Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12234 E. 2014/18121 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 182/3↗ esnaf↗ tanıma↗ ticari işletme↗ cezai şart↗ taşıma sözleşmesi↗ olumsuz oy↗ tbk 99↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl ve karşı davanın kabulüne dair verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 14.04.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı-karşı davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, iki ayrı servis taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili, karşı dava ise taşıma ücretinin tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin tacir olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Açıklanan tanımlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün tacir değil esnaf olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı esnaf olduğundan hakkında tacirler yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki cezai şartın indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu yönden olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup anılan hususun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10380 E. 2014/17441 K.
Ortak:esnaf · tanıma · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaAçıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Bir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur.“ hükmünün, anılan Yasa'nın 11. maddesinde“ Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
TTK'nın 12. maddesinde “Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · ticaret sicili tescili · aktif husumet · iyiniyet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilerek davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar vermek, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca sadece tacirlerin «zayi belgesi» verilmesi talebinde bulunabileceği, bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye «tacir» denileceği, «esnafın» «tanımının» da TTK'da açıkça yapıldığı ve bunların tacir olmadıklarının belirtildiği, somut olayda davacının kendisine ait kamyonla taşımacılık yaptığı, gerçek kişi olarak ver …
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4614 E. 2017/6953 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde «ticari işletme», 12. maddesinde «tacir» ve 15. maddesinde «esnaf» kavramları tanımlanmıştır.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Buna göre; «ticari işletme», «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK'nin 33. maddesine dayalı «ticaret siciline tescil» istemine ilişkindir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalıların herbirinin yönünden ayrı ayrı ele alınarak faaliyetlerinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davalıların durumunun açıklığa kavuşturulması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da «tacir» olmamanın «kesin» bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve «esnaf» ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13790 E. 2017/1798 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
TTK'nın 12. maddesinde "Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · ticaret sicili tescili · aktif husumet · iyiniyet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 82/7. maddesi gereğince «zayi» belgesini talep edebilmek için talepte bulunan kişinin «tacir» olması gerektiği ve davacının tacir olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11515 E. 2018/1718 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK 82. maddesi uyarınca ancak «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerin «ziyaa» uğraması halinde «zayi belgesi» verilmesi için tacir tarafından dava açılabileceği, davacının «esnaf» olduğu, bu nedenle zayi belgesi isteyemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama yükümlülüğü · zayi belgesi · ticaret sicili tescili · ziya · iyiniyet · zayi · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK 82. maddesi uyarınca ancak «tacirin» «saklamakla yükümlü» olduğu «defter» ve belgelerin «ziyaa» uğraması halinde «zayi belgesi» verilmesi için tacir tarafından dava açılabileceği, davacının «esnaf» olduğu, bu nedenle zayi belgesi isteyemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nin 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nin 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3898 E. 2017/5384 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Ancak, TTK'nin 12. maddesinde "Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · ticaret sicili tescili · ihtiyati hacze itiraz · yetki itirazı · iyiniyet · ihtiyati haciz · bono · ticaret sicili
Benzer bu karardaTalep, «bonoya» dayalı verilen «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece bononun tüm unsurları bulunduğu, tarafların «tacir» olduğundan bonoda düzenlenen «yetki sözleşmesinin» geçerli olduğu gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibarıyla itiraz edenin faaliyetinin «esnaf» faaliyetleri sınırında kaldığı, «tacir» olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, sadece gelir vergisi mükellefi olmasının tacir sayılmasını gerektirmeyeceği, bu nedenle yukarda açıklanan esnaf/tacir ayrımı konusundaki düzenlemeler doğrultusunda değerlendirme yapılmadan «ihtiyati hacze itiraz» edenin tacir olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru olmadığı gibi dava konusu «bono» nedeniyle yapılan icra takibine yapılan «yetki itirazı» icra mahkemesince kabul edilerek kararın kesinleştiği ve takip dosyasının Isparta İcra Dairesine gönderildiği dikkate alınarak, yetki itirazının kabul edilerek mahkemece «yetkisizlik» nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmay …
Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» kararına konu senedin incelenmesinde yasal unsurları ihtiva eden geçerli bir «bono» olduğu, dava konusu bonoda ...
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1073 E. 2015/6706 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
TTK'nın 12. maddesinde "Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · zayi belgesi · aktif husumet ehliyeti · ticaret sicili tescili · ziya · aktif husumet · iyiniyet · husumet ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, ancak «tacir sıfatına» sahip olanların «zayi belgesi» isteyebilecekleri, davacının konfeksiyoncu olduğu, ekonomik faaliyetinin nakdi sermayeden «ziyade» bedeni çalışmasına dayandığı, bu nedenle tacir sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davacının faaliyetinin «esnaf» faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip gerekirse bu hususta «bilirkişi incelemesi» yapılarak davacının «tacir» olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise, davanın «aktif husumet ehliyeti» nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 82. maddesine dayalı olarak açılmış «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 82/7 madde ve fıkrası uyarınca sadece «tacirler» «zayi belgesi» isteminde bulunabilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10789 E. 2016/8226 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · tacir
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir «ticari işletmeyi» kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin «tacir» olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinde …
Açıklanan «tanımlar» çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün «tacir» değil «esnaf» olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı «esnaf» olduğundan hakkında «tacirler» yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki «cezai şartın» indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBir «ticari işletme» açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, «iyiniyetli» üçüncü kişilere karşı «tacir» gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde “Ticari işletme, «esnaf» işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde «ticari işletmeler» hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek «esnaf» ve «tacir» ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir «ticari işletmeyi», kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye «tacir» denir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · ticaret sicili tescili · yetki itirazı · iyiniyet · ticaret sicili · yetki · yetkisizlik kararı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemelerinin yetkili olarak belirlendiği, davanın açıldığı tarih nazara alındığında HMK'nın 17. maddesi kapsamında mahkemenin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle, davalının «yetki itirazının» kabulü ile, mahkemenin yetkisizliğine, ...
Dava, taraflar arasında akdedilen «temsilcilik» sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme karşısında «yetki sözleşmesi» «tacirler» veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerlidir.
Bir «ticari işletmeyi» kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer «ilan» araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini «ticaret siciline tescil» ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile «tacir» sayılır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12234 E. , 2014/18121 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2013 gün ve 2012/685-2013/301 sayılı kararı onayan Daire’nin 14.04.2014 gün ve 2014/273-2014/7350 sayılı kararı aleyhinde davalı-karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin servis taşımacılığı işi yaptığını, davalı ile 09.02.2012 tarihli 01.02.2012-28.02.2013 tarihleri arasında geçerli personel servisi taşıma sözleşmesi, 11.09.2012 tarihli 01.09.2010-30.06.2013 tarihleri arasında geçerli öğrenci servisi taşıma sözleşmesi imzaladıklarını, davalı tarafın sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Karşıyaka 2. Noterliği aracılığıyla 14.11.2012 tarih 38676 yevmiye nolu ihtarname ile davalıya sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmesinin ihtar edildiğini, davalının buna rağmen sözleşmeye uymadığını, her iki sözleşmede davalının sözleşme gereğince taşıma işini yapmaması halinde hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmadan 20.000.00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek 40.000.00 TL alacağın 14.11.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.02.2013 tarihli dilekçe ile karşı davada talep edilen alacağı kabul ettiklerini belirtip TBK 139.
maddesi gereğince alacağın müvekkil firma alacağından takas ve mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin 30.10.2012 tarihinde 2006 model aracını 2012 model başka bir araçla değiştirdiğini, bu nedenle davacı şirket yetkilileriyle görüşerek taşıma ücretinin yükseltilmesini istediğini, ancak davacı şirket ile fiyatta anlaşamadıklarını, süregelen adetler uyarınca makul bir süre öncesinde haber verilmek kaydıyla işin bırakılabileceğini, müvekkilinin öncesinde bildirimde bulunarak 14.11.2012 tarihinde sabah servisini yaparak işi bıraktığını, davacının dayanak yaptığı sözleşmenin davacı şirket tarafından tek taraflı hazırlandığını, sözleşmelerdeki cezai şartın genel işlem koşulu niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle geçersiz sayılmasının gerektiğini savunarak asıl davanın reddini talep etmiş, yaptığı taşıma işi nedeniyle davacıdan bakiye 4.392,19 TL faturaya dayalı alacağının bulunduğunu ileri sürerek bu alacağın yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl ve karşı davanın kabulüne dair verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 14.04.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı-karşı davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Asıl dava, iki ayrı servis taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili, karşı dava ise taşıma ücretinin tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimsenin tacir olduğu düzenlendikten sonra 15. maddede, “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Açıklanan tanımlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, kendisine ait aracı ile personel taşıma işi yapan davalı şoförün tacir değil esnaf olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı esnaf olduğundan hakkında tacirler yönünden öngörülen 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesindeki cezai şartın indirilmesinin istenemeyeceğine ilişkin hüküm uygulanamayacak olup bu durumda 6098 sayılı TBK'nun 182/3. maddesi uyarınca hakimin, fahiş olarak belirlenen cezai şartı kendiliğinden indirmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu yönden olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup anılan hususun tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K.
sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2014/273-7350 E.K. sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine 21.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357046900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz