İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3898 E. 2017/5384 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 23. madde↗ yetki sözleşmesi↗ esnaf↗ ticaret sicili tescili↗ ihtiyati hacze itiraz↗ yetki itirazı↗ ticari işletme↗ iyiniyet↗ ihtiyati haciz↗ bono↗ ticaret sicili↗ yetki↗ haciz↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz kararına konu senedin incelenmesinde yasal unsurları ihtiva eden geçerli bir bono olduğu, dava konusu bonoda ... Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, itiraz eden ...'nun yapılan araştırmada gelir vergisi mükellefiyet kaydının bulunduğu, Vergi Usul Kanununun 177. maddesine göre tacir olduğu, bu nedenle de bonodaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
Talep, bonoya dayalı verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece bononun tüm unsurları bulunduğu, tarafların tacir olduğundan bonoda düzenlenen yetki sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir. Ancak, TTK'nin 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin esnaf faaliyetleri sınırında kaldığı, tacir olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan ihtiyati hacze itiraz edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu bono nedeniyle yapılan icra takibine yapılan yetki itirazı icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece yetkisizlik nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13790 E. 2017/1798 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 82/7. maddesi gereğince «zayi» belgesini talep edebilmek için talepte bulunan kişinin «tacir» olması gerektiği ve davacının tacir olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11515 E. 2018/1718 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama yükümlülüğü · zayi belgesi · ziya · zayi · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK 82. maddesi uyarınca ancak «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerin «ziyaa» uğraması halinde «zayi belgesi» verilmesi için tacir tarafından dava açılabileceği, davacının «esnaf» olduğu, bu nedenle zayi belgesi isteyemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nin 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nin 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir»-esnaf olduğunun «kesin» bir şekilde belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1073 E. 2015/6706 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · ziya · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, ancak «tacir sıfatına» sahip olanların «zayi belgesi» isteyebilecekleri, davacının konfeksiyoncu olduğu, ekonomik faaliyetinin nakdi sermayeden «ziyade» bedeni çalışmasına dayandığı, bu nedenle tacir sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10789 E. 2016/8226 K.
Ortak:yetki sözleşmesi · esnaf · ticaret sicili tescili · yetki itirazı · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin «esnaf» faaliyetleri sınırında kaldığı, «tacir» olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan «ihtiyati hacze itiraz» edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu «bono» nedeniyle yapılan icra takibine yapılan «yetki itirazı» icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece «yetkisizlik» nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Mahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davanın açıldığı tarih nazara alındığında HMK'nın 17. maddesi kapsamında mahkemenin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle, davalının «yetki itirazının» kabulü ile, mahkemenin yetkisizliğine, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · eksik inceleme · temsil
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «temsilcilik» sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece her ne kadar davacının şirket «temsilcisi» ve vergi mükellefi olduğundan bahisle «tacir» olduğu kabul edilmek sureti ile HMK’nın 17. maddesi uyarınca hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, davanın sözleşmedeki şirket tarafından değil, bizzat davacı tarafından açıldığı ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar da nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
A.Ş.'nin «temsilcinin» davacı olduğunun, ... ve ...
Vergi Dairesi'nden gelen yazılarda da davacının mükellef olduğunun belirtildiği, tarafların «tacir» olduğu, davaya dayanak «temsilcilik» anlaşmasında sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4614 E. 2017/6953 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · ticaret sicili · tacir · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde «ticari işletme», 12. maddesinde «tacir» ve 15. maddesinde «esnaf» kavramları tanımlanmıştır.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalıların herbirinin yönünden ayrı ayrı ele alınarak faaliyetlerinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davalıların durumunun açıklığa kavuşturulması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10380 E. 2014/17441 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · tanıma · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12234 E. 2014/18121 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Ancak, TTK'nin 12. maddesinde "Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · cezai şart · taşıma sözleşmesi · olumsuz oy
Benzer bu karardaAsıl dava, iki ayrı servis «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili, karşı dava ise taşıma ücretinin tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu yönden olumlu ya da «olumsuz» herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup anılan hususun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3898 E. , 2017/5384 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2016 tarih ve 2016/346-2016/346 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili; verilen ihtiyati haciz kararının yasaya aykırı olduğunu, boş bir kağıda kelime ve rakamların bilgisayardaki şablon kullanılarak resmi evraka dönüştürülmesi sonucu elde edilen evraka ihtiyati haciz kararı verildiğini, söz konusu senedin sahtecilikle hazırlandığını, bundan dolayı cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, senet hamili görünen diğer borçlu ile senette ciranta olarak görülen takip alacaklısının sahteciliği birlikte gerçekleştirdiklerini, senette farklı zamanlarda kullanılan yazı ve rakamların söz konusu olduğunu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, bunlardan başka yetki itirazında da bulunduğunu, ikametgahının Isparta olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karşı taraf vekili, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz kararına konu senedin incelenmesinde yasal unsurları ihtiva eden geçerli bir bono olduğu, dava konusu bonoda ... Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, itiraz eden ...'nun yapılan araştırmada gelir vergisi mükellefiyet kaydının bulunduğu, Vergi Usul Kanununun 177. maddesine göre tacir olduğu, bu nedenle de bonodaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
Talep, bonoya dayalı verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece bononun tüm unsurları bulunduğu, tarafların tacir olduğundan bonoda düzenlenen yetki sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir. Ancak, TTK'nin 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11.
maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin esnaf faaliyetleri sınırında kaldığı, tacir olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan ihtiyati hacze itiraz edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu bono nedeniyle yapılan icra takibine yapılan yetki itirazı icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece yetkisizlik nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/379910100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz