Telif Hakkı İhlali ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3508 E. 2017/5950 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozma sonrası karar↗ ziya↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taşıyan↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; ‘...’ adlı melodinin içerik itibariyle daha ziyade anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle FSEK'nun 1/B-a bendi ve 3. maddelerinde tanımlanan nitelikleri havi, sahibinin hususiyetini taşıyan orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl davada mahkemenin 20/09/2013 tarihli kararının kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl/birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, eser sahipliğinden doğan haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen hüküm Dairemizin 2014/17237 esas 2014/19328 karar sayılı ilamı ile davacının bestecisi olduğunu iddia ettiği melodinin 5846 sayılı FSEK'nun 1/B-a. ve 3. maddesi anlamında hususiyet unsurunu haiz musiki eser sayılıp sayılamayacağı konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiği ifade edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, bu kapsamda ek bilirkişi raporu alınarak, davacıya ait eserdeki melodinin anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle sahibinin hususiyetini taşıyan orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK uyarınca, bir ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için zorunlu objektif ve subjektif unsurları içermesi gerekir. Bir ürünün FSEK anlamında eser sayılmasında zorunlu objektif unsur, o ürünün FSEK’te m. 2-6 arasında sayılan eser türleri arasına girmesi gerekir. Subjektif unsur ise FSEK m. 1/B, ortaya konulan ürünün, daha önce var olan eserlerden farklı olarak, onun yaratıcısının, yani sahibinin hususiyetini, özelliklerini taşımasıdır. Subjektif unsur olan, “sahibinin hususiyetini yansıtma” unsurunda, orjinallik eşiğinin yüksek tutulması ortaya yeni eserler konulmasını oldukça güçleştirecektir. O nedenle bu unsurun geniş yorumlanmasında eser sahipleri ve kamu açısından yarar bulunmaktadır. Bir musiki eser bestesinde, her defasında yeni bir müzik türünün veya melodisi itibariyle daha önce hiç yapılmayan yepyeni bir müzik eserinin oluşturulması gerekmez. Bir eserin oluşturulmasında, daha önce varlığı bilinen eserlerden ilham alınması ve esinlenmesi serbesttir, meğer ki intihal veya taklit bir eser ortaya konulmasın (... Açısından Müzik Eserleri, s.15-16). Daha önce bilinen müzik akımları içerisinde yer alıp da, öncekilere nazaran farklı özellikleriyle ortaya çıkan müzik eserlerinin de özgün ve sahibinin hususiyetini yansıtan musiki eseri olarak kabulü gerekir. Esinlenilen müzik akımının anonim bir esere ilişkin olması da sonucu değiştirmeyecek, anonim bir eserden ilhamla, kısmen de olsa farklı bir yorum tarzıyla ortaya konulan müzik eserinin FSEK kapsamında korunmasına engel teşkil etmeyecektir. Böyle bir durumda esere sağlanacak koruma, şüphesiz o eserin özgün olduğu kabul edilen kısımları itibariyle olacaktır. Dairemiz uygulamasında da, bir anonim musiki eserinin, özgün ve yeni bir müzik eseri haline getirilebileceği kabul edilmiştir (23.05.1974 T., 1974/1100-1805).
Somut olayda, bozma sonrası alınan ve mahkemece de benimsendiği anlaşılan bilirkişi raporunda; davacı tarafından oluşturulan “...” isimli musiki eserinin melodisinin, daha önce alenileşmiş olan musiki eserlerine benzemekle birlikte, onlardan farklı özellikleri ihtiva ettiği ve belirli bir emek ve çabayla oluşturulduğu, davalı şirketin ise yapımcılığını üstlendiği “...” ve “...” isimli müzik eserlerinde, anonim eserlere ait besteler yerine, davacıya ait besteyi izinsiz olarak kullandığı kabul edildiğine göre, davacının yukarıdaki ilkeler doğrultusunda eserden doğan haklarının ihlal edilip edilmediği tartışılmaksızın yazılı gerekçeyle birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden, kontrole elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13493 E. 2017/1474 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava takip yetkisi · rayiç bedel · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · yetki · maddi tazminat · temsil · husumet
Benzer bu kararda… u beste üzerinde mali ve manevi hak sahibinin dava dışı ... olduğu, bu sözleşme ile eser sahibinin eser üzerindeki her türlü mali haklar konusunda Edisyon Şirketine «temsil» ve mali hakları tahsil konusunda «yetki» vermiş ve hatta açılacak hukuk davaları yönünden sözleşmenin 3/c maddesi ile dava açma ve «takip yetkisi» verilmiş ise de 5846 S.
Davada «husumet ehliyeti» 6100 S.
… besteci ...’ün eserinin işlenmesi suretiyle oluşturulduğu, eserin kısmen alınması veya işlenmesinin de eser üzerindeki tekel haklarına tecavüz oluşturacağı, eserin «rayiç bedelinin» 17.700,00 TL olarak belirlendiği, ancak eserin işlendiği ve eserlerin birebir aynı olmadığı, bu nedenle TBK’nın 41. maddesi gereğince takdiren 10.000,00 TL tazminatın uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
HMK'nın 114/1-(d) ve (e) maddesi uyarınca, aktif dava «ehliyeti» ve dava «takip yetkisi» dava şartları arasında sayılmış olup, dava şartlarının her aşamada ve re'sen dikkate alınması gerekir.
-
Fikri Mülkiyet Hakkına Tecavüz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13399 E. 2017/1106 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu kararda… urallarından yararlanma koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden ve davacının mali haklarının ihlal edildiğinin tespiti halinde bu yönde talep edilebilecek «maddi tazminat» yönünden ek rapor alınmadan «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
-
Telif Hakkı İhlaline Karşı Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1856 E. 2019/6815 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · şikayet · kusur
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının «şikayeti» üzerine, aynı eylem nedeniyle bu dosya davalısının 5846 sayılı FSEK’nın 71/1 maddesi uyarınca eserden doğan mali ve manevi haklara tecavüz suçu nedeniyle hürriyeti bağlayıcı cezaya çarptırıldığı ve «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» da karar verilmediği, kararın 26.09.2012 tarihinde kesinleştiği ceza mahkemesinin, davalının eylemine yönelik maddi vakıayı “davalının izinsiz olarak davacının hak …
Aynı şekilde, ceza hakiminin «kusurun» değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz.
2 benzer karar daha
-
Telif Hakkı İhlalinden Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17237 E. 2014/19328 K.
Ortak:taşıyan
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; ‘...’ adlı melodinin içerik itibariyle daha «ziyade» anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle FSEK'nun 1/B-a bendi ve 3. maddelerinde tanımlanan nitelikleri havi, sahibinin hususiyetini «taşıyan» orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl davada mahkemenin 20/09/2013 tarihli kararının kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, bu kapsamda ek bilirkişi raporu alınarak, davacıya ait eserdeki melodinin anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle sahibinin hususiyetini «taşıyan» orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl dava hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBir fikri ürünün 5846 sayılı FSEK'in 3. maddesi uyarınca musiki eseri olarak korunabilmesi için aynı Kanun'un 1/B-a bendi uyarınca sahibinin hususiyetini «taşıyan» fikir ve sanat mahsulü vasfında olması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu karardaS..'ın davada «pasif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığı, diğer davalı S.
B.. tarafından davalılar aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine; birleşen dosyada davanın kısmen kabulü ile takdiren 2.250 TL «maddi tazminatın» ve 2.000 TL manevi tazminatın davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, davalı E.
Şti. ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu, şirket ortakları ve çalışanı olan davalılar F..
Y.nın şirket ortağı olmadığı gibi söz konusu albümdeki eserle de herhangi bir bağlantısı olmadığı, maddi zararın tam olarak tespit edilememesi nedeniyle TMK'nın 4. maddesi ve TBK'nın 50/II maddeleri dikkate alınarak «maddi tazminat» tutarının 2.250 TL olarak tespit edildiği, manevi tazminat talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davada, davacı A..
-
Eser Sahipliğinden Kaynaklanan Hakların İhlali Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1695 E. 2023/3739 K.
Ortak:taşıyan
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; ‘...’ adlı melodinin içerik itibariyle daha «ziyade» anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle FSEK'nun 1/B-a bendi ve 3. maddelerinde tanımlanan nitelikleri havi, sahibinin hususiyetini «taşıyan» orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl davada mahkemenin 20/09/2013 tarihli kararının kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, bu kapsamda ek bilirkişi raporu alınarak, davacıya ait eserdeki melodinin anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle sahibinin hususiyetini «taşıyan» orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl dava hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… belirtilen kararı ile taraflara ait eserlerin farklı olduğu, davalının eserin davacıya ait olan eserden alıntı olmadığı, kendi başına eser sahibinin hususiyetlerini «taşıyan» başka bir eser olduğu, benzerlik gösteren küçük ayrıntıların ise Türk Halk Müziği eserlerinde kullanılan kalıplaşmış, anonim olmuş unsurlardan kaynaklandığı gerekç …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hile · iş bölümü · ilan · iltibas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… rin birebir kopya edilerek kullanıldığının anlaşılacak olduğunu, davalının benzerlik iddiasını bertaraf etmek için nota değerlerinde eksiltme ve artırma gibi teknik «hileler» yaptığını, bu itirazlarının 16.09.2018 tarihli raporda değerlendirilmediğini, musiki eserinde sahibinin hususiyetinin varlığının tespitinde o eserin sıradan bir dinleyici üzerinde oluşturduğu izlenimin esas alınması gerektiğini, benzerlikte en fazla 8 ölçü kriterinin esas alınması gerekirken davalıya ait eserde bu ölçünün aşıldığını, bilirkişilerin bu konuda görüş beyan etmediklerini, rapor içeriğine ve sonuç kısmına bakıldığında her iki eser arasındaki ortak usul, tempo, çalgı tercihleri ile her iki eserin de nikriz makamı dizisinde icra edilmiş olduğu ve aynı zamanda her iki eserin saz bölümünün iki ölçülülük kısmı ile söz «bölümlerinin» nakaratını oluşturan ölçülerinin «son» iki zamanlarının benzer olduğu tespit edilmesine rağmen besteler arasındaki benzerliklerin önemli kısımlar olmadığı kanaatini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 35 inci maddesinde, müzik ve sanat eserlerinde «iltibas» oluşturan hallerin sayıldığını, buna göre aynı Kanun hükmünün ikinci fıkrası gereğince, yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçal …
… minatın Vezir Parmağı isimli filmin gösterime girdiği 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3508 E. , 2017/5950 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/12/2015 tarih ve 2015/85-2015/310 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, söz ve bestesi müvekkiline ait olan ''...'' adlı müzik eserinin, davalılardan ... tarafından farklı sözlerle birleştirilip değiştirilmek ve ''...'' şeklinde yeni bir ad verilmek suretiyle kendi eseriymiş gibi gösterildiğini, eserin davalı ... tarafından yorumlandığını ve birleşen dosya davalısı ... Ltd. Şti. tarafından çoğaltılıp yayma suretiyle umuma arzedilen ''...'' adlı albümde izinsiz kullanıldığını, müvekkilinin mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini belirterek 10.000 TL manevi ile şimdilik FSEK m.68 kapsamında 5.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ''...'' adlı albümün toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalıları ..., ... ve ... vekili, davanın ... ... ve Tic. Ltd. Şti. yerine müvekkilleri aleyhine açılmasının doğru olmadığını, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, anılan fikri ürün üzerindeki eser sahipliğinin ihtilaflı bulunduğunu, maddi ve manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar ve birleşen dava davalısı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; ‘...’ adlı melodinin içerik itibariyle daha ziyade anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle FSEK'nun 1/B-a bendi ve 3. maddelerinde tanımlanan nitelikleri havi, sahibinin hususiyetini taşıyan orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl davada mahkemenin 20/09/2013 tarihli kararının kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl/birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, eser sahipliğinden doğan haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen hüküm Dairemizin 2014/17237 esas 2014/19328 karar sayılı ilamı ile davacının bestecisi olduğunu iddia ettiği melodinin 5846 sayılı FSEK'nun 1/B-a. ve 3. maddesi anlamında hususiyet unsurunu haiz musiki eser sayılıp sayılamayacağı konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiği ifade edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, bu kapsamda ek bilirkişi raporu alınarak, davacıya ait eserdeki melodinin anonim eserlere özgü bir karakter sergilemesi nedeniyle sahibinin hususiyetini taşıyan orjinal bir eser sayılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK uyarınca, bir ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için zorunlu objektif ve subjektif unsurları içermesi gerekir. Bir ürünün FSEK anlamında eser sayılmasında zorunlu objektif unsur, o ürünün FSEK’te m.
2- 6 arasında sayılan eser türleri arasına girmesi gerekir. Subjektif unsur ise FSEK m. 1/B, ortaya konulan ürünün, daha önce var olan eserlerden farklı olarak, onun yaratıcısının, yani sahibinin hususiyetini, özelliklerini taşımasıdır. Subjektif unsur olan, “sahibinin hususiyetini yansıtma” unsurunda, orjinallik eşiğinin yüksek tutulması ortaya yeni eserler konulmasını oldukça güçleştirecektir. O nedenle bu unsurun geniş yorumlanmasında eser sahipleri ve kamu açısından yarar bulunmaktadır. Bir musiki eser bestesinde, her defasında yeni bir müzik türünün veya melodisi itibariyle daha önce hiç yapılmayan yepyeni bir müzik eserinin oluşturulması gerekmez. Bir eserin oluşturulmasında, daha önce varlığı bilinen eserlerden ilham alınması ve esinlenmesi serbesttir, meğer ki intihal veya taklit bir eser ortaya konulmasın (...
Açısından Müzik Eserleri, s.15-16). Daha önce bilinen müzik akımları içerisinde yer alıp da, öncekilere nazaran farklı özellikleriyle ortaya çıkan müzik eserlerinin de özgün ve sahibinin hususiyetini yansıtan musiki eseri olarak kabulü gerekir. Esinlenilen müzik akımının anonim bir esere ilişkin olması da sonucu değiştirmeyecek, anonim bir eserden ilhamla, kısmen de olsa farklı bir yorum tarzıyla ortaya konulan müzik eserinin FSEK kapsamında korunmasına engel teşkil etmeyecektir. Böyle bir durumda esere sağlanacak koruma, şüphesiz o eserin özgün olduğu kabul edilen kısımları itibariyle olacaktır. Dairemiz uygulamasında da, bir anonim musiki eserinin, özgün ve yeni bir müzik eseri haline getirilebileceği kabul edilmiştir (23.05.1974 T., 1974/1100-1805).
Somut olayda, bozma sonrası alınan ve mahkemece de benimsendiği anlaşılan bilirkişi raporunda; davacı tarafından oluşturulan “...” isimli musiki eserinin melodisinin, daha önce alenileşmiş olan musiki eserlerine benzemekle birlikte, onlardan farklı özellikleri ihtiva ettiği ve belirli bir emek ve çabayla oluşturulduğu, davalı şirketin ise yapımcılığını üstlendiği “...” ve “...” isimli müzik eserlerinde, anonim eserlere ait besteler yerine, davacıya ait besteyi izinsiz olarak kullandığı kabul edildiğine göre, davacının yukarıdaki ilkeler doğrultusunda eserden doğan haklarının ihlal edilip edilmediği tartışılmaksızın yazılı gerekçeyle birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden, kontrole elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl/birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asıl/birleşen davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/385857800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz