaşımının» dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nede …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Öte yandan «ticari defter» ve dayanaklarının 10 yıl süre ile saklanması gerektiği savunulmuş ise de bu husus elinde banka cüzdanı bulunan davacının bu hakkını ileri sürmesine engel bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Ayrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · mirasçılık · taahhütname · tacir · ilan · husumet
Benzer bu karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Merkez Bankası'na davada «husumet» düşmemesi nedeniyle, mahkemece adı geçen bu davalılar yönünden de davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilse de belirtilen değişik gerekçeyle bu davalılar hakkında verilen red kararının sonucu itibariyle yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin davalılar TMSF ve T.C.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8695 E. 2010/154 K.
Ortak:ticari defter · tebligat · zamanaşımı · e-defter · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge «saklama yükümlülüğünün» 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık «zamanaşımının» dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nede …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Öte yandan «ticari defter» ve dayanaklarının 10 yıl süre ile saklanması gerektiği savunulmuş ise de bu husus elinde banka cüzdanı bulunan davacının bu hakkını ileri sürmesine engel bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · zamanaşımı def'i · def'i · husumet yokluğu · yetkisizlik kararı · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5013 E. , 2017/6929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2015 tarih ve 2013/105-2015/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının ...Şubesindeki hesabına 09/07/1993 tarihinde 26.000 DM para yatırdığını, müvekkilinin bu parayı çekmediğini, paranın davalının uhdesinde olduğunu, müvekkilinin parayı çekmek istediğinde paranın ödenmediğini, 26.000 DM'nin bugünkü kur üzerinden 25.000 TL olduğunu, 25.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bankalar nezdindeki her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudinin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde talebe konu olmayanların zamanaşımına tabi olduğunu, söz konusu hesaba 05/07/1993 tarihinde 26,000 DM yatırıldığını, Bankacılık Kanunun 42. maddesine göre bankaların müşteri hesaplarına ilişkin kayıtları kanunen saklama zorunluluğunun on yıl olduğunu, 1993 tarihinde açılan 210284 nolu hesabın açılışı üzerinden 18 yıl geçtiğini, bu nedenle müşterinin hesabına 1993 yılında yatırılan bahse konu tutarlar ile ilgili bankalarında kayıt bulunamadığını, bahse konu hesabın 2001-2011 yılları arasındaki kayıtlarına ulaşıldığını, hesap hareketlerinde 28/04/2001 tarihinde müşterinin hesabında 26 DM yıllık hesap işletim ücreti kesildiği ve bu kesintinin ardından hesapta 74 DM bakiye kaldığını, 2001 yılında hesapta 5 adet toplamda 8,04 DM aylık hesap işletim ücreti kesildiği ve hesapta 65,95 DM bakiye kaldığını, 2001 tarihinde ise müşterinin hesabında kalan 65,95 DM'nin Euro'ya çevrildiği ve hesapta 33,72 Euro bulunduğu, 26.04.2005 tarihinde hesap bakiyesinin TMSF'ye devrolunduğunu, buna göre hesapta en son 25.02.1994 tarihinde işlem yapıldığını, hesaptaki paranın bu tarih ile hesabın açıldığı tarih arasında çekilmiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge saklama yükümlülüğünün 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki son işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem kaydının cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde buunan mevduat hesabına yatırdığı paranın tahsiline ilişkindir. Mahkemece, davacının mevduat hesabındaki paranın davalı nezdinde bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava konusu paranın davalı banka nezdinde bulunan hesaba yatırıldığı tarafların kabulünde olup, davalı banka söz konusu hesabın son bakiyesinin 33,72 Euro olup bu mitarında TMSF'ye devredildiğini savunmuştur. Bu durumda, ispat yükü davalı bankadadır. Hesabın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi ve paranın TMSF'ye devredildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması bankaca yapılacak tebligat koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Benzer uygulama dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 62. maddesinde de yer almaktadır. Öte yandan ticari defter ve dayanaklarının 10 yıl süre ile saklanması gerektiği savunulmuş ise de bu husus elinde banka cüzdanı bulunan davacının bu hakkını ileri sürmesine engel bulunmamaktadır. Somut olayda, davalı bankanın istenilmesine rağmen mevzuata uygun şekilde davacıya tebligat yaptığına ilişkin hiçbir belge de ibraz etmediği ve ispat külfetinin davalıda olduğu gözönüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/389147800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz