Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8386 E. 2017/7075 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar/prim oranı↗ acentelik sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ ek prim↗ fesih↗ ihbar↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede hasar/prim oranının belli bir oranda tutulması gerektiği, bu oranın sağlanamaması halinde davalının sözleşmeyi feshedebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayanmadığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmelerinde fesih ihbarının 3 ay önceden yapılması gerektiği halde davalının bu süreye uymadığı, davacının usulüne uygun tutulan defterlerine göre davalıya bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalı 1.207 TL alacaklı ise de bu alacağına ilişkin detay sunmadığı gerekçesiyle 2.500 TL'nin 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca davalıya verilen teminatın haksız olarak paraya çevrildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı defterlerine göre davacının herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalının davacıdan alacaklı olduğu, ancak bu alacağına ilişkin detay sunulmadığı, bu durumda davacı defterlerine üstünlük tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı şirketin defterlerini inceleyen bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler denetime ve hükmü izlemeye elverişli görülmemiştir. Bu durumda, mahkemece gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı defterlerin, rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14527 E. 2018/6283 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · fesih · eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede «hasar/prim oranının» belli bir oranda tutulması gerektiği, bu oranın sağlanamaması halinde davalının sözleşmeyi feshedebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davalının «sözleşmeyi feshinin» haklı «sebebe» dayanmadığı, belirsiz süreli «acentelik sözleşmelerinde» «fesih» «ihbarının» 3 ay önceden yapılması gerektiği halde davalının bu süreye uymadığı, davacının usulüne uygun tutulan «defterlerine» göre davalıya bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalı 1.207 TL alacaklı ise de bu alacağına ilişkin detay sunmadığı gerekçesiyle 2.500 TL'nin 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesi» uyarınca davalıya verilen «teminatın» haksız olarak paraya çevrildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı «defterlerin», rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı «acentenin» «prim» tahsili ve aktarımına ilişkin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, sözleşme uyarınca davalı acentenin aracılık ettiği poliçeler nedeniyle tahsil ettiği primlerin süresinde davacıya aktarılmadığı, iptal edilen poliçeler dikkate alınarak takip tarihi itibariyle acentenin 31.221,25 TL borçlu olduğunun davacı yanın «kesin delil» kabul edilen «defterleri» ile sabit olduğu, prim borcunun ödendiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, «fesih» ve «temerrüt ihtarı» ile temerrüde düşen borçluların bu tarihten itibaren «temerrüt faizi» ödemesi gerektiği, bu oranın taraflar arasında düzenlenen «ipotek akit tablosunda» yıllık %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların vaki itirazının 31.221,25 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa ipotek akit tablosunda belirtilen yıllık %80 oranındaki «akdi faiz» uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının 31.221,25 TL «prim alacağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, rejistro kayıtları, «hesap mutabakat» formaları temin edilip, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı «defterlerin», rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterleri ile karşılaştırılması, davacı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ihtarı · hesap mutabakatı · ipotek akit tablosu · prim alacağı · kesin delil · akdi faiz · mutabakat · davanın konusu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı «acentenin» «prim» tahsili ve aktarımına ilişkin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, sözleşme uyarınca davalı acentenin aracılık ettiği poliçeler nedeniyle tahsil ettiği primlerin süresinde davacıya aktarılmadığı, iptal edilen poliçeler dikkate alınarak takip tarihi itibariyle acentenin 31.221,25 TL borçlu olduğunun davacı yanın «kesin delil» kabul edilen «defterleri» ile sabit olduğu, prim borcunun ödendiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, «fesih» ve «temerrüt ihtarı» ile temerrüde düşen borçluların bu tarihten itibaren «temerrüt faizi» ödemesi gerektiği, bu oranın taraflar arasında düzenlenen «ipotek akit tablosunda» yıllık %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların vaki itirazının 31.221,25 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa ipotek akit tablosunda belirtilen yıllık %80 oranındaki «akdi faiz» uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece, davacı tarafa, «davanın konusu» borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, resjistro kayıtları, «hesap mutabakat» formalarını dosyaya sunması için süre verilmiş, davacı tarafça istenilen belgelerin dosyaya sunulduğu beyan edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, rejistro kayıtları, «hesap mutabakat» formaları temin edilip, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı «defterlerin», rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterleri ile karşılaştırılması, davacı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının 31.221,25 TL «prim alacağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6042 E. 2010/7574 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu kararda… ve dayanakları da gösterilmek suretiyle itirazda bulunulduğuna göre, bilirkişi raporunun da bu itirazların nasıl karşılandığını gösterir, hüküm kurmaya, izlemeye ve «denetime elverişli» bir şekilde düzenlenmesinin gerekmesine, somut uyuşmazlıkta hazırlanan bilirkişi raporunun ise davalının itirazlarının tek tek nasıl karşılandığı belirtilmeden düz …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4511 E. 2023/7328 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · fesih · teminat · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede «hasar/prim oranının» belli bir oranda tutulması gerektiği, bu oranın sağlanamaması halinde davalının sözleşmeyi feshedebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davalının «sözleşmeyi feshinin» haklı «sebebe» dayanmadığı, belirsiz süreli «acentelik sözleşmelerinde» «fesih» «ihbarının» 3 ay önceden yapılması gerektiği halde davalının bu süreye uymadığı, davacının usulüne uygun tutulan «defterlerine» göre davalıya bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalı 1.207 TL alacaklı ise de bu alacağına ilişkin detay sunmadığı gerekçesiyle 2.500 TL'nin 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesi» uyarınca davalıya verilen «teminatın» haksız olarak paraya çevrildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı «defterlerine» göre davacının herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalının davacıdan alacaklı olduğu, ancak bu alacağına ilişkin detay sunulmadığı, bu durumda davacı defterlerine üstünlük tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 07.06.2016 tarih, 2014/411 E. ve 2016/541 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı «acentenin» «prim» tahsili ve aktarımına ilişkin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, sözleşme uyarınca davalı acentenin aracılık ettiği poliçeler nedeniyle tahsil ettiği primlerin süresinde davacıya aktarılmadığı, iptal edilen poliçeler dikkate alınarak takip tarihi itibariyle acentenin 31.221,25 TL borçlu olduğunun davacı yanın «kesin delil» kabul edilen «defterleri» ile ... olduğu, prim borcunun ödendiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, «fesih» ve «temerrüt ihtarı» ile temerrüde düşen borçluların bu tarihten itibaren «temerrüt faizi» ödemesi gerektiği, bu oranın taraflar arasında düzenlenen «ipotek akit tablosunda» yıllık %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların vaki itirazının 31.221,25 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa ipotek akit tablosunda belirtilen yıllık %80 oranındaki «akdi faiz» uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı «acente» arasındaki «cari hesap» özetleri yasanın bu hükmüne uygun olarak davalı «acenteye» tebliğ edildiğini, acente tarafından da «cari hesap mutabakatına» itiraz olunmadığını, buna göre hesap özetlerinin doğruluğunun kanıtlanmış bulunduğunu, acente sözleşmesinin 20 nci maddesine göre de davalı acentenin başka bir delil göstermesinin mümkün olmadığını, şirket kayıtları aksine olan iddiasını, ancak imzası müvekkil sigorta şirketi tarafından kabul edilen belge ile veya resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belge «ibraz» etmek suretiyle ispat edebileceğini, davalı acente tarafından «cari hesap ekstrelerine» itiraz edilmiş olduğu da ileri sürülmediğini, 17 yıl öncesine dayanan rejistro kayıtlarının sunulmasının talep edildiğini, rejistro kayıtlarının sunulmadığından bahisle davanın tarafımızca ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sigortacılık Mevzuatında rejistro «defterlerin» tutulması için bir zorunluluk bulunmadığını, ilk karara dayanak olan raporda da defterlerin usulüne uygun tutulduğunun belirlendiğinden mevcut delillere göre karar …
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı «acente» şirketi arasında 23.01.2003 tarihinde «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, acenteye «ihtarnamenin» tebliğ olduğu tarih ise 26.07.2004 olarak tespit edildiğini, dava tarihinin ise 24.08.2012 olduğunu, acentelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarda uygulanacak olan 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin borcun doğum tarihinden itibaren ve «itirazın iptali davası» için uygulanacak 1 yıllık zamanaşımı süresinin itiraz tarihinden itibaren dolmuş olması nedeniyle mezkur davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürer …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · temerrüt ihtarı · hesap mutabakatı · cari hesap ekstresi · ipotek akit tablosu · kesin delil · akdi faiz · mutabakat
Benzer bu karardaMahkemece 07.06.2016 tarih, 2014/411 E. ve 2016/541 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı «acentenin» «prim» tahsili ve aktarımına ilişkin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, sözleşme uyarınca davalı acentenin aracılık ettiği poliçeler nedeniyle tahsil ettiği primlerin süresinde davacıya aktarılmadığı, iptal edilen poliçeler dikkate alınarak takip tarihi itibariyle acentenin 31.221,25 TL borçlu olduğunun davacı yanın «kesin delil» kabul edilen «defterleri» ile ... olduğu, prim borcunun ödendiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, «fesih» ve «temerrüt ihtarı» ile temerrüde düşen borçluların bu tarihten itibaren «temerrüt faizi» ödemesi gerektiği, bu oranın taraflar arasında düzenlenen «ipotek akit tablosunda» yıllık %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların vaki itirazının 31.221,25 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa ipotek akit tablosunda belirtilen yıllık %80 oranındaki «akdi faiz» uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı «acente» arasındaki «cari hesap» özetleri yasanın bu hükmüne uygun olarak davalı «acenteye» tebliğ edildiğini, acente tarafından da «cari hesap mutabakatına» itiraz olunmadığını, buna göre hesap özetlerinin doğruluğunun kanıtlanmış bulunduğunu, acente sözleşmesinin 20 nci maddesine göre de davalı acentenin başka bir delil göstermesinin mümkün olmadığını, şirket kayıtları aksine olan iddiasını, ancak imzası müvekkil sigorta şirketi tarafından kabul edilen belge ile veya resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belge «ibraz» etmek suretiyle ispat edebileceğini, davalı acente tarafından «cari hesap ekstrelerine» itiraz edilmiş olduğu da ileri sürülmediğini, 17 yıl öncesine dayanan rejistro kayıtlarının sunulmasının talep edildiğini, rejistro kayıtlarının sunulmadığından bahisle davanın tarafımızca ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sigortacılık Mevzuatında rejistro «defterlerin» tutulması için bir zorunluluk bulunmadığını, ilk karara dayanak olan raporda da defterlerin usulüne uygun tutulduğunun belirlendiğinden mevcut delillere göre karar …
Bozma Kararı Dairemizin 15.10.2018 tarih, 2016/14527 E. ve 2018/6283 K. sayılı kararıyla mahkemece, davacı tarafa, «davanın konusu» borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, rejistro kayıtları, «hesap mutabakat» formalarını dosyaya sunması için süre verildiği, davacı tarafça istenilen belgelerin dosyaya sunulduğunun beyan edildiği, buna rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, anılan belgeler dosya kapsamında bulunmadığı için incelenip değerlendirilmeden, davacı «defter» ve kayıtları doğrultusunda hesaplama yapıldığı, davacı şirketin defterlerini inceleyen bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler denetime ve hükmü izlemeye …
… ıdan alacaklı olduğu miktar varsa ne kadar olduğunun tespit edilerek rapor aldırılmasına karar verildiği, müzekkere cevaplarına konu borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, rejistro kayıtları, «hesap mutabakat» formaları temin edilemediği ve verilen süreye rağmen davacı tarafça eksik evraklar dosya arasına sunulamadığı, «bilirkişi incelemesi» yapılamadığı, «ispat yükü» kendisinde olan davacının haklılığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede «hasar/prim oranının» belli bir oranda tutulması gerektiği, bu oranın sağlanamaması halinde davalının sözleşmeyi feshedebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davalının «sözleşmeyi feshinin» haklı «sebebe» dayanmadığı, belirsiz süreli «acentelik sözleşmelerinde» «fesih» «ihbarının» 3 ay önceden yapılması gerektiği halde davalının bu süreye uymadığı, davacının usulüne uygun tutulan «defterlerine» göre davalıya bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalı 1.207 TL alacaklı ise de bu alacağına ilişkin detay sunmadığı gerekçesiyle 2.500 TL'nin 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesi» uyarınca davalıya verilen «teminatın» haksız olarak paraya çevrildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8386 E. , 2017/7075 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/01/2016 tarih ve 2014/1060-2016/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi uyarınca davalıya ipotek ve 5.000 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, davalının 02.07.2012 tarihi itibariyle sözleşmeyi üç aylık feshi ihbar süresine uymaksızın tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini, böylece verilen teminatların konusuz kaldığını, davalının, müvekkiline gönderdiği 12.07.2012 tarihli yazıda acentelik hesabının 10.538,48 TL borçlu olduğunu bildirdiğini, ancak bu borcun dayanağının gösterilmediğini, 06.02.2013 tarihinde müvekkilinin verdiği teminat mektubunun 2.500 TL'lik kısmının nakte çevrildiğini, böylece davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespitini ve 2.500 TL'nin 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeye göre fesih ihbarının 1 ay önce yapılmasının yeterli olduğunu, müvekkilinin bu süreye riayet ettiğini, davacının borcu nedeniyle teminatın nakte çevrildiğini, hasar/prim oranının yüksek olmasına bağlı olarak yapılan feshin haklı olduğunu, kaldı ki müvekilinin sebep göstermeksizin fesih hakkının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede hasar/prim oranının belli bir oranda tutulması gerektiği, bu oranın sağlanamaması halinde davalının sözleşmeyi feshedebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayanmadığı, belirsiz süreli acentelik sözleşmelerinde fesih ihbarının 3 ay önceden yapılması gerektiği halde davalının bu süreye uymadığı, davacının usulüne uygun tutulan defterlerine göre davalıya bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalı 1.207 TL alacaklı ise de bu alacağına ilişkin detay sunmadığı gerekçesiyle 2.500 TL'nin 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca davalıya verilen teminatın haksız olarak paraya çevrildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı defterlerine göre davacının herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalı defterlerine göre ise davalının davacıdan alacaklı olduğu, ancak bu alacağına ilişkin detay sunulmadığı, bu durumda davacı defterlerine üstünlük tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı şirketin defterlerini inceleyen bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler denetime ve hükmü izlemeye elverişli görülmemiştir. Bu durumda, mahkemece gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı defterlerin, rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/387750200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz