Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14357 E. 2014/2684 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
öğrenme tarihi↗ usulsüz tebliğ↗ tebligat usulsüzlüğü↗ tebligat kanunu m.35↗ vekile tebliğ↗ cy/cy şerhi↗ tebligat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı adına tescilli markanın davacı tarafından daha eskiden beri kullanılmakta olan ticaret ünvanı ve marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı şirketin marka tescilinin kötü niyetli yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile belirtilen sınıflar yönünden davalı şirket adına tescilli kod numaralı markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar davalı yetkilisi tarafından 15/07/2013 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş, mahkemece, yasal temyiz süresi 15 gün olmasına rağmen bu süre içerisinde temyiz yoluna gidilmediği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararı davalı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Aynı Kanun'un 20. maddesine göre de, 17. maddede yazılı
.../...
-2-
şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair tebligat evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak vekilin tebliğ adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulsüz tebliği öğrenme tarihinin beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı temsilcisinin temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz istemine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı temsilcisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5358 E. 2014/11606 K.
Ortak:öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · tebligat usulsüzlüğü · vekile tebliğ · cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaYukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliği» «öğrenme tarihinin» beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı «temsilcisinin» temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Benzer bu karardaYukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında fer'i müdahale talep eden vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliği» «öğrenme tarihinin» beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 05.02.2014 tarihli, fer'i müdahilin temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve fer'i müdahale talep edenin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Dosya kapsamında bulunan, fer'i müdahale talep eden vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin fer'i müdahale talep edenin vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahale · müdahale talebi · tahkikat · tasfiye memuru · fesih · ek tasfiye
Benzer bu karardaA.Ş tarafından davalı .... aleyhine açılan davada davalı ....'nin TTK 435. maddesi uyarınca «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği ve kararın 10/01/2013 tarihinde kesinleştiği, HMK'nın 66. maddesine göre «tahkikat» tamamlanıncaya kadar «feri müdahale» talebinde bulunulabileceği, fer'i müdahale talebinde bulunanın tahkikat sona erdikten sonra müdahale talebinde bulunduğu gerekçesiyle «müdahale talebinin» reddine karar verilmiş, anılan kararın fer'i müdahale talep eden tarafından temyizi üzerine, mahkemece temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz iste …
… sinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve fer'i müdahale talep edenin, zarar gördüğünü iddia ettiği «tasfiye memuru» işlemlerine karşı her zaman tasfiye memurunu denetleyen mahkemeye başvurabilecek olmasına göre, fer'i müdahale talep edenin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6036 E. 2014/20447 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaŞişlş-İstanbul" adreslerine tebliğe çıkarıldığı, “muhatabın tevziaat saatlerinde bulunmaması sebebiyle «tebligat» ilgili mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildi.
Durumun muhattaba haber vermesi icin ismini vermeyen komşusuna haber verildi." «şerhi» ile tebliğ edildiği anlaşılmıştır. .
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · kefil · tacir · teslim · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaN.. ve Ü.. vekili davanın müvekkillerine tebliğ edilmediğini ve müvekkillerinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
G..ün 23.962,19 TL ödeme yaptığı, eda ettiği şey nisbetinde alacaklının haklarına halef bulunduğu, alacaklının haklarına halef olan «kefilin» Bankanın sadece sıfatından kaynaklanan haklara değil örneğin alacaklının «tacir» sıfatından kaynaklanabilecek haklarına da halef bulunacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şişlş-İstanbul" adreslerine tebliğe çıkarıldığı, “muhatabın tevziaat saatlerinde bulunmaması sebebiyle «tebligat» ilgili mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildi.
1982 Anayasası'nın 36., HUMK'nın 73., 6100 sayılı HMK'nın 27. maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, «hukuki dinlenilme hakkı» nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9968 E. 2010/8935 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21 inci maddeye göre yapılır denilmektedir.
Dosya içerisinde bulunan «tebligat» tutanaklarının incelenmesinde; davalıların dışarıda olması sebebiyle tebligatın Eyüp Manaz isimli kişiye yapıldığı, bu kişinin aynı yasanın 13,14,16,17,18 maddeler …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı kooperatif tarafından davacının ihracına karar verildiği, kararın iptal edildiği, buna rağmen ortaklığa iade edilmediği, «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerine yüklenen «görevleri» kasten veya ihmal ile yerine getirmemeleri durumunda sorumlu olacakları gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.000 YTL maddi ve 3.000 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «genel kurul kararının iptaline» karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17211 E. 2015/8571 K.
Ortak:öğrenme tarihi · cy/cy şerhi · tebligat · temsil
İncelediğiniz karardaYukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliği» «öğrenme tarihinin» beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı «temsilcisinin» temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararı davalı «temsilcisi» tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Benzer bu karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21'inci maddeye göre yapılır. '' ve 21. maddesinde ''Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesinde de '' Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de «tebligat» yapılabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanuni halefiyet · kollektif şirket · tebliğ tarihi · halefiyet · usulüne uygun tebliğ · mirasçılık · fesih · tüzel kişilik
Benzer bu karardaFilm'in bir «kollektif şirket» olup, şirketin 1971 yılında kurulduğu, 1983 yılında da «fesih» ve «tasfiye» olduğu, filmler üzerindeki hakların anılan şirketin yetkili imza sahibi dava dışı M.
Film'in «tüzel kişiliğini» yitirmiş olup, filmler üzerindeki hakların kanuni «mirasçılara» geçmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle Mehmet Karahafız'ın mirasçılarının filmler üzerinde mali hak devri yapması da söz konusu olamayacağından davacı ile yapılan lisans sözleşmesi geçerli bir lisans sözleşmesi olup, filmler üzerindeki mali hakkın davacıya ait olduğu ancak, her ne kadar davacı tarafça maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunulmuş ise de, hangi filmlerin ve ne zaman gösterildiği hususunda somut bir delil sunulmadığı ve karşı tarafın da gösterime yönelik açık bir kabulü bulunmadığından «maddi tazminat» isteminin, manevi tazminat isteminin de ispat edilemediği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu 38 adet filmin mali haklarının davacıya ait oldu …
Y.. vekili tarafından tebliğ mazbatasında ismi geçen şahsın çalışanı olmadığı beyan edilerek buna ilişkin sigortalı «kaydı» sunulması ve özellikle yapılan karar tebliğinin yukarıda belirtilen Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olmaması nedeniyle gerekçeli kararın «usulüne uygun tebliğ» edildiğindan söz edilemeyeceğinden, «öğrenme tarihi» «tebliğ tarihi» olarak kabul edilerek temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, mümeyyiz davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile, mahkemece verilen te …
Dava konusu filmleri imal ettiren (yapımcı) şirketi «temsile» yetkili Mehmet Karahafız'ın 1983 tarihinde «fesih» ve tasfiyesine karar verilen şirkete ait filmlerin «tasfiye» yoluyla mali haklarına sahip olduğu hususu da ispat edilemediğinden adı geçenin «mirasçılarının» davalılara mali hak devir yetkilerinin bulunmadığına dair mahkeme görüşü isabetlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7274 E. 2011/17376 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… da bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, «tebligatın» davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti «şerh» düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak ka …
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin «tebligatın» yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14357 E. , 2014/2684 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 25.04.2013 tarih ve 2012/295-2013/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1978 yılında kurulan müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana uydu alıcıları ve ev aletleri sağlayan bir şirket olarak Lübnan ve komşu pazarlarda faaliyetlerini sürdürdüğünü, uydu teknolojileri konusunda sektörde haklı bir yer edinerek birçok marka yarattığını, bunlardan birinin de "markası olduğunu, markalarının üye bir çok ülkede tescilli olduğunu, daha önceden ilişki içinde olduğu davalı şirketin ise kendisine ait " markasını izinsiz olarak tescil ettirmek suretiyle müvekkilinin marka tesciline engel olduğunu, davalının tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek davalı adına tescilli kod numaral" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı adına tescilli markanın davacı tarafından daha eskiden beri kullanılmakta olan ticaret ünvanı ve marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı şirketin marka tescilinin kötü niyetli yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile belirtilen sınıflar yönünden davalı şirket adına tescilli kod numaralı markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar davalı yetkilisi tarafından 15/07/2013 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş, mahkemece, yasal temyiz süresi 15 gün olmasına rağmen bu süre içerisinde temyiz yoluna gidilmediği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararı davalı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Aynı Kanun'un 20. maddesine göre de, 17. maddede yazılı
.../...
-2-
şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair tebligat evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak vekilin tebliğ adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulsüz tebliği öğrenme tarihinin beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı temsilcisinin temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz istemine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı temsilcisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı temsilcinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın davalı yararına bozularak ortadan kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı temsilcisinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan asıl hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346414000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz