Deniz Ticaret
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7274 E. 2011/17376 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat kanunu m.35↗ cy/cy şerhi↗ tebligat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, ilk transferden önce Akıntürk bargede 3.850 litre bulunduğu, ilk transferden sonra Orse Gemisi'nde bulunan 3.250 litre ile bargedeki 150 litre toplandığında yakıt miktarının 3.400 litre olduğu, 100 litre farkın gemi devrelerinde kalabilecek veya kalibrasyon cetveli olmayan jeneratör tankında ölçülen miktarın yanlışlığından doğabileceği, her transferde motorindeki kayıp oranı dikkate alındığında yakıt alımından önce Orse Gemisi'ndeki kalibrasyonsuz tankların kontrol edilmemesi ve makine jurnalindeki o günlere ait sayfalara bakma imkanının olmaması nedeniyle davacının 3.500 litre motorin bedelini, taşıma ücretini ve 24 saat 10 dakika bekletilmesinden dolayı piyasa rayicine göre 1000 USD sürastarya ücretini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin tebligatın yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir. Tebligat Kanunu’nun 17. maddesinde “ Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü ile 20. maddesindeki “… anılan şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, tebligatın davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti şerh düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin 16/02/2010 tarihli karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14357 E. 2014/2684 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… da bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, «tebligatın» davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti «şerh» düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak ka …
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin «tebligatın» yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · tebligat usulsüzlüğü · vekile tebliğ · temsil
Benzer bu karardaYukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliği» «öğrenme tarihinin» beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı «temsilcisinin» temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararı davalı «temsilcisi» tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
2-Davalı «temsilcisinin» asıl karara yönelik temyiz istemine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı temsilcisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5358 E. 2014/11606 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… da bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, «tebligatın» davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti «şerh» düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak ka …
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin «tebligatın» yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21. maddeye göre yapılır. .
Dosya kapsamında bulunan, fer'i müdahale talep eden vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin fer'i müdahale talep edenin vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahale · öğrenme tarihi · usulsüz tebliğ · müdahale talebi · tebligat usulsüzlüğü · tahkikat · vekile tebliğ · tasfiye memuru
Benzer bu karardaA.Ş tarafından davalı .... aleyhine açılan davada davalı ....'nin TTK 435. maddesi uyarınca «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği ve kararın 10/01/2013 tarihinde kesinleştiği, HMK'nın 66. maddesine göre «tahkikat» tamamlanıncaya kadar «feri müdahale» talebinde bulunulabileceği, fer'i müdahale talebinde bulunanın tahkikat sona erdikten sonra müdahale talebinde bulunduğu gerekçesiyle «müdahale talebinin» reddine karar verilmiş, anılan kararın fer'i müdahale talep eden tarafından temyizi üzerine, mahkemece temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz iste …
Yukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında fer'i müdahale talep eden vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliği» «öğrenme tarihinin» beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 05.02.2014 tarihli, fer'i müdahilin temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve fer'i müdahale talep edenin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Dosya kapsamında bulunan, fer'i müdahale talep eden vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin fer'i müdahale talep edenin vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır.
… sinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve fer'i müdahale talep edenin, zarar gördüğünü iddia ettiği «tasfiye memuru» işlemlerine karşı her zaman tasfiye memurunu denetleyen mahkemeye başvurabilecek olmasına göre, fer'i müdahale talep edenin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6036 E. 2014/20447 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… da bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, «tebligatın» davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti «şerh» düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak ka …
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin «tebligatın» yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaŞişlş-İstanbul" adreslerine tebliğe çıkarıldığı, “muhatabın tevziaat saatlerinde bulunmaması sebebiyle «tebligat» ilgili mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildi.
Durumun muhattaba haber vermesi icin ismini vermeyen komşusuna haber verildi." «şerhi» ile tebliğ edildiği anlaşılmıştır. .
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre «tebligat», tebliğ yapılacak şahsın bilinen «son» adresine yapılır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · kefil · tacir · teslim · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaN.. ve Ü.. vekili davanın müvekkillerine tebliğ edilmediğini ve müvekkillerinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
G..ün 23.962,19 TL ödeme yaptığı, eda ettiği şey nisbetinde alacaklının haklarına halef bulunduğu, alacaklının haklarına halef olan «kefilin» Bankanın sadece sıfatından kaynaklanan haklara değil örneğin alacaklının «tacir» sıfatından kaynaklanabilecek haklarına da halef bulunacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şişlş-İstanbul" adreslerine tebliğe çıkarıldığı, “muhatabın tevziaat saatlerinde bulunmaması sebebiyle «tebligat» ilgili mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildi.
1982 Anayasası'nın 36., HUMK'nın 73., 6100 sayılı HMK'nın 27. maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, «hukuki dinlenilme hakkı» nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17211 E. 2015/8571 K.
Ortak:cy/cy şerhi · tebligat
İncelediğiniz kararda… da bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, «tebligatın» davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti «şerh» düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak ka …
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin «tebligatın» yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaKendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı «şerh» ve imza eder.
Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde «tebligat», 21'inci maddeye göre yapılır. '' ve 21. maddesinde ''Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesinde de '' Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de «tebligat» yapılabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanuni halefiyet · öğrenme tarihi · kollektif şirket · tebliğ tarihi · halefiyet · usulüne uygun tebliğ · mirasçılık · fesih
Benzer bu karardaY.. vekili tarafından tebliğ mazbatasında ismi geçen şahsın çalışanı olmadığı beyan edilerek buna ilişkin sigortalı «kaydı» sunulması ve özellikle yapılan karar tebliğinin yukarıda belirtilen Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olmaması nedeniyle gerekçeli kararın «usulüne uygun tebliğ» edildiğindan söz edilemeyeceğinden, «öğrenme tarihi» «tebliğ tarihi» olarak kabul edilerek temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, mümeyyiz davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile, mahkemece verilen te …
Film'in bir «kollektif şirket» olup, şirketin 1971 yılında kurulduğu, 1983 yılında da «fesih» ve «tasfiye» olduğu, filmler üzerindeki hakların anılan şirketin yetkili imza sahibi dava dışı M.
Dava konusu filmleri imal ettiren (yapımcı) şirketi «temsile» yetkili Mehmet Karahafız'ın 1983 tarihinde «fesih» ve tasfiyesine karar verilen şirkete ait filmlerin «tasfiye» yoluyla mali haklarına sahip olduğu hususu da ispat edilemediğinden adı geçenin «mirasçılarının» davalılara mali hak devir yetkilerinin bulunmadığına dair mahkeme görüşü isabetlidir.
Ç."ın «kanuni halefinden» mali hak devrine dair bir belgenin de «ibraz» edilmediği, dolayısıyla dava tarihinde asıl davada davacının da mali hak sahipliği bulunmadığı gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın asıl davada davalı S..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4830 E. 2011/15704 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müstahsil makbuzu · zayi belgesi · zayi · e-defter
Benzer bu karardaDava, TTK.nun 68 nci maddesi hükmüne dayalı «zayi belgesi» verilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme kararında denetlemeye elverişli yasal dayanakları da gösterilmeden «müstahsil makbuzlarının» TTK. nun 68 nci maddesi kapsamında sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, «zayii» istenen belgelerin TTK' nun 68. maddesinde sayılan «defter» ve belgelerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7274 E. , 2011/17376 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 16.02.2010 tarih ve 2008/212-2010/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin petrol ticareti yaptığını, 05/01/2007 tarihinde davalı tarafın Orse gemisi için 3.500 litre motorin talebi üzerine Bornova’dan Aliağa’ya tanker ile getirilen motorinin Orse Gemisi'nin açıkta olması nedeniyle ... ile gemiye tahliye edildiğini, davalının tahliye edilen miktarın 3.500 litreden az olduğunu iddia etmesi üzerine bargeye geri tahliye işlemi yapıldığını ve birkaç kez daha yapılan aynı işlemlerde farklı miktarlar çıktığını, survey talepleri üzerine üç kez daha işlemin tekrarlandığını ve her tahliyede motorinin azaldığının anlaşıldığını, survey raporlarından motorindeki eksilmenin müvekkiline yüklenemeyeceğinin anlaşıldığını, Orse Gemisi'nde yakıt kaçağının olabileceğini, bu gemide kalibrasyon olmadığından sağlıklı ölçüm de yapılamadığını, 10 dakikalık tahliye işlemi için 28 saat denizde çalışmak zorunda kaldıklarını, navlun ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL motorin bedeli, 250 TL navlun bedeli ve 1.250 TL sürastarya bedeli olmak üzere toplam 6.500 TL’nin , ıslah dilekçesiyle de toplam 9.562 TL’nin 06/01/2007 tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, getirilen motorinin ilk tahliyesinde 750 litre eksik olduğunu, tarafların imzası olmayan ve kabul etmedikleri survey raporunda bu eksikliğin nedeninin tespit edilmediğini, eksikliğini davacının gemisinin motorini kara tankerinden alırken boş devrelerinin dolması ile oluştuğunu, Orse Gemisi'nin devrelerindeymiş gibi gösterilmesinin yanıltıcı olduğunu, gemilerinin her zaman denize elverişli halde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, ilk transferden önce Akıntürk bargede 3.850 litre bulunduğu, ilk transferden sonra Orse Gemisi'nde bulunan 3.250 litre ile bargedeki 150 litre toplandığında yakıt miktarının 3.400 litre olduğu, 100 litre farkın gemi devrelerinde kalabilecek veya kalibrasyon cetveli olmayan jeneratör tankında ölçülen miktarın yanlışlığından doğabileceği, her transferde motorindeki kayıp oranı dikkate alındığında yakıt alımından önce Orse Gemisi'ndeki kalibrasyonsuz tankların kontrol edilmemesi ve makine jurnalindeki o günlere ait sayfalara bakma imkanının olmaması nedeniyle davacının 3.500 litre motorin bedelini, taşıma ücretini ve 24 saat 10 dakika bekletilmesinden dolayı piyasa rayicine göre 1000 USD sürastarya ücretini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Davalı vekili, kararın tebliğine ilişkin tebligatın yanında çalışmayan kişiye, farklı bir tarih yazılarak yapıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olmadığını savunarak, mahkemenin süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararı temyiz etmiştir. Tebligat Kanunu’nun 17. maddesinde “ Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü ile 20. maddesindeki “… anılan şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse;
keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir..” hükmü gereğince, tebligatın davalı vekili yanında çalışmayan kişiye ve vekilin geçici olarak başka bir yere gittiği keyfiyeti şerh düşülmeden yapıldığı, bu durumda tebligatın geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin 16/02/2010 tarihli karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 24/03/2010 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan 16/02/2010 tarihli hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 426,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039478600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz