Yetki sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10789 E. 2016/8226 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki sözleşmesi↗ esnaf↗ ticaret sicili tescili↗ yetki itirazı↗ ticari işletme↗ iyiniyet↗ ticaret sicili↗ yetki↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ... Ticari Sicil Müdürlüğü kaydında ... A.Ş.'nin temsilcinin davacı olduğunun, ... ve ... Vergi Dairesi'nden gelen yazılarda da davacının mükellef olduğunun belirtildiği, tarafların tacir olduğu, davaya dayanak temsilcilik anlaşmasında sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarda ... Mahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davanın açıldığı tarih nazara alındığında HMK'nın 17. maddesi kapsamında mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesiyle, davalının yetki itirazının kabulü ile, mahkemenin yetkisizliğine, ... Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen temsilcilik sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesinde “Tacirler veya kamu tüzelkişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme karşısında yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerlidir.
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Kanun’un 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizin 28/01/2002 tarih, 2001/8149 E., 2002/565 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkemece her ne kadar davacının şirket temsilcisi ve vergi mükellefi olduğundan bahisle tacir olduğu kabul edilmek sureti ile HMK’nın 17. maddesi uyarınca hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, davanın sözleşmedeki şirket tarafından değil, bizzat davacı tarafından açıldığı ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar da nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13790 E. 2017/1798 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 82/7. maddesi gereğince «zayi» belgesini talep edebilmek için talepte bulunan kişinin «tacir» olması gerektiği ve davacının tacir olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11515 E. 2018/1718 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama yükümlülüğü · zayi belgesi · ziya · zayi · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK 82. maddesi uyarınca ancak «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerin «ziyaa» uğraması halinde «zayi belgesi» verilmesi için tacir tarafından dava açılabileceği, davacının «esnaf» olduğu, bu nedenle zayi belgesi isteyemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nin 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nin 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine «kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1073 E. 2015/6706 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · ziya · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, ancak «tacir sıfatına» sahip olanların «zayi belgesi» isteyebilecekleri, davacının konfeksiyoncu olduğu, ekonomik faaliyetinin nakdi sermayeden «ziyade» bedeni çalışmasına dayandığı, bu nedenle tacir sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4614 E. 2017/6953 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · ticaret sicili · tacir · eksik inceleme · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde «ticari işletme», 12. maddesinde «tacir» ve 15. maddesinde «esnaf» kavramları tanımlanmıştır.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalıların herbirinin yönünden ayrı ayrı ele alınarak faaliyetlerinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davalıların durumunun açıklığa kavuşturulması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3898 E. 2017/5384 K.
Ortak:yetki sözleşmesi · esnaf · ticaret sicili tescili · yetki itirazı · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · yetki · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Mahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davanın açıldığı tarih nazara alındığında HMK'nın 17. maddesi kapsamında mahkemenin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle, davalının «yetki itirazının» kabulü ile, mahkemenin yetkisizliğine, ...
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin «esnaf» faaliyetleri sınırında kaldığı, «tacir» olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan «ihtiyati hacze itiraz» edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu «bono» nedeniyle yapılan icra takibine yapılan «yetki itirazı» icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece «yetkisizlik» nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · bono · haciz · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaTalep, «bonoya» dayalı verilen «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece bononun tüm unsurları bulunduğu, tarafların «tacir» olduğundan bonoda düzenlenen «yetki sözleşmesinin» geçerli olduğu gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» kararına konu senedin incelenmesinde yasal unsurları ihtiva eden geçerli bir «bono» olduğu, dava konusu bonoda ...
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin «esnaf» faaliyetleri sınırında kaldığı, «tacir» olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan «ihtiyati hacze itiraz» edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu «bono» nedeniyle yapılan icra takibine yapılan «yetki itirazı» icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece «yetkisizlik» nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, itiraz eden ...'nun yapılan araştırmada gelir vergisi mükellefiyet «kaydının» bulunduğu, Vergi Usul Kanununun 177. maddesine göre «tacir» olduğu, bu nedenle de bonodaki «yetki sözleşmesinin» geçerli olduğu gerekçesiyle yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10380 E. 2014/17441 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · tanıma · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12234 E. 2014/18121 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · cezai şart · taşıma sözleşmesi · olumsuz oy
Benzer bu karardaAsıl dava, iki ayrı servis «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili, karşı dava ise taşıma ücretinin tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu yönden olumlu ya da «olumsuz» herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup anılan hususun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10789 E. , 2016/8226 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/03/2016 tarih ve 2015/114-2016/236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının 20/09/2012 tarihli sözleşme ile ... isimli danışmanlık ve koçluk ürünlerinin satışı konusunda anlaştıklarını, davalının sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin sözlü uyarılarda bulunarak ticari ilişkisini sürdürdüğünü, bu uyarılardan rahatsız olan davalının 22/08/2013 tarihli noter ihtarıyla müvekkilinin sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, vermiş olduğu hizmetin sözleşmedeki kalite ve standartlara uygun olmadığını iddia ettiğini, söz konusu aykırılıkların 3 gün içinde giderilmesini, 3 gün boyunca sözleşmenin askıya alındığını ve 3 gün sonunda eksiklikler düzeltilmediği takdirde sözleşmenin tek taraflı feshedileceğini belirttiğini, davalının ihtarda belirttiği hususların gerçek dışı olduğunu, anılan ihtara karşı cevabi ihtarname gönderildiğini, davalının bizzat kendi duyuruları ile dahi çelişen bahaneler ortaya koyarak sözleşmeyi haksız ve gerekçesiz olarak tek taraflı feshederek müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ... Ticari Sicil Müdürlüğü kaydında ... A.Ş.'nin temsilcinin davacı olduğunun, ... ve ... Vergi Dairesi'nden gelen yazılarda da davacının mükellef olduğunun belirtildiği, tarafların tacir olduğu, davaya dayanak temsilcilik anlaşmasında sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarda ... Mahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davanın açıldığı tarih nazara alındığında HMK'nın 17. maddesi kapsamında mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesiyle, davalının yetki itirazının kabulü ile, mahkemenin yetkisizliğine, ... Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen temsilcilik sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesinde “Tacirler veya kamu tüzelkişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme karşısında yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerlidir.
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Kanun’un 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizin 28/01/2002 tarih, 2001/8149 E., 2002/565 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkemece her ne kadar davacının şirket temsilcisi ve vergi mükellefi olduğundan bahisle tacir olduğu kabul edilmek sureti ile HMK’nın 17. maddesi uyarınca hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, davanın sözleşmedeki şirket tarafından değil, bizzat davacı tarafından açıldığı ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar da nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/274415300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz