Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/12365 E. 2017/648 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap bakiyesi↗ faturanın tebliği↗ ticari defter ibrazı↗ isticvap↗ mazeret↗ yemin teklifi↗ cari hesap↗ yemin↗ ikrar↗ kesin süre↗ muvafakat↗ ticari defter↗ fatura↗ ek tasfiye↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıya turizm hizmeti verdiğini, ancak davalının cari hesap bakiyesini ödemediğini iddia ederek dava açtığı, alacağın dayanağının davalı adına düzenlenmiş 13 adet faturadan kaynaklı olup, bu faturaların davalı adına davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi Yiğit Bulut'un asistanı olan ... isimli şahsa teslim edildiğinin ileri sürüldüğü, davalının davaya cevap vermediği ancak isticvap davetiyesi üzerine duruşmaya katılan davalı şirket tasfiye memurunun taraflar arasında turizm hizmeti alınmasına dair ticari ilişki bulunmakla birlikte alacağın dayanağını oluşturan faturalar kapsamı hizmetin alınmadığını, ... isminde davalı şirket çalışanı olmadığını beyan ettiği, dosyada toplanan deliller itibariyle ve ...'un kendi beyanı ile davacının dayandığı faturaların teslimine dair 08/05/2008 tarihli belgedeki imza bu şahsa ait olmakla birlikte ...'un davalı şirket çalışanı olmadığı gibi bir an faturaların bu şahsa verilmiş olduğu kabul edilse dahi faturanın tebliğinin tek başına hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığı, davacının fatura kapsamı hizmetleri verdiğini sunulan deliller itibariyle ispatlayamadığını, davacı vekilince sunulan bila tarihli dilekçe ile fatura içeriklerinin uçak bilet bedelleri, otel konaklamaları gibi hizmetlere ilişkin olması ve bu hizmetlerin davalı şirket vekili Av.... ve ... tarafından kullanılmış olması itibariyle çağrılıp dinlenmeleri talep edilmiş ise de davalı vekilince iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediği beyan edildiği, bu beyanın kabul edilmediği ve bu nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında turizm hizmetine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle faturaların davalının yetkilisine tebliğ edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve değerlendirme yeterli olmamıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 219. maddesi "Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar." hükmünü haizdir. Bu madde uyarınca taraflar ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Mahkemece verilen kesin süre üzerine davalı tarafça ticari defter ve belgeler sunulmamıştır. Davacı tarafın usulüne uygun olarak tuttuğu ticari defterler dosyaya sunulmuş ve davaya konu alacağa ilişkin 9 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. HMK'nın 220. maddesi "İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haizdir. HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın, kendisine verilen sürede ibraz etmemesi halinde mahkemenin, belgenin içeriğine göre diğer tarafın beyanını kabul edebileceği hükmü yer almaktadır. Mahkemece HMK'nın ticari defterlerle ispata ilişkin madde hükümleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2911 E. 2020/792 K.
Ortak:mazeret · yemin teklifi · yemin · ikrar · kesin süre · muvafakat · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… n belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer taraf …
Mahkemece verilen «kesin süre» üzerine davalı tarafça «ticari defter» ve belgeler sunulmamıştır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıya turizm hizmeti verdiğini, ancak davalının «cari hesap bakiyesini» ödemediğini iddia ederek dava açtığı, alacağın dayanağının davalı adına düzenlenmiş 13 adet faturadan kaynaklı olup, bu faturaların davalı adına davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi Yiğit Bulut'un asistanı olan ... isimli şahsa «teslim» edildiğinin ileri sürüldüğü, davalının davaya cevap vermediği ancak «isticvap» davetiyesi üzerine duruşmaya katılan davalı şirket «tasfiye» memurunun taraflar arasında turizm hizmeti alınmasına dair ticari ilişki bulunmakla birlikte alacağın dayanağını oluşturan faturalar kapsamı hizmetin alınmadığını, ... isminde davalı şirket çalışanı olmadığını beyan ettiği, dosyada toplanan deliller itibariyle ve ...'un kendi beyanı ile davacının dayandığı faturaların teslimine dair 08/05/2008 tarihli belgedeki imza bu şahsa ait olmakla birlikte ...'un davalı şirket çalışanı olmadığı gibi bir an faturaların bu şahsa verilmiş olduğu kabul edilse dahi «faturanın tebliğinin» tek başına hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığı, davacının «fatura» kapsamı hizmetleri verdiğini sunulan deliller itibariyle ispatlayamadığını, davacı vekilince sunulan bila tarihli dilekçe ile fatura içeriklerinin uçak bilet bedelleri, otel konaklamaları gibi hizmetlere ilişkin olması ve bu hizmetlerin davalı şirket vekili Av.... ve ... tarafından kullanılmış olması itibariyle çağrılıp dinlenmeleri talep edilmiş ise de davalı vekilince iddianın genişletilmesine «muvafakat» edilmediği beyan edildiği, bu beyanın kabul edilmediği ve bu nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, «limited şirket» hisse devir işleminin «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemine ilişkin olduğu, davaya konu hisse devirleri 08.12.2006 tarihinde yapıldığından somut olaya mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinin uygulanması gerektiği, anılan Yasa hükmü uyarınca, «limited şirket hisse devrinin» gerçekleşmesi için devrin noterde yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların devre «muvafakat» etmesi ve ayrıca devrin şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği aksi taktirde «pay devrinin» şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında dahi hükümsüz olacağı, somut olayda, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin pay defterine işlendiğini ispata yarar delil «ibraz» etmedikleri, bu nedenle devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri eksik olduğundan pay devrinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmi …
Mahkemece, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin şirket «pay defterine» işlendiğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmediği, mülga TTK’nın 520. maddesi uyarınca, şirket pay defterine işlenmeyen «hisse devrinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı Yasa’nın 220. maddesi ise, “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket hisse devri · pay devri · ticaret sicili tescili · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · ticaret sicili
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, «limited şirket» hisse devir işleminin «ticaret siciline tescil» ve «ilanı» istemine ilişkin olduğu, davaya konu hisse devirleri 08.12.2006 tarihinde yapıldığından somut olaya mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinin uygulanması gerektiği, anılan Yasa hükmü uyarınca, «limited şirket hisse devrinin» gerçekleşmesi için devrin noterde yapılması, esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip ortakların devre «muvafakat» etmesi ve ayrıca devrin şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği aksi taktirde «pay devrinin» şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında dahi hükümsüz olacağı, somut olayda, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin pay defterine işlendiğini ispata yarar delil «ibraz» etmedikleri, bu nedenle devrin tamamlanması için gerekli işlemlerden biri eksik olduğundan pay devrinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmi …
Dava, noterde düzenlenen «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» uyarınca şirket hisse devir ve müdür atama kararının tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların verilen «kesin süreye» rağmen devrin şirket «pay defterine» işlendiğine ilişkin belgeleri «ibraz» etmediği, mülga TTK’nın 520. maddesi uyarınca, şirket pay defterine işlenmeyen «hisse devrinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin, şirket «pay defterine» işlenmeyen «hisse devrinin» geçerli bir devir olarak kabul edilemeyeceği şeklindeki gerekçesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/997 E. 2017/101 K.
Ortak:mazeret · yemin · ikrar · kesin süre · ticari defter · ibraz · teslim · kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz kararda… n belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer taraf …
Mahkemece verilen «kesin süre» üzerine davalı tarafça «ticari defter» ve belgeler sunulmamıştır.
HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaHMK'nın 220. maddesi uyarınca, «ibrazı» istenen belgenin («ticari defterlerin»), ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda anılan hususlar araştırılarak şirketin önceki müdürü olan davacıya «ticari defter» ve kayıtların «ibrazı» için «kesin süre» verilerek sonrasında 6100 sayılı HMK'nın 219. vd. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · kayyım · şirket müdürü · kötüniyet tazminatı · icra takibine itiraz · yetki · asıl alacak · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirketten ödenmemiş 53 aylık ücret alacağı bulunduğu ve kendisine verilen «yetki» çerçevesinde yaptığı belgeye dayalı harcamaların 13.587,82 TL olduğunun tespit edildiği, ayrıca alacağın likit olmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen iptali ile takibin 53.337,82 TL «asıl alacak» üzerinden devamına, tarafların icra inkar ve «kötüniyet tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «şirket müdürü» tarafından ücret ve diğer alacağa yönelik başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, davacıdan sonra davalı şirkete «kayyım» olarak atanan ve daha sonra görevi sona eren ... da 20.03.2013 tarihli celsede davacı tarafından şirketin «defter» ve kayıtlarının kendisine «teslim» edilmediğini beyan etmiştir.
Davacı ise davalı savunması karşısında şirketin «defter» ve kayıtlarının kendisinde olup olmadığı hususunda sükut etmiş, mahkemece bu hususta hiçbir araştırma yapılmadan ve davalının «delilleri toplanmadan» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4501 E. 2020/2142 K.
Ortak:mazeret · yemin · ikrar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm · e-defter
İncelediğiniz kararda… n belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer taraf …
Mahkemece verilen «kesin süre» üzerine davalı tarafça «ticari defter» ve belgeler sunulmamıştır.
HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak 16.02.2016 tarihli celse davalı vekiline 09/07/2008 tarihi öncesi «pay defterini» sunması için «kesin süre» verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde işlemi yapma hakkının ortadan kalkacağı, pay defterinin şirket tarafından tutulması gereken defterlerden olması, davacı tarafın delil olarak pay defterini göstermesi nedeniyle davacı tarafın pay defterine ilişkin iddialarını ispat etmiş sayılacağı ve davaya bu doğrultuda devam edileceğinin «ihtarına» karar verilmiş, davalı taraf ihtara rağmen söz konusu pay defterini dosyaya «ibraz» etmemiştir.
… ürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 219. maddesi “taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorundadırlar" hükmünü, 220. maddesi ise "ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için «kesin» bir süre verir.
Belgeyi «ibraz» etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen «yemini» kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir” hükmünü düzenlemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devrinin tescili · müdürün azli · pay defterine kayıt · pay devri · şirket müdürü · ara karar · pay defteri · ispat yükü
Benzer bu karardaDava, «pay devrinin» «pay devrine tescilinin» tespiti, «şirket müdürlerinin azli» ile sermaye ve kâr «payının» tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davada «ispat yükünün» davacıda olduğu, salt «ara» karar kurulması nedeniyle ispat yükünün davacıdan davalıya geçtiğinden bahsedilemeyeceği, davalı vekilince davacının dava dışı ...'tan hisseleri devraldıktan sonra kardeş olan davacı ile dava dışı ...'ın devirden vazgeçtiklerini ve dava dışı ...'ın hisselerini diğer ortaklara devrettiğinin beyan edildiği, karar «defterindeki» 30 nolu kararda ...'ın hisselerini diğer şirket ortaklarına devrettiğinin görüldüğü ve bu «kaydın» davalı vekilinin beyanını destekler nitelikte olduğu, «pay defterine kayıt» yapıldığına dair davacı tarafça başka bir delil sunulamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak 16.02.2016 tarihli celse davalı vekiline 09/07/2008 tarihi öncesi «pay defterini» sunması için «kesin süre» verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde işlemi yapma hakkının ortadan kalkacağı, pay defterinin şirket tarafından tutulması gereken defterlerden olması, davacı tarafın delil olarak pay defterini göstermesi nedeniyle davacı tarafın pay defterine ilişkin iddialarını ispat etmiş sayılacağı ve davaya bu doğrultuda devam edileceğinin «ihtarına» karar verilmiş, davalı taraf ihtara rağmen söz konusu pay defterini dosyaya «ibraz» etmemiştir.
Bu durumda mahkemece kural olarak şirket «pay defterinin» davalı şirkette olması gerektiği ve buna göre pay defterinin «ibrazının» davacı taraftan beklenmesinin doğru olmadığı kabul edilerek yukarıda açıklanan Yasa hükümleri nazara alınarak değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilm …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2566 E. 2010/7870 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaDava, yangın «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, Poliçe Genel Şartlarının Hasar ve Tazminatın Sonuçları başlıklı B.8.1 maddesi "Sigortacı kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç bir ay içerisinde «sigorta ettirene»/sigortalıya ödemek zorundadır." hükmünü haizdir.
Bu bağlamda, mahkemece, davalının «temerrüdünün» Dairemiz bozma ilamında belirtien hükümler çerçevesinde saptanıp, belirlenmesi ve belirlenen bu tarihten itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi gerekirken yukarıda anılan hükme yanlış anlam yüklenerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3960 E. 2025/2432 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · yemin teklifi · yemin · ikrar · kesin süre · ticari defter · ibraz
İncelediğiniz kararda… n belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer taraf …
HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir.
Mahkemece verilen «kesin süre» üzerine davalı tarafça «ticari defter» ve belgeler sunulmamıştır.
Benzer bu karardaDavacı, iddiasını ispat etmek için delil olarak davalının «ticari defterlerine» de dayanmış olup; HMK'nın 220. maddesi; "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haiz olup, aynı Kanun'un 222. maddesinde ise; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olm …
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi vererek «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandıklarını bildirdiği, ancak karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmanın delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerektiği, davacının bildirmiş olduğu tüm «delilleri toplanıp» incelendikten sonra iddiasını ya da savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak «tahkikat» aşamasında karşı tarafın «ticari defterlerini delil» olarak kabul edeceğini beyan etmenin bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemeyeceği, keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra, kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra, karşı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacağı, eldeki uyuşmazlıkta «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının dayandığı «havale» makbuzlarının iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan «karine» gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardan sayıldığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın senetle ispatlanması gerektiği, bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» başvurulmayacağının da duruşmada beyan edildiği, sonuç olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Bu şartlara uygun olarak tutulan «defterlerdeki» sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.23 (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları», sahibi «aleyhine delil» olur. (5) Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hususları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter delili · alacağın likit olması · kesin mehil · aleyhe delil · ihtarat · ticari defter incelemesi · delillerin toplanmaması · ek mehil
Benzer bu karardaSomut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmış, 17.01.2019 tarihli «ara» karar kapsamında «bilirkişilerce inceleme» yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin «ticari defterleri incelemeye» «ibraz» etmekten kaçındığı belirtilerek davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, davalının ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3. maddesi uyarınca bu maddede belirtilen husus «ihtar» edilerek «kesin mehil» verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından davalı defterlerinin bilirkişiye incelettirilerek sonucuna g …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının «ıslah» dilekçesi ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222/5. hükmü gereğince delil olarak «münhasıran» davalı tarafın «ticari defterlerine» dayandığı, davalının «ihtaratlı» davetiyeye rağmen ticari defterlerin ibrazdan kaçındığı, bu nedenle davacının iddiasını ispat ettiği, davalıdan talep etmiş olduğu miktar kadar alacaklı olduğunun kabul edildiği, «alacağın likit olması» nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 616.000,00 TL üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 123.200,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi vererek «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandıklarını bildirdiği, ancak karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanmanın delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerektiği, davacının bildirmiş olduğu tüm «delilleri toplanıp» incelendikten sonra iddiasını ya da savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak «tahkikat» aşamasında karşı tarafın «ticari defterlerini delil» olarak kabul edeceğini beyan etmenin bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemeyeceği, keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra, kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra, karşı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacağı, eldeki uyuşmazlıkta «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının dayandığı «havale» makbuzlarının iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan «karine» gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardan sayıldığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın senetle ispatlanması gerektiği, bu konuda herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» başvurulmayacağının da duruşmada beyan edildiği, sonuç olarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
İhtaratlı «kesin mehile» rağmen, «ticari defter» ve kayıtların sunulmaması halinde, belirtilen madde hükümlerine göre davanın esası değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2224 E. 2023/5950 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · mazeret · yemin · kesin süre · ticari defter · ibraz · teslim · kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz kararda… n belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu «ikrar» ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin «ibrazı» için «kesin» bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin «yemin teklif» edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer taraf …
Mahkemece verilen «kesin süre» üzerine davalı tarafça «ticari defter» ve belgeler sunulmamıştır.
HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 29.11.2018 tarihli celsede davalı vekiline «ticari defterlerini» sunması için «kesin süre» verilmiş, ancak «ticari defterlerini ibraz» etmez ise kendi ticari defterlerine dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı «ihtar» edilmiş ve davalı vekili tarafından ticari defterler ibraz edilmemiştir.
Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Anılan Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin satış karinesi · çekin bedelsizliği · delil değerlendirmesi · yemin delili · ticari defter ve kayıtlar · yazılı delil · ticari defter kayıtları · satış sözleşmesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davacının «çekin bedelsiz» kaldığı, avans olarak verilmesine rağmen malların «teslim» edilmediğine dair «yazılı delil» ortaya koyulmadığı gibi «yemin deliline» de dayanılmadığına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı v …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili her ne kadar açtığı davayı «sebepsiz zenginleşme» olarak nitelendirmişse de davaya konu çeklerin mal alımı için verildiğinin ihtilaf konusu olmadığı, ortada haklı bir sebep olmaksızın borç olmayan bir ödeme söz konusu olmadığından talebin sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davanın taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinden kaynaklanan «alacak davası» olduğu, «satış sözleşmesinde» tarafların edimlerini aksine anlaşma olmadığı takdirde, aynı anda «ifa» etmeleri kural olduğundan, «peşin satış karinesi» uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal «teslim» edilmediğini yazılı delillerle ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan «ticari defter kayıtlarının» sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/12365 E. , 2017/648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2014/1609-2014/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin müvekkilden çeşitli turizm hizmetleri aldığını, karşılığında cari hesap bakiyesini ödemediğini, davalının hakkında başlatılmış ...
12. İcra Müdürlüğü' nün 2009/36846 E. sayılı icra takibine itiraz ederek durdurduğunu, davalı şirketin müvekkile olan borcunun halen aynı şekilde devam ettiğini, alacağın icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren 10 gün sonrasından başlayacak şekilde işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsili yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiş.
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıya turizm hizmeti verdiğini, ancak davalının cari hesap bakiyesini ödemediğini iddia ederek dava açtığı, alacağın dayanağının davalı adına düzenlenmiş 13 adet faturadan kaynaklı olup, bu faturaların davalı adına davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi Yiğit Bulut'un asistanı olan ... isimli şahsa teslim edildiğinin ileri sürüldüğü, davalının davaya cevap vermediği ancak isticvap davetiyesi üzerine duruşmaya katılan davalı şirket tasfiye memurunun taraflar arasında turizm hizmeti alınmasına dair ticari ilişki bulunmakla birlikte alacağın dayanağını oluşturan faturalar kapsamı hizmetin alınmadığını, ... isminde davalı şirket çalışanı olmadığını beyan ettiği, dosyada toplanan deliller itibariyle ve ...'un kendi beyanı ile davacının dayandığı faturaların teslimine dair 08/05/2008 tarihli belgedeki imza bu şahsa ait olmakla birlikte ...'un davalı şirket çalışanı olmadığı gibi bir an faturaların bu şahsa verilmiş olduğu kabul edilse dahi faturanın tebliğinin tek başına hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığı, davacının fatura kapsamı hizmetleri verdiğini sunulan deliller itibariyle ispatlayamadığını, davacı vekilince sunulan bila tarihli dilekçe ile fatura içeriklerinin uçak bilet bedelleri, otel konaklamaları gibi hizmetlere ilişkin olması ve bu hizmetlerin davalı şirket vekili Av....
ve ... tarafından kullanılmış olması itibariyle çağrılıp dinlenmeleri talep edilmiş ise de davalı vekilince iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediği beyan edildiği, bu beyanın kabul edilmediği ve bu nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında turizm hizmetine ilişkin alacak davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle faturaların davalının yetkilisine tebliğ edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve değerlendirme yeterli olmamıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 219. maddesi "Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar." hükmünü haizdir. Bu madde uyarınca taraflar ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Mahkemece verilen kesin süre üzerine davalı tarafça ticari defter ve belgeler sunulmamıştır. Davacı tarafın usulüne uygun olarak tuttuğu ticari defterler dosyaya sunulmuş ve davaya konu alacağa ilişkin 9 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiştir.
HMK'nın 220. maddesi "İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haizdir.
HMK'nın bu maddesinde, bir tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçları düzenlenmiştir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın, kendisine verilen sürede ibraz etmemesi halinde mahkemenin, belgenin içeriğine göre diğer tarafın beyanını kabul edebileceği hükmü yer almaktadır. Mahkemece HMK'nın ticari defterlerle ispata ilişkin madde hükümleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318081800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz