Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8754 E. 2017/5189 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem şartı↗ tbk 99↗ komisyon↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, masraf-komisyon oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin genel işlem şartı olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle komisyon, masraf vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak kredi sözleşmelerinin tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde masraf, komisyon vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, miktar ya da oran belirtilmemiş ise, kredi sözleşmesi hükümleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, masraf, komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14213 E. 2017/1839 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Benzer bu karardaBu bakımdan, mahkemece «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «komisyon» alınmasına dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise; anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, miktar ya da oran belirtilmemiş ise; kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin u …
… hususların açıkça belirlenmediği, matbu olarak tanzim edildiği, bu durumun kredi kullanan aleyhine ve MK’nın 2. m. uygun olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin «komisyon» ile ilgili maddelerinin açık, net ve hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 2.350,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6174 E. 2016/8375 K.
Ortak:genel işlem şartı · komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece söz konusu «kredi sözleşmeleri» ve tüm eklerinin getirtilerek sözleşme hükümlerinin ele alınması, davalı bankadan davacıdan «komisyon» ve diğer «masraflar» adı altında tahsil edilen tutarın neleri kapsadığına ilişkin açıklama istenmesi, bankanın açıklamasından sonra Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu hususta «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı ve varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
… ığı ve davacının bu sözleşmeleri okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.380,00 TL'nin «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan krediler nedeniyle «masraf» adı altında tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde sözleşmelerde masraf alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu · teamül · uyuşmazlık konusu · avans faizi
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece söz konusu «kredi sözleşmeleri» ve tüm eklerinin getirtilerek sözleşme hükümlerinin ele alınması, davalı bankadan davacıdan «komisyon» ve diğer «masraflar» adı altında tahsil edilen tutarın neleri kapsadığına ilişkin açıklama istenmesi, bankanın açıklamasından sonra Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu hususta «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı ve varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
… ığı ve davacının bu sözleşmeleri okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.380,00 TL'nin «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında imzalanan 31.10.2007, 28.04.2010, 27.04.2011 ve 09.05.2012 tarihli «kredi sözleşmeleri» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış olup, anılan Kanun'un «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümleri bu sözleşmede nazara alınmayacaktır.
-
Haksız tahsil edilen ücretin iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6173 E. 2016/8206 K.
Ortak:genel işlem şartı · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… ulunmadığı, davacının bu sözleşmeyi okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanı olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.400,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı taraftan kesintiye ilişkin tüm evraklar temin edildikten ve bu sözleşmeler uyarınca kredi kullanılıp, «masraf» ödemesi yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da vurgulandığı üzere, sözleşmede belirlenmiş bir ücretin bulunması durumunda bu ücret, bulunmaması halinde ise «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp, diğer bankalarca hangi oranda ücret tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Dava, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan kredi nedeniyle «komisyon» adı altında tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · genel işlem koşulu
Benzer bu karardaBu «kredi sözleşmesi» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış olup, bu sözleşmeler yönünden Kanun'un «genel işlem koşullarına» ilişkin hükümleri nazara alınmayacaktır.
Bu durum karşısında, davalı taraftan kesintiye ilişkin tüm evraklar temin edildikten ve bu sözleşmeler uyarınca kredi kullanılıp, «masraf» ödemesi yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da vurgulandığı üzere, sözleşmede belirlenmiş bir ücretin bulunması durumunda bu ücret, bulunmaması halinde ise «emsal banka uygulamaları» da araştırılıp, diğer bankalarca hangi oranda ücret tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamıştır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9808 E. 2016/4410 K.
Ortak:ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme · temerrüt
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · hizmet bedeli · ticari kredi · ipotek
Benzer bu karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 20. ve 21. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak kesintilerin «haksız şart» niteliğinde olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı, «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, krediler «ticari kredi» olduğundan uyuşmazlıkta Tüketici Kanunun uygulanamayacağı, davalı bankanın «masraf» kesintilerinin haklılığını ispatlayamadığı, bu nedenle yapılan kesintilerin TBK'nin 20 ve 21. maddeleri uyarınca «haksız şart» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.814,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı», «hizmet bedeli», kullandırım masrafı, yapılandırma masrafı, kredi ödeme değişiklik masrafı, «ipotek» masrafı vb. adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13264 E. 2018/605 K.
Ortak:genel işlem şartı · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz kararda… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle dava konusu edilen kesintilerin haksız olup olmadığının belirlenmesi amacıyla taraflar arasında düzenlenen «kredi sözleşmesinin» getirtilerek, sözleşmede davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine ilişkin hüküm olup olmadığı, varsa miktar ve oran belirtilip belirtilmediği ile sair kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere o tarihdeki kredi türü ve miktarı bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. adı altında kesilen masraf miktar yada oranları sorulup karşılaştırılarak, davalı tarafından tahsil edilen dosya masrafının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeple davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… ulunmadığı, davacının bu sözleşmeyi okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanı olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne 3.«167»,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacı tarafından kullanılan zirai krediler nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · istirdat · avans faizi
Benzer bu kararda… ulunmadığı, davacının bu sözleşmeyi okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanı olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne 3.«167»,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacı tarafından kullanılan zirai krediler nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11509 E. 2016/6299 K.
Ortak:komisyon · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Benzer bu karardaBu nedenle, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, dava konusu tüm kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım, dönemsel «komisyon» tahsilatı vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' Somut uyuşmazlıkta da sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekirken, mahkemece, anılan husus nazara alınmaksızın, hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu zirai (ticari) krediler nedeniyle kredi kullandırım, dönemsel «komisyon» tahsilatı vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · dürüstlük kuralı · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TMK'nın 2. m. uyarınca tüm hakların kullanılmasında «dürüstlük kuralı» çerçevesinde hareket edileceği ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını yasanın korumayacağı, davalı tarafça kredinin TBK'nın yürürlüğünden önce çekilmesi nedeniyle olaya TBK hükümlerinin uygulanamayacağı savunulmuş ise de, davacı tarafından talep edilen alacağın davalı tarafından alınmasında, el konulmasında hukuken korunmaya değer herhangi bir yarar bulunmadığı, davalının kendisine tanınan «hakkı kötüye kullandığı», sözleşme şartlarının taraflarca müzakere edilmediği, davalının dava konusu miktarı davacıdan tahsil etmesini gerektirir haklı bir nedenin bulunmadığı ve davacının maddi olarak zor durumda bulunmasını kötüye kullandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 3.089,82 TL'nin, 2.939,75 TL'sinin dava tarihinden, bakiye 150,07 TL'sinin «ıslah» tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2590 E. 2015/7639 K.
Ortak:genel işlem şartı · ek tasfiye · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «masraf», «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece dava konusu «kredi sözleşmesinin» 24.11.2007 tarihli olduğu ve somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın 6098 sayılı TBK'da düzenlenmiş olan «genel işlem şartları» uygulanmak suretiyle davanın, sadece taraflar arasında akdedilen sözleşmedeki «masraf» alınacağına ilişkin hükmün «genel işlem şartlarına» uygun olmadığı gerekçesiyle kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesinin» matbu ve standart olup, boşluk olan kısımların el yazısı ile doldurulduğu, sözleşme matbu olduğundan düzenlenmesine müşterinin bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan ücret ve «masrafların» hangi hizmet karşılığı veya yapılan hangi masrafa karşılık alınacağına dair sözleşmede ve bilgi formunda açıklayıcı bir hüküm bulunmadığı gibi, davalı tarafından da hangi şartlarda masraf alındığına dair somut bir delil sunulmadığı, bu nedenle sözleşmede masraf alınacağına dair hükümlerin 6098 sayılı TBK'nın 20. maddesine göre «genel işlem koşulu» olarak kabulü gerektiği, dosya kapsamı ve sözleşme içeriğinden davalı bankanın davacıların murisinin menfaatine aykırı olan masraf alınacağına ilişkin hüküm ile al …
Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek «temerrüt», sona erme ve «tasfiye», Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. '' hükmü düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartları · genel işlem koşulu · genel kredi sözleşmesi · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesinin» matbu ve standart olup, boşluk olan kısımların el yazısı ile doldurulduğu, sözleşme matbu olduğundan düzenlenmesine müşterinin bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan ücret ve «masrafların» hangi hizmet karşılığı veya yapılan hangi masrafa karşılık alınacağına dair sözleşmede ve bilgi formunda açıklayıcı bir hüküm bulunmadığı gibi, davalı tarafından da hangi şartlarda masraf alındığına dair somut bir delil sunulmadığı, bu nedenle sözleşmede masraf alınacağına dair hükümlerin 6098 sayılı TBK'nın 20. maddesine göre «genel işlem koşulu» olarak kabulü gerektiği, dosya kapsamı ve sözleşme içeriğinden davalı bankanın davacıların murisinin menfaatine aykırı olan masraf alınacağına ilişkin hüküm ile al …
Dava, davacı tarafça davalı bankadan kullanılan kredi nedeniyle yapılan kesintinin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece dava konusu «kredi sözleşmesinin» 24.11.2007 tarihli olduğu ve somut uyuşmazlığa sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın 6098 sayılı TBK'da düzenlenmiş olan «genel işlem şartları» uygulanmak suretiyle davanın, sadece taraflar arasında akdedilen sözleşmedeki «masraf» alınacağına ilişkin hükmün «genel işlem şartlarına» uygun olmadığı gerekçesiyle kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4768 E. 2017/6862 K.
Ortak:genel işlem şartı · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · Alacak
İncelediğiniz kararda… dia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, «masraf»-«komisyon» oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsi …
Ancak «kredi sözleşmelerinin» tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde «masraf», «komisyon» vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anı …
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle «komisyon», «masraf» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… esintilerin dava dışı kooperatif adına banka tarafından yapıldığını, yapılacak kesintiye dair sözleşme öncesi bilgi formunda oran belirtildiğini, davacı ile yapılan «kredi sözleşmesinde» «komisyon», vergi ve «masraf» alınacağının düzenlendiğini savunmuş ve buna dair davacı ile yaptığı 02.08.2013 tarihli kredi sözleşmesine, sözleşme öncesi bilgilendirme formuna ve davacı ile dav …
… sas alındığında kişinin bu sözleşmeyi okuyup çekilen kredi dışındaki borç altına girdiği hususları tespit edebilmesine olanak bulunmadığı nazara alındığında TBK’nin «genel işlem şartlarını» düzenleyen maddelerine aykırı olması nedeniyle «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.150,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «esnaf» «kredi sözleşmesi» kapsamında davacıdan yapılan kesintilerin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esnaf · istirdat · geçersizlik · taahhütname · yasal faiz
Benzer bu kararda… sas alındığında kişinin bu sözleşmeyi okuyup çekilen kredi dışındaki borç altına girdiği hususları tespit edebilmesine olanak bulunmadığı nazara alındığında TBK’nin «genel işlem şartlarını» düzenleyen maddelerine aykırı olması nedeniyle «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.150,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «esnaf» «kredi sözleşmesi» kapsamında davacıdan yapılan kesintilerin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece anılan sözleşme ve ekleri ile «taahhütname» hükümleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8754 E. , 2017/5189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/11/2015 tarih ve 2015/475-2015/691 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinden 2009, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında ticari krediler kullandığını ve kendisinden komisyon, masraf adı altında haksız ücret tahsil edildiğini ileri sürerek, haksız olarak kesilen miktarın iadesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 3.092,07 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden önce yapılan sözleşme yönünden, sözleşmede dosya, masraf-komisyon oranlarına ilişkin açıklama yapılmadığı, asgari ve azami oranların belirlenmediği ve masrafın hangi hizmetin karşılığı olarak alındığının belgelendirilmemesi nedeniyle yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğünden sonra yapılan sözleşme açısından ise, sözleşmenin matbu olarak hazırlandığı, davacının sözleşmeyi müzakere etme ve okuyup, kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanının bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede masraf alınmasına ilişkin düzenlemenin genel işlem şartı olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.092,07 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle komisyon, masraf vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak kredi sözleşmelerinin tümünün ekleri ile birlikte getirtilmek sureti ile taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde masraf, komisyon vb. ad altında kesinti yapılabileceğine dair hüküm bulunup bulunmadığı, var ise miktar ya da oran belirtilip belirtilmediği, miktar ya da oran belirtilmiş ise, anılan hükmün sözleşmenin tarafı olan davacıyı kural olarak bağlayıcı nitelikte olduğu, miktar ya da oran belirtilmemiş ise, kredi sözleşmesi hükümleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1.
maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri ile ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, masraf, komisyon vb.
ad altında yapılan kesintilerin miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı bilirkişi mütalaasına dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/376763400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz