Sermaye kaybı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2535 E. 2017/1430 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye kaybı↗ bilanço esası↗ borca batıklık↗ yediemin↗ muhalefet şerhi↗ iyiniyet kuralı↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ aktif dava ehliyeti↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ iyiniyet↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ iptal davası↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taraf ehliyeti↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin sermaye artırım tarihi itibariyle 3.810.864,06 TL borca batık olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2007-2008 bilanço ve gelir tablolarına göre hiç bir faaliyetinin olmadığı, davalı şirketin sahip olduğu markaların piyasa değerini artırmak için yoğun tanıtım faaliyetine başladığı iddia edilmesine karşın tanıtım faaliyetleri konusunda herhangi bir kanıt sunulmadığı gibi bu tanıtım faaliyetleri sonucunda markalardan ne kadar kazandığını veya kazanacağını ispat edemediği, sermaye artış kararı almasının tamamen 3. kişilerin borçlarını ödemeye yönelik olduğu, bu suretle sermaye artırımına ilişkin kararın afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine, davalı şirketin 12/11/2007 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin 200.000 TL den 6.500.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararının afaki iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilince, davacının ortağı olduğu davalı şirketin sermayesinin çoğunluğunu kaybettiği, davalı şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığı ileri sürülerek, davalı şirketin sermaye kaybına uğradığının ve borca batık durumda olduğunun TTK'nın 324. maddesine göre tespitine karar verilmesi talep edilmiş; mahkemece bu talep kabul edilerek davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 324. maddesinde “Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal top1anarak durumu umumi heyete bildirir. Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermâyenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflâsına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflâs kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiş olup, şirket ortakları, borca batıklığı mahkemeye bildirmeye yetkili değildirler. Pay sahipleri ancak genel kurulda, borca batıklığın tespitine karşın harekete geçmeyen yönetim kurulu üyelerinin azlini sağlamak üzere talepte bulunabilirler. Dolayısıyla, dava konusu edilen davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebi yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davada ayrıca 12/11/2007 günlü davalı şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin 200.000,00 TL'den 6.500.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararın batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istenmiştir. Dava konusu toplantı gündeminin 3. maddesi ile şirketin sermayesinin düzenlendiği ana sözleşmenin 6. maddesinin yeni şeklinin kabulüne, ... ve ...’nin 71.085 red oyuna karşı 1.928.782 kabul oyu ve oy çokluğuyla karar verildiği, ...’ye vekaleten ... ve ...’nin sermaye artışına ilişkin dava konusu gündem maddesinin görüşülmesi sırasında sermaye artışına yönelik itirazlarını ileri sürdüğü, muhalefetlerinin şerh edildiği, divan başkanı ve yönetim kurulu başkanı Halis Komili’nin söz alarak şirketin üçüncü kişilere borcunun olduğunu ve şirket hakkında yasal takip yapıldığının ortaklar tarafından öteden beri bilindiğini, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi ve varlıklarını kaybetmemesi için sermaye artışının yapılması gerektiğini söylediği anlaşılmaktadır.
Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 381. maddesinde, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeler ve özellikle sermaye artış kararı alınmasının tamamen 3. kişilerin borçlarını ödemeye yönelik olduğu gerekçesiyle dava konusu şirket olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin arttırılması kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmişse de kural olarak sermaye artış kararı alınmasının 3. kişilerin borcunu ödemeye yönelik olduğu gerekçesi iptal kararının alınması için yeterli değildir. Ayrıca ifade edilen gerekçede yer alan sonuca hangi delillerle ulaşıldığı da açıklanmamış, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında yer alan sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali şartları yeterince incelenmemiştir. Bu suretle iptali istenen kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda taraf delilleri, şirket kayıt ve defterleri de nazara alınarak, TTK'nın 381. maddesinde yer alan genel kurul kararının iptali şartlarının değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
4- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince, mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacı vekiline 06/01/2016 günü, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ise 03/02/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davacı vekili tarafından HUMK 433 ncü maddesinde öngörülen katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 17/02/2016 tarihinde temyiz edilmiştir. 01/03/1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtayca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK 432/4 nci maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/669 E. 2023/1589 K.
Ortak:sermaye kaybı · borca batıklık · sermaye artırımı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · kâr kaybı · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1- Davacı vekilince, davacının ortağı olduğu davalı şirketin sermayesinin çoğunluğunu kaybettiği, davalı şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığı ileri sürülerek, davalı şirketin «sermaye kaybına» uğradığının ve borca batık durumda olduğunun TTK'nın 324. maddesine göre tespitine karar verilmesi talep edilmiş; mahkemece bu talep kabul edilerek davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Pay sahipleri ancak genel kurulda, «borca batıklığın» tespitine karşın harekete geçmeyen «yönetim kurulu» üyelerinin azlini sağlamak üzere talepte bulunabilirler.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin «sermaye artırım» tarihi itibariyle 3.810.864,06 TL borca batık olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2007-2008 bilanço ve gelir tablolarına göre hiç bir faaliyetinin olmadığı, …
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 09.03.2017 tarih, 2016/2535 E. ve 2017/1430 K. sayılı kararıyla şirket ortaklarının, «borca batıklığı» mahkemeye bildirmeye yetkili olmadığı, pay sahiplerinin ancak genel kurulda, borca batıklığın tespitine karşın harekete geçmeyen «yönetim kurulu» üyelerinin azlini sağlamak üzere talepte bulunabileceği, dava konusu edilen davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebi yönünden davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine hükmedilmesi doğru olmadığı ve dava konusu «olağanüstü genel kurul» toplantısında yer alan sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali şartları yeterince incelenmediği, iptali istenen kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda taraf delilleri, şirket kayıt ve «defterleri» de nazara alınarak 6762 sayılı Kanun'un 381 inci maddesinde yer alan «genel kurul kararının iptali» şartlarının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gereğine işaret edilerek bozulmuştur …
… Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebi yönünden davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından bu talebin reddine, davalı şirketin aktiflerinin mevcut borçlarını karşılamakta olduğunun belirlendiği, davalı şirket sermayesini koruduğunun belirlendiği, aktifleriyle pasiflerini karşılayan sermayesini koruyan bunun karşılığında hiç bir faaliyeti ve hasılatı bulunmadığı tespit edilen hiç bir yatırımı bulunmadığı, «sermaye artırımını» gerektirecek bir durumun gerçekleşmediğinin tespit edildiği, sermaye artırım kararı alınan «olağanüstü genel kurul» tarihi öncesinde mali tablolar esas alınarak yapılan incelemede de hiç bir faaliyet ve hasılatı ya da yatırımı veya ileriye dönük projesi bulunmayan şirketin sermaye artırımını gerektirecek bir durumda olmadığı halde, davacının «azınlık pay sahibi» olmamasına etkisi bulunmayan ancak kâr «payı» ve «tasfiye» payı gibi mali haklarını doğrudan «olumsuz» etkileyecek olan sermaye artırım kararının «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 12.11.2007 tarihli olağanüstü genel kurulda şirket sermayesinin 200.000,00 TL'den 6.500.000,00 TL'ye …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 324 üncü maddesine göre «sermaye kaybına» uğradığının ve borca batık olduğunun tespiti ile 12.11.2007 günü genel kurulda sermaye artış kararının batıl olduğunun tespitine, bu talep kabul görmediği takdirde kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · dürüstlük kuralına aykırılık · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · anonim şirket · kâr payı · ek tasfiye
Benzer bu kararda… Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebi yönünden davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından bu talebin reddine, davalı şirketin aktiflerinin mevcut borçlarını karşılamakta olduğunun belirlendiği, davalı şirket sermayesini koruduğunun belirlendiği, aktifleriyle pasiflerini karşılayan sermayesini koruyan bunun karşılığında hiç bir faaliyeti ve hasılatı bulunmadığı tespit edilen hiç bir yatırımı bulunmadığı, «sermaye artırımını» gerektirecek bir durumun gerçekleşmediğinin tespit edildiği, sermaye artırım kararı alınan «olağanüstü genel kurul» tarihi öncesinde mali tablolar esas alınarak yapılan incelemede de hiç bir faaliyet ve hasılatı ya da yatırımı veya ileriye dönük projesi bulunmayan şirketin sermaye artırımını gerektirecek bir durumda olmadığı halde, davacının «azınlık pay sahibi» olmamasına etkisi bulunmayan ancak kâr «payı» ve «tasfiye» payı gibi mali haklarını doğrudan «olumsuz» etkileyecek olan sermaye artırım kararının «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 12.11.2007 tarihli olağanüstü genel kurulda şirket sermayesinin 200.000,00 TL'den 6.500.000,00 TL'ye …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tamamen şirket gereklilikleri nazara alınarak «sermaye artırımı» yapıldığı, pay sahiplerini zarara uğratmanın amaçlanmadığı, «dürüstlük kurallarına aykırılık» teşkil edecek hiçbir unsur, sermaye artırımının iptalini gerektirecek hiçbir somut veri taşımadığını, kararın kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığından bozulmasını istemiştir.
Değerlendirme 1.Dava, «anonim şirket» genel kurulunda «sermaye artırımına» ilişkin olarak alınan kararın batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3470 E. 2019/3011 K.
Ortak:sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin «sermaye artırım» tarihi itibariyle 3.810.864,06 TL borca batık olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2007-2008 bilanço ve gelir tablolarına göre hiç bir faaliyetinin olmadığı, …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «sermaye artırımına» ilişkin kararın afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1618 E. 2010/7386 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · taahhütname
Benzer bu kararda… lmeden karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının «sermaye taahhüdünü» davacının ödediği, bu ödeme sonunda davalının sermaye payında artış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2535 E. , 2017/1430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2015 tarih ve 2014/824-2015/887 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/03/2017 günü hazır bulunan davacı asil ..., davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. Hilal Karasoy dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin sermayesinin çoğunluğunu kaybettiğini, borca batık olduğunu, davalı şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığını, sadece sahip olunan markaların yönetildiğini, bu nedenle sermaye artışına ihtiyaç olmadığını ileri sürerek, davalı şirketin sermaye kaybına uğradığının ve borca batık durumda olduğunun TTK'nın 324. maddesine göre tespitine, 12.11.2007 günlü davalı şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin 200.000,00 TL'den 6.500.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararın batıl olduğunun tespitine, olmadığı takdirde kanuni ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, toplantıya katılan davacının muhalefetini tutanağa yazdırmadığını, dolayısıyla davacının dava açma hakkının bulunmadığını, genel kurulda alınan kararların kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını, anonim şirketlerin ihtiyaç duyduklarında iç ve dış kaynaklardan sermaye artımı yapabileceklerini, sermaye artırımı kararının bir gereklilik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin sermaye artırım tarihi itibariyle 3.810.864,06 TL borca batık olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2007-2008 bilanço ve gelir tablolarına göre hiç bir faaliyetinin olmadığı, davalı şirketin sahip olduğu markaların piyasa değerini artırmak için yoğun tanıtım faaliyetine başladığı iddia edilmesine karşın tanıtım faaliyetleri konusunda herhangi bir kanıt sunulmadığı gibi bu tanıtım faaliyetleri sonucunda markalardan ne kadar kazandığını veya kazanacağını ispat edemediği, sermaye artış kararı almasının tamamen 3. kişilerin borçlarını ödemeye yönelik olduğu, bu suretle sermaye artırımına ilişkin kararın afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle;
davanın kabulüne, davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine, davalı şirketin 12/11/2007 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin 200.000 TL den 6.500.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararının afaki iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilince, davacının ortağı olduğu davalı şirketin sermayesinin çoğunluğunu kaybettiği, davalı şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığı ileri sürülerek, davalı şirketin sermaye kaybına uğradığının ve borca batık durumda olduğunun TTK'nın 324. maddesine göre tespitine karar verilmesi talep edilmiş; mahkemece bu talep kabul edilerek davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 324. maddesinde “Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal top1anarak durumu umumi heyete bildirir. Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermâyenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur.
Mahkeme bu takdirde şirketin iflâsına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflâs kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiş olup, şirket ortakları, borca batıklığı mahkemeye bildirmeye yetkili değildirler. Pay sahipleri ancak genel kurulda, borca batıklığın tespitine karşın harekete geçmeyen yönetim kurulu üyelerinin azlini sağlamak üzere talepte bulunabilirler. Dolayısıyla, dava konusu edilen davalı şirketin borca batık olduğunun tespiti talebi yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davada ayrıca 12/11/2007 günlü davalı şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin 200.000,00 TL'den 6.500.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararın batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istenmiştir. Dava konusu toplantı gündeminin 3. maddesi ile şirketin sermayesinin düzenlendiği ana sözleşmenin 6. maddesinin yeni şeklinin kabulüne, ... ve ...’nin 71.085 red oyuna karşı 1.928.782 kabul oyu ve oy çokluğuyla karar verildiği, ...’ye vekaleten ... ve ...’nin sermaye artışına ilişkin dava konusu gündem maddesinin görüşülmesi sırasında sermaye artışına yönelik itirazlarını ileri sürdüğü, muhalefetlerinin şerh edildiği, divan başkanı ve yönetim kurulu başkanı Halis Komili’nin söz alarak şirketin üçüncü kişilere borcunun olduğunu ve şirket hakkında yasal takip yapıldığının ortaklar tarafından öteden beri bilindiğini, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi ve varlıklarını kaybetmemesi için sermaye artışının yapılması gerektiğini söylediği anlaşılmaktadır.
Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 381. maddesinde, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeler ve özellikle sermaye artış kararı alınmasının tamamen 3. kişilerin borçlarını ödemeye yönelik olduğu gerekçesiyle dava konusu şirket olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin arttırılması kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmişse de kural olarak sermaye artış kararı alınmasının 3.
kişilerin borcunu ödemeye yönelik olduğu gerekçesi iptal kararının alınması için yeterli değildir. Ayrıca ifade edilen gerekçede yer alan sonuca hangi delillerle ulaşıldığı da açıklanmamış, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında yer alan sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali şartları yeterince incelenmemiştir. Bu suretle iptali istenen kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda taraf delilleri, şirket kayıt ve defterleri de nazara alınarak, TTK'nın 381. maddesinde yer alan genel kurul kararının iptali şartlarının değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
4- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince, mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacı vekiline 06/01/2016 günü, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ise 03/02/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davacı vekili tarafından HUMK 433 ncü maddesinde öngörülen katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 17/02/2016 tarihinde temyiz edilmiştir. 01/03/1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtayca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK 432/4 nci maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, (4) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/356671700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz