Ihtiyati tedbirin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/10799 E. 2016/9672 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbirin kaldırılması↗ infisah↗ tedbirin kaldırılması↗ münfesihlik↗ genel kurul kararının iptali↗ ortaklar kurulu kararı↗ dava şartı yokluğu↗ ihtiyati tedbir↗ içtihadı birleştirme kararı↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6103 sayılı Kanun'un 20/1 maddesine göre TTK'nın yürürlüğe girmesini müteakip üç yıl içinde limited şirketlerin sermayelerini Kanun'da öngörülen miktara yükseltmeleri gerektiği, aksi halde sürenin sonunda infisah etmiş sayılacakları, anılı maddeye göre bu sürenin sonunun 14.02.2014 olduğu, davalı şirketin 500,00 TL olan sermayesini bu tarihe kadar 10.000,00 TL'ye yükseltmediğinden infisah etmiş olduğu, dava tarihi itibariyle infisah etmiş davalı şirket hakkında işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; ayrıca 19.06.2015 tarihli karar ile, davacı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik olarak itirazının reddine karar verilmiştir.
Kararı ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik itiraz üzerine verilen kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ortaklar genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi dava tarihinde davalı şirket infisah etmiş olduğundan dava açılmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ..., şirketin esas sermayesinin 500 TL olduğunu, şirket sermayesinin zorunlu miktara yükseltilmediğinden 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca davalı şirketin münfesih sayıldığını ve bu durumun davalı şirkete 04.04.2014 tarihli yazı ile bildirildiğini beyan etmiştir. Ancak, davalı şirketin münfesih sayıldığı bildirilmişse de, ticaret sicil kaydının terkin edilmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, ortaklar kurulu kararı 15.01.2014 tarihinde alınmış olup sonrasında terkin edilmiş olsa bile bu husus dava açılmasındaki hukuki yararı bertaraf etmez. Bu durumda, dava tarihi itibariyle dava açılmasında hukuki yarar bulunduğunun kabulü ile işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-İhtiyati tedbir isteminin kısmen kaldırılmasına itraz üzerine verilen 15.05.2015 tarihli ek karar ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
21.02.2014 gün ve 2013/1 E. - 2014/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararına göre bu tür kararların temyizi mümkün olmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2389 E. 2016/8405 K.
Ortak:infisah · ticaret sicili · terkin
İncelediğiniz karardaAncak, davalı şirketin «münfesih» sayıldığı bildirilmişse de, «ticaret sicil» «kaydının» «terkin» edilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6103 sayılı Kanun'un 20/1 maddesine göre TTK'nın yürürlüğe girmesini müteakip üç yıl içinde «limited şirketlerin» sermayelerini Kanun'da öngörülen miktara yükseltmeleri gerektiği, aksi halde sürenin sonunda «infisah» etmiş sayılacakları, anılı maddeye göre bu sürenin sonunun 14.02.2014 olduğu, davalı şirketin 500,00 TL olan sermayesini bu tarihe kadar 10.000,00 TL'ye yükseltmediğinden infisah etmiş olduğu, dava tarihi itibariyle infisah etmiş davalı şirket hakkında işbu davanın açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; ayrıca 19.06.2015 tarihli karar ile, davacı vekilinin «ihtiyati tedbirin kaldırılmasına» yönelik olarak itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi dava tarihinde davalı şirket «infisah» etmiş olduğundan dava açılmasında «hukuki yarar» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTicaret Sicil Müdürlüğü'nce şirkete ve şirket ortaklarına gönderilen yazıda «infisah» sebepleri farklı gösterildiği gibi «ihtar» usulünce tebliğ edilmediğinden «şirketin tasfiyesinin» gerçekleştirilemediği, hak sahibi şirket ortakları olan davacıların TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkrası uyarınca şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatleri» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilanına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarına Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde hangi hallerde şirketlerin sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.Davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · ihya · ihtar · ek tasfiye
Benzer bu karardaTicaret Sicil Müdürlüğü'nce şirkete ve şirket ortaklarına gönderilen yazıda «infisah» sebepleri farklı gösterildiği gibi «ihtar» usulünce tebliğ edilmediğinden «şirketin tasfiyesinin» gerçekleştirilemediği, hak sahibi şirket ortakları olan davacıların TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkrası uyarınca şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatleri» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilanına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarına Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «ihyası» talep edilen şirketin 03.Aralık.2003 tarihinde kuruluş tescilinin yapıldığı, kurucu ortaklarının davacılar olduğu, 23.Aralık.2013 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin tescil ve «ilan» edildiği, ...
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde hangi hallerde şirketlerin sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.Davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/213 E. 2018/1038 K.
Ortak:münfesihlik · ticaret sicili · terkin · cy/cy kaydı · eksik inceleme · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak, davalı şirketin «münfesih» sayıldığı bildirilmişse de, «ticaret sicil» «kaydının» «terkin» edilmediği anlaşılmaktadır.
Davalı ..., şirketin esas sermayesinin 500 TL olduğunu, şirket sermayesinin zorunlu miktara yükseltilmediğinden 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca davalı şirketin «münfesih» sayıldığını ve bu durumun davalı şirkete 04.04.2014 tarihli yazı ile bildirildiğini beyan etmiştir.
Kaldı ki, «ortaklar kurulu» kararı 15.01.2014 tarihinde alınmış olup sonrasında «terkin» edilmiş olsa bile bu husus dava açılmasındaki «hukuki yararı» bertaraf etmez.
Benzer bu karardaMahkemece davanın «ihyası» istenen şirket ortaklarına açılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil Müdürlüğü yazılarında, ihyası istenen şirketin 31.12.1998 tarihinde «münfesih» sayıldığı ancak «tasfiye» işlemlerinin gerçekleştirilmediği, bu nedenle sicil «kaydının» açık olduğu ve geçici 7. maddeye göre münfesih sayıldığından «resen terk» olduğuna ilişkin çelişkili bilgiler verilmiştir.
Bu durumda «ihyası» talep edilen şirketin «sicilden terkin» edilip edilmediği, terkin edildiyse «tasfiye» işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, terkinin hangi yasal «sebebe» dayandırıldığı hususları araştırılmadan «eksik incelemeyle» yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. -/-
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · ek tasfiye · dava sebebi · husumet
Benzer bu karardaŞirketin «ihyası» davalarında, ihyası istenen «şirketin tasfiyesinin» TTK’nin geçici 7. maddesi hükümlerine göre yapılması halinde Ticaret Sicil Müdürlüklerine, TTK’nin 529 ve devamı maddelerince yapılması halinde ise Ticaret Sicil Müdürlüğünün yanında «tasfiye» memuruna da «husumet» yöneltilmesi gerekmektedir.
Bu durumda «ihyası» talep edilen şirketin «sicilden terkin» edilip edilmediği, terkin edildiyse «tasfiye» işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, terkinin hangi yasal «sebebe» dayandırıldığı hususları araştırılmadan «eksik incelemeyle» yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. -/-
Mahkemece davanın «ihyası» istenen şirket ortaklarına açılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil Müdürlüğü yazılarında, ihyası istenen şirketin 31.12.1998 tarihinde «münfesih» sayıldığı ancak «tasfiye» işlemlerinin gerçekleştirilmediği, bu nedenle sicil «kaydının» açık olduğu ve geçici 7. maddeye göre münfesih sayıldığından «resen terk» olduğuna ilişkin çelişkili bilgiler verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «ihyası» talep edilen şirket ortaklarına açılması gerektiği gerekçesiyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5593 E. 2015/13028 K.
Ortak:infisah
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6103 sayılı Kanun'un 20/1 maddesine göre TTK'nın yürürlüğe girmesini müteakip üç yıl içinde «limited şirketlerin» sermayelerini Kanun'da öngörülen miktara yükseltmeleri gerektiği, aksi halde sürenin sonunda «infisah» etmiş sayılacakları, anılı maddeye göre bu sürenin sonunun 14.02.2014 olduğu, davalı şirketin 500,00 TL olan sermayesini bu tarihe kadar 10.000,00 TL'ye yükseltmediğinden infisah etmiş olduğu, dava tarihi itibariyle infisah etmiş davalı şirket hakkında işbu davanın açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; ayrıca 19.06.2015 tarihli karar ile, davacı vekilinin «ihtiyati tedbirin kaldırılmasına» yönelik olarak itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi dava tarihinde davalı şirket «infisah» etmiş olduğundan dava açılmasında «hukuki yarar» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; daha öncesinde davanın reddine dair verilen kararın davalı vekilinin temyizi üzerine “....«infisahi» şartın gerçekleşmesiyle sözleşmenin hükümsüz olacağı, infisahi şartın gerçekleştiği tarihe kadar sözleşmenin geçerli hüküm ve sonuçları doğuracağı nazara alınarak bozucu şartın gerçekleştiği ana kadar geçen sürede tarafların borç ve alacaklarının belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği” belirtilmek suretiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişiden ek rapor alınması yoluna gidildiği, 27.10.2004 tarihinde davacının davalıya üç «bölüm» «teslim» ettiği bölüm başına 17.210,00 TL'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davada «ıslah» da gözetilerek üç bölüme ilişkin toplam 51.630,00 TL'nin «ihtarname» ile davalının «temerrüde» düşürüldüğü 16.5.2006 tarihinden itibaren değişir oranlarda ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sair talepler yönünden bozma bulunmaması nedeniyle yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü · ıslah · ihtarname · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; daha öncesinde davanın reddine dair verilen kararın davalı vekilinin temyizi üzerine “....«infisahi» şartın gerçekleşmesiyle sözleşmenin hükümsüz olacağı, infisahi şartın gerçekleştiği tarihe kadar sözleşmenin geçerli hüküm ve sonuçları doğuracağı nazara alınarak bozucu şartın gerçekleştiği ana kadar geçen sürede tarafların borç ve alacaklarının belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği” belirtilmek suretiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişiden ek rapor alınması yoluna gidildiği, 27.10.2004 tarihinde davacının davalıya üç «bölüm» «teslim» ettiği bölüm başına 17.210,00 TL'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davada «ıslah» da gözetilerek üç bölüme ilişkin toplam 51.630,00 TL'nin «ihtarname» ile davalının «temerrüde» düşürüldüğü 16.5.2006 tarihinden itibaren değişir oranlarda ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sair talepler yönünden bozma bulunmaması nedeniyle yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/10799 E. , 2016/9672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/11/2014 tarih ve 2014/187-2014/551 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili, dava dışı ... ile ...'ın davalı şirketin ortakları olduğunu, davalı şirketin 15.01.2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısının 2014/2 sayılı kararı ile ...’ın münferiden imzası ile temsile yetkili müdür olarak seçildiğini, müvekkili şirketin yetkilisinin .... olduğu halde, ortaklar kurulu toplantısında müvekkili şirket adına imza atma yetkisi olmayan dava dışı kişi tarafından imza atıldığını, bu nedenle ortaklar kurulu toplantısının “yok” hükmünde olduğunu ileri sürerek, 15.01.2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan 1 ve 2 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ayrıca 11.05.2015 tarihli tedbirin kaldırılması kararının kaldırılmasına ve tedbirin hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı şirketin 500,00 TL olan sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle münfesih sayıldığını savunarak, davanın reddini istemiş; diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6103 sayılı Kanun'un 20/1 maddesine göre TTK'nın yürürlüğe girmesini müteakip üç yıl içinde limited şirketlerin sermayelerini Kanun'da öngörülen miktara yükseltmeleri gerektiği, aksi halde sürenin sonunda infisah etmiş sayılacakları, anılı maddeye göre bu sürenin sonunun 14.02.2014 olduğu, davalı şirketin 500,00 TL olan sermayesini bu tarihe kadar 10.000,00 TL'ye yükseltmediğinden infisah etmiş olduğu, dava tarihi itibariyle infisah etmiş davalı şirket hakkında işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; ayrıca 19.06.2015 tarihli karar ile, davacı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik olarak itirazının reddine karar verilmiştir.
Kararı ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik itiraz üzerine verilen kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ortaklar genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi dava tarihinde davalı şirket infisah etmiş olduğundan dava açılmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ..., şirketin esas sermayesinin 500 TL olduğunu, şirket sermayesinin zorunlu miktara yükseltilmediğinden 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca davalı şirketin münfesih sayıldığını ve bu durumun davalı şirkete 04.04.2014 tarihli yazı ile bildirildiğini beyan etmiştir. Ancak, davalı şirketin münfesih sayıldığı bildirilmişse de, ticaret sicil kaydının terkin edilmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, ortaklar kurulu kararı 15.01.2014 tarihinde alınmış olup sonrasında terkin edilmiş olsa bile bu husus dava açılmasındaki hukuki yararı bertaraf etmez.
Bu durumda, dava tarihi itibariyle dava açılmasında hukuki yarar bulunduğunun kabulü ile işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-İhtiyati tedbir isteminin kısmen kaldırılmasına itraz üzerine verilen 15.05.2015 tarihli ek karar ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
21.02.2014 gün ve 2013/1 E. - 2014/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararına göre bu tür kararların temyizi mümkün olmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/330982500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz