Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4690 E. 2017/6638 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ ticari kredi↗ ispat yükü↗ komisyon↗ havale↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının davaya konu masrafın zorunlu olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.310,00 TL’nin faiziyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının kullanmış olduğu genel tarımsal (ticari) krediler nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca kredi sözleşmelerine, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, sözleşme hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte
bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, mahkemece 01/12/2014 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve anılan raporda da masrafların belgeli ve makul olmadığı, tüketici sözleşmelerinde kredi verilmesi için bankaca alınması gereken zorunlu masrafların neler olduğunun açıkça belirtilmediği gibi kredinin kullandırılması için zorunlu gider arasında da yer almadığı görüşünün bildirildiği belirtilmiş ise de, dosyada sadece 26/12/2014 tarihli bilirkişi raporunun bulunduğu ve anılan raporda da, davacı tarafça ticari kredi kapsamında alınan masrafların iadesinin istenemeyeceği görüşüne yer verildiği ve bu itibarla, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmesi gerektiğinden, dosyada bulunmayan bir bilirkişi raporuna gerekçede yer verilmesi sureti ile HMK’nın 297. maddesine aykırı hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5212 E. 2015/2871 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · eş rızası · infaz · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu kararda1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı taraf iki davalı hakkında «maddi tazminat» isteminde bulunmuş, karar başlığında iki davalının ismi belirtilmiş, hüküm kısmında ise 58.005 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline denilmek suretiyle, «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar tesis edilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece HMK'nun 297. maddesinde belirtildiği şekilde hüküm oluşturarak, «haksız rekabete» konu işbu davada, davalıların sorumluluklarının hangi nedenlerden kaynaklandığı, davalıların hangi eylemleri nedeniyle haksız rekabete neden oldukları, «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… ve dosya kapsamına göre, davacının şahıs şirketi hakkında dava açtığı, aynı şirketin 06.12.2010 tarihinde unvan değiştirdiği, HMK'nun 124. maddesine göre davalının «rızası» alınmadan taraf değişikliği yapıldığı, .... firması ile ilgili olarak taşıma işinin tamamını davalı tarafın yapmadığını, ancak yapmış gibi gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu, bu şekilde 6762 Sayılı TTK'nun 57/3. maddesini ihlal ettiği, ... ibaresini kullanarak birden çok şirketle faaliyet sürdürdüğü inancı vererek 57/4. maddeye göre «haksız rekabette» bulunduğu, davacının ticari sırlarını müşterilerine gönderdiği, haksız rekabet nedeniyle davacının 30.000 USD zarara uğradığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 58.00 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8053 E. 2014/13479 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · denetime elverişlilik · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaY. hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», davalı H.M. hakkındaki davanın kabulü ile 36.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla karar, mülga 1086 sayılı HUMK'nın 388. maddesinde ve 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5637 E. 2015/6811 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · infazda tereddüt · infaz · yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf iki davalı hakkında tazminat isteminde bulunmuş, karar başlığında iki davalının ismi belirtilmiş, hüküm kısmında ise 8.920,60 TL «munzam zararın» ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine denilmek suretiyle, «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde karar tesis edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «munzam zararın» faizi aşan zarar olduğu, borçlu tarafın borcunu geç ödemesinde kusurlu olmadığını ispat edemedikçe alacaklının bu zararını da tazmin etmek zorunda bulunduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 8.920,60 TL munzam zararın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… vacının davalı bankada bulunan hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında banka personeli olan diğer davalı .... tarafından usulsüz çekilmesinden kaynaklanan «munzam zararın» ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece HMK'nın 297. maddesinde belirtildiği şekilde hüküm oluşturarak, işbu davada, her bir davalının sorumlu olduğu miktarların «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde açıkça belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9084 E. 2013/7290 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · hasar
Benzer bu kararda1-Dava, davacının sigortalı kayısı ağaçlarında don «hasarı» nedeniyle oluşan zararın davalı Sigorta Şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, 1086 sayılı HUMK'nın 388 nci maddesinde, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14489 E. 2017/775 K.
Ortak:ticari kredi · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca «kredi sözleşmelerine», sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, sözleşme hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, mahkemece 01/12/2014 «havale» tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve anılan raporda da «masrafların» belgeli ve makul olmadığı, tüketici sözleşmelerinde kredi verilmesi için bankaca alınması gereken zorunlu masrafların neler olduğunun açıkça belirtilmediği gibi kredinin kullandırılması için zorunlu gider arasında da yer almadığı görüşünün bildirildiği belirtilmiş ise de, dosyada sadece 26/12/2014 tarihli bilirkişi raporunun bulunduğu ve anılan raporda da, davacı tarafça «ticari kredi» kapsamında alınan masrafların iadesinin istenemeyeceği görüşüne yer verildiği ve bu itibarla, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asg …
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredi verilmesi için gereken zorunlu «masrafların» neler olduğu konusunda «ispat yükünün» davalıya ait olduğu, davalının davaya konu masrafın zorunlu olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.310,00 TL’nin faiziyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine ilişkin hüküm olmakla birlikte miktar ve oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. adı altında kesilen masraf miktar yada oranları sorulup karşılaştırılarak davalı tarafından tahsil edilen dosya masrafının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gere …
Dava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · istirdat
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5626 E. 2017/3659 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca «kredi sözleşmelerine», sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, sözleşme hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredi verilmesi için gereken zorunlu «masrafların» neler olduğu konusunda «ispat yükünün» davalıya ait olduğu, davalının davaya konu masrafın zorunlu olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.310,00 TL’nin faiziyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davacının kullanmış olduğu genel tarımsal (ticari) krediler nedeniyle «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kredi sözleşmesi · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9808 E. 2016/4410 K.
Ortak:ticari kredi · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca «kredi sözleşmelerine», sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, sözleşme hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, mahkemece 01/12/2014 «havale» tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve anılan raporda da «masrafların» belgeli ve makul olmadığı, tüketici sözleşmelerinde kredi verilmesi için bankaca alınması gereken zorunlu masrafların neler olduğunun açıkça belirtilmediği gibi kredinin kullandırılması için zorunlu gider arasında da yer almadığı görüşünün bildirildiği belirtilmiş ise de, dosyada sadece 26/12/2014 tarihli bilirkişi raporunun bulunduğu ve anılan raporda da, davacı tarafça «ticari kredi» kapsamında alınan masrafların iadesinin istenemeyeceği görüşüne yer verildiği ve bu itibarla, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asg …
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredi verilmesi için gereken zorunlu «masrafların» neler olduğu konusunda «ispat yükünün» davalıya ait olduğu, davalının davaya konu masrafın zorunlu olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.310,00 TL’nin faiziyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · hizmet bedeli · ipotek · dava sebebi
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4690 E. , 2017/6638 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2015 tarih ve 2014/21-2015/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinden 01/07/2011 ve 06/09/2013 tarihinde kullandığı krediler nedeniyle dosya masrafı adı altında haksız kesinti yapıldığını, yapılan işlemin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2.310,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, yapılan işlemin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının davaya konu masrafın zorunlu olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.310,00 TL’nin faiziyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının kullanmış olduğu genel tarımsal (ticari) krediler nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca kredi sözleşmelerine, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, sözleşme hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte
bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, mahkemece 01/12/2014 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve anılan raporda da masrafların belgeli ve makul olmadığı, tüketici sözleşmelerinde kredi verilmesi için bankaca alınması gereken zorunlu masrafların neler olduğunun açıkça belirtilmediği gibi kredinin kullandırılması için zorunlu gider arasında da yer almadığı görüşünün bildirildiği belirtilmiş ise de, dosyada sadece 26/12/2014 tarihli bilirkişi raporunun bulunduğu ve anılan raporda da, davacı tarafça ticari kredi kapsamında alınan masrafların iadesinin istenemeyeceği görüşüne yer verildiği ve bu itibarla, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmesi gerektiğinden, dosyada bulunmayan bir bilirkişi raporuna gerekçede yer verilmesi sureti ile HMK’nın 297.
maddesine aykırı hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/385272900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz