Mirasçılık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8695 E. 2010/154 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasçılık↗ zamanaşımı def'i↗ tmsf↗ def'i↗ husumet yokluğu↗ ticari defter↗ tebligat↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ zamanaşımı↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en son hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde zamanaşımı süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf yetkisinin 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca son işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmesi ve bu hususun mevduatın bulunduğu banka tarafından kanıtlanması icap eder.
Davacı adına davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemiz uygulamaları da bu yönde olup (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.11.2009 tarih ve 2008/7590 E. 2009/11913 K. sayılı ilamı), benzer bir düzenleme dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 5411 sayılı Kanunun 62 nci maddesinde de yer almaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı davalı tarafça kanıtlanmadan sadece TTK’nun 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Mahkemece, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı TMSF vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7570 E. 2022/8454 K.
Ortak:mirasçılık · tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Benzer bu karardaAyrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, «son» hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vedia sözleşmesi · ispat külfeti · taahhütname
Benzer bu karardaTaraflar arasında bankaya para yatırılmasıyla oluşan sözleşme usulsüz «vedia sözleşmesi» olup, zaman aşımı süresi 10 yıl ise de, zaman aşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar.
… günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… yapılmadığı hususları ile davalı tarafından davacı hesabında bulunulan paranın davacıya nakit olarak ödendiğinin ileri sürülmesi karşısında her iki vakıa bakımından «ispat külfetinin» davalıda ve yatırılan paranın TL olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5046 E. 2013/5696 K.
Ortak:mirasçılık · tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Benzer bu karardaDavacılar adına hesabın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren ve bu süreçte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunun 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak ... yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın .... bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların ... yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» «tebligatının» yapılması koşuluna bağlıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hesaplarındaki «son» işlem tarihinin 1981 olmasına göre 1991 yılında yürürlükte olan 3812 sayılı Yasa'ya göre ... yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · taahhütname · taşıyan
Benzer bu karardaÖte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını «taşıyan» hesap cüzdanı, müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir.
Somut olayda bankaca davacıların mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının «sahteliği» ileri sürülmemiştir.
… 1 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, 1 yıllık süre ise ... aya indirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14262 E. 2014/2397 K.
Ortak:mirasçılık · ticari defter · tebligat · ilan · zamanaşımı · husumet · e-defter · i̇i̇k 72/son · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Ayrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Merkez Bankası'na davada «husumet» düşmemesi nedeniyle, mahkemece adı geçen bu davalılar yönünden de davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilse de belirtilen değişik gerekçeyle bu davalılar hakkında verilen red kararının sonucu itibariyle yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin davalılar TMSF ve T.C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · saklama yükümlülüğü · ispat külfeti · taahhütname · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının en «son» işlem tarihi 31/08/1971 olan hesap cüzdanına dayanarak dava açtığı, TTK'nın 68 (6102 sy TTK'nın 82 md) maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 Sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36, 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10, 5411 Sayılı Kanunun 42. ve 62. maddeleri uyarınca son işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğunu, davacının davasını son işlem tarihinden itibaren 41 yıl geçtikten sonra açtığı, kayıtlarını 10 yıl süreyle «saklama yükümlülüğünde» olan davalıların 41 yıl sonra açılan davada kayıtlarına ulaşıp delil bildirme imkanlarının da elinden alındığı, bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazları yerind …
Ancak, davacı ile davalı banka arasında «mevduat sözleşmesi» bulunup «zamanaşımı» 10 yıl ise de zamanaşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar.
… günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
… a ederek dava açtığına göre mahkemece davalı bankanın parayı TMSF'ye aktarıp aktarmadığı, aktarıldıysa usulüne uygun devrin yapılıp yapılmadığı hususları incelenip, «ispat külfetinin» davacıda olduğu da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz eden mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10835 E. 2013/10241 K.
Ortak:mirasçılık · zamanaşımı def'i · def'i · tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOysa, davalı tarafın «zamanaşımı def»’inin değerlendirilmesi, öncelikle hesabın varlığının ve buna bağlı olarak talep edilebilirliğinin saptanması, ardından da hesabın açıldığı ve sonrasında kapanarak tüm işlemlerin Gaziantep iline devredildiğinin savunulduğu tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile zamanaşımının gerçekleştiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan 4389 sayılı Kanun’un 10/4. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirildiğinin belirlenmesi ile mümkündür Davacı adına hesabın açıldığı ve kapandığı savunulan tarihte yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça hesap numarası da zikredilerek hesabın önce Şanlıurfa Şubesi’nde açıldığı, yaklaşık 2 yıl sonra bu şubenin kapanması nedeniyle hesabın Gaziantep Şubesi’ne aktarıldığı iddia edildiğine göre, davalı bankanın gerek Şanlıurfa Şubesi kayıtları, gerekse de Gaziantep Şubesine devir kayıtlarının incelenmesi, gerektirdiği takdirde Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazılmak suretiyle «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak bu kez davanın esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · taahhütname · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça hesap numarası da zikredilerek hesabın önce Şanlıurfa Şubesi’nde açıldığı, yaklaşık 2 yıl sonra bu şubenin kapanması nedeniyle hesabın Gaziantep Şubesi’ne aktarıldığı iddia edildiğine göre, davalı bankanın gerek Şanlıurfa Şubesi kayıtları, gerekse de Gaziantep Şubesine devir kayıtlarının incelenmesi, gerektirdiği takdirde Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazılmak suretiyle «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak bu kez davanın esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
… günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12506 E. 2011/5181 K.
Ortak:mirasçılık · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Benzer bu kararda3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği;aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tâbidir.
… avacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · taahhütname · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir «kaydın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince aslı gibidir şerhiyle dosyaya sunulan hesap cüzdanının aslı istenmediği gibi, bu hesap cüzdanının kim tarafından nasıl verildiği, «bankacılık işlemi» çerçevesinde davacıya verilip verilmediği araştırılmamıştır.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli «taahhütlü» bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
… avacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15445 E. 2016/5536 K.
Ortak:tebligat · ilan · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
Benzer bu karardaBankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «ilan» ve «tebligatların» yapılması koşuluna bağlıdır.
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesi “Bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar «zamanaşımına» tabidir.
Mahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karine · ispat külfeti · taahhütname · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların elinde bulunan 18.06.1993 tarihinde açılmış olan vadesiz mevduat hesap cüzdanındaki «son» işlem tarihi olan 14.01.1994 tarihinde bakiyesinin 87.765.454,00 olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir işlem «kaydının» cüzdanda yer almadığı, her ne kadar hesap cüzdanlarındaki bilgilerin paranın bankadan çekilmediğine dair bir «karine» teşkil etse de tek başına paranın çekilmediğini ispatlayamayacağı, zira bankaların hesap cüzdanı olmasa da mudilerine ödeme yaptıkları, bunun yanında davalı Banka' …
… ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8'inci maddesi de "Bankalar bir takvim yılı içinde «zamanaşımına» uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli «taahhütlü» mektupla uyarmak zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Halbuki davalı Banka'ya ait olan «ispat külfeti» tersine çevrilerek davacıya yükletilmiş, davalı Banka tarafından, davaya konu mevduatın hak sahibine ödendiği ispatlanamadığı gibi, yasal düzenlemeler gereğince üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmediğinden, «zamanaşımı» süresi işlemeye dahi başlamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11154 E. 2018/3279 K.
Ortak:ticari defter · tebligat · zamanaşımı · e-defter · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en «son» hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde «zamanaşımı» süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf «yetkisinin» 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… avalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca «son» işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf …
… a davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta «zamanaşımı» başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat «son» talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile «ilan» edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya «mirasçıları» tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
… riyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi gereğince bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması bankaca yapılacak «tebligat» koşuluna bağlı olduğundan bu yönde işlem yapılmadan banka nezdinde ki hak ve alacaklar zamanaşımına uğramaz.
Somut olayda açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra «zamanaşımına» uğraması, bankaca gerçekleştirilecek «tebligatın» yapılması koşuluna bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · tacir
Benzer bu kararda… raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 5411 sayılı Yasa'nın 62. maddesi uyarınca bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en «son» talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların «zamanaşımına» tâbi olduğu, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, davalı banka tarafından usulüne uygun olarak devir işlemi yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesi uyarınca bir «tacirin» «ticari defterlerini» saklama süresinin 10 yıl olduğu, 70 sayılı Bankalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 36., 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. ve 5411 sayılı Kanunun 42. ve 6 …
Bu durumda, «ispat yükü» davalı bankadadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8695 E. , 2010/154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2007 tarih ve 2006/617-2007/543 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1973 yılında davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde 333722-T nolu vadeli mevduat hesabı açtırarak 09.10.1973 tarihinde 12.144 DEM, aynı bakanın Yozgat Şubesi’nde açtırdığı hesaba da 22.05.1978 tarihinde 11.000 DEM yatırdığını, vade tarihinde faizlerin hesaba işlendiği ve hesapta hareket olduğu yönünde inandırıldığını, 14.10.2005 tarihinde davalı bankaya müracat ettiğinde olumsuz yanıt aldığını, aynı şekilde davalı Fon ve TCMB’na müracatlarının da sonuçsuz kaldığını, zamanaşımı nedeniyle parasından mahrum kalmasının yasal olmadığını, davalıların oluşan zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, davalı ... nezdinde açtırdığı hesaplardaki paranın dava tarihindeki Euro ve YTL karşılığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 3.500 Euro karşılığı 6.154,00 YTL’nın 09.10.1973 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı definde bulunarak, banka kayıtları incelendiğinde davacının iddia ettiği hesaplara ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, hesapların açıldığı tarihten 2005 yılına kadar herhangi bir başvuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TCMB vekili, husumet itirazında bulunarak 10 yıl süreyle takip edilmeyen hesaplardaki paraların Fon hesabına aktarıldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuştur.
Davalı TMSF vekili, zamanaşımı definde bulunmuş ve ayrıca da davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı hesap cüzdanlarındaki en son hesap hareketlerinin 1973 ve 1978 yıllarında olduğu, bundan sonra hesapların işlem gördüğüne dair davacının elinde yazılı bir belge bulunmadığı gibi, davalı ... kayıtlarında da hesaplara ulaşılamadığı, TTK’nun 68, Bankalar Hakkındaki 70 sayılı KHK’nin 36, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10, 5411 sayılı Yasa’nın 42. ve 62. maddelerinde zamanaşımı süresi olarak 10 yıllık süre belirlendiği ve son işlem tarihlerinden yaklaşık 34 yıl ve 29 yıl geçtikten sonra davacının başvurusunda zamanaşımı süresinin dolduğu, sahiplerince aranmayan paraların tasarruf yetkisinin 1985 yılı itibari ile TCMB’nın görev alanından çıktığı gerekçesiyle davalılar T.İş Bankası ve TMSF aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle, davalı TCMB hakkında açılan davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı bankanın Ankara Merkez Şubesi ve Yozgat Şubesi'ne yatırılan mevduatın tahsiline ilişkin olup her ne kadar mahkemece davalı ... ve TMSF aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dava konusu olayda uygulanması gereken 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca son işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçmesinden sonra hesap sahibine mektup gönderilmesi ve buna rağmen müracaat olmadığı taktirde bir liste mukabili paranın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmesi ve bu hususun mevduatın bulunduğu banka tarafından kanıtlanması icap eder.
Davacı adına davalı ...’nın Ankara Merkez Şubesi’nde ve Yozgat Şubesi’ndeki hesapların kapandığı savunulan tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36 ncı maddesinde, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3 ncü bendinde ise tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemiz uygulamaları da bu yönde olup (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.11.2009 tarih ve 2008/7590 E. 2009/11913 K. sayılı ilamı), benzer bir düzenleme dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 5411 sayılı Kanunun 62 nci maddesinde de yer almaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekir. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca bir işlem yapıldığı davalı tarafça kanıtlanmadan sadece TTK’nun 68/son maddesi hükümlerine dayalı savunma ile mevduatta bulunan paranın ödenmesinden kaçınılamaz. Davalının ticari defterlerle ilgili savunmasının elinde banka cüzdanı bulunan davacının hakkını ileri sürmesine engel teşkil etmesi de mümkün değildir. Mahkemece, anılan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı TMSF vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007946500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz