Hakdüşürücü süre
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/348 E. 2013/153 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': ['6102/1067']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakdüşürücü süre↗ zıya↗ geç teslim↗ ziya↗ taşıma sözleşmesi↗ hak düşürücü süre↗ maddi ve manevi tazminat↗ taşıyan↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinin geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların tesliminden (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların zıya veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın ziya ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın geç teslimi dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında hakdüşürücü sürenin dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4215 E. 2017/2829 K.
Ortak:zıya · ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
Başka bir deyişle «ziya» ve «hasar» şeklinde tecelli etmeyen zararlarda anılan hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadı Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile somut uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmayan 6762 sayılı TTK'nun 1067. maddesi hükmü uyarınca «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tedbirin kaldırılması · taşıtan · halefiyet · münhasırlık · rücu · dosya masrafı · hasar · dahili dava
Benzer bu karardaDava, deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasar» nedeniyle gemi üzerine konulan «tedbiri kaldırabilmek» için davacı «taşıyan» tarafından yük ilgilisine yapılan ödeme, bekleme süresi içerisinde yapılan ekstra liman ücreti, yakıt «masrafı» ve sair masrafların yükün ambalajının uygun şekilde yapılmaması nedeniyle davalı gönderen-«taşıtandan» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, deniz taşımacılığında yükte meydana gelen eksilmelere ilişkin tüm davaların “«halefiyet»-«rücu» yoluyla açılanlar «dahil»” TTK'nın 1067 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9094 E. 2014/15985 K.
Ortak:ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu emtiaların 24.05.2011 tarihinde davacının sigortalısı tarafından «teslim» alındığı, davacı tarafından yükün tesliminden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» sonrasında 08.03.2013 tarihinde davanın açıldığı, somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin uygulanılması halinde dahi davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Teslim tarihinden itibaren bir yıl içerisinde icra dairesine müracaatta bulunulması halinde TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» içerisinde mahkemeye müracaat şartı gerçekleşmiş olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuen alacak · sigorta poliçesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava; «nakliyat sigorta poliçesiyle» sigortalanan emtealar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemelerden kaynaklı «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece bahsi geçen icra dosyası da değerlendirilerek davanın «hak düşürücü sürede» açılıp açılmadığının tespiti ile sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/348 E. , 2013/153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret (... Denizcilik İhtisas Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 28/07/2011 tarih ve 2011/139-2011/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ithal ettiği kırtasiye ürünlerini pazarlayarak sezonluk veya daimi olarak sağlayıcılık faaliyetinde bulunan müvekkilinin, dava dışı şirket ile ... marka kırmızı kalemlerin satışı amacıyla yapmış olduğu sözleşmeye istinaden, emtianın yurtdışından taşınması için davalılardan ... ile taşıma sözleşmesi yaptığını, bu şirketin diğer davalı ...'nin acentesi olup, ...'nin de donatan ...'nin acentesi olduğunu, taşıma sözleşmesi kapsamında emtianın taahhüt edilen tarihten 22 gün sonra geç teslim edilmek suretiyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek şimdilik 137.501,68 TL müvekkili şirket zararı, 1.000,00 TL mahrum kalınan kar, 1.000,00 TL cezai şart, 1.000.00 TL depolama maliyeti, 20.000,00 TL manevi tazminat ve 1.000.00 TL reklam bedeli olmak üzere toplam 24.000,00 TL.'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkiline acente sıfatıyla dava yöneltilemeyeceği gibi izafeten ...'nin davalı olarak gösterilmesinin de doğru olmadığını, davacı ile müvekkili arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, pasif husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinin geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların tesliminden (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların zıya veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın ziya ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın geç teslimi dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067.
maddesi kapsamında hakdüşürücü sürenin dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/245495400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz