Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5626 E. 2017/3659 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kredi sözleşmesinin 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, komisyon, fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s. Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, masrafların sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstirdat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14489 E. 2017/775 K.
Ortak:kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine ilişkin hüküm olmakla birlikte miktar ve oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. adı altında kesilen masraf miktar yada oranları sorulup karşılaştırılarak davalı tarafından tahsil edilen dosya masrafının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gere …
Dava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · istirdat
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5621 E. 2017/3658 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ce iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari işlemler nedeniyle kredi çekildiği, davacının kredi dolayısıyla ödediği «komisyon» ve «masrafları» talep ettiği, her ne kadar tüketiciler bakımından «haksız şart» oluşturuyor ise de, «tacir sıfatını» «taşıyan» davacının çekmiş olduğu kredi bakımından Bankacılık Kanunu, TTK çerçevesinde davalının ücret isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · tacir sıfatı · taşıyan · tacir
Benzer bu kararda… ce iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari işlemler nedeniyle kredi çekildiği, davacının kredi dolayısıyla ödediği «komisyon» ve «masrafları» talep ettiği, her ne kadar tüketiciler bakımından «haksız şart» oluşturuyor ise de, «tacir sıfatını» «taşıyan» davacının çekmiş olduğu kredi bakımından Bankacılık Kanunu, TTK çerçevesinde davalının ücret isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9808 E. 2016/4410 K.
Ortak:kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · hizmet bedeli · ticari kredi · ipotek · ek tasfiye · temerrüt
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11083 E. 2016/1644 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinin» tümü getirtilerek, sözleşmede «masraf» alınacağına dair bir hükmün bulunup bulunmadığı, hüküm var ise, oran ya da miktar belirtilip belirtilmediği, hüküm var ancak, oran ya da miktar belirtilmemiş ise, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan dosya masrafı adı altında kesilen miktarları araştırılıp karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair bir ibarenin bulunup bulunmadığı anlaşılamadığı gibi, bilirkişi raporunda anılan hususa dair sözleşmenin 3. maddesi olarak belirtilen madde ile dosyaya «ibraz» edilen sözleşmenin 3. maddesi farklıdır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «komisyon» ile ilgili maddelerinin açık, net ve hukuki dayanağının olması gerektiği, davalı tarafından, «ticari kredi» tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında davacı hesabından tahsil edilen komisyonun yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın 2.100,00 TL olarak kabulü ile, 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.100,00 TL'sinin ise, «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi · ıslah · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «komisyon» ile ilgili maddelerinin açık, net ve hukuki dayanağının olması gerektiği, davalı tarafından, «ticari kredi» tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında davacı hesabından tahsil edilen komisyonun yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın 2.100,00 TL olarak kabulü ile, 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.100,00 TL'sinin ise, «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davalı banka tarafından kullandırılan «ticari kredi» nedeniyle dosya işlem «masrafı» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair bir ibarenin bulunup bulunmadığı anlaşılamadığı gibi, bilirkişi raporunda anılan hususa dair sözleşmenin 3. maddesi olarak belirtilen madde ile dosyaya «ibraz» edilen sözleşmenin 3. maddesi farklıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13188 E. 2016/1284 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, kredi «komisyon» tahsilatı adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları getirtilip, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… dosya kapsamına göre, davacının kullanmış olduğu kredinin mesleki krediler çerçevesinde Genel Kredi ve Teminat sözleşmesi dahilinde kullandırılan kredi olduğundan, «ticari kredi» ile ilgili uyuşmazlıkların 4077 sayılı Tüketicin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine tabi olmadığı, davacının anılan Yasa kapsamında tüketici olarak kabul edilemeyeceği, davacının mesleki ve ticari kredi kullanırken «sözleşme serbestisi» çerçevesinde imzalamış ve kabul etmiş olduğu «masrafları» ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davalı banka tarafından kullandırılan kredi nedeniyle kredi «komisyon» tahsilatı adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · ticari kredi
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, davacının kullanmış olduğu kredinin mesleki krediler çerçevesinde Genel Kredi ve Teminat sözleşmesi dahilinde kullandırılan kredi olduğundan, «ticari kredi» ile ilgili uyuşmazlıkların 4077 sayılı Tüketicin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine tabi olmadığı, davacının anılan Yasa kapsamında tüketici olarak kabul edilemeyeceği, davacının mesleki ve ticari kredi kullanırken «sözleşme serbestisi» çerçevesinde imzalamış ve kabul etmiş olduğu «masrafları» ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1512 E. 2017/4240 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka şubesinden «genel kredi sözleşmesi» kapsamında 01/10/2009 tarihinde 60 ay vadeli olarak 400.000,00 TL tutarlı «taksitli ticari kredi» kullandığını, kredi kullandırım tarihinde davacıdan «kredi kullandırım komisyonu» olarak 7.619,05 TL tahsil olunduğu, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde "komisyonun" tutarı veya oranının belirlenmediği, sözleşmenin tip sözleşm …
2- Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kullandırım komisyonu · taksitli ticari kredi · ticari kredi · ek tasfiye · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı banka şubesinden «genel kredi sözleşmesi» kapsamında 01/10/2009 tarihinde 60 ay vadeli olarak 400.000,00 TL tutarlı «taksitli ticari kredi» kullandığını, kredi kullandırım tarihinde davacıdan «kredi kullandırım komisyonu» olarak 7.619,05 TL tahsil olunduğu, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde "komisyonun" tutarı veya oranının belirlenmediği, sözleşmenin tip sözleşm …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «kredi kullandırım komisyonu» adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «kredi kullandırım komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanmakta olup, henüz 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11318 E. 2018/3607 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi «komisyonu» adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının «gerçek kişi tacir» olduğu, davacıdan «komisyon» tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya «masrafı» adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanı …
Dava, davalı bankadan kullanılan 17.08.2007 tarihli kredi kapsamında kredi «komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek kişi tacir · harç · tacir
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının «gerçek kişi tacir» olduğu, davacıdan «komisyon» tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya «masrafı» adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanı …
Ancak, sözleşmenin 10.5. maddesinde, banka tarh, tahsil edilecek vergi , «harç», resim, fon ve sair mali yükümlülükler ile ilgili olarak davalar açmak zorunda olmayıp, müşteri isterse bedelleri bankaya nakden yatırmak zorundadır, şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5626 E. , 2017/3659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/10/2015 tarih ve 2015/266-2015/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu ticari kredi nedeniyle dosya masrafı vb. ad altında kesinti yapıldığını, yapılan kesintilerin haksız olduğunu ileri sürerek, 3.050,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan işlemin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kredi sözleşmesinin 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, komisyon, fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s. Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, masrafların sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/351110300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz