Zayi belgesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10380 E. 2014/17441 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 23. madde↗ zayi belgesi↗ esnaf↗ aktif husumet ehliyeti↗ ticaret sicili tescili↗ tanıma↗ ticari işletme↗ aktif husumet↗ iyiniyet↗ husumet ehliyeti↗ zayi↗ taraf ehliyeti↗ ticaret sicili↗ tacir↗ ilan↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin zayi belgesi verilmesi talebinde bulunabileceği, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denileceği, esnafın tanımının da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak vergi mükellefi olduğu, Malatya Nakliyeciler Derneği üyesi olmadığı, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece tacirler zayi belgesi isteminde bulunabilirler. TTK'nın 12. maddesinde “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' 15. maddesinde de “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir
sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır“ düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece karara gerekçe yapılan Dairemizin 28.1.2002 tarih, 2001/8149 E., 2002/565 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının tacir olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın aktif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1073 E. 2015/6706 K.
Ortak:zayi belgesi · esnaf · aktif husumet ehliyeti · ticaret sicili tescili · ticari işletme · aktif husumet · iyiniyet · husumet ehliyeti · dava şartı · Zayi belgesi
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · ziya · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, ancak «tacir sıfatına» sahip olanların «zayi belgesi» isteyebilecekleri, davacının konfeksiyoncu olduğu, ekonomik faaliyetinin nakdi sermayeden «ziyade» bedeni çalışmasına dayandığı, bu nedenle tacir sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kaldı ki, somut olayda davacının vergi mükellefi olduğu ve Erciş Sanayi ve Ticaret Odasında «kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10789 E. 2016/8226 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · yetki · yetkisizlik kararı · maddi tazminat · temsil
Benzer bu karardaMahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davanın açıldığı tarih nazara alındığında HMK'nın 17. maddesi kapsamında mahkemenin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle, davalının «yetki itirazının» kabulü ile, mahkemenin yetkisizliğine, ...
Dava, taraflar arasında akdedilen «temsilcilik» sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme karşısında «yetki sözleşmesi» «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerlidir.
A.Ş.'nin «temsilcinin» davacı olduğunun, ... ve ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13790 E. 2017/1798 K.
Ortak:zayi belgesi · esnaf · aktif husumet ehliyeti · ticaret sicili tescili · ticari işletme · aktif husumet · iyiniyet · husumet ehliyeti · dava şartı · Zayi belgesi
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaEsnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne «kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11515 E. 2018/1718 K.
Ortak:zayi belgesi · esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · zayi · ticaret sicili · tacir · Zayi belgesi
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK 82. maddesi uyarınca ancak «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerin «ziyaa» uğraması halinde «zayi belgesi» verilmesi için tacir tarafından dava açılabileceği, davacının «esnaf» olduğu, bu nedenle zayi belgesi isteyemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama yükümlülüğü · ziya · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK 82. maddesi uyarınca ancak «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerin «ziyaa» uğraması halinde «zayi belgesi» verilmesi için tacir tarafından dava açılabileceği, davacının «esnaf» olduğu, bu nedenle zayi belgesi isteyemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine «kaydının» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir»-esnaf olduğunun «kesin» bir şekilde belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4614 E. 2017/6953 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · ticaret sicili · tacir · eksik inceleme · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde «ticari işletme», 12. maddesinde «tacir» ve 15. maddesinde «esnaf» kavramları tanımlanmıştır.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalıların herbirinin yönünden ayrı ayrı ele alınarak faaliyetlerinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davalıların durumunun açıklığa kavuşturulması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3898 E. 2017/5384 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili tescili · ticari işletme · iyiniyet · ticaret sicili · tacir · ilan · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Benzer bu karardaBir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · ihtiyati hacze itiraz · yetki itirazı · ihtiyati haciz · bono · yetki · haciz · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaTalep, «bonoya» dayalı verilen «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece bononun tüm unsurları bulunduğu, tarafların «tacir» olduğundan bonoda düzenlenen «yetki sözleşmesinin» geçerli olduğu gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin «esnaf» faaliyetleri sınırında kaldığı, «tacir» olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan «ihtiyati hacze itiraz» edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu «bono» nedeniyle yapılan icra takibine yapılan «yetki itirazı» icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece «yetkisizlik» nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» kararına konu senedin incelenmesinde yasal unsurları ihtiva eden geçerli bir «bono» olduğu, dava konusu bonoda ...
Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, itiraz eden ...'nun yapılan araştırmada gelir vergisi mükellefiyet «kaydının» bulunduğu, Vergi Usul Kanununun 177. maddesine göre «tacir» olduğu, bu nedenle de bonodaki «yetki sözleşmesinin» geçerli olduğu gerekçesiyle yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12234 E. 2014/18121 K.
Ortak:esnaf · tanıma · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
TTK'nın 12. maddesinde “Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Benzer bu karardaAçıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · taşıma sözleşmesi · olumsuz oy
Benzer bu karardaAsıl dava, iki ayrı servis «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili, karşı dava ise taşıma ücretinin tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu yönden olumlu ya da «olumsuz» herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup anılan hususun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10380 E. , 2014/17441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MALATYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 06/02/2014
NUMARASI 2013/437-2014/50
Hasımsız olarak görülen davada Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.02.2014 tarih ve 2013/437 - 2014/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin adına kayıtlı kamyon ile taşıma sektöründe kamyon işletmeciliği yaptığını, yük taşımadığı zamanlarda Belediye'ye ait kamyon garajına kamyonunu park ettiğini, kamyon garajında meydana gelen yangın nedeniyle kamyon ve içindeki evrakların önemli bir kısmının yandığını, müvekkiline ait taşıma irsaliyesi ve faturaların yangında zayi olduğunu ileri sürerek, işbu fatura ve taşıma irsaliyelerinin yanması nedeniyle zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin zayi belgesi verilmesi talebinde bulunabileceği, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denileceği, esnafın tanımının da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak vergi mükellefi olduğu, Malatya Nakliyeciler Derneği üyesi olmadığı, davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece tacirler zayi belgesi isteminde bulunabilirler. TTK'nın 12. maddesinde “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11.
maddesinde“ Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' 15. maddesinde de “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir
sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır“ düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece karara gerekçe yapılan Dairemizin 28.1.2002 tarih, 2001/8149 E., 2002/565 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının tacir olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın aktif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102034000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz