Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11368 E. 2014/14420 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inançlı işlem↗ külli halefiyet↗ organik bağ↗ halefiyet↗ hisse devir sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ fer'i müdahil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, yatırdığı mevduatın adlı paravan bankaya aktarıldığı ancak, fiilen bu hesaba gönderilmeyip, bankanın uhdesinde kaldığı, davacının devlet güvencesi altında olan bir bankaya inanarak, inançlı bir işlem yaptığı, bankanın ise müşterisini zarara uğrattığı, banka ile off shore arasında organik bir bağ olduğu, adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bildiği halde davacının parası hesabına aktararak zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 13.500,00 TL'nin 25.11.1999 tarihinden, 4.612,32 TL'nin ise 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...vekili ile fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ıncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ... vekili ile fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
.../...
-3-
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17807 E. 2014/5357 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu kararda… ı teşvik eden n 22.12.1999 tarihindedevir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı .) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:3095 sayılı kanun · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu kararda… bankanın paravan bir banka olduğunu bildiği halde davacının parasını hesabına aktardığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5589,20 TL'ye 13/12/1999 tarihinden itibaren «3095 sayılı kanun» 2/2 uyarınca «avans faizi» uygulanmak suretiyle daval alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. .../... -2- Kararı, davalıvekili temyiz etmiştir.
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9402 E. 2014/16640 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu karardaA.Ş(sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devral …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaA.Ş'nin davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.494,10 TL alacağa 16/11/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca «avans faizi» uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «feri müdahil» TMSF vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16694 E. 2014/6015 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · haksız fiil · avans faizi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tüzel kişi organlarının işledikleri «haksız fiil» aynı zamanda suç oluşturuyorsa «ceza zamanaşımı» süresi tüzel kişiye karşı açılan dava da da uygulanır gerekçesiyle, zamanaşımı itirazının reddine, davacının devlet güvencesi altında olan bir bankaya inanarak, inançlı bir işlem yaptığı ancak; bankanın müşterisini zarara uğrattığı, banka ile arasında organik bir bağ olduğu Yurtbank yönetiminin adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bildiği halde davacının parasını hesabına aktardığı, davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 3.700,00 TL'ye 07/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca, değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle en «son» devir alan davalı olan Ing Bank'tan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir 2-Dava, ba …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12068 E. 2014/297 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu kararda… nduğu, 26.01.2001 tarihinde ise Sümerbank A.Ş. ile devren birleştirildiği, yine TMSF ile Oyakbank A.Ş. (sonraki unvanı ING Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:3095 sayılı kanun · ihbar olunan · ihbar · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu karardaKararı, davalı ...Ş. vekili ve «ihbar olunan»-fer'i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir. .../... -2- 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil TMSF'nin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Security Off-Shore Ltd. hesabına aktardığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 14.804,21 TL'ye 10/12/1999 tarihinden itibaren «3095 sayılı kanun» 2/2 uyarınca «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalı ...den alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11368 E. , 2014/14420 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 18/07/2013 tarih ve 2012/212-2013/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ...Ş. vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin giderek vadeli hesap açtırmak istediğini beyan ettiğini ve kendisine 25.11.1999 hesap açım tarihli, 13.500,00 TL bedelli, %85 faiz oranlı ve 20.12.1999 hesap açım tarihli, 4.612,32 TL bedelli, %83 faiz oranlı iki adet hesap açılarak hesap cüzdanı verildiğini, daha sonra bankaya el konulduğunu ve hesap bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, görevlileri tarafından tüm mevduatın off shore hesaplarına yönlendirildiğini, açılan hesapların off shore hesabı olduğunun bile açıklanmadığını, paravan bir banka kurarak müvekkilinin parasını şirketlerine aktardığını, hatta off shore hesabında gözüken paraların gerçekte gitmediğini, paraların mevduat hesaplarında toplandığını ve buradan bünyesinde kredi olarak dağıtıldığını ileri sürürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 13.500,00 TL bedelli, %85 faiz oranlı hesaba yönelik alacağın 25.11.1999 tarihinden vade sonu olan 30.12.1999 tarihine kadar %85 akdi faiz, bu tarihten sonra da 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans faizi, 4.612,32 TL bedelli, %83 faiz oranlı hesaba yönelik alacağın 20.12.1999 tarihinden vade sonu olan 21.1.2000 tarihine kadar %83 akdi faiz, bu tarihten sonra da 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili ile fer'i müdahil vekili, husumet, zaman aşımı, hak düşürücü süre yönünden davanın usulden ve davacının serbest iradesiyle kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkilinin ayrı bir tüzel kişiliği olup, off shore bankası ile aralarında hiçbir organik bağın ve müvekkili bankanın off shore bankası nezdindeki mevduatlar için herhangi bir garantisinin bulunmadığını, davacının off shore hesap cüzdanını aldıktan sonra herhangi bir itirazının olmadığını, müvekkilinin vekalet görevini yerine getirdiğini, ceza mahkemesi kararının kesin delil niteliğinde bulunmadığını, faiz talebinin yerinde olmayıp, hükmedilecek faiz oranının ancak vadesiz hesaplara uygulanan faiz oranı olabileceğini savunarak, esastan da reddini istemiştir.
İhbar Olunan vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, yatırdığı mevduatın adlı paravan bankaya aktarıldığı ancak, fiilen bu hesaba gönderilmeyip, bankanın uhdesinde kaldığı, davacının devlet güvencesi altında olan bir bankaya inanarak, inançlı bir işlem yaptığı, bankanın ise müşterisini zarara uğrattığı, banka ile off shore arasında organik bir bağ olduğu, adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bildiği halde davacının parası hesabına aktararak zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 13.500,00 TL'nin 25.11.1999 tarihinden, 4.612,32 TL'nin ise 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...vekili ile fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ıncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ... vekili ile fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140.
maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
.../...
-3-
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekili ile fer'i müdahil TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1. bendinin 2. satırının hükümden çıkarılarak yerine ''davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,'' ibaresinin eklenmesine, 3. satırında yer alan “Davacı tarafından yatırılan 269,00 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin çıkarılmak sureti ile kararın davalı ...Ş. ile fer'i müdahil yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/349253700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz