Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5736 E. 2017/7454 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun tebligat↗ mevduat hesabı↗ tmsf↗ temerrüt faizi↗ tebligat↗ ilan↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka şubesinde 1995 yılında ... ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine usulüne uygun tebligat yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdindeki mevduatın TMSF’ye devri sonrası açılan alacak davasıdır. Mahkemece, davacı mevduat hesabının açıldığı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiş ise de, hesap cüzdanında hesabın açıldığı tarihten sonra vadeli mevduat faizi işletilerek nihai hesap tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece nihai hesap tutarının içinde işlemiş vadeli mevduat hesabı da bulunduğu halde, faizli toplam miktara yeniden hesabın açıldığı tarihten başlamak üzere faiz yürütülmesi 6098 sayılı BK 121/son maddesine aykırı olduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9103 E. 2010/503 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına karar verilmiş ise de, hesap cüzdanında hesabın açıldığı tarihten sonra vadeli mevduat faizi işletilerek nihai hesap tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, davacı taraf da «avans faizi» talebinde bulunduğuna göre mahkemece TTK’nun 3 ve 4 ncü maddeleri uyarınca avans faizi nisbetinde «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HU …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · dolandırıcılık · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «internet bankacılığı» için gerekli güvenlik önlemlerini tam olarak sağlayamadığı, davacıya ait paranın davalının emanetinde bulunması nedeniyle yapılan «dolandırıcılık» sonucu hesaptan çekilen paranın davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 4.100 YTL’nın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, davacı taraf da «avans faizi» talebinde bulunduğuna göre mahkemece TTK’nun 3 ve 4 ncü maddeleri uyarınca avans faizi nisbetinde «temerrüt faizine» hükmedilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HU …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5013 E. 2017/6929 K.
Ortak:mevduat hesabı · tebligat · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz kararda… .. ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine «usulüne uygun tebligat» yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece nihai hesap tutarının içinde işlemiş vadeli «mevduat hesabı» da bulunduğu halde, faizli toplam miktara yeniden hesabın açıldığı tarihten başlamak üzere faiz yürütülmesi 6098 sayılı BK 121/«son» maddesine aykırı olduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, davacı «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına karar verilmiş ise de, hesap cüzdanında hesabın açıldığı tarihten sonra vadeli mevduat faizi işletilerek nihai hesap tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge «saklama yükümlülüğünün» 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık «zamanaşımının» dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nede …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Dava, davacının davalı banka nezdinde buunan «mevduat hesabına» yatırdığı paranın tahsiline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama yükümlülüğü · ispat külfeti · ispat yükü · ticari defter · cy/cy kaydı · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların belge «saklama yükümlülüğünün» 10 yıl olduğu, söz konusu hesapla ilgili 10 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının döviz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihinde bakiyesinin 26.000 Mark olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda bulunmadığı, davalı bankanın 26.04.2005 tarihinde 10 yıllık «zamanaşımının» dolması nedeniyle hesap bakiyesi olan 9.14 Euro'yu TMSF'ye devrettiği, davacının mevduat hesabındaki paranın bankanın nezdinde bulunduğunu ispat edemediği, bu nede …
Öte yandan «ticari defter» ve dayanaklarının 10 yıl süre ile saklanması gerektiği savunulmuş ise de bu husus elinde banka cüzdanı bulunan davacının bu hakkını ileri sürmesine engel bulunmamaktadır.
Somut olayda, davalı bankanın istenilmesine rağmen mevzuata uygun şekilde davacıya «tebligat» yaptığına ilişkin hiçbir belge de «ibraz» etmediği ve «ispat külfetinin» davalıda olduğu gözönüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda, «ispat yükü» davalı bankadadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5107 E. 2020/3324 K.
Ortak:tebligat · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıl · Alacak
İncelediğiniz kararda… .. ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine «usulüne uygun tebligat» yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece nihai hesap tutarının içinde işlemiş vadeli «mevduat hesabı» da bulunduğu halde, faizli toplam miktara yeniden hesabın açıldığı tarihten başlamak üzere faiz yürütülmesi 6098 sayılı BK 121/«son» maddesine aykırı olduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… daha özel bir düzenleme olan, 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62. maddesinde, bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olacağı, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müte …
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, alacağın «muacceliyeti» yahut bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesinde açılacak «alacak davalarının» 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun açıklandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ve yine 4389 sayılı Bankalar Kanunun 10. maddesi gereğince 10 yıl içinde aranmayan hesapla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · alacak davası
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesinde açılacak «alacak davalarının» 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun açıklandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ve yine 4389 sayılı Bankalar Kanunun 10. maddesi gereğince 10 yıl içinde aranmayan hesapla …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 149/1 hükmüne göre «zamanaşımı», alacağın «muaccel» olmasıyla başlar.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, alacağın «muacceliyeti» yahut bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Somut olayda «muacceliyet», yukarıdaki mevzuat hükümler ve olaydaki hukuki ilişkinin özelliği gereği başvuru ile başlayacaktır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11154 E. 2018/3279 K.
Ortak:tebligat · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz kararda… .. ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine «usulüne uygun tebligat» yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece nihai hesap tutarının içinde işlemiş vadeli «mevduat hesabı» da bulunduğu halde, faizli toplam miktara yeniden hesabın açıldığı tarihten başlamak üzere faiz yürütülmesi 6098 sayılı BK 121/«son» maddesine aykırı olduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Somut olayda açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · ticari defter · tacir · e-defter
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
Bu durumda, «ispat yükü» davalı bankadadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5736 E. , 2017/7454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2016 tarih ve 2015/366-2016/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İngiltere'de ikamet etmekte olup davalı banka nezdinde 1995 yılında ... ve ... numaralı vadeli döviz hesabı açtırdığını, en son ...’ye geldiğinde hesaplarının kapatılmış olduğunu öğrendiğini, hesaplarda bulunan paranın haksız olarak TMSF’ye devredildiğini ileri sürerek devri yapılan meblağın hesap açılış tarihinden itibaren işleyecek sözleşmesel faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ve husumet itirazında bulunarak usulüne uygun olarak hesabın kapatılarak TMSF’ye devrinin sağlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka şubesinde 1995 yılında ... ve ...5 numaralı vadeli döviz hesapları açtırdığı, yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğradığı, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlı olarak bu tür hesaplardaki paraların TMSF’ye devrinin sağlanacağı ancak davalı bankanın davacıya ait alacağının zamanaşımı ile TMSF'ye devri öncesi hesap sahibine usulüne uygun tebligat yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdindeki mevduatın TMSF’ye devri sonrası açılan alacak davasıdır. Mahkemece, davacı mevduat hesabının açıldığı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiş ise de, hesap cüzdanında hesabın açıldığı tarihten sonra vadeli mevduat faizi işletilerek nihai hesap tutarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece nihai hesap tutarının içinde işlemiş vadeli mevduat hesabı da bulunduğu halde, faizli toplam miktara yeniden hesabın açıldığı tarihten başlamak üzere faiz yürütülmesi 6098 sayılı BK 121/son maddesine aykırı olduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/392402800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz